CHP’nin Hafızası
Yazar Güray Öz - Cumhuriyet   
Pazar, 07 Ağustos 2016

 

 

 

Herkes maharetini sergilemek üzere meydanlara çıktı. İktidar partisi dağılan, dağılması kaçınılmaz ittifaklarını yeniden toparlama niyetiyle hareket ediyor; ihanet eden ortak yerine öteki cemaatleri göreve çağırıyor. Bu arada muhaliflerini de etkisizleştirmek için taktikler geliştirmeye özen gösteriyor. Buradaki ustalığın muhaliflerin acemiliğine bağlı olduğunu, bu koşulla başarı vaat ettiğini söylemek yerinde olacaktır.

***

CHP kendisini kapana kısılmış hissediyor olmalı ki, öne çıkan tehlikenin nereden kaynaklandığını anlamakta zorlanıyor. Darbe yenilgiye uğratılmıştır; iktidar kanadının pompaladığı “tehlike geçmedi” söylemi muhalefeti etkisizleştirmenin, susturmanın, OHAL uygulamalarına “sessiz onayını” sağlamanın yoludur. Bunun işe yaradığı CHP’nin yarım ağız itirazlarından anlaşılıyor zaten. Taksim sonrası Saray, Gündoğdu sonrası Yenikapı bu tutumun kanıtıdır. CHP kurması ve geliştirmesi gereken ittifaklar yerine siyasetin dar alanında etkili olacağını düşündüğü taktiklerle oyalanıyor.

***

Bu türden adımların liberal kesimlerden alkış toplaması beklenir. Öyle de oluyor. Gerekçeleri çok farklı da olsa, bu kesimin kalemleri Ana Muhalefet’in iktidara “koşullu destek” vermesini savunuyorlar. Bu tavsiyenin, iktidarın bugüne kadarki uygulamalarını, ideolojik politik doğrultusundan şaşmama alışkanlığını, pragmatik oportünistliğini dikkate almadığı bellidir. Oysa AKP’nin açıklamaları satır aralarında değil doğrudan, gerçek tutumunu anlamak için yeterli bilgi içeriyor. “Köprü geçilirken at değiştirilmiyor” ve galiba “köprü geçilene kadar ayıya dayı” demek de makbuldür.

***

Bizim de aklımıza “hafızayı beşer nisyan ile maluldur” deyişi geliyor. Tamam, insan unutur da bu kadar çabuk mu unutur? Belki de ihtiyarlık alametidir; eskileri, çok eskileri anımsarsın da iki gün öncesini, örneğin 15 Temmuz öncesini unutuverirsin. İktidar partisinin otoriter rejimin taşlarını döşemekte olduğu, epeyce mesafe aldığı uçup gidivermiştir aklınızdan. Olabilir ama anımsatıldığında yeni durumun, kanlı darbe girişimi sonrası oluşan havanın otoriter rejim heveslerini pekiştirdiğini, atılacak adımları kolaylaştırdığını görmek bu kadar mı zor? OHAL kararnameleri üç ayı, altı ayı değil, ondan sonraki yılları, kurulacak yeni düzeni belirliyorsa, sizin itirazınız, “yapmayın böyle şeyler”le sınırlı kalabilir mi?

***

Ana Muhalefet darbe girişiminin bastırıldığını ve artık ötesine geçildiğini, ustaca kullanıldığını anlamaktan uzak görünüyor. Tutuklama dalgaları, yığınsal işten çıkarmalar çizgiyi çoktan aşmış durumdadır. İşkenceler 12 Eylül dönemine dönülmekte fazla zorluk çekilmediğini gösteriyor. Medyaya, akademiye saldırı sandığınız gibi “kraldan çok kralcıların” işi değildir; planlı programlıdır ve yakın bir zamanda zaten işlevsizleştirilmiş parlamentonun noter makamına dönüşeceğini de göreceksiniz.

***

Darbe önlendi. Şimdi hep karşı olduğunu söylediğiniz, bir tehlike olarak andığınız otoriter rejim nasıl önlenecek, konu budur. İkna mı edeceksiniz, yoksa Taksim’de Gündoğdu’da gerçekliği kanıtlanan güçlü bir blokla karşısına mı dikileceksiniz?
Gazeteciler tarihin tanığı olmak, olup biteni kaydetmek zorundadırlar.
Merakımızın nedeni budur.

Son Güncelleme ( Pazar, 07 Ağustos 2016 )