İKİ KONU BİRDEN: TÜRK SAĞI'NIN VATAN HAİNLERİ VE EŞKİYA CHE
Yazar Şahan YILMAZ   
Cuma, 02 Eylül 2016


GİRİŞ

Kafa kesen cihatçılara destek verip Che Guevara'ya "eşkiya" diyen ve ne eşkiyalık ne de vatan hainliği ne demekmiş bilmeyenler, 15 Temmuz ile birlikte hakiki eşkiya ve vatan haini kimmiş, şimdi tanışıyorlar. Dahası bu hainler, aynı kendileri gibi görünen, düşünen ve davrananlardan çıktı. Hainlere ayna tutulduğunda kendilerini gören bu tipler Che'ye ayna tutulduğunda bir eşkiya değil, hatalarını hayatıyla ödeyen bir ŞEHİT STRATEJİST göreceğini bilmeli. Che'nin adını bile ağzına almak cıvıkların hiç mi hiç harcı değilse de "dilin kemiği yok ve dünya köşeli değil" diye bilirsiniz. Ama beyni kapsayan kafatası bir kemik ve dünya kendini şekillendiren somut gerçekler üzerine kurulu. İşte bu tiplerin kafasına "dank" ettirilmesi gereken şey de, Che'nin hakiki adalet ve kalkınma uğruna şehit olduğu gerçeğidir; hem de cümle âlem nâmına...

TÜRK SAĞI'NIN VATAN SEVGİSİ

Türkiyemizi yıllarca idare eden sağ iktidarlar sürekli kendi cephelerini vatansever, solu da ya tümüyle vatan haini ya da en azından hainlerin içinden türeyeceği cephe olarak lanse etti. Sol, aynı Che gibi gerekirse devlete karşı ayaklanmayı savunuyor ve bunu suç olarak görmüyordu. Türk sağı hep iktidar olduğu için, kendisini "gerekirse" devirmeyi isteyecek herkese kin beslemesi çok doğal. Çünkü Türk sağı soyarak seviyor vatanı. Vatan, soyulacak en değerli yegâne varlık. Adaletsiz kalkınmanın olmadığı bir vatanda kaç bezirgan nefes alabilir?

Hırsız, yolsuz, sahtekar, düzenbaz, üçkağıtçı, rüşvetçi.. Merkez solda yok mu hiç? Var. Ama solculuk, yolsuzluğu prensip olarak reddederken merkez sağ dediğiniz tam bir kleptomanlar klübü. Çalma hastalığı olan kleptomanlık paranın gücüne tapmak gibi birşey de değil; kazıklamazsa kazıklandığı hissine kapılan psikolojik bir rahatsızlık. 

TÜRK SAĞI'NIN VATAN AŞKI

Bir de merkez sağın "aşırı" gördüğü bir kesim var ki, ister laik ister mukaddesatçı olsun, kendini milliyetçi olarak tanımlayan bu kesimin vatan sevgisi gerçekten katıksızdır. Her türlü pisliğe bulaşabilseler de samimiyetlerini sorgulamamak gerek. Çünkü ulus-devlet modelinde katıksız vatan sevgisi, yanında halk düşmanlığı ile beraber gelebiliyor. Öyle bir sevgi sofrası ki bu, yanında nefretsiz yenmiyor. Halka karşı, kadına, hayvana, bitkiye ve emeğe karşı nefretin olduğu vatan sevgisi... 

Alman nazizminin ve diğer faşizmlerin dayanağı, içinde halkseverlik, toplumseverlik, doğaseverlik, emekseverlik olmayan katıksız vatanseverlik üzerine kurulu milliyetçiliktir. Vatan için yapıldığı düşünülen o "herşeyin" içine bir yığın nefret, art niyet, sömürü ve adaletsizlik sokuşturulur ve "aşk" diye sunulur.

Şimdiyse, yıllar yılı solu vatan hainliği ile suçlayan "temiz-pak yüzlü" "edepli" "ılımlı" "milliyetçi" "muhafazakâr" Türk sağı asıl ihanet neymiş 15 Temmuz ve sonrasında fiilen ve resmen gördü. Adam, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin istihbarat bilgilerini Pennsylvania'da oturan cemaat liderine aktarmış! Sınav soruları çalınmış ve cemaatin tespit ettiği kişilere el altından verilmiş! Var mı ötesi?! Devleti eskisi gibi soyamadığı için halkın üstüne çelik zırhlı duvarlarla ateş açan bir vatan sevgisi bu!

ÖRNEK VATAN HAİNLERİ

Türk halkı hakiki vatan hainliği neymiş tanışa dursun, dünyanın diğer coğrafyaları bu konuda derin tecrübelere sahip ve en sert olanı Küba'da yaşandı. Küba devrimcileri ne kadar vatanseverse Amerika'daki Anti-küba lobisi ve onların Kübalı Amerikalı destekçileri de o kadar vatan hainidir.

Neden mi?

Bir Türkiye düşünün ki, buğdayını "sudan ucuz fiyata" İngiltere'ye satıyor olsun. Türklerin %75'i okuma yazma bilmez ve sağlıksız yaşarken İstanbul, İzmir ve Ankara'da Sicilya mafyası gazinolar açmış ve fuhuş "diz boyu" olmuş olsun. İktidardaki diktatör, asker ve polis gaflet ve delalet içinde hareket ediyor olsun. Ekonomik elitler millî değil, İngiliz bağlantılı olsun. İçerden ve dışardan bir nevî işgal altındaki Türkiye'de devrim olsun ve yukarıdaki acı tablo son bulsun. Buna imzasını atan devrimci de aynı şeyi bütün Orta Doğu'da yapmak istesin. Dünyanın öbür ucundan vatanseverlikle övünen adamın biri çıksın ve bu Türk'e eşkiya desin. Biz o adama vatanperverlik dersi vermez miyiz? Üstelik karşı tarafın seceresi de fena kabarık iken..

MIAMI: HAVANA'NIN GAYRİ-MEŞRU EVLATLARI

Devrimden sonra diktatör Batista'nın tayfası Miami'ye kaçtı. İktidardaki Fidel Castro, okuma-yazma bilmezliğe son vermek ve sağlık hizmetleri sunmak için kampanya başlattığında elit tabakanın hocaları ve doktorları ülkeyi terkermeye başladı. Taşranın eğitimi ve sağlığı önemli değildi onlar için. Katolik kilisesi, CIA'in Peterpan Operasyonu'yla 14,000 yetim çocuğu Miami'ye kaçırdı. Çoğu yabancı olan tekeller millileştirildikten sonra sabotaj eylemleri bombalı terör saldırılarına dönüştü. Sonuç alınamayınca Domuz Koyu'na başarısız çıkartma yapılarak işgal teşebbüsünde bulunuldu. Bu da olmayınca Fidel'e suikast planları yapılmaya başlandı. Bir Amerikan keşif uçağının Sovyet nükleer füzelerinin fotoğraflarını çekmesi ardından patlak veren ve iki nükleer devleti karşı karşıya getiren kriz sırasında, barıştan değil savaştan yana tutum alındı.

Bu da yetmezmiş gibi, başkent Havana dünyanın neresinde bir iş yapsa, Miami oraya gidip sabotaj faaliyetlerine girişti. Havana, devrimi Latin Amerika'nın diğer ülkelerine yaymak istediğinde Miami darbecilere destek verdi, işkenceciler ve kontrgerillalar yetiştirdi. Fidel Angola'nın bağımsızlığı için asker gönderdiğinde Miami sömürgecilerin ve kölecilerin yanında Angola'da Kübalı birliklerin karşısına dikildi. Namibya'da Küba ordusu işgalci Güney Afrika'yla savaşırken, Miami ırkçıların yanında silah çattı. Che'nin Kongo'ya gitmesinin ardından koşar adım Mobutu'ya paralı askerlik yaptı. Vietnam Savaşı'na gönüllü gitti. Granada'nın Amerikan işgalinde rol oynayıp adadaki çoğu sağlık personeli 400 Kübalının öldürülmesine iştirak etti. Küba Hava Yolları'na ait bir uçağa bomba koyup yolcu uçağı düşürdü. "Eski güzel günlere dönmek" adına, vatan toprağının işgal edilmesi için sürekli Washington'da lobi yaptı! Küba'ya konan ticaret ambargosunun sıkılaştırılması için başarıyla uğraş verdi, ülkenin en zor durumlarında bile. 

Miami Hava Limanı'ndan Küba'ya gıda yardımı taşıyan kargo uçaklarının kalkmasına engel olan Miami lobisi, aynı zamanda Siyonistlerin en yakın dostu olarak Filistin düşmanı, müslüman düşmanı bir duruşa da sahiptir. Afganistan ve Irak savaşını savunur. Gerekirse camilerin bombalanmasını bile teklif eder. Bunlar o kadar "yoldan çıkmış" ki, vatan sevgisi adı altında devleti soyarak geçirdikleri o "eski güzel günler"in sevgisi, katıksız vatan hainliğine dönüşmüş. Uyuşturucu müptelalığı gibi içlerindeki halksevmezlik, toplumsevmezlik, emeksevmezliği dünyanın diğer yerlerine taşımadan rahat edemişler. Yani, 15 Temmuz hainliğinin ötesi de varmış ve böyle oluyormuş...

(Miamili Küba mafyasının bir zamanlar uyuşturucu kaçakçılığında 1 numara olduğunu da unutulmamalı)

CHE'NİN ADINI AĞIZA ALMAK

İşte böylesi bir güruha karşı  paylaşımcı bir dünya için cephe alan lider olarak, önce ismini doğru telâffuzla işe başlamalı ve sonra konsept olarak düşünülmelidir Ernesto Che Guevara [Gevâra]. Che için kimdir sorusundan ziyade, nedir  ne anlam ifade etmektedir sorusuna cevap aranmalıdır.

Motosiklet Günlüğü'nden itibaren Meksika'dan Arjantin'e tam bağımsız birleşik Latin Amerika hayal etti. "Bilal'in anlayacağı dille" bu Turan ülküsünde her tür statüko, sömürü ve gerikalmışlıkla mücadele edilecek, yani adalet ve kalkınma sağlanacaktı.

Bunun için strateji ve taktikler geliştirildi. Siyasi yollar tıkalı olduğundan iş başa düştü. Küba devrimcileri ve Che, üzerinde düşündükleri stratejileri örneğin bir Henry Kissenger gibi başkalarına yaptırmadı; bizzat kendileri sahaya inip uygulamaya koydular. Başarılı da oldular. Küba şekeri Sovyet pazarında pahalıya satılıyordu. Latin Amerika darbeler ve iç savaşlarla boğuşurken rejim, iç güvenliği sağlamış, okuma yazma oranını %96'ya çıkarmış ve evrensel sağlık hizmetleri ihraç eder hale gelmişti. 1959'dan 1989'a kadar elbette çelişkiler mevcuttu ama fitne-fesatlık asgarî boyuttaydı.

STRATEJİK DERİNLİK SORUNU

Peki, bu ülkü cümle âleme nasıl yayılacaktı? Fidel'e göre güçlü bir kaleden yayılmalıydı. O yüzden Latin Amerika'daki hemen hemen bütün sol hareketlere destek oldu ve Küba'dan adam gönderdi. Che ise düşman kalesine kendi girip düşmanın en zayıf noktasına mevzi kurarak yayılmayı öneriyordu.

Emperyalizm, üçüncü dünya ülkelerindeki ulusal kurtuluş hareketleriyle sömürgesiz kalırsa zayıflar ve içte sömürdüğü kendi halkıyla karşı karşıya kalırdı. Bu yüzden Küba devrimi ve Fidel kavramı ulusal bağımsızlık açısından, Che kavramı ise daha çok uluslarüstü açıdan değerlendirilmeli. Che ekolü halkseverlik, toplumselverlik, emekseverlikle gelen vatansever solculuktur. Karakteriyle akıllara durgunluk verdiği için, anca stratejik hataları tartışma konusu olabilir.

Nitekim O'na "Küba'da kal" dendi. O gitmeyi tercih etti. Fidel yanına adam verdi. Kongo'da 6 ay kaldılar, olmadı. "İlle de gideceksen Kolombiya'yı öneriyoruz, orada sol güçlü" dendi. O, Bolivya'yı seçti. Güney Amerika'nın tam göbeğindeki teras katını düşürebilirse, oradan Şili, Arjantin, Peru, Paraguay ve Brezilya'ya aynı anda uzanabilirdi. Ama Bolivya'da sol zayıf ve paramparçaydı.

Bugün Bolivya nüfusunun %68'i Yerli-Beyaz kırması Mestizolardan, %20'si de safkan Yerlilerden oluşuyor. İspanyolca dışında nüfusun %21'i İnka dili Quechua [Keçua], %15'i de Aymara konuşuyor. İspanyol fetihleri öncesi İnkaların boyunduruğunda yaşayan Aymaralar, Quechua yerlilerinden haz etmiyordu. Güney Amerika'nın teras katında bile birlik yoktu.

ACI SON

Che'nin Bolivya'da saklandığı istihbaratı alındığında Havana'dan yardım gelemez oldu ve Che Avrupalılarla irtibat kurdu. Acaba güvenilir kimseler miydi? Bu da tartışılır. Ama işe yaramadılar. Bolivya dağları Che'nin Kerbela'sı oldu. O'nu şehid eden Yezid de, hiç kuşkusuz Batista rejimi kalıntısı CIA harekat şefi Havana doğumlu ve 75 yaşında hâlâ hayatta olan Felix Rodriguez adlı vatan hainiydi.

Che'yi boğmak için sıraya dizilen kan davalılar, Kübalı faşistler, gazinocu mafyacılar, gıda devleri, petrolcüler ve Bolivya oligarşisi ölüm haberine inanamıyorlardı. Parmak izlerini test etmek için iki elini kesip Virginia'da CIA labratuarlarına gönderdiler. Cesedin O'na ait olduğu kanıtlanınca kesik ellerden bir tanesi kutu içinde Havana'ya Fidel'e yollandı. Felix Rodriguez Che'nin Rolex saatini kolunda taşır.

İKİ SONUÇ BİRDEN: CİDDİ OLUN VE HADDİZİ BİLİN DEME SIRASI

Bütün bu zahmet bir "eşkiya" için mi yapılmıştı?? Yoksa bu yakıştırma kumarhaneci ağzıyla ağalardan mı çıkmıştı? Che demek, insanlığın farklı bir boyutu, umutsuzluğa çare ve kimsesizlerin kimsesi olmak isteyenlere klavuz ve de bir dizi strateji dersi demektir. Dünya devlerini karşısına almanın ne fedakarlıklar gerektirdiği üzerine düşünmek demektir. Che'nin büyüklüğü sadece karakterinde değil yaptığı işin ciddiyetindedir. Bu yüzden şahsına hakaret O'nu küçültmez. Kişi O'na hakaret ederken kendini ciddiyetsizleştirir aslında.

Nihayet, konu ciddiyet olunca O'nu küçültmeye yeltenmek bile Türk sağının boyunu aşar. Che'nin adını ağzına almadan önce Türk sağı kendiyle uğraşsın. Önce, 15 Temmuz hainlerinin ikiziymiş gibi durmalarına yansınlar. Devletin çivisi çıkmış siz hâlâ "eşkiya Che" derseniz, kilometrelerce ötede Arjantinli bir şehidin değil başucunuzdaki Türk şehitlerinin kemikleri sızlar. Defalarca kandırıldığınıza vâkıfsınız. O halde haddinizi bileceksiniz. Geçin Meclis Başkanı'nı. Kandırılmışlık ve ihanet yumağında aynaya bile bakamayan bürokrasisine güvenmeyen huzursuz bir Cumhurbaşkanı olduktan sonra, huzur içinde uyuyan bir eşkiya bile size lüks gelir. Bu da böyle biline!  Bilmiyorsanız, iki Kübalı'yla çay içtiğinizde "dank" eder.

Şehit Gevâra'nın Yüce Ruhuna El Fatiha.


ŞAHAN YILMAZ
Son Güncelleme ( Pazartesi, 16 Ocak 2017 )