| |
|
|
HİKMET KIVILCIMLI |
|
|
|
Yazar Kaan ARSLANOGLU
|
|
Cuma, 03 Temmuz 2009 |
 AŞAĞIDA SOL (HAFTALIK DERGİ) İÇİN YAZDIĞIM HİKMET KIVILCIMLI KİTAPLARI HAKKINDAKİ TANITIM YAZIMI YAYIMLIYORUM Hikmet Kıvılcımlı Türkiye sosyalist hareketinin en üretken kuramcısı. Aynı zamanda çok özgün fikirler geliştirdiğini de bilen herkes kabul ediyor. Kıvılcımlı sadece bir yazar değil, tam bir örgüt ve eylem adamıydı. Yaşlı, orta yaşlı kuşaklarda “Doktor”u tanımayan yoktur. Kaçı kaç kitabını okumuştur, o ayrı konu. Fakat sosyalizme hizmetini, kararlılığını, özgünlüğünü, üretkenliğini takdir etmeyen azdır. Sosyal İnsan Yayınları tüm eserlerini yayımlamaya başladı. Şimdiden 20 kitap ve 8 broşür çıktı. Ustanın çalışmaları öyle çok ki, bu çaba daha bir süre devam edeceğe benziyor. Kıvılcımlı’nın sosyalist kurama en büyük katkısı Tarih Tezi. (Tarih Devrim Sosyalizm adlı kitabı). Doktor “antika tarih” adı verdiği eski dönemler tarihini “uygarlıklar” ile “barbar” kavimler arasındaki tekrarlayan savaşlara dayandırır. Şehir, tarım ve ticaret temelli gelişmiş uygarlıklar sosyal devrimlerini yapamadıkları için kaçınılmaz şekilde yozlaşırlar. Yozlaşan uygarlık henüz tarım aşamasına bile ulaşamamış göçebe barbarların saldırılarına direnemez hale gelir ve yıkılır. Barbarlar uygarlıkta geridirler, ama çok ileri oldukları bir yön vardır: İlkel komünal toplumun özelliklerini taşırlar hala. Eşitlikçi, kardeşliğe dayanan toplum yapıları, özveri ve cesaretle sağlamlaşan savaşçı kültürleri gelişmiş uygarlığı deler, parçalar, ele geçirir. Ardından muzaffer barbarların eski uygarlık kalıntıları üstünde gelişmesiyle ortaya çıkan yeni bir uygarlığa geçilir. |
|
Devamını oku...
|
|
DEMOKRASİYİ EĞİTMEK |
|
|
|
Yazar Alev ALATLI-.genbilim.com/
|
|
Salı, 30 Haziran 2009 |
|
Açık istihbarat” derler, bir toplumun sorunlarını, eğilimlerini, düşünce biçimini saptamanın yollarından birisi gündemine aldığı, tartıştığı meseleleri incelemektir. Gündemin yapay ya da güdümlü olduğunun düşünüldüğü durumlarda, toplumun rağbet ettiği kitapların türleri iyi ipuçları sayılır. Amerikan okur-yazar çevrelerinin bugünlerde “şaşırtıcı ölçülerde” rağbet ettiği iki kitaptan bir tanesi, Dr. William Bennett’in “Erdemler Kitabı,”1 diğeri .... Tocqueville’in 2 “Amerika’da Demokrasi”si. Bu kitaplara gösterilen teveccühün, Amerika Birleşik Devletlerinin 20.Yüzyılın sonlarındaki hal-i pür melâlinden kaynaklanan “dillendirilmemiş bilinçaltı tedirginlik”inden kaynaklandığı iddia ediliyor. Kitapların her ikisine de kaynaklık eden kavram “erdem teorisi” ve Tocqueville’in demokrasi çözümlemesinin temel düşüncesi. “Erdem teorisi”ne gösterilen bu büyük rağbetin nedeni, teorinin özde bir “denge” teorisi olması ve Amerikalıların son 25 yıldır kendilerini “anormal” hissediyor olmaları şeklinde açıklanıyor. “Anormallik” günlük yaşama toplumda “dengesizlik duygusu” şeklinde yansıyor. “Bu duygudan hoşlanmayan Amerikalılar, yeni bir denge arayışı içine giriyor” deniyor. 3 Erdem teorisi, bu arayışı cevaplıyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
BASIN AÇIKLAMASI |
|
|
|
Yazar SHP BASIN
|
|
Pazar, 28 Haziran 2009 |
|
SHP GENEL BAŞKANI HÜSEYİN ERGÜN: POLİTİKA DÖKÜLÜYOR SHP Merkez Yürütme Kurulu, 27 Haziran 2009 tarihinde, Genel Merkez’de toplandı. SHP Genel Başkanı Hüseyin Ergün, Merkez Yürütme Kurulu’nu açış konuşmasında; - İrtica İle Mücadele Belgesi, - Mayınlı Alanların Temizlenmesi ve - 12 Eylül’cülerin yargılanması konularına değinerek “Türkiye’de politika dökülüyor; İktidar ile anamuhalefet birbirine boş laf sevisi yapıyor. SHP’nin gördüğü ilgi boşuna değil” dedi. Hüseyin Ergün konuşmasında şunları dile getirdi: TÜRKİYE BİR MUZ CUMHURİYETİ DEĞİL Birinin yazdığı bir kaç sayfalık bir metin ile Türkiye’de bir darbe tehlikesi varmış havası yaratmak gülünçtür. Türkiye son bir buçuk yıl içinde, ulusal ve yerel iki genel seçim yaşadı. Devletin bütün organları ayakta. Gerçek de olsa böyle bir belge, ancak bir zabıta vakası olabilir. Bunun için Başbakanla Genelkurmay Başkanı’nın görüşmesi, anamuhalefet lideri ile Başbakanın her gün üç posta atışması, yapay gündem yaratmaktan başka bir şey değil. Belge zaten mahkeme dosyasında bulunduğuna göre, AKP “suç duyurusu”nda bulunarak çift dikiş mi yapmak istiyor? Öte yandan, böyle bir belge varsa, bundan siyasi düzeyde iktidar sorumludur. Öyleyse iktidar suç duyurusu ile kimi kime şikayet ediyor? Bu gülünçlüklere bir son verilmeli, polis ve yargının sorumluları bulması ve yargılamasının önü açılmalıdır. Bu belge konusu bir zabıta vakasıdır ve Türkiye Cumhuriyeti bir muz cumhuriyeti değildir. |
|
Devamını okumak için kayıt olun...
|
|
ANNE BABA BİZ SUÇLUYUZ |
|
|
|
Yazar UYKUSUZ
|
|
Cumartesi, 27 Haziran 2009 |
Dr. Ali Şeriati'nin ismini yakın çevremde sıkça duymaya başladığım için, kitabına rastlar rastlamaz satın aldım. Bu kitapla birlikte Dine Karşı Din adlı kitabını da aldım ancak henüz okumadığım için o kitapla ilgili değerlendirmelerimi daha sonra yazacağım. "Anne Baba Biz Suçluyuz" muazzam bir geleneksel toplum ve din eleştirisi niteliği taşıyor. Kitap için, İran toplumu gibi geleneksel, içe dönük, dini bir toplumun çok başarılı bir çözümlemesi diyebiliriz. Şeriati bu çözümlemeyi yaparken yetişmekte olan yeni kuşağın ihtiyaçlarını ve dünya görüşünü de çok iyi analiz ediyor. Bir yanda hızla gelişen dünya, gerçekleşen devrimler ve öte yanda İran'daki git gide paslanan sosyal yaşam... Şeriati bu kitabında tüm bunları genç kuşağın gözünden, oldukça sert bir şekilde eleştiriyor.
Kitapta, kendisinin sosyolog kişiliğinin daha ağır bastığını söyleyebilirim. Marx'ın da dile getirdiği gibi "toplumsal bir afyon" halini alan dini, Şeriati de çok ağır sözlerle eleştiriyor.
 |
|
Devamını oku...
|
|
DR.ALİ ŞERATİ |
|
|
|
Yazar Mustafa Kemal GÜLTEKİN
|
|
Cumartesi, 27 Haziran 2009 |
|
Dr.Ali Şeriati hem Batının yozlaşmışlıklarını hem de Doğu’nun yozlaşmış geleneklerine eleştirel bir bakış açısı sunarak tutarsızlıklarının gösteren Müslüman aydınlardandır.
Yaklaşımlarıyla Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh'la başlayan Muhammed İkbal, Malik bin Nebi, Seyyid Kutub ve Ebu'l Ala Mevdudi ile devam eden son dönem (19-20. yy) İslami uyanış çizgisinin devamcısı olarak değerlendirilir. Şeriati, İran İslam Devrimi'nin gerçekleşmesini sağlayan önde gelen düşünürlerindendir. Devrimin önde gelen şahsiyetlerinden Şehid Ayetullah Beheşti, Şeriati'nin çalışmalarının devrimin taşıyıcısı genç neslin yetişmesinde önemli katkılar sağladığını belirtir. Devrimin başka bir ideologu Ayetullah Talegani ise Şeriati'nin yeni bir mektep oluşturduğunu, gençleri devrimci harekete kazandırdığını vurgulamıştır. O, sosyal bilimlerin İslami ilimlere dahil edilmesi düşüncesini en iyi simgeleştiren, karşıtlarının konuştukları dile iyice vakıf, Batı ve Doğu'nun kültürünü derinlemesine tahlil edebilen bir fikir ve aksiyon adamıdır. Dr. Ali Şeriati, 13 Kasım 1933 yılında Horosan eyaletine bağlı Mezinan köyünde dünyaya gelir. Babası, büyük alimlerden Muhammed Taki Şeriati’dir.Erken yaşta Arapça’yı öğrenir. Daha bu yaşlarda Arapça’dan Farsça’ya çeviri yapabilecek duruma gelmiştir. İlk yaptığı çeviri ise Ebu Zer-i Gıfari adlı kitaptır. 22 yaşında Mekteb-i Vasıta adlı eserini yazar. 23 yaşında Meşhed Üniversitesi’ne bağlı Edebiyat Fakültesi’ne girer (1956). Öğrenciliği sırasında değişik gazete ve dergilerde çeşitli denemeler yazar. Bu dönemde en göze çarpan yazıları Toynbe ve Tarih ile Ben Kimim adlı denemeleridir. |
|
Devamını oku...
|
|
KAPİTALİZMİN RASYONELLEŞTİRMESİ |
|
|
|
Yazar Dr.Ali ŞERİATİ
|
|
Cumartesi, 27 Haziran 2009 |
Şimdi temel bir sorunu inceleyeceğim. Bu soruna sürekli ilgi duydum. Fakat onu hiç tartışma olanağı bulamadım. (Bu ne teorik bir problem ne de bilimsel bir teori veya ideoloji hüviyetindedir. Ancak, özellikle içinde yaşadığımız üçüncü dünyanın kaderiyle ilgili bir gerçek ve çağdaş bir problem olduğu için etraflı ve bağımsız bir şekilde tartışılmalıdır.) Söz konusu problem kapitalizmin kendisini rasyonelleştirmede kullandığı taktiklerdir. Başka bir deyişle, problem; Kapitalizmin kendisini akla uygun, hesaplı, ölçülü ve verimli hale getirmede kullandığı taktiklerdir.( Mr. Schwartz “Le Capitalisme se Rasionalise” terimini kapitalizmin kendisini rasyonelleştirmesi anlamında kullanır. Bir başka ifadeyle kapitalizm tecrübe kazanıyor. Neden? Bu soruyu bir yazar; “çünkü Marxizm, proleteryanın uyanması ve bilinçlenmesine yardım ettiği kadar, dolaylı olarak, kapitalizmin uyanmasına ve bilinçlenmesine de yardım etmiştir”, şeklinde cevaplamaktadır.) |
|
Devamını oku...
|
|
BİR GENEL BAŞKAN VE RÖPORTAJI ÜZERİNE |
|
|
|
Yazar A. Serkan MERCAN
|
|
Perşembe, 18 Haziran 2009 |
 Genel Başkan seçilen Hüseyin ERGÜN’ün Neşe Düzel’e verdiği röportaja ilişkin yazılan eleştiriler SHP’de ciddi bir rahatsızlık olduğunun göstergesi. Barış Yarkadaş isimli yazarın Gerçek Gündem’de “deli saçması” olarak değerlendirdiği bu fikirlerin bizler tarafından iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Hüseyin ERGÜN ile röportaj yapılmasının sebebi kuşkusuz onun SHP’nin Başkanı olarak seçilmiş olmasıdır. Bu nedenle görüşleri sadece kendini değil Partinin siyasal hayattaki duruşunu temsil etmektedir. Bu nedenle beyanatları sadece kendini değil tüm parti üyelerini bağlamaktadır. Hiç kuşkusuz, yeni sol fikrini Zeytin Ağacı altında kurmak adına Sayın Ergün tarafından söylenen sözlerin içeriği üzerine çok şey söylenebilir. Ancak her şeyden önce söylenenleri sanki orijinal bir teorik perspektifin ürünü gibi değerlendirmemek gerek. Genel Başkan seçilmiş olan H. ERGÜN’ün “Bilişim Çağında Sol” kitabını okumadan şunu söyleyebilirim ki röportajındaki fikirlerin hiçbiri, dünyayı açıklamak ve anlamak adına kendine has ve orijinal bir özellik taşımamaktadır. Ancak röportajın, bu kitaptaki fikirlerin damıtılmış hali olduğunu düşünmemek içinde de bir sebep yok ortada. O nedenle, fikirlerin eleştirilmesi gerek. |
|
Devamını oku...
|
|
KİM DERS ALMIYOR? |
|
|
|
Yazar Rahmi YILDIRIM
|
|
Perşembe, 18 Haziran 2009 |
 İrticayla Mücadele Eylem Planı haberi, Türkiye’nin gündemini altüst etti; hükümeti emrindeki orduyla mahkemelik olma noktasına getirdi. Taraf gazetesinin yayımladığı belge, devlet içindeki psikolojik savaşın yeni bir halkasını oluşturuyor. Belgenin yayımlanmasıyla patlayan olay öylesine çok boyutlu ki, hangisine değinsen eksik kalır; kitap yazılsa yeridir. Genelkurmay karargâhında hazırlandığı öne sürülen belgenin içeriği malum. Hükümet, AKP ve Fethullah Gülen cemaatinin din devleti kurmaya çalıştıkları propagandası yapılacak, askeri suç kapsamında yapılacak Işık Evleri baskınlarında silah ve mühimmat bulunması sağlanarak cemaatin silahlı terör örgütü kapsamına alınması sağlanacak, AKP’nin bölünmesine gayret edilecek, Ergenekon zanlısı askerlere sahip çıkılacak, Kurtlar Vadisi ve benzeri diziler karalanacak, Aleviler irticayla mücadeleye kazanılacak... Belge, Ergenekon soruşturması kapsamında bir avukatın ofisinde ele geçirilmiş. Gazeteciye nasıl ulaştığı, savcının mı polisin mi yoksa ordu içindeki birilerinin mi sızdırdığı bilinmiyor. Gazetecinin kaynağını saklama hakkı var. Basın Yasası’na göre belgenin yayımlanması yasak; ama kim dinler Basın Yasası’nı! * * * |
|
Devamını oku...
|
|
SARP KURAY SİNCAN F-2 B-BLOK SİNCAN-ANKARA |
|
|
|
Yazar SUVARI
|
|
Çarşamba, 17 Haziran 2009 |
|


|
|
KANAL 24 KİMİN? |
|
|
|
Yazar SÜVARİ
|
|
Çarşamba, 17 Haziran 2009 |
|
 ETHEM SANCAK,STAR VE KANAL 24
NURİYE AKMAN'IN ETHEM SANCAK'LA YAPTIĞI RÖPORTAJ...VE ETHEM SANCAK TAN SAVUNMA!05 Ekim 2008 Pazar 20:09 Medya dünyasına Star Gazetesi'ni alarak giren Ethem Sancak, Kanal 24'ü kurduktan sonra tartışmalarda hep hedefteki isim oldu. Eski komünist, Aydınlıkçı, CHP delegesi, yeni TÜSİAD üyesi ve medya patronu Sancak, hakkındaki eleştirilere Zaman Gazetesi'nden Nuriye Akman aracılığıyla cevap verdi. Erdoğan'ı 'Demokrasi'ye sahip çıktığı için sempati duyduğunu söyleyen Sancak, 'İdolüm Tayyip Erdoğan' diyor... NURİYE AKMAN'IN ETHEM SANCAK'LA YAPTIĞI RÖPORTAJ... Bir zamanlar Karl Marks'a ve Mao'ya ilgi duymasına rağmen, kafasını omuzlarının dışında bir yere kiraya vermediğine vurgu yapan Sancak, kimseye itaat etmediğini savunuyor. Ancak, şimdilerde en önemli idolünün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söylemekten kaçınmıyor. Bunu da Erdoğan'ın, ideallerine uygun davranmasına dayandırıyor. AK Partili olmadığının altını çiziyor ve ekliyor: "Adamın sevdalısıyım." Aydın Doğan ile Başbakan arasında yaşanan tartışmayı sanal bulan Sancak, başka işler yapmaya kalktığı zaman basını uyarmanın da Başbakan'ın görevi olduğunu düşünüyor. "Boykot çağrısı benim grubum için yapılsaydı, böyle bir tepki çekmek için neler yapıyorum diye dönüp kendime bakardım." diyor. Ethem Sancak, ilaç dağıtımı sektörünün yüzde 40'ını elinde bulunduran Hedef Alliance'ın sahibi. Tarım ve hayvancılık alanında da büyük yatırımları var. Eski komünist, TİKP'li ve Aydınlıkçı, eski CHP delegesi, yeni TÜSİAD üyesi ve daimî seyyid, yani Hz. Muhammed'in soyundan gelme bin beş yüz kişilik Siirtli bir ailenin reisi. Üstüne üstlük Tayyip Erdoğan sevdalısı. Tarihe ve ineklere meraklı. Tüm şapkalarını sayarsam söyleşiye yer kalmayacak. O yüzden Star Gazetesi ve Kanal 24'ün sahibi olarak medya patronu şapkasını da belirtip duruyorum. Hayat öyküsü, Türkiye'yi, cumhuriyet projesinin serüvenini temsil edebilecek nitelikte. İyi bir sinemacının elinde müthiş bir film olurdu. Yaklaşık iki saatlik görüşmemizden sonra kendisinde şeytan tüyü olduğuna karar verdim. Çok sevimli, çok içten, çok doğrucu Davut. Tek itirazım bir siyasi lidere bu kadar çok angaje olması. Fakat kişinin beyanı esastır. Çizdiği portre gibi yaşıyorsa, aslında Tayyip Erdoğan'ı değil, demokrasiyi destekliyorsa başımdaki tek şapkayı yani sorguculuğumu ona kaldırıyorum. Siz para babası mısınız? Yoksa keşif ehlisi misiniz? |
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1 - 12 / 1079 | |
|
|
|
|
Kısa Kısa |
|
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922 Gazi Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
İstatistikler |
Makaleler: 1319
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 1281272
|
|
|