SARP KURAY DIŞARDA
Yazar TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)   
Salı, 06 Aralık 2016

 

 

28 Kasım sabahı erkenden Edirne F tipi Cezaevi'nin önündeydik. Oraya bizden önce gelenlerde vardı ama diyebilirim ki, ilk gelenlerin arasındaydık. Sonra gelenler arttı. Onların arasında Sarp Kuray'ı önceden tanıyanlar olduğu gibi bugün de yoldaşları arasında bulunan birçok kimse vardı ve hepsi de heyecanlıydı. Bekleyiş gerçekten de uzun sürdü. Bizler cezaevi işleyişini biliriz, biliriz de niye bu kadar ağırdan alınır bilinmez. Madem sabahleyin bırakılacaktır, işlemler varsa tam mesai saati neden bitirilip hazırlanmaz gerçekten de anlamak güçtür. İçerden çıkacak olan çıkacağını bilir bilmesine de dışardakilerin her zaman bir sorun olabileceğine yönelik düşünceler kafalarının içinde kanat çırpar.

Sarp Kuray sonuçta saat 12.00'a yaklaşırken bırakıldı. Tam dışarı çıktığında CHP milletvekilleri de oradaydı, bir rastlantı oldu Sarp Kuray da kendileri ile görüşmüş oldu. Milletvekilleri Selahattin Demirtaş ve Ahmet Türk'ü ziyaret edeceklermiş. Neyse sorun bu değil. Sarp Kuray 70 yaşını devirmiş olmasına karşın içerden bir delikanlı gibi çıktı. Dimdik ve söz verdiği gibi. O devrimci olarak girmiş egilmeden, bükülmeden tıpkı girerken söz verdiği gibi bileği bükülmez olarak çıkmıştı. Zaten öyle olduğunu yaptığı kısa bir konuşmada da dile getirdi.

Edirne yağmurluydu. Gerçi o çıktığı zaman hızlı bir yağış yoktu ama yine de yağmur altında oradakilerin hepsi ile tek tek kucaklaştı ve karşılıklı hal hatır soruldu. Bu arada eşi Nur Sürer'den de ayrıca söz etmekte yarar var. O bizim bildiğimiz Nur'du. Başı dik, ölçülü ve güven veren. Arkadaşları ve yakınları ile bir otobüsle geldiler. Uzatmayalım orada kendisini karşılayan siyaseten iki örgüt vardı. Birisi Sarp Kuray'ı yoldaş olarak gören ve görecek olan Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ve Sarp'ın arkadaşlarınca kurulmuş olan Devrimci Halk Partisi. Her iki parti de orada öne çıkmayı seçmedi. Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ve Devrimci Halk Partisi ne bayrak açtı ne de kendilerini oradakilere göstermek için küçücük bir girişimde bulundu. TSİP'ten Celal Fil'in okuduğu 'Fırtına Çocukları' şiiri orada bambaşka bir hava yarattı. Şiir zaten böyle anlar için yazılmış olduğu için diyebiliriz ki orada en güzel, en coşkulu anların yaşanmasını sağladı.

Sonra Meriç Nehri'nin kıyısında Lalezar Çay Bahçesi'ne gidildi. Orada da aynı içtenlikli hava yaşandı. Yemek yenildikten sonra İstanbul'a dönüldü.

Kuşkusuz burada anlatmak istediğim şey yaşanan ortamın coşkularını öne çıkarıp sizlere belki de sayısız kez tanık olduğum sahneleri bir kez daha anlatmak değildir. Bildiğiniz gibi Sarp Kuray yargılandığı davadan müebbet çeza almış yedi yıl sekiz ay içerde kaldıktan sonra yeniden aramıza dönmüştü. İçeri girerken aramıza devrimci olarak döneceğini söylemiş, bu kadar süre geçtikten sonra da verdiği sözü milim eksiksiz tutmuştu. Ondaki DEV-GENÇ'li dikbaşlılığın bizler yabancısı değiliz. Ama yine de tanık olduğumuz birçok kişiden biliyoruz ki dikbaşlılığı ve boyun eğmezliği yine de pek az insan sergilemiştir, onlardan biri de hiç kuşkusuz ki Sarp Kuray'dır. Herkese yakışan bir şey vardır ebette ama Sarp Kuray'a dikbaşlılık ve boyun eğmeme hali ayrıldığımız ana kadar izledim çok yakışıyordu çok.

O şimdi aramızda. Devrimci olarak, Nur Sürer'in eşi olarak, Zeynep ve Sema'nın babası olarak aramızda. Ve de en önemlisi yoldaşımız olarak aramızda. Onu yürekten karşılayanlara Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ve Devrimci Halk Partisi olarak teşekkür ediyoruz. Sarp Kuray'ı sıcacık gülüşleriyle karşılayan dostları bizleri fazlasıyla sevindirdi. Dayanışma ruhunu yaşamak ayrı bir güzellikti, bizler de bu karşılamada buna tanık olduk.

Sarp Kuray içeri girdiği gibi aramıza döndü. Boyun eğmez bir devrimcinin rüzgârıyla aramıza döndü, hoş geldi sefalar getirdi.

Son Güncelleme ( Salı, 06 Aralık 2016 )