Yok başka diyecek sözüm Yorum senin, yorum senin öğretmenim...
Yazar Selahattin Bilici   
Cumartesi, 09 Eyll 2017

Demokrasinin ne demek olduğunu öğrensin. Öyle latince kökenini, tarihsel gelişimini bilmese de olur. Sözlerle anlamak yerine yaşayarak bir yaşam tarzı haline getirsin. Kendisi ve yaşadığı yerle ilgili konularda çekinmeden kalkıp fikrini söylesin. Konuşmaktan korkmasın. İçinde kalan, dışarı çıkma fırsatı bulamayan düşünceleri, bir süre sonra gereksizliğin karanlığında yitip gitmesin. Sen de bilirsin ki, düşünceler söylenmek içindir. Dile gelmediklerinde küserler, akla da gelmezler. Çocuklar konuşurlar, konuşmayı severler. Onları susturmak yerine, nerede, ne zaman konuşmaları gerektiğini öğret. Hayatları boyunca başkalarını dinleyip, onların dediklerini yapan kuklalar olmasınlar.

 

 

Bugüne kadar sadece bir öğretmendim, şimdiden sonra aynı zamanda bir veliyim de. Eti senin kemiği benim demek isterdim ancak, bırakalım etleri de kemikleri de çocuk da kalsın. Ayrılmasın birbirinden. Ömrümün neredeyse tamamına yakına bir okulun kapısından girip çıkmakla geçti. Aynı çıplak taş zemin, aynı yarıya kadar gri boyalı duvarlar. Söylemeden geçemeyeceğim. Sabahları kalkıp da, yüzümde kocaman bir gülümseme ile ‘‘Yaşasın bugün okul var ve ben birazdan orada olacağım.’’ dediğim kaç gün vardır? Hatırlamıyorum.

Çocuğum okuma yazmayı iki ay geç öğrense de olur öğretmenim. 8 ile 7 nin toplamına sene sonu geldiğinde hala 14 de diyebilir. İnan bu hiç sorun değil. Hepsi telefi edilebilir. Benim senden ricam telafi edilemeyecek olanları öğretmek de yardımcı olman. Her şeyden önce her sabah benim yaşadığım duyguyu yaşamasın. Okulu sevsin, seni sevsin. Gözleri günün ilk ışıklarıyla açıldığında gitmek zorunda olmanın sancısı ile değil kavuşacak olmanın sevinci ile parlasın. Sınıfındaki diğer öğrencileri uzun bir maratonda yarış halinde oldukları rakipler olarak değil, aynı yolda beraber yürüdükleri arkadaşları olarak görsün. Düştüğü zaman elinden tutup kaldıracak pek çok el olsun. Ayağı takılıp tökezleyeni gördüğünde sırtının dönüp gitmesin. Uzanan bir çift elde onunkiler olsun.

Demokrasinin ne demek olduğunu öğrensin. Öyle latince kökenini, tarihsel gelişimini bilmese de olur. Sözlerle anlamak yerine yaşayarak bir yaşam tarzı haline getirsin. Kendisi ve yaşadığı yerle ilgili konularda çekinmeden kalkıp fikrini söylesin. Konuşmaktan korkmasın. İçinde kalan, dışarı çıkma fırsatı bulamayan düşünceleri, bir süre sonra gereksizliğin karanlığında yitip gitmesin. Sen de bilirsin ki, düşünceler söylenmek içindir. Dile gelmediklerinde küserler, akla da gelmezler. Çocuklar konuşurlar, konuşmayı severler. Onları susturmak yerine, nerede, ne zaman konuşmaları gerektiğini öğret. Hayatları boyunca başkalarını dinleyip, onların dediklerini yapan kuklalar olmasınlar.

Saygı duymayı öğrensin mesela. Dünyanın merkezinde kendisinin olmadığını, bu dünyayı başkaları ile paylaştığını bilsin. Başkalarının onu dinlemesini istiyorsa önce onları dinlemeyi bilmesi gerektiğini anlasın. İnsanların diline, rengine, tenine, inancına değil gözlerine bakmayı tercih etsin. Farklı olanı tehdit olarak algılamasın. Aksine , yaşamı zenginleştiren renklerden biri olduğunu ayırt etsin. Hayatın bir gökkuşağı tadında olduğunu düşünsün. Bir renge takılıp diğerlerini hor görmesin.

Kadın ve erkeklerin eşit olduğunu öğrensin. Onları sınıf içerisinde birbirinden ayrıştırma. Tamamen farklı oldukları, bir araya gelmelerinin yanlış olduğu düşüncesi pekişmesin kafalarında. Bir kadınla bir erkeğin her şeyden önce insan olduklarını düşünsün. Birlikte oynasınlar, vakit geçirsinler, iletişim kurmayı, konuşmayı öğrensinler. Cinsel kimliklerini alıp belirli kalıpların içerisine sokma. Ben erkeğim, güçlüyüm, şunu daha iyi yaparım, bunu daha iyi bilirim, sen kızısın, yapamazsın, edemezsin havasına girmesin. O kafa büyüdüğünde kadına dünyayı dar eden anlayışın neferleri oluyor, unutma.

Doğaya ve çevreye duyarlı olmayı öğrensin. Yediği şekerin ambalajını çöp kovasına atmakla başlasın işe. Sonra o dalını kırdığı ağacında bir canlı olduğunu öğrenmekle devam etsin. Bir kedinin başını okşayarak onunla birlikte mutlu olsun. İnan sonrası kendiliğinden gelir. Pikniğe gittiğinde orayı bulduğu gibi değil, bulduğundan daha temiz bırakan çocuklar, ülkelerine de aynı şeyi yaparlar. Sınıfını, okulunu sahiplenip koruyanlar, sokağını, şehrini, vatanını da sahiplenir.

Kendi kişisel çıkarlarını, ülkesi ve halkının çıkarlarının üzerinde tutmamayı öğrensin. Edindiği bilgileri insanlığın hizmetine sunmanın enayilik değil, erdem olduğunu kabul etsin. Çok zeki olabilir. Daha önce hiç kimsenin aklına gelmemiş yeni şeyler düşünebilir. Eğer sen ona doğru yolu göstermezsen, bunları çıkarlarının oyuncağı haline getirir. Tek umursadığı daha çok kazanmak olur. Bulduğu formül ile milyonlarca insanı öldürecek biyolojik silahlar yapmasın. Milyonlarca insanı kurtaracak ilaçlar geliştirsin. Zira dünyanın meyli o yöndedir. Dur demezsen, zekası bir lütuf olmaktan çıkıp, insanlığın felaketine döner.

Laikliği öğrensin. Onu korkularla esir eden bir anlayışın kölesi haline gelmesin. Daha çok küçük. Bırak körpe beyni, anlayamayacağı soyut kavramların içinde zehirlenip heba olmasın. Büyüdüğü zaman kendisi yapması gerekeni bilecektir. Düşüncelerinin etrafında aşılmaz surlar yükselmesin. İnancın bireysel bir tercih olduğunu, kim, nasıl ve ne şekilde yaşamak istiyorsa yaşaması gerektiğini, kimsenin buna müdahale edemeyeceğini hissettir. Tek doğrunun, tek inancın, tek gerçeğin kendisi olduğunu sanmasın. Kılavuzu akıl ve bilim olsun. Bir şeylere inanmak istiyorsa, zamanı geldiğinde inanacaktır. Onu bu konuda zorlama, rahat bırak.

Cumhuriyeti öğrensin, cumhuriyet kazanımlarını öğrensin, o kazanımları koruması gerektiğini bilsin. Şimdilerde hor görülen pek çok değerin hangi koşullarda, nasıl yaratıldığının farkına varsın. Sahip olduğu soyadının, kullandığı takvimin, okumayı öğrendiği alfabenin, oturduğu sıranın, üzerindeki kıyafetin, aklın ve bilimin ışığında yürümenin bedeller ödenerek kazanıldığını aklından çıkarmasın. Yeri geldiğinde onları korumak için ileri atılmaktan imtina etmesin. İnsanlığın sahip olduğu evrensel değerleri kendine kılavuz edinsin. Güçlünün yanında değil haklının yanında saf tutsun. Kul değil vatandaş, köle değil birey olsun.

Sen çok değerlisin öğretmenim. Biliyorum çok fazla şey istedim senden, ama bir öğretmen okuma yazmadan, toplama çıkarmadan önce insan olmayı öğretmez mi öğrencilerine. Derslerin bir telafisi var. İnsan olmanın, o yok işte öğretmenim. Her ne kadar bizlere eğitmeyin sadece öğretin deseler de, bunun imkansız olduğunu hepimiz biliyoruz. Her davranışımız, her sözümüz o eğitimin bir parçası. Çocuklar ağzımızdan dökülen sözlerle, yürüyüşümüzle, hareketlerimizle, yaptıklarımızla dolan bir havuzdan farksız. O havuz temiz olsun. Baktığımızda içimiz ferahlasın. Ne kadar temiz, ne kadar parlak, ne kadar güzel diyebilelim.

Dünyanın en onurlu işini icra ediyorsun. Sen olmasan kültür, medeniyet, şu dünyada insan eliyle yapılmış güzelliklerin hiç birisi de olmazdı. Yazılan her şiirde, okunan her kitap da, inşa edilen her binada, ağrıları dindiren ilaçta, ruhumuzu doyuran müzik de, musluktan akan suda, fırından çıkan ekmek de, başımızı soktuğumuz ev de senin payın var. Sen olmasan onlarda olmazdı. Ama biliyor musun kötü olanlarda da payın olduğunu bilmek üzüntü verici. Dünya bugün bu hale geldiyse sanırım seninde oturup biraz düşünmen gerekiyor. Nerede yanlış yapıyoruz diye?

Seni değersiz, yaşamda bir karşılığın yokmuş gibi göstermeye çalışanlara aldanma. Yaşamın ta kendisisin. Aşınan kıymetini, zedelenen mesleki onurunun yeniden onarmak ellerinde. Hepsi sıralarından geçen, ama şimdi sana burun kıvırıp, küçümseyen onca insana da kızma. Şu anda sıralarda oturan çocukları aynı akıbete uğramaktan kurtaracak olan başkası değil. Biliyorsun. Bir çocuk değişir, dünya değişir. Gece başını yastığa koyduğunda, vicdan denilen hesap sorucu uykuya dalmana izin vermiyorsa, yarın yeni bir gündür, daha fırsatın var. Geceyi de güne çevirirsin, kışı da bahara. Pek öyle el, etek öpmeyi sevmem ama, senin ışıl ışıl parlayan, karanlığı aydınlatan ellerinden öpmeyi borç bilirim. Çocuğuma iyi bir insan olmayı öğret. Güzeli, haklıyı, doğruyu, sevmeyi, saygıyı benimset. İnsan olma yolculuğunda kılavuzu ol. Başka da bir isteğim yok.

Yeni eğitim öğretim yılın kutlu olsun öğretmenim.