Gülen ‘Deccal’se Mehdi kim?
Yazar Tayfun Atay - Cumhuiyet   
Pazartesi, 15 Ağustos 2016

 

 

Darbe girişiminin başarısız olduğunu vurgulamak, sonrasında sürdürülen bazı tartışmalara bakacak olursanız zor. Özellikle ana akım görsel medyadaki programlar izlendiğinde “15 Temmuz”un aklımıza darbe yapmayı başardığını düşünmek için fazlasıyla veri var!..

Olup biteni sosyal-beşeri bilimlerin analiz çerçevesinde ele almanın, bir zamanlar bu bakımdan hassasiyeti hasbelkader sürdürmeye çalışan mecralarda dahi kalmadığını görüyoruz.

Bir dönem bazı kıyıda-köşede kalmış kanallarda karşımıza çıkan, komplo teorileriyle, ezoterik şarlatanlıklarla, parapsikolojik safsatalarla, eskatolojik şaklabanlıklarla dolu argümanları, şimdi merkez medyada FETÖ bağlamında “ciddi ciddi” konuşulurken gözlemliyoruz.

İşin cılkı çıktı, böyle rezillik olmaz diye tepki gösterdiğimizde ise anlatmak istediğimizle hiç alâkası olmayan, geneldeki sorunu görmekten aciz, eleştirimizi kişiselleştiren, çocuksu, zavallı tepkiler alıyoruz.

Mesela CNN Türk’te Didem Arslan Yılmaz’ın gece yarılarına kadar adeta mistik- fantastik bir ajan-polisiye dizi gibi akıp giden programında eski Cemaat imamı, şimdi sıkı itirafçı bir zattan FETÖ’nün “Deccal Hareketi” olduğunu öğrendik!..

Yaşadığımız korkunç trajediden böylesi bir “komedi” çıkarın! Sonra tartışmasını rasyonaliteden uzak fantastik düzlemlerde sürdürdüğünüz birinin iadesi talebiyle dünyaya dosyalar gönderin!..

Ve elbette elâlemin iade talebinizi değerlendirirken dosyalar kadar memleketinizde sürdürülen bu tartışmalara bakacağını da unutmayın!..

Deccal”in bir kötü figür olarak yer aldığı, ama esas itibarıyla iyiliği temsil eden bir “kurtarıcı” beklentisine dayalı mesiyanik anlatılar, daha genel adıyla “milenaryanizm” sadece İslâm’da yok. Sadece üç büyük tektanrıcı dine özgü de değil. Arizona’daki Hopi yerlilerinin inanç sisteminde bile karşılığını bulabileceğimiz bir “eskatoloji” söylemi bu. Yani, kıyamete yakın zamanda dünyadaki sefalete son verip inananları kendisinin kılavuzluğunda selamete erdirecek bir kutsi şahsiyet beklentisi. Yahudi-Hıristiyan gelenekte Mesih, İslâmda ise Mehdi...

Ancak İslâm söz konusu olduğunda bu, Şiîlikte inancın merkezi bir motifî olsa da Sünni dünyada o kadar ciddiye alınmaz ve ulemanın çoğu bu konuya kuşkucu açıdan yaklaşır. Sorun bakalım mesela Diyanet İşleri Başkanı Görmez’e, ne anlatacak size?!

Bunu Sünni İslâm dairesinde öne çıkaranlar, “halk-İslâmı” ile de irtibatlı mahiyette tarikat çevreleridir. Ben de Nakşibendilik üzerine araştırmamın öznesini oluşturan Şeyh Nazım Kıbrısî çevresinde hâkim bir söylem olarak buna “muttali” oldum.

Umut duygusu” yatar bu türden mehdi, mesih, vb. milenaryan beklentilerin özünde ve “umut sosyolojisi” başlığı altında incelemeye tâbi tutulurlar. Özellikle sosyoekonomik altüst oluşların, şiddetli ve yakıcı geçiş süreçlerinin yaşanıp umudun ölmek üzere olduğu zamanlarda “umutsuzların umudu”dur milenaryan formüller.

Ve “Deccal” yahut “Yalancı-Mesih” (Anti- Christ) böyle bir beklentide ön aşamadır.

Eğer birisinin “Deccal” olduğunu öne sürüyorsanız, ardından “Mehdi Aleyhisselâm”ın gelmesi ve hepimizi sefaletten, felaketten, dalâletten kurtarması da yakın demektir!..

FETÖ “Deccal Hareketi” ise Mehdi’nin belirmesi de an meselesidir yani...

Peki, Mehdi’miz kim?.. Hepimizin aklına gelen mi?!

Öyleyse Mehdi’nin zuhuratı ne zaman, bunun üzerine de bir tartışma bekliyoruz!..

CNN Türk’te ama... Bu aşamadan sonra aşağısı kurtarmaz!..