Cami Duvarına Gidenler
Yazar Vural Abaza   
Perşembe, 24 Mart 2005

Eceli gelen, cami duvarına gider, derler. Bu söz, Takiyyecilerin durumuna çok uymaktadır.


Bilindiği gibi 1.Cihan harbinden sonra Anadolu; Yunan, İngiliz, İtalyan ve Fransız orduları tarafından işgal edilmişti. Düşmanı Ekmek ve Tuz ile karşılayarak, evlerini işgal komutanlarına açan, ülkeyi düşman generallerine peşkeş çekip, “Kuvay-i Milliyeciler” hakkında ölüm Fetvaları çıkartanlar; bu Takiyyecilerin dedeleriydi. Bunlar; Namus ve Vatan için, savaşan “Kuvay-i Milliyeciler” her yöntemi kullanarak saldırmışlardır. Fakat sonunda “Kuvay-i Milliyeciler” düşmanı tepelemiş, bu hainlerin de başlarını ezmişti..

1950’li yıllarda; bu takiyyecilerin babaları da, genetik olarak dedelerine benzedikleri için; Cezayir’deki işgalci Fransız’lara karşı bağımsızlık mücadelesi veren, Müslüman Cezayir kurtuluş savaşçılarına, yardım etmemiş, katliamlara ve tecavüzlere hiç ses çıkarmamış, fakat, -o zamanlar Gemi’yle, bir ayda gidilen- Kore’ye, Amerikan emperyalistlerinin çıkarları için asker göndermiş ve savaşa gönderilen bu Mehmetçiklerden binlercesi ölmüş ve binlercesi de sakat kalmıştı..

Aynı yıllarda; Türkiye’de ise; köylerdeki kız ve erkek çocuklarının okumaları ve yetişmeleri için kurulmuş olan Köy Enstitülerini kapatmışlar ve o okulların yerine; kafalarındaki “düzeni” kurmak için gereken; Millet düşmanı kişiler yetiştirecek olan, İmam-Hatip okullarını açmışlardır. Takiyyeci lider kadronun neredeyse tamamı; buralarda ulusal değerleri yerle bir edip, onun yerine Arap kültürünü ve ümmetçiliği ikame eden bir eğitimle, Demokrasi düşmanı kişiler olarak yetişmişlerdir..

1960 askeri darbesinden sonra; Türkiye’ye ve Atatürk’ün politikalarına ihanet eden Menderes, Koraltan ve Zorlu, idam edilmişlerdir. Takiyyeciler onların intikamını almak için, İsmet İnönü’yü ve bazı “protokolcü generalleri” de yanlarına çekerek; Devrimci Kurmay Albay Talat AYDEMİR ve Devrimci Süvari Binbaşı Fethi GÜRCAN’I asmışlardır..

İstanbul’u ‘Genelev yaptırmayacağız’ diyerek, Amerikan deniz piyadelerini, Kabataş’tan denize döken Devrimcileri de, bu takiyyeciler, Polis ile birlik olarak, pusuya düşürerek öldürmüşlerdir.

1972’de, 3 Vatansever genci asabilmek için de göbeklerini yırtmışlardır.

Ardından; Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta ‘din adına’ insanlarımızı katletmişlerdir. Bu Cani’lerin mahkeme’lerinde, onları Adalet Bakanı Takiyyeci Şevket Kazan savunmuştur.

1980 ve 1990’larda PKK ve diğer Devrimci örgüt taraftarlarından binlerce kişi öldürülmüş, on binlercesi tutuklanarak işkencelerden geçirilmiştir. Bu operasyonların başında ve arkasında hep bu Takiyyeciler olmuştur.

ABD’nin, Sovyetler Birliğini, güneyden kuşatmak üzere oluşturduğu “yeşil kuşak” projesinde kullanılmak üzere; evvelden göstermelik olarak tutuklanmış Takiyyeciler, serbest bırakılmış ve bunlar hükümetlerin içinde görevler almışlardır. Bunlar; ABD’nin yönlendirmesi, Kenan Evren ve Özal kardeşlerin açık ve dolaylı yardımlarıyla, sonrasında ise; Necmettin Erbakan aracılığıyla Suudi Arabistan ve İran ile işbirliği yaparak, ekonomik olarak palazlanmışlardır.. Ardından da Taliban ve Hizbullah’la birleştirilerek; CIA’nin emriyle; Sovyetler Birliğini yıkmak için çalışmışlardır. Daha sonra da Türkiye HİZBULLAH’ını kurmuşlar ve Uğur Mumcu gibi, yüzlerce Türk ve Kürt Vatanseverini “faili meçhul” cinayetlere kurban etmişlerdir.

2000’lerde; “sol adına” iktidarın baş ortağı olan ECEVİT ‘in yaptığı ”normal” ihanetler,“halkı soldan” soğutunca, yıpranmış Takiyyecilerin yanından ayrılanlar ve diğer Takiyyeciler, “sol söylemle halka” hitap ederek, ABD’nin de desteğini alarak AKP ’yi kurmuşlardır.

Türk ve Kürt solunun; bu takiyyecileri değerlendirmede yaptığı taktik yanlışlar ve seçim yasalarının tanıdığı avantajı iyi kullanan AKP, TBMM’de çoğunluğu eline geçirmiştir. AKP’nin şu anda başında bulunan Tayyib E, kendisini yetiştirenlerden de fazla Amerikancıdır. Tayyib E, ABD’ye sonuna kadar bağlı olduğunu göstermek için, çocuklarını da, Fethullah Gülen hoca ile beraber, ABD’ye “rehin vermiştir.”


AKP, Türkiye’de erki tamamen eline geçirebilmek için; AB’ne giriş kriterlerini sözüm ona savunmakta, demokratik hak ve özgürlüklerden bahsederek; ordunun şeriatçılara karşı olan tepkilerini (kimi entelektüel salon züppelerini de yanına çekerek, Avrupa Birliği ülkelerini ve de kimi sahtekar “solcuları" da yanına alarak) etkisiz hale getirmeye çalışmaktadır. Humeyni’den çok şey öğrenen Tayyib E, İran’a gittiğinde onu karşılayan İran devlet başkanı, boşuna mı dedi “ülkenize hoş geldiniz” diye.

İsterseniz şimdi, bu takiyyecilerin, iktidarı gerçekten ellerine geçirdikleri zaman “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diyenlere, “kendilerini desteklemedikleri için” -İran örneğinden yola çıkarak- bir bakalım, neler yapacaklar:


• Tavernalarda göbek atmaktan başka bir şey ile ilgilenmeyen; binlerce erkek ve kadın müsveddesi !.

• Stadyumları doldurup, biri birini öldüren on binlerce -geri zekalı- futbol salağı!..

• Masa başında düzeni eleştiren, fakat eylemlere katılmayıp, birleşmeyi de engelleyen, Sosyalist geçinen deklase entel unsurlar!..

• Ahlaksızlıkları, Yoksullukları, Yolsuzlukları ve Vatanı satanları gördükleri halde umursamayan, sorumluluk almaktan kaçan, korkak milyonlarca insan!.

• Kravatlı, etliye sütlüye karışmaktan kaçınan on binlerce “kibar” memurcuk !..

• Türkiye’yi ABD ve AB, ülkelerine satmakta olan Takiyyecilere ve diğer Vatan hainlerine karşı, kesin tavır almayan KEMALİST SUBAYLAR!..


Takiyyeciler ve Tayyib E, arkalarını birilerine yaslamadan yaşayamazlar. O nedenle şimdi; dün birlikte olduğu Taliban ve Hizbullah’tan daha “güçlü” gördüğü, ABD’ye arkasını vermiştir. Tayyib E, gönül(!) verdiğine çok sadıktır. O nedenle de, ABD’ye düşman olan Iraklı direnişçilere, Vatanseverlere, namuslu ve vicdanlı diğer tüm insanlara, bu yüzden düşmandır. Ondan dolayıdır ki artık, cuma namazından sonra Cami’lerden çıkan taraftarlarına, ABD veya İsrail bayrağını yaktırtmamaktadır.

AKP; Irak’lı kadınlara ve erkeklere tecavüz edip, onları katleden, işgalci askerlerin devletleriyle; Ekonomik, Politik ve Askeri alanlarda işbirliğini devam ettirerek, Müslüman Irak halkının düşmanlarının, dostu olduğunu devamlı göstermektedir. Takiyyeciler; “akıllarındaki”“gönüllü Bombalara” ve diğer savaşçılara acıyacağı yerde, onlara “terörist” diyerek, onları “günahkar” kimseler gibi gösterip, aşağılamaya çalışıyor...

AKP; kendisine oy vermiş olan varoşlarda oturanlara da acımıyor, Gecekondularını onların başlarına yıkıyor. İşçilerin elinden ekonomik ve sosyal haklarını geriye alıyor. Küçük esnafa karşı, onların kepenklerini kapattıracak yasalar çıkarıyor. İşportacıların tezgahlarına ve mallarına el koyuyor. Köylüye yeni ekim yasakları ve vergiler getirerek topraklarını satmaya mecbur ediyor. Memurlara, Medya mensuplarına her tür baskıyı uyguluyor, Öğretmenleri işlerinden ayrılmaya veya ikinci bir iş aramaya itiyor, Emeklileri ise maaş kuyruklarında öldürüyor.

Takiyyeci “gizli” şeriatçılar; Demokratik Cumhuriyet ve 1920’lerin güncelleştirilmesi projelerinin, dinsel ve etnik bölünmenin panzehiri olduğunu biliyor. Bu nedenle de;bu projelerin konuşulmasını ve taban bulmasını engellemek için “sol” içindeki alçakları ve ABD-AB yandaşlarını kullanarak, “eylem birliğini” engellemeye çalışıyor. Bunun için de; anti şeriatçı kesimlerin arasına, Kama sokuyor ve sonra da onlara saldırıyor.

Takiyyeciler; Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk ve Kürtlerin ve diğer etnik ve dinsel grupların, kardeşçe yaşadıkları, güçlü bir demokratik Cumhuriyet olmasına karşıdır. Bunun için de, Türk-Kürt kardeşliğine ve Demokratik Cumhuriyet’e sonuna kadar destek vermek için, yeniden yapılanmaya çalışan Kürt hareketinin, Devrimci-Demokrat yurtseverlerle eylem beraberliğine girmesine engel olmak için, elinden gelen her yola başvuruyor. Güneydoğu’da ve doğu’da size demokratik hak ve özgürlüklerinizi vereceğim diyerek, oy aldığı Kürt halkını, provake etmek için eline geçen her fırsattan yararlanıyor.

Eline Türk bayrağı tutuşturularak, provake edilen ”cahil bir Kürt çocuğunun” Türk bayrağına yaptığı saygısızlığı, yandaşı olan televizyonlar ve gazetelere, kışkırtıcı yayınlar yaptırıp kullanarak; Türk şovenizmini azdırıyor. Ordunun içindeki ABD yanlısı gerici kanadı, Kürt demokratları ve devrimcilerin karşısına çıkartıyor. Takiyyeciler bu süreçte; demokrasi ve insan hakları palavralarıyla; ülkeyi ABD ve AB’nin de desteklediği “ılımlı İslam cumhuriyeti” adı altında, emperyalistlerin kuklası bir “Şeriat devleti” kurarak, Türkiye’yi bölmeyi planlıyor. Takiyyeci işbirlikçiler; ABD, AB, Barzani, Talabani, Türk ve Kürt gericilerini, sahte solcu ve de sahte demokratları da, arkasına alarak ve kullanarak, Türkiye’yi parçalama planlarına hız veriyor..

AKP, Demokratik Cumhuriyet’e karşı bir partidir. Bu partinin kadrolarının büyük bir bölümü; ulusal ve vicdani değerlere önem vermeyen kişilerden oluşmuştur. Bunlar; Demirel, Erbakan ve Humeyni gibilerin etkisinde kalmış kişilerdir.. Bunlar; insanları yakan ve işkencelerle katledenleri savunan kişilerdir.. Bunlar; Para ve kariyer için, her türlü cambazlığı yapan takiyyecilerdir..

Türkiye Cumhuriyeti; on binlerce şehit verilerek, işgalcilerden ve dinci sahtekarlardan kurtarılıp, kurulmuş bir devlettir.

Bu devlet bizimdir.


O nedenle;

“Bu ahlaksızlık ve vicdansızlıkta, biri birleriyle yarışan Takiyyecilerin; Türkiye’yi satma ve bölme planlarına izin vermek istemeyen tüm namuslu insanlar, DEMOKRATİK CUMHURİYET cephesinde birleşmelidir” diyoruz..