CHE’NİN ÇANTASI
Yazar Yavuz ALOGAN-Aydınlık   
Pazar, 04 Eylül 2016
che liseliler ile ilgili görsel sonucu

  
 Hemen söyleyelim, çantada “Nutuk” yoktu.  Öldürüldükten sonra elleri “kanıt olarak” bileklerinden kesildi ve cesedi Valegrande yakınlarında çalılık bir araziye gömüldü. Çanta ve içindekiler cellatları tarafından paylaşıldı. Deri çantayı  Bolivya  ordusundan Yarbay Andrés Selich’in aldığını biliyoruz. Che’yi öldüren çavuş Mario Terân onun piposuna  savaş ganimeti olarak el koydu. CIA ajanı Felix Rodriguez  yarısı boşalmış tütün kesesini hatıra olarak aldı. Bir mermiyle parçalanan M-2 karabinası Albay  Anaya’da kaldı. Son kez, “irtifa: 2000 metre”  sözcüklerini yazdığı günlüğünün ölümünden kısa süre sonra Ramparts dergisinde yayımlanma öyküsü ise biraz karanlıktır.
   
Bunlardan başka çantada herhalde astım ilaçları, sargı bezi, şarjörler ve elbombaları vardı. Bir de köylülere hediye etmek için yanında bulundurduğu Rolex marka birkaç kol saati.  Temmuz 1967’de  girdiği  silahlı çatışma sırasında ses kayıt cihazını,  Regis Debray’in  gerilla teorisi (foko) üzerine hazırladığı eleştirel notları ve o sırada okumakta olduğu bir kitabı kaybettiğini biliyoruz.  Kitap, Lev Troçki’nin Rus Devrim Tarihi idi.
Kıtasal kurtuluş
     İlk sorgusunda kendisine nereli olduğu sorulduğunda, “Ben Kübalı, Arjantinli, Bolivyalı, Perulu ve … Ekvadorluyum,” demiştir.
    Onlar kıtasal devrimcilerdi. Latin Amerika’nın tamamını Yankee emperyalizminden kurtararak  sınırları kaldırmak istediler.  Bu anlamda, Latin Amerika devletlerinin kurucusu ve kıtayı İspanyol sömürgeciliğinden kurtaran Simon Bolivar’ın (Libertador/Kurtarıcı) takipçisi oldular.  İspanyol sömürgecileri Bolivar’a, Yankee emperyalistleri Che Guevara ve bütün Latin Amerika gerillasına, İngilizler ve Damat Ferit ise Mustafa Kemal’e “eşkıya” demişlerdir. İspanyol sömürgeciliğine karşı mücadele eden Jose Marti ile Mustafa Kemal’in büstlerinin Havana Parkı’nda yan yana durması, cahil ümmetçinin kavrayamayacağı kadar derin bir tarih bilincinin ifadesidir.
    Küba devrimcileri Granma gemisiyle adaya çıkıp  Sierra Maestra’ya ulaştıklarında içlerinde sadece iki sosyalist vardı: Raul Castro ile Ernesto Che Guevara. Daha sonra onlara Küba Komünist Partisi’nden Pablo Ribalta katılmıştır. Kırlardan şehirleri kuşatarak Batista diktatörlüğünü devirip Küba’yı kurtardılar.     Emperyalizmin altında derin bir kapitalizmin yattığını, Küba’nın ikincisine karşı çıkmadan birincisiyle hesaplaşmasını tamamlayamayacağını anlamaları biraz zaman aldı. Fidel Casto devrimden  hemen sonra ABD’ye gitti, yetkililerle görüştü, televizyonlara çıktı. Başkan Yardımcısı Nixon, Başkan Eisenhower’a onun hakkında “Bu adam ya komünist ya da  kendi hükümetindeki komünistler tarafından aldatılmış,  inanılmayacak kadar saf biri,” demiştir.
Sosyalizm
    1961’de ABD’nin Küba’yı işgal girişimi (Domuzlar Körfezi Çıkarması) bir dönüm noktası oldu. Soğuk Savaş’ta Sovyetler Birliği’nin yanında yer aldılar. Sosyalist ekonomiye geçtiler, yabancı sermayeyi ülkelerine sokmadılar, kapitalist sömürünün her türlüsüne ve fahişeliğe son verdiler, kumarhaneleri kapattılar; eşitlikçi, kültürlü, eğitimli, kadına ve çocuğa değer veren bir toplum yarattılar.   Che Guevara Sanayi Bakanı olarak bu sürece önderlik etmiştir. Gerilla savaşçısı olmanın yanı sıra, Küba’nın  ücretsiz sağlık hizmeti  sistemini kuran  bir hekim ve sosyalizme geçiş süreci üzerine çalışmaları olan bir teorisyendi.
Ömrü boyunca Pentagon’u kıble bellemiş, hayatını Amerika hesabına komünizmle mücadeleye adamış ümmetçiye bu konular fazla alengirli gelir.  Bu durumda, neden Che  fanilası giydiğini anlatmak liseli arkadaşa kalıyor. Liselilerin bunu gayet iyi yapacaklarına eminim. Her şey bir yana, popüler tarihçinin Che’nin deri çantasında “Nutuk”u bulma fantezisi bana çok aykırı gelmiyor.
Küba devrimi kıtaya yayılamadı. Kıta çapında gerilla savaşıyla Yankee emperyalizmini kovmayı ve  birleşik sosyalist  Latinoamericana’yı kurmayı başaramadılar. Che’nin Bolivya’da öldürülmesi sürecin kırılma noktasıdır. Tarih acımasızdır, yenilenleri zamanla unutturur, unutturamadığını popüler kültür ikonu haline getirir.  Şimdiki yönetici kuşağın ardından Küba muhtemelen adım adım  devrim öncesi koşullara dönecek.  Yeni bir devrim dalgasının yükselişi belki de bütün umutların dibe vurduğu noktada başlayacak. Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır