| EKSEN |
| Yazar İbrahim Utku NAR | |
| Friday, 09 July 2010 | |
Ekonomide Kaymayan Eksen
Memura yapılan son zamlar, olayın acınası ve trajikomik tarafını niteliksel olarak gözler önüne sermeye yetiyor.Bu son açıklanan zamlara göre 2010 Temmuz ayından itibaren memur maaşları % 2,5 + % 1,06, toplamda % 3,56 oranında artacak. Eğitim-Sen tarafından konu hakkında yapılan açıklamaya göre ; ‘Enflasyon farkı nedeniyle “müjde” olarak yansıtılan %1,06’lık zam, 13. derecenin 3. kademesindeki bir yardımcı hizmetlinin maaşında 13,62 TL, 14. derecenin 3. kademesindeki bir memur için 13,98 TL ve 9. derecenin 2. kademesindeki bir öğretmen için 16,24 TL zam anlamına gelmektedir. ’Yine aynı açıklama da verilen örnekler, zihinlerde daha net bir tablo ortaya çıkarıyor; ‘13. derecenin 3. kademesindeki bir yardımcı hizmetli maaşındaki 13,62 TL’lik artışla 1 ay içinde 27 tane simit, 9 litre süt, 1 kg 200 gr zeytin, 2 kg 250 gr pirinç ve 523 gr kırmızı et; Yılın ikinci yarısı için emeklilere yapılacak zam oranları da, emeklilerin kaderlerinin, kamu emekçilerinden farksız olmadığını gösteriyor.Ocak-Haziran 2010 döneminin 6 aylık enflasyonu olan yüzde 3,59 orana tekabülen , emeklilere yılın ikinci yarısında aynı oranda yapılacak zamlarla., en düşük işçi emeklisi 25 lira, esnaf emeklisi 19 lira, çiftçi emeklisi 14 lira zam alacak.Bu konu da da fazla söze gerek yok herhalde her şey ortada !
TUİK tarafından açıklanan 2010 yılı büyüme oranlarına bakarsak eğer; rakamlar üzerinde cambazlıklar yaratarak kamuoyuna sundukları, bir önceki senenin yüzde 14.5’ lik daralma oranı üzerinden yükselen yüzde 11.7’ lik büyümenin ne şekilde oluştuğunu iyi bilmekte ve büyümeye paralel olması gereken istihdamı arttırıcı bir özellik taşımadığını net olarak görmekteyiz. 2002 yılından beri , uluslararası mali sermayenin öngördüğü şekilde üretimden ve reel sektörden kopuk spekülatif karakterli sıcak para girişine dayanan salt Finansal sistem odaklı ekonomi politikaları sayesinde AKP, iktidarlarının ilk 5 yıllık döneminde küresel piyasalardaki konjonktüründe lehlerine işler bir vaziyet de olmasıyla ekonomi de yüzde 7’lik bir büyüme ivmesi yakalatmışlardı.Reel sektörden kopuk, yatırıma ve üretime dayanmayan bu sanal büyüme endeksinin istihdam konusunda aynı büyümeyi sağlamadığını görmekteyiz.Finans-Kapital’e bu şekil de göbekten bağlı AKP’nin OECD ülkeleri arasında da global krizden en fazla etkilenen 2 ülkeden biri olması da şaşırtıcı değildir.
Global krizin şiddetini arttırdığı 2009 yılında IMF ile herhangi bir stand-by anlaşması yapılmasa da IMF’nin buyurduğu şekilde vergi oranlarının arttırılması ve kamu harcamalarının kısılması şeklinde gelişen ekonomi politikaları , krizin bedelini alt tabaka daki emeğiyle geçinen kişilere çıkartmaktadır.Bunun somut örneği de son açıklanan gülünç zam oranlarıyla netlik kazanıyor.Yani AKP bir yandan havuç verirken diğer yandan sopasını eksik etmiyor velhasıl son tahlil de terazinin kefesi hep sopanın lehine doğru ağır basıyor…
2010 yılı Ocak-Mayıs istatistiklerine göre İthalatımızın yüzde 72.5’unu Ara (Ham madde) malları oluşturuyor.Bunun karşılığı da, ihracat ürünlerimizin yüzde 60-70 oranına tekabül eden kısmı ithal girdiler tarafından karşılanması olarak neticeleniyor.Uygulanan düşük kur para politikası, Uzakdoğu pazarından yapılan ara madde ve tüketim malları ithalatını daha cazip kılıyor fakat ihracatımız da kullanılan ithal girdilerin bu kadar yüksek bir oran teşkil etmesi cari açığın yüksek bir oranda seyretmesine sebep oluyor ve aynı şekilde tüketim mallarının ithalatının da bu kadar yüksek bir oranda seyretmesi, yerli pazarın üretim kapasitesini düşürerek, işsizliği arttırıcı bir sonuç doğuruyor.
İbrahim Utku Nar- SODEV Üyesi 08/07/2010 |