Duyuru
Yazar Ümit Özbek   
Salı, 05 Nisan 2005

ÖZGÜRLÜK İÇİN KÜRT YAZILARI

Vedat Türkali

“.....Bir günler, bey takımı arasında avcılık tutkusu pek yaygınmış Fransa’da. Attığını vurmak kolay değil, boşa atmak da heves kırıcı ya; ormanlarda, daha kuşlar yumurtadayken, geniş alanlar üstüne ağ gererlermiş. Uçuş denemelerine başlayıp da yükselince ağlara çarpıp düşe havalana büyüyen kuşlar öylesine koşullanırlarmış ki, av mevsimi gelip de ağlar kaldırılınca belirli yüksekliğin üstüne uçamazlar, kolayca vurulurlarmış.

Olayı niye anlattığımı umarım anladınız. Yetmiş yıllık baskılı eğitim, özellikle Kürt sorununda, insanımızın beyin çatısına, hem de paslı tellerden örülü öyle bir ağ gerdi ki, kaldırılmış da olsa, yukarlara uçup olaylara biraz yükseklerden bakmaya en yeteneklimizin bile gücü yetmiyor. Kaldı ki, hep tepemizde o ağ. Tüm acılarımızın kaynağı da bu.”

Özgürlük İçin Kürt Yazıları adlı kitabında; Kürt sorununa karşı geliştirdiğimiz şartlı reflekslerin sebebini bu cümlelerle anlatıyor Vedat Türkali.

Kitabın başında; Prof. Dr. Server Tanilli ile birlikte hazırladıkları ve öncelikle Milliyet, Hürriyet, Sabah ve “Ne idiğü, bugünkü gibi daha iyice ortaya çıkmadığı için” basacağını umdukları “ “solcu” Cumhuriyet” gazetelerine gönderdikleri ama bastırtamayıp ta;12-06-1992 tarihli 2000’e DOĞRU’da paralı olarak yayınlatabildikleri bir DUYURU var.

Bu DUYURU’yu sizlerle paylaşmak istedim.


DUYURU

Ülkemizin içinde bulunduğu ağır koşullar, olan bitenler üzerinde titizlikle durup düşünmemizi zorunlu kılıyor.

Ülkelerinde yaşayan halkların hakları konusunda tüm devletlerin sicilleri şu ya da bu biçimde lekeler taşır. İktidarı elinde tutanlarca devlet, baskı aracı niteliğiyle, bireylere karşı suç işlemeye yönelik bir kuruma kolayca dönüştürülebilmektedir. Halkların kendi haklarını savunma bilincinde olmaları bu yüzden zorunludur. Bu çatışmada ülke aydınlarının devletin baskıcı tutumuna karşı halkların yanında yer almaları aydın olmanın ölçütü sayılmıştır.

TC devletinin 70 yıllık, tüm ülkeyi kapsayan yasal, yasadışı, açık, örtülü baskı eylemlerinin temelinde, belirleyici çoğu etkenlerin yanı sıra, özellikle bir halkı, Kürt halkını, karakol-kışla ağırlıklı devlet terörü ile sindirip ezerek Türk devletinin bütünlüğünü koruma, gelişmesini sağlama gerekçesi yatar. Böylece biz Türkler de, başka bir ulusu baskı altında tutan ulus olarak demokrasiye, özgürlüğe hep özlemle bakakalmışızdır. Denilebilir ki Kürt sorunu çözümlenmediği için ülkemizde demokrasi sorunu çözümlenememiştir. Demokrasi sorunu çözümlenmeden de Kürt sorunu çözümlenemez.

Yeryüzünün önemli petrol yörelerinden biri üzerindeki konumlarıyla Kürtler, halklara düşman gizli diplomasinin kirli pazarlıklarla bugün de oyun-düzenler oluşturduğu bir bölgede, varlıklarını koruma savaşı vermektedirler. Bu olgu bizi, en geniş kesimiyle aynı çatı altında yaşadığımız Kürt halkının sorunlarını tüm gerçekliği ile kavramaya, tarihsel kardeşliğimizi onların acılı özverilerine dayandırmanın sakıncalarını anlamaya zorlar. Devlet bütünlüğünü koruma köhne gerekçesiyle, Kürt halkını bugün de ezip sindirme yolunu tutanlar, bilmedirler ki, tam bir aymazlık içindedirler; iki yanlı şoven duyguları azdırarak, yerli yersiz suçlama konusu ettikleri parçalanmanın adımlarını atmaktadırlar. Gençlerimizi yiyip acılarımızı arttırmaktan başka sonuç vermeyen vahşi saldırıları, kıyımları, kırımları kışkırtma yoludur bu.

Meclis kürsüsünden konuşan Kürt milletvekiline saldırarak halkı adına konuşma fırsatı verilmeyen bir Türkiye’de,

Kürt öğretmeni işkenceyle öldüren subaya, acılılarla alay eder gibi, bir yıl hapis cezası uygun görülen bir Türkiye’de,

Af-İnfaz yasalarından Kürtlerin yararlanmaması için yasaların hukuk dışı zorlandığı bir Türkiye’de,

Milletvekillerince yerinde araştırma-soruşturmaya dayalı kanlı Nevruz raporunun yetkililerce gözardı edildiği bir Türkiye’de,

Varlığı zaten tartışmalı hukuk devletinin iyice askıya alınmasına, basının üç gün göz yumması istenen bir Türkiye’de,

Daha da acısı, istenen üç günün kat kat fazlasıyla verildiği bir Türkiye’de, ülkenin yazgısı çok kötü çiziliyor demektir.

Böyle bir devlet yönetiminin, hücre evleri basıldığı savıyla - doğruları, yanlışları ne olursa olsun - gençlerin, polis timlerince sorgusuz, yargısız öldürülmesine göz yummasında yadırganacak hiç bir yan yoktur. Bu kıyımların, halkın katılımı süsüyle, çirkin ayinlere dönüştürülmesi, durumu daha da ağırlaştırmaktadır.

Çağın çok gerisindeki bu devlet yürütümünü salt arkalamanın değil, olaylar karşısında susmanın da suça katılmak olacağı bilinciyle, hiç kimsenin, hiçbir kurumun dar, siyasal kaygılarının aritmetiğine bağımlı olmadan, hep birlikte şunları söylememizin zorunluluğuna inanıyoruz:

Bugün sorumlu yerleri ellerinde tutanlarca, Türk Devleti adına insanlık suçu işlenmektedir. Bizler kendimizi, ulusumuzun tarihine, insanımızın onuruna sürülmek istenen bu lekeye karşı direnmekle yükümlü saymaktayız.

Sorumluları tarih, insanlık ve ulusal kamuoyumuz önünde suçluyor, koşullar elverdiğinde kendilerinden yasalar içinde davacı olma hakkımızı bir yurttaş olarak saklı tuttuğumuzu duyuruyoruz.

Prof. Dr. Server Tanilli Vedat Türkali

 

Bu kitabın bütün geliri, yazarınca, köyleri yakılarak göçe zorlanmış Kürt köylülerinin hasta çocuklarına bırakılmıştır.

1919 Samsun doğumlu olan Vedat Türkali İ.Ü. Edb. Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 1942 yılında mezun oldu. Maltepe ve Kuleli Askeri Liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1951’de siyasal eylemlerde bulunmakla suçlanarak tutuklandı. Askeri mahkeme tarafından dokuz yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yedi yıl sonra koşullu olarak serbest bırakıldı. Rıfat Ilgaz’la birlikte Gar Yayınlarını kurdu.

Vedat Türkali, Dallar Yeşil Olmalı adlı oyunu ile TRT 1970 Oyun Ödülü’nü, Bir Gün Tek Başına ile Milliyet Yayınları 1974 Roman Yarışmasında Birincilik Ödülü’nü ve Orhan Kemal Roman Armağanını kazanmıştır.

Senaryolarını yazdığı Karanlıkta Uyananlar ( 1965 ) ve Kara Çarşaflı Gelin ( 1977 ) Antalya Film Şenliği’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü almış; yine senaryolarını yazdığı Bedrana ve Güneşli Bataklık filmleri de Carlovy Vary Film Şenliği’inde Cidalc ve İşçi Sendikaları Özel Ödülü’nü kazanmıştır

126 sayfalık bu küçük kitapta “ “Solumuz”daki kararmanın nedenleri üzerine düşünceler bulacaksınız”