left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Sunday, 01 August 2010
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Gençlik Meclisi
Bize Ulaşın
FELAKET Yazdır E-posta
Yazar Vedat TÜRKALİ   
Wednesday, 28 July 2010

'Bu gidişat Türkün de Kürdün de felaketini hazırlar'


Yazar Vedat Türkali, Kürt sorunu karşısında pasif bir duruş sergileyen TKP'ye yönelik eleştirilerinin Marksist-Leninist çerçevede olduğunu, hedefinin TKP'nin geçmişindeki gibi Kürt sorununa yönelik yaklaşımını bugün daha da etkin bir şekilde geliştirmesi bağlamında olduğunu söyledi. Acı, kan ve umutsuzluğun yaşandığını, bunun böyle gitmeyeceğinin altını çizen Türkali, Kürtlere ve Türklere seslenerek, 'Bu iş Türkün de Kürdün de felaketini hazırlar. Kürtler silahı bırakmaz. Kürtler silahı bıraktığı günlerde de her gün haberler veriliyordu. Şehit haberi yoktu ama şanlı ordumuz bilmem nerede kaç teröristi öldürdü diye. Devlet, 'Dağdan inin, boynunuzu bükün, biz ettik siz etmeyin deyin bu işi çözün' diyor. Dağa çıkan çocuklar spor olsun diye mi çıktı? Aileleri turistik geziye mi gönderdi? Yahu millet kan ağlıyor. Romantik laflarla bu işler çözülmez. Çözüm için Anayasa'ya sağlam maddeler koyun' dedi.

Muğla'nın Bodrum İlçesi'nde son kitabının çalışmasını yürüten 92 yaşındaki yazar Vedat Türkali, Kürt sorununda yaşanan son gelişmelere karşı Türklere ve Kürtlere çağrıda bulunarak, çatışmanın sona ermesi için daha büyük çaba harcanması gerektiğini ifade etti. Türkali, eleştirilerine yönelik TKP'nin tavrı, Kürt sorunu ve 12 Eylül'deki Anayasa referandumuna ilişkin DİHA 'nın sorularını yanıtladı.

Devamını oku...
 
T.KE.P-TÜRKİYE KEMALİST PARTİSİ Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ   
Thursday, 22 July 2010

 Vedat Türkali: Kürt Sorunu ve Sol

İşçi Dünyası gazetesinin 4. sayısında yayınlandı. Başlık soldefter tarafından konmuştur.

http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=31611

Kadir Akın: Geçtiğimiz aylarda Başbakan Tayyip Erdoğan “açılım” çerçevesinde kimi aydın, yazar, sanatçılarla bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Siz de çağrılıydınız. Sağlık sebebiyle toplantıya katılamadınız; ama görüşlerinizi bir mektupla ilettiniz. Basında da yer alan bu mektubunuzda, Kürt sorunu çözüme kavuşturulmaksızın demokrasi konusunda bir adım dahi atılamayacağını anlatıyordunuz. Şimdi savaş tüm şiddeti ile yeniden başladı. Hem yeniden başlayan savaş hem de sosyalist hareketin durumunu nasıl görüyorsunuz?

Vedat Türkali: Önce şunu açıkça ve kesinlikle belirteyim ki, bugün sol çizgide olduğunu söyleyen hiçbir siyasal partiyle, örgütle, herhangi bir biçimde örgütsel bir ilişkim yok; bugünkü koşullarda olacak gibi de görünmüyor.

Devamını oku...
 
SİVİL TOPLUMA HELAL OLSUN Yazdır E-posta
Yazar Baskın ORAN   
Sunday, 18 July 2010


İki tarafın da, ‘kendi meşrebine göre’ diyerek söylüyorum, “devlet”i var. Bir de sivil toplumu var ki, umut onda.
Türklerin ve Kürtlerin “devlet”leri
Türklerin devletinden alalım. İkiye ayrılıyor: Derin Devlet ve Devlet. Derin Devlet’ten bahsetmeye bile gerek yok; ne mal olduğunu fazlasıyla biliyoruz. Kendi devletinin savcı ve yargıçlarının evlerine bile “adam olsunlar” diye bomba attırdıktan sonra (“Altay Tokat Paşa olayının şimdilik öyküsü”, Radikal İki, 25.11.07), daha ne olsun, tam işte “sözün bittiği yer”.
Devlet, bir öyle bir böyle konuşuyor. Biri diyor: “Radyosu, televizyonu olacak. Kültürel hakları sonuna kadar tanıyacağız” (Arınç, Radikal, 11.07.10). Öteki, yine devlet, Kürt sorununun çözümü için CHP’yle görüşüyor da BDP’yle görüşmüyor. Seçim Kanunu Md. 58 değiştirilerek seçimlerde Kürtçe propaganda yapmak suç olmaktan çıkarıldığı halde (R, 11.04.10), bu sefer Siyasi Partiler Kanunu Md. 81/c’den mahkum ediyor insanları (Antenna, no.28/10, 09.07.10).

Devamını oku...
 
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE EVET Yazdır E-posta
Yazar SUVARİ   
Friday, 16 July 2010

 ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE EVET

ÖMER GÜRCAN

5982 SAYILI TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

MADDE 1 – 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasına “Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.” cümlesi ve maddeye bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.”


MADDE 2 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 20 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”

Devamını oku...
 
LAAA...BİZ BU FİLMİ GÖRMÜŞTÜK Yazdır E-posta
Yazar Gülderen GÜRCAN   
Wednesday, 14 July 2010

(Bu da bir anlatım işte..)


 
Karaoğlan fırtınası estiydi. Serde gençlik var. Kaptırdık kendimizi. Daha Çankaya'nın Şişmanı, işçi düşmanı da gelmemişti iktidara. Af da çıkaracaklardı. l960, 27 Mayıs'ından sonra Anayasal hak olarak verilip, sonradan gelenlerin kısıtladıkları ne varsa, anamızın ak sütü gibi helalinden geri dönecekti. Kimimiz idealler uğruna eşlerimizden boşanmış, kimimiz mitinklerde dağıtılacak hediyeler için maaşlarımızı, çoluk çocuğumuzun nafakalarını bağışlamıştık. Analar babalar hak getire..
 
Sendikalar, demokratik kitle örgütleri el eleydi. Safları sıklaştırmıştık. Biraz daha rahat nefes alabilmek için; anaların, bacıların el emekleri göz nurları feda olsundu Karaoğlan'a. Mesaiden öte, Karaoğlanı'ın kazanabilmesi için gönüllü mesailerimiz vardı. Gecemiz gündüzümüz yoktu.
Dağlar taşlar "KARAOĞLAN" höykürdü. Kış ne zaman bahara döndü, ıhlamurlar, iğdeler ne zaman açtı da soldu. Doğurduğun beben ne zaman sütten kesildi de taytaylayıp yürüdü. Kul hakkı için bilen varsa beri gelsin.

Devamını oku...
 
EKSEN Yazdır E-posta
Yazar İbrahim Utku NAR   
Friday, 09 July 2010

Ekonomide Kaymayan Eksen 


Finans-Kapital’in küresel çapta uygulatmakta olduğu ‘Neo-Liberal politikalara’ göbekten bağlı AKP’nin, zayıflarla dolu ekonomi karnesini ve sömürü düzenini gözler önüne sermemiz açısından 2010’nun ilk çeyreğinde açıklanan bazı rakamlar ve oranlar üzerinde kısa bir değerlendirme yapmakta fayda var.

Memura yapılan son zamlar, olayın acınası ve trajikomik tarafını niteliksel olarak gözler önüne sermeye yetiyor.Bu son açıklanan zamlara göre 2010 Temmuz ayından itibaren memur maaşları % 2,5 + % 1,06, toplamda % 3,56 oranında artacak. Eğitim-Sen tarafından konu hakkında yapılan açıklamaya göre ; ‘Enflasyon farkı nedeniyle “müjde” olarak yansıtılan %1,06’lık zam, 13. derecenin 3. kademesindeki bir yardımcı hizmetlinin maaşında 13,62 TL, 14. derecenin 3. kademesindeki bir memur için 13,98 TL ve 9. derecenin 2. kademesindeki bir öğretmen için 16,24 TL zam anlamına gelmektedir.

Devamını oku...
 
SİNCAN'DAN DIŞARIYA AÇILAN PENCERE-4 Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Kemal GÜLTEKİN   
Tuesday, 06 July 2010


SARP KURAY’LA F 2 TİPİ DİYALOGLAR -  İSLAMİYET


Sarp Ağabey’in 19 Ağustos 2009 tarihinde Ömer Gürcan Ağabey’le İslamiyet diyaloglar


Önümüzdeki günlerde elimdeki kitapları bitirdiğim zaman Ali Şeriati’nin kitaplarını okumaya başlayacağım. Ali Şeriati’nin varlığını bende M.Kemal’in daha önce yazdığı mektuptan öğrenmiştim. Sen “ 60 yaşıma geldim, o kadar okurum hala eksiğimi gördükçe kendi kendime kızıyorum” diyorsun. Peki ama ben ne yapayım? 65 yaşıma geldim. Demek ki sen benden beş yaş öndesin, eksiklerine benim kadar kızmaman gerekiyor.
Mektubundaki kısa alıntıdan sezebildiğim kadarıyla; Ali Şeriati’nin insan olabilmek için kurtulunmasını şart koştuğu dört zindan tespiti, mistik tasavvuf ekolünün aşılmasını gerekli gördüğü kapıları ( Şeriat kapısı – Tarikat Kapsı – Marifet Kapısı – Hakikat Kapısı ) bazı soyut felsefi yorumlardan arındırıp, ayakları üzerine oturtma içeriği taşıyor. Burada Mevlana ve Şemsi Tebrizi’nin Konya’da ilk karşılaştıkları noktayla “ Merec- el Bayreyn “ ilgili bir kitap geçti elime. Hepsi oldukça soyuttu.
 
Ali Şeriati’nin zindanların en kötüsü olarak belirlediği dördüncü zindandan kurtulma yolunda yaptığı tespitlerde, üst paragrafta aktardığım sezimi destekler mahiyette göründü bana: “ bu zindandan nasıl kurtulmalı? Aşk ile. Tasavvufi irfanı aşkı veya bunun diğer anlamlarını kastetmiyorum. Bunlar da başlı başına başka zindanlardır.”

Devamını oku...
 
SİVAS'IN ONULMAZ ACISI Yazdır E-posta
Yazar Can ŞENSES   
Thursday, 01 July 2010


 
Barbardılar, gözlerinde bilinçli ekilen kinin tohumları vardı. Hırçın ve acımasızdılar.
Askıya almışlardı insanlıklarını sanki. Susmuştu vicdanları,  Kinlerini kusmak, yakıp yıkmaktı tek emelleri; bahaneleri hazırdı. Oysa ortaçağ geride kalmıştı. Maraşlar, Çorumlar bir daha tekrarlanmasın dilekleri 2000’e yedi kala daha vahim bir katliamı mı yaşatacaktı?
Pir Sultan Abdal Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında başta Aziz Nesin ve birçok şair, halk ozanı, fikir adamı, semah grupları ve tiyatro oyuncuları Sivas Valisi Ahmet Karabilgin tarafından şehre davet edilmişti. Salman Rüşdi’nin
Şeytan ayetleri kitabının gerginliği vardı. Müslümanlara hakaret içerdiği söylenen bu kitabın yayınlanması yasaklanmış; Yazar hakkında da ölüm fermanları verilmişti. Salman Rüşti’nin katli vacipti. Aziz Nesin’de o zaman yazdığı Aydınlık Gazetesinde bunları düşünce özgürlüğü adına yayınlayacağını söyledi ve dediğini yaptı. Olan oldu. Gerici çevreler Nesin’i hedef adam haline getirdiler. Sivas’ta ki şenlikte bu gergin havada başladı.

Devamını oku...
 
"Haziranda Ölmek Zor" İhtilalin Süvarisi Fethi Gürcan'ın Anısına Yazdır E-posta
Yazar Sarp Kuray   
Sunday, 27 June 2010

ImageYaşadığımız günden, tam 45  yıl önce, takvim yapraklarının 27 Haziran 1964 tarihini gösterdiği gün, şairin “Haziranda ölmek zor” dediği zamanda Ankara Merkez Cezaevi’nin avlusunda hummalı bir faaliyet vardı. Bu gece ihtilalin süvarisi Binbaşı Fethi Gürcan’ı idam edeceklerdi. Ankara sıkıyönetim komutanı Cemal Tural binlerce asker-polis ile yolları kesmiş ve başkentte adeta kuş uçurtmamacasına tedbirler almıştı. Aslında tarihsel kurgu hep böyle işler: Tarihimizin aydınlık yüzünü temsil eden insanlarımız idam edilirken, büyük korku duyanlar, gölgesinden çekinenler, ayakları birbirine karışanlar daima egemenler ve onların adına infazları yapan maşalar olmuştur. Korku onların işidir. Asiler her zaman korkusuz, haklı ve yiğittirler.

Devamını oku...
 
Haziran'da Ölmek Zor Yazdır E-posta
Yazar Em.J.Pilot Bnb. Erol Soysever   
Sunday, 27 June 2010

"HAZİRANDA ÖLMEK ZOR"

ImageÇıkmışım bir kavgadan

Vurmuşum sokaklara

Sokakta tank paleti

Sokakta düdük sesi

Sarı sarı yapraklarla birlikte sanki

Dallarda insan iskeletleri

Asacaklar AYDEMİR’İ

Asacaklar GÜRCAN’I

Belki başkalarını

Devamını oku...
 
KORE Yazdır E-posta
Yazar SÜVARİ   
Saturday, 26 June 2010

 ŞEHİTLER ÖLMEZ KORE BÖLÜNMEZ- YA DA- SİYASETÇİNİN (DP+CHP) ŞEHİTLERİ GAZİLERİ

Gündem dışı ilk söz, 25 Haziran Kore Savaşı'nın başlamasının yıl dönümünü münasebetiyle söz isteyen Çankırı Milletvekili Nurettin Akman'a aittir.

Buyurunuz Sayın Akman. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NURETTİN AKMAN (Çankırı) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Türk insanın zihninde askerî ve siyasi tarihimizde önemli bir yeri olan Kore Savaşı'nın başlamasının 60'ıncı Yıldönümü nedeniyle şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Devamını oku...
 
İLHAN SELÇUK'UN ARDINDAN Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Saturday, 26 June 2010

Cumhuriyet gazetesinin ve Türk medyasının İlhan abisi yok artık.
İlhan Selçuk sadece medyanın değil, Türk düşünce ve siyaset hayatının da çok önemli bir aktörüydü. Kemalist düşünce ve siyaset, belki de Doğan Avcıoğlu kadar simgesel ve etkili bir savunucusunu ve sözcüsünü yitirdi. 
Ölümüne, araya soğukluk girdiği için aranıp sorulmayan bir aile büyüğü ölmüş gibi üzüldüm.
İlhan Selçuk, sadece benim ve benim kuşağımın değil, benden önceki ve sonraki kuşakların da sola açılan ilk penceresiydi.
* * *
 
12 Mart faşizmininin boğucu havasını, darbenin olduğu yıl öğrenci olarak girdiğim Kuleli Askeri Lisesi’nde soludum. Okul yönetimi, komünistlerin ülkeyi nasıl bölüp parçalamaya (!) çalıştıklarına ilişkin broşürler dağıtıyor, kütüphanede düzenlediği sergide “İçimizdeki hainleri tanıyalım” başlığı altında Madanoğlu ve öteki cuntalara karşı uyarılarda bulunuyordu. Kara gözlüklerinin arkasındaki 1’inci Ordu Komutanı Faik Türün zaman zaman okulu ziyaret ediyor, bu arada sevdiğimiz bazı öğretmenlerin uzak illere sürgüne gönderilmelerine akıl erdiremiyorduk.

 

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 12 / 1200
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1561
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 2107095
Syndicate
 
left
Top! Top!
right