left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Çarşamba, 22 Kasım 2017
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
9 - 12 Mart 68 Hareketinin Söndürülüşü, Gençliğinin Katledilişi Yazdır E-posta
Yazar Tuncay Çelen   
Çarşamba, 06 Nisan 2005

Genç Türkiye Cumhuriyetinin kısa tarihi; türlü entrika ve oyunlarla ilerici ve devrimci hareketlerin, yolundan saptırılması, sistemin denetimine sokulması ve yok edilmesiyle sonuçlanan olaylarla doludur. Tüm bu “oyunlar” gözlerimizin önünde gerçekleştirilmiş, aynı süreç defalarca tekrarlanmış olmasına rağmen, olayların yeterince değerlendirilip, gerekli dersler çıkarılmamıştır. Bunun sonucu olarak karşı güçler hakkında gerekli bilgiler değerlendirmeler yapılmadan; bu güçlerin daha önceki benzer durumlarda uyguladığı yöntemler, taktikler, “oyunlar” göz önüne alınmadan girişilen hareketler başarısızlığa uğratılmış ve karşı güçlerce kendi çıkarlarına zarar vermeyecek yönlere saptırılarak gerçek amacından kısa sürede uzaklaştırılmıştır.

Devamını oku...
 
Kızıldere Yazdır E-posta
Yazar Tuncay Çelen   
Çarşamba, 06 Nisan 2005

"Toprakta, tohumda hakça" diyerek, isyan eden ve isyanlarıyla Selçuklu Devleti'nin sonunu getiren Baba İshak'ları, Baba İlyas'ları ; "Ferman padişahın dağlar bizimdir", diyerek, zalime başkaldıran, dağları dost bilen, boyun eğmeyi değil, isyanı seçen Dadaloğlu'nu bağrına bastığı gibi.

Kızıldere’ye türküler yakıyordu, Anadolu halkı; İnancı için ölümü kucaklayan ve "Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan" diyen Pir Sultan Abdal'ların yaktığı türküler gibi.

Devamını oku...
 
Kürtler Rüzgarın Savurdukları ! Yazdır E-posta
Yazar Candemir Sipahi   
Salı, 05 Nisan 2005

1514 yılı, ağustos ayının son haftasına girilmişti. O gün kuşların ve ağustos böceklerinin ötmediği bir gündü. Osmanlı ordusunun sağ kanadına Safevi süvarileri saldırıyordu, başlarında Şah İsmail’in sağ kolu Mehmet Han Ustaclu vardı. “Çabuk takviye!” diye bağırdı Sultan Selim.“Merak buyurmayınız sultanım” dedi sadrazamı Hersekzade Ahmet Paşa ve devam etti ; “Emir Şeref kulunuzun Kürt birlikleri ihtiyatta bekliyorlar”. Gerçektende Anadolu beylerbeyi Sinan Paşa komutasındaki Anadolu ve Karaman birlikleriyle beraber savaşan Kürt’lerin de yardımıyla sağ kanattaki Safevi saldırısı durduruldu ve yoğun top ateşi Mehmet Han Ustaclu’nun işini bitirdi. Artık bütün güç soldan saldıran Şah İsmail’in üzerine gönderilecek ve Şah Tebriz’e kadar arkasına bakmadan kaçmak zorunda kalacaktı. Artık Osmanlılar’a Bağdat yolu gözükmüş, emir Şeref’de kendisini zindana attıran Şah İsmail’den öcünü almıştı.

Devamını oku...
 
Bayrak Provokasyonunun Düşündürdükleri ve Demokratik Toplum Hareketinin Kısa Eleştirisi Yazdır E-posta
Yazar M. Toros Gürkaya   
Salı, 05 Nisan 2005

“İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar “ diyordu Marks, “ ama kendi keyfiyetlerine göre, kendi seçtikleri koşullar içinde yapmazlar, doğrudan veri olan geçmişten kalan koşullar içinde yaparlar “ diye eklemeyi de ihmal etmiyordu.

Dünyada burjuva araştırmacıların önemli bir kısmının dahi hak verdiği bu toplum-bilimsel yaklaşımı Demokratik Toplum Hareketi Oluşumu (D.T.H.) başlangıcından bu yana unutmuş göründü.

Ama tarih Ortadoğu gibi geniş bir coğrafya içinde yazılmak istenince ne yazık ki, bölgenin Kürt aşiret ilişkileri üzerine çöreklenmiş ilkel milliyetçiliğinin olanca ağırlığı D.T.H. yöneticilerinin beyinlerinin üzerine bir dağ gibi çöküverdi.

Devamını oku...
 
Yeni Oportünizm Ve Demokratik Cumhuriyet Yazdır E-posta
Yazar M. Toros Gürkaya   
Salı, 05 Nisan 2005

Bilindiği üzere son zamanlarda ülkemizde Kürt meselesi yalnızca Türkiye solunda değil, aynı zamanda burjuva saflarda da dikkatleri çeken ölçülerde üzerinde tartışmaların yapıldığı belirgin bir durum kazandı. Bunun başlıca nedeni Kürt hareketinin ulusallaşmadan sınıfsallaşmaya doğru bir değişim içerisine giriyor bulunmasıdır. Kürt halkı, Türk halkıyla içselleşen tarihsel barışçıllığını yeniden bilinç düzeyine çıkarttıkça ve bunu daha da derinleştirmeyi düşündükçe, yoksul emekçilerden yana safını daha da belirginleştiriyor. Demokratik Cumhuriyet açılımının aynı zamanda ülke genelinde sınıfsal mücadelede yaşanan tıkanmanın önünün açılmasında sahip olduğu dinamiğin itici gücü ve ivmesiyle devrimci saflardaki tutku, ...

Devamını oku...
 
Duyuru Yazdır E-posta
Yazar Ümit Özbek   
Salı, 05 Nisan 2005

“.....Bir günler, bey takımı arasında avcılık tutkusu pek yaygınmış Fransa’da. Attığını vurmak kolay değil, boşa atmak da heves kırıcı ya; ormanlarda, daha kuşlar yumurtadayken, geniş alanlar üstüne ağ gererlermiş. Uçuş denemelerine başlayıp da yükselince ağlara çarpıp düşe havalana büyüyen kuşlar öylesine koşullanırlarmış ki, av mevsimi gelip de ağlar kaldırılınca belirli yüksekliğin üstüne uçamazlar, kolayca vurulurlarmış.

Devamını oku...
 
Fethi Gürcan'ın Harbiyelileri Yazdır E-posta
Yazar Ümit Özbek   
Salı, 05 Nisan 2005

Ömer Gürcan; 27 Haziran 1964’de idam edilen, 21 mayıs 1963 direnişinin Şövalye Ruhlu İhtilalcisi Süvari Binbaşısı Fethi Gürcan’ın 4 çocuğundan biri.. 56 yaşında. O da bir “süvari” ve o da bir “muhalif”.1966 yılında ODTÜ Elektrik Mühendisliği bölümüne girdi.Aynı yıl ODTÜ’de askeri öğrenci bursunu kazandı. Resmi üniformasını giydikten on beş gün sonra, ordu üst yönetimi tarafından, “Fethi Gürcan’ın oğlu” olduğu gerekçesi ile bursu iptal edildi.Bir yılı aşkın hukuk mücadelesinin ardından Danıştay kararıyla tekrar askeri öğrenci oldu. 12 Mart Askeri Muhtırası’ndan sonra askeri öğrencilikten yeniden çıkarıldı. Öğrenimini sivil olarak tamamladı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra. babasının kader arkadaşı, idam kararı Meclis’ten dönen Em.Ütğm. Erol Dinçer’le birlikte, “ordu içinde örgütlenmek” iddiasıyla gözaltına alındı.

Devamını oku...
 
Bayrağa Sevgi, Kürtlere Nefret Yazdır E-posta
Yazar Rahmi Yıldırım   
Cuma, 25 Mart 2005

Mersin'deki Nevruz kutlamalarında Türk bayrağını yere çalan, yakmaya çalışan çocuklar yakalanıp hapse atıldı.

Çocuklar bu densizliği kendileri mi akıl ettiler? Yoksa birileri mi akıl verip ellerine bayrak tutuşturdu, yani olay 6-7 Eylül türünden provokasyon mudur, artık mahkemelerin bileceği iş.

Bu aşamada öncelikle tedirginlik duyulması gereken nokta, Türk-Kürt kardeşliğinin onulması çok zor bir yara aldığı; dahası, kardeşliğin yerini düşmanlığın almakta olduğu. 

Devamını oku...
 
Cami Duvarına Gidenler Yazdır E-posta
Yazar Vural Abaza   
Perşembe, 24 Mart 2005

Eceli gelen, cami duvarına gider, derler. Bu söz, Takiyyecilerin durumuna çok uymaktadır.


Bilindiği gibi 1.Cihan harbinden sonra Anadolu; Yunan, İngiliz, İtalyan ve Fransız orduları tarafından işgal edilmişti. Düşmanı Ekmek ve Tuz ile karşılayarak, evlerini işgal komutanlarına açan, ülkeyi düşman generallerine peşkeş çekip, “Kuvay-i Milliyeciler” hakkında ölüm Fetvaları çıkartanlar; bu Takiyyecilerin dedeleriydi. Bunlar; Namus ve Vatan için, savaşan “Kuvay-i Milliyeciler” her yöntemi kullanarak saldırmışlardır. Fakat sonunda “Kuvay-i Milliyeciler” düşmanı tepelemiş, bu hainlerin de başlarını ezmişti..

Devamını oku...
 
Çilingir Sofrasına Sabotaj Yazdır E-posta
Yazar Rahmi Yıldırım   
Cuma, 11 Mart 2005

Ehli keyfin sofrası çilingir sofrası olarak biliniyor.

Çilingir sofralarında anlatılan bir efsaneye göre, bu deyim Osmanlı döneminden kalmış. Osmanlı sarayında padişaha sunulacak yemeği önceden tadan görevlilere, Farsça bir sözcükle çeşnigir deniyor. Çeşnigirin tadına bakacağı yemekler küçük tabaklarda önüne geliyor. İşte tadımlık yemeklerin bulunduğu bu sofraya çeşnigir sofrası deniyor.

Rakı sofraları da küçük tabaklarda -karın doyurmalık değil- tadımlık mezelerden oluştuğu için, önceleri çeşnigir sofrası olarak adlandırılmış. Sonraları bu deyimin yerini çilingir sofrası almış. 

Devamını oku...
 
İsmin Ne Önemi Var ? Yazdır E-posta
Yazar Rahmi Yıldırım   
Cuma, 28 Mayıs 2004

İnsan kendisini ne kadar özgür sayarsa saysın, özgürlüğü sınırsız değil. Filozofların çoğunluğu "insan dünyaya özgür doğar, ama sosyal şartlar onu köleleştirir" dese de, aslına bakılırsa insan doğarken bile özgür değildir.

Laf kalabalığı olmasın, en azından dünyaya gelip gelmeyeceğine bile başkaları karar vermiştir. Hatta bunun için verilmiş bir karar da yoktur çoğu kez.

İnsan, kendisini dünyaya getirecek olanları özgürce seçemediği gibi dünyanın neresinde doğacağını da seçemez. Dünyanın bu ülkesinde değil de öteki ülkesinde doğarken, bir fıkara barakanın alçacık tavanına ya da saray yavrusu bir villanın ışıltılı avizelerine ilk bakışlarını fırlatırken de özgür bir seçim yapmaz insan. 

Devamını oku...
 
SEYAHATNAME-İ RAHMİ ÇELEBİ (3) Yazdır E-posta
Yazar Ömer Gürcan   

BERLİN BERLİN
Berlin’i keşif gezintisinin ikinci günündeyiz.
Berlin, Kuzey Avrupa düzlüğünün ortasında kurulu bir kent. Tarihi 750 yıl öncesine uzanıyor. 15’inci yüzyılda Brandenburg beylerinin başkenti olmuş. 1871 yılında Alman birliği kurulunca imparatorluk başkentliğine terfi ederek dünya çapında önem kazanmış.
İkinci Dünya Savaşı’nda çok ağır tahribata uğrayan Berlin, Almanya gibi ikiye bölündü. Doğusu Demokratik Alman Cumhuriyeti’nin başkenti oldu. Berlin’in politika, kültür ve sanat yapıları doğuda kaldı. Kapitalist ve sosyalist bloklar arasındaki Soğuk Savaş’ın en kritik muharebelerinden birini oluşturan bölünme, 1961 yılında Doğu Alman yönetimi tarafından yükseltilen duvarla pekiştirildi. İki blok arasındaki mücadele Batı kapitalizminin zaferiyle sonuçlanınca duvar 1989 sonbaharında yıkıldı. Alman birliği yeniden kuruldu, Berlin’in bölünmüşlüğü de sona erdi.
Yeniden Almanya’nın başkenti olunca Berlin’in müzeleri, festivalleri, sanat galerileri ve üniversiteleriyle tarihsel, politik ve kültürel kimliği de yeniden ön plana çıktı

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 181 182 183 184 185 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 2209 - 2220 / 2220
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2757
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 31409795
Syndicate
 
left
Top! Top!
right