left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Çarşamba, 15 Ağustos 2018
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Hakkımızda Hayırlı Bir “Ensar” Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Cuma, 01 Nisan 2016
Yirmi Masum -  William Kroll, ABD - Y.boya

Yirmi Masum –
William Kroll, ABD – Y.boya

“Bizim vakıflarımızda bilim ve sevgi var, onların vakıflarında ise istismar.” Böyle yazmış bir arkadaş mesajında. Yan yana iki fotoğraf, birinde Aziz Nesin, kendi kurduğu vakıfta yaşayan çocuklarla beraber gülümsüyor, diğerinde el kadar bebelere kabe maketiyle “hacı olma” oyunu oynatıyorlar.

Resimler ve onların anlamı, yazıldığı haliyle doğrudur. Bu mesajda doğru olmayan nokta “bizim vakıflarımız” ifadesidir. Hatta doğru olmayan demeyelim de, hiç olmayan diyelim. Arkadaşımız bizim “olmayan vakıflarımızdan” söz etmektedir.

Devamını oku...
 
Alın bu ahlakınızı duayla tesbihle fetvayla kendi g.tünüze sokun Yazdır E-posta
Yazar Nihat GENÇ -Oda TV   
Cuma, 25 Mart 2016

 

ENSAR VAKFI, O İDDİALARI KABUL ETMEDİ

 

Deniz Zeyrek, Ahmet Hakan ve nice yandaş yazar gibi .ötümün kenarı yorumcular Ensar Vakfını korumaya çalışan laflar edince, cehaletin artık bataklığa dönüştüğü bu medya düzeninde tek satır yazmak gelmiyor içimden.

Okul, eğitim, mekan, nedir nasıl inşa edilmeli konusunda bilimsel tek cümleden habersiz bu koro karşısında boğulmak üzereyiz.

Her odun kafalının anlayacağı şekilde tane tane yazalım.

Kiliselerde neden ‘sübyancılık, oğlancılık’ yüzyıllardır önlenemiyor, bunun bir kaç sebebi var, birincisi, günah çıkartma odası, ikincisi rahibe güven, üçüncüsü rahiple çocuk arasında özel ve mahrem bir ilişki kurulmasına izin veren ‘mekan’ ve dördüncüsü çocuğun yaşadığı suçlulukla itiraf etmeye korkması.

Modern eğitim kurumları bu dört hastalığı keşfetmiş, güven ve mekan ilişkisini bildiğimiz laik eğitimle devreden çıkartmıştır.

Devamını oku...
 
Modern Devrimci Düşüncenin Oluşumunda Jakobenler’in Yeri Yazdır E-posta
Yazar Serhat Nigiz- franksiyon.org   
Perşembe, 24 Mart 2016

SERHAT NİGİZ | Liberallerden Anarşistlere, hatta bazı devrimci çevrelere kadar bir “Jakobenlik” stigmatizasyonuyla karşı karşıyayız. Oysa Jakobenler halkçı ve anayasacı bir hareketti ve şiddeti kullanmalarının bir nedeni vardı. Lenin boşuna “Proletaryanın yöntemi Jakobenizm olacaktır” demiyor.

Serhat Nigiz

 
Türkiye’de Jakoben kavramının çeşitli devrimci çevreler tarafından tarihsel ve politik bağlamından koparılarak kullanılması adeta sıradanlaşmış durumda. Özellikle de herhangi bir siyasi-ideolojik akıma ilişkin olumsuz bir kanaat geliştirilecekse, o akım hemen “Jakoben” olmakla itham edilebiliyor.* Elbette bu olguyu sosyalist sol içindeki “derin liberalizm”in etkisine de bağlayabiliriz; ya da sosyalist hareketin kendi teorik ve tarihsel mirasına yabancılaşmasının bir sonucu olarak da okuyabiliriz.

Devamını oku...
 
Sol artık PKK vesayetinden çıkmalıdır! Yazdır E-posta
Yazar Merdan YANARDAĞ -abcgazetesi.com   
Çarşamba, 23 Mart 2016

 

 

Ankara'da gerçekleştirilen canlı bomba eyleminin ardından artık bir tartışmayı daha fazla gecikmeden ve açıkça yapmamız gerekiyor. Bu tartışma; Kürt hareketi ve sol arasındaki ilişkilerin niteliği ve seyri hakkındadır. Dahası, yaklaşık 30 yıldır süren solun üzerindeki PKK vesayeti ve bu vesayetten solun çıkıp çıkmayacağı sorunudur.

Önce genel bir çerçeve çizmekte yarar var; kapitalizmin içine girdiği yeni dönemin (küreselleşmenin) de etkisiyle solun liberalizmden etkilenen ve yenilenmeyi “demokratlaşmakta” gören kesimleri, 1990 sonrasında özgürlük mücadelesini etnik kimliklerin serbestisine indirgeyen bir konuma savruldu. Bu bağlamda, Kürt siyasal hareketinin programının temelini oluşturan ulusal-demokratik hakları savunmayı önceleyen bir anlayış solda yerleşti. Daha önemlisi, bu çevreler solculuğu ve sosyalist olmayı da bu tutum üzerinden ölçmek gibi bir uca götürdü.

Solun önemli bir kesiminin söz konusu tutumu, onları, zamanla sınıfsal taleplerini geri çeken, ideolojik ve politik kimliğinin temelini oluşturması gereken toplumsal kurtuluş anlayışını soyut bir demokrasi mücadelesine indirgeyen tavra taşıdı. Giderek özgün kimliğini yitiren solun bu kesimi, Kürt ulusal hareketinin -daha net bir ifade ile PKK’nin- ulaşamadığı alanlardaki sözcüsü, onun yedeğindeki bir güç gibi görülmeye başladı. Söz konusu kesimlerin politik pratiği de bu profili destekledi ve yeniden üretti
Devamını oku...
 
Ebru Gündeş’in Mektuplarını Çöpe Attım ! Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Salı, 22 Mart 2016

 Ara 25, 2013'de yazıldı...

Kimdir anımsayayım diye şöyle bir göz atıverdim. Tüm şarkıcı ünlüler gibi Ebru Gündeş’in yaşam öyküsü de geniş zaman kipinde yazılmış. Wikipedia maddesi bile aynı. Misal, şöyle “efsane” tadında cümleler var : “’Ben Daha Büyümedim’ adlı üçüncü albümü 1995 yılında çıkar. Albüm, ‘Fırtınalar’ adlı ilk hitiyle ses getirirken Gündeş, ‘Ben Daha Büyümedim’ ve ‘Çok mu Gördünüz’ adlı parçalarla eleştirilere sitem eder. Bu albüm, Ebru Gündeş´in müzik hayatında Serdar Ortaç´la olan birlikteliğin de başlangıcı olur. ”  La insafsızlar Atatürk’ün peygamberin falan biyografisi bile böyle Tanrıdan bahseder gibi yazılmamış, ne ara bu dillere geçiyorsunuz anlamıyorum :)

Ebru Gündeş ünlü bir şarkıcı. Tüm ünlü şarkıcılar gibi sesi genel anlamda güzel, fiziği düzgün, şöhreti sevdiği belli, biraz arabesk, ağlamaklı, mümkün olduğunca da etliye sütlüye karışmayan biri. Ama şimdi önemli bir özelliği daha var : üçkağıtçı Reza’nın karısı. Şimdi normal koşullarda her suçun şahsiliği esastır. Bize ne adamın karısından. Barış Güler’in de bir karısı ya da sevgilisi var muhtemelen ama kimsenin umurunda değil. Ama bu Reza – Ebru konusu biraz karışık. Magazin arşivlerinden anlaşılıyor ki Reza bey en az dağıttığı rüşvet kadar parayı eşine aldığı hediyelere harcamış. Uçak almış, yat almış, aygır almış, beygir almış, yalı almış, at almış, müzayedelerden tablolar almış.. Almış oğlu almış.. Ya adamın Türkçesi zayıftı, ya da Ebru hanımın algısı kıt, zira tosuncuk beyefendi aşkını anlatmak için kaba hesap yüz milyon lira para harcamış. Ama zirveye Ebru hanımın önüne bir kamyon gül dökerek ulaşmış. Wikipedia’ın -çok afedersiniz-tarihi öküzlükler bölümüne kaydedilmesi icap eder diye düşünüyorum. İşte Reza’nın serveti, Ebru’nun şöhreti ve cici çiftimizin görgüsüzlüğü birleşince ister istemez karı-koca bir arada geliyorlar gündeme.

Ebru hanım TV’de canlı yayında ağlamış. “Karanlıklardan geçiyoruz” demiş. Yani diyor ki “normalde yaşamımız apaydınlık, günlük güneşlikti. Ne bende ne eşimde zerre karanlık iş yoktu. Şimdi şu vicdansız savcılar bize iftira atıp günümüzü kararttı.”

Başbakanımız kadar mağdur. Üstelik "o bir anne!"

Başbakanımız kadar mağdur. Üstelik “o bir anne!”

Devamını oku...
 
"ÇANAKKALE İÇİNDE VURDULAR BENİ" Yazdır E-posta
Yazar TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)   
Cuma, 18 Mart 2016

 

 

 

Bu türkü bugüne kadar devrimciler tarafından hep söylenegelmiştir. Çünkü emperyalizme karşı verilen en büyük savaştır Çanakkale Savaşı. Aynı zamanda da yokluk içinde de olsa kararlılığın zalimleri nasıl durdurduğunun ve yendiğinin de destanıdır kuşkusuz. Bu savaş aynı zamanda da ortaya öyle bir komutan çıkardı ki, işte o komutan ülkenin yazgısını değiştirip Kurtuluş Savaşı'nı örgütledi, bir ülkenin topyekun emperyalizme karşı nasıl savaşıp başarı kazandığını gösterdi ve bütün mazlum dünya halklarına örnek oldu. İş bu noktada da kalmadı elbette, devamı geldi. Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı yerine Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Bir başka deyişle Anadolu insanının yüzlerce yıllık uykusu son buldu, uyanışla birlikte yurttaş olma bilinci ülke genelinde kök saldı.

Devamını oku...
 
Büyük tehdit Yazdır E-posta
Yazar İLHAN CİHANER - Birgün   
Cuma, 18 Mart 2016

 

Bu yazının asıl muhatabı AKP’ye koşulsuz destek veren yurttaşlarımız ve Kürt/Terör sorununun ölerek öldürerek çözüleceğine inanan yurttaşlarımız.

Hızlı bir mukayeseli tarihsel tur yapalım:

12 Eylül oldu… “Kürt yok, Kürtçe diye bir dil yok” dediler.

Buna karşılık “Arkadaş nasıl olmaz? komşularımız, arkadaşlarımız var, beraber Ulusal mücadeleyi yürüttük, Cumhuriyeti beraber kurduk. Esas olan eşit haklara sahip vatandaşlar olarak, gönüllü birlikte yaşamdır “ denildi. Bunu diyenler bölücü, vatan haini, terörist ilan edildi.

Diyarbakır ceza evinde aklın alamayacağı işkenceler duyulmaya başlandı.

Buna karşılık: “Yapmayın! bu yöntemle sorunu çözmezsiniz, tam tersi derinleştirirsiniz” denildi.Bunu diyenler bölücü, vatan haini, terörist ilan edildi.

Son Güncelleme ( Cuma, 18 Mart 2016 )
Devamını oku...
 
KAN DEĞİL BAHARLAR YAKIŞIR ANKARA’YA Yazdır E-posta
Yazar Can ŞENSES   
Pazartesi, 14 Mart 2016
       
 
Kahrımı   çok çekmiştir Ankara sokakları.Bazen onun sıkıcı,gri,kuralcı ve bürokrat suratlı haline ben tahammül ediyordum. Bazen  benim depresif adımlarımla arşınladığım cadde ve sokakları vasıtasıyla  isyanlarıma ses çıkarmayarak o.Kardeş kardeş geçiniyorduk.
Devamını oku...
 
Paralel toplumlar Yazdır E-posta
Yazar Yavuz ALOGAN-Aydınlık   
Pazar, 13 Mart 2016

 

1980’lerin sonunda bir gün annem bana telefon ederek, Selanik Caddesi’nde insanların yolu kapayarak toplu namaz kıldıklarını, oradan geçemediğini söyledi. “Görülmemiş şey,” diyordu, “niye camide kılmıyorlar?” Biraz korkmuş gibiydi.
1942’de yirmi yaşındayken Ankara’dan trenle  Erzurum’a gidip Köy Enstitüsü’nde yaşça kendisinden büyük öğrencilere ders veren bir Cumhuriyet  öğretmeniydi. “İrtica” konusunda özel bir hassasiyeti vardı.
Sokakta namaz kılmanın gereği yoktu aslında, zira birkaç yüz metre ötede, yeni açılan Kocatepe Camii vardı. 1960’larda orası ağaçlarla kaplıydı. Ortasında metruk bir su deposu vardı. İlkokula giderken orada oynardık. Daha sonraları o haşmetli caminin Rasattepe’deki Anıtkabir’e bir kontrpuan olarak Kocatepe’ye dikildiği söylendi.

Son Güncelleme ( Pazar, 13 Mart 2016 )
Devamını oku...
 
Kürt Siyasetinin Aşil Topuğu Yazdır E-posta
Yazar Arzu Yılmaz - Birikim   
Cumartesi, 12 Mart 2016

Geçtiğimiz günlerde ABD ve İngiltere’nin PYD çıkışları dikkat çekiciydi. Önce İngiltere Dışişleri Bakanı Hammond, “Son haftalarda Suriye Kürt güçleri Suriye rejimi ve Rus hava kuvvetleri arasındaki koordinasyona dair çok rahatsız edici kanıtlar gördük" dedi. Ardından ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kirby, Kürtlerin Suriye’de federal bir bölge kurmak istemeleri halinde ABD’nin tutumunun ne olacağına ilişkin bir soruya “ “Eğer bana Kürtler için özerk bir bölge isteyip istemediğimizi soruyorsanız bunun yanıtı hayır” dedi. En son, Kobane’nin güneyinde ABD’nin bir askeri üs kurduğuna ilişkin haberler de Pentagon tarafından yalanlandı. 

Aslında ABD’nin bu tutumu yeni değil, zira geçtiğimiz yıl da hem özerklik hem Rımelan askeri üssü konusunda benzer açıklamalar yapılmıştı. Ancak, zaten değişen bir şey yok diye geçiştirmek zor. Çünkü Cenevre III zirvesinin hemen ertesinde Obama’nın IŞİD’le Mücadele Koalisyonu Özel Temsilcisi Brett McGurk’ün YPG güçlerini yerinde ziyareti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ey Amerika! Size kaç kere söyledim. Siz bizimle beraber misiniz yoksa bu terör örgütü PYD ile YPG ile mi berabersiniz?” sorusuna gelen net ve kesin yanıt, ABD’nin artık şüpheye yer bırakmayacak bir biçimde PYD’yi desteklediğini ve bu desteğin yalnızca IŞİD’le mücadeleyle sınırlı olmadığını açıkça ortaya koymuştu.

Devamını oku...
 
EMİNE VE TAYYİP’İN HAREM HAYATI Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Cumartesi, 12 Mart 2016

 

 

Kim ne derse desin, Emine Hanım laiklik mücahidesidir.

Emine Hanım da kim diye sormayın artık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi. Aslen Siirtli. İstanbul Zeynep Kâmil İlkokulu’nda öğrenime başlamış, ardından Mithat Paşa Akşam Sanat Okulu’na devam etmiş ama mezun olduğuna dair bir kayıt yok. Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde de mezun olduğundan söz edilmiyor. Lise ve üniversiteye adımını bile atmamış. İyi de etmiş!

İşte bu Emine Erdoğan, laiklik ve kadın hakları mücadelesinin çok önemli bir neferidir. Öyle ki, laiklik ve kadın hakları dendi mi akla ilk gelen kadınlardan çok daha etkili bir nefer.

Aklınız karışmasın. Emine Erdoğan laiklik ve kadın hakları mücadelesinin gizli mücahidesidir, gizli neferidir. Açıkça mücadele yürütse o kadar etkili olamayacağını bildiğinden, ne yapsın, O da mücadelesini gizli yürütüyor. Kılığıyla kıyafetiyle, çeşitli toplantılarda yaptığı konuşmalarla laikliğin ve kadın haklarının ne denli elzem olduğu mesajını gizlice veriyor aslında!

***

Devamını oku...
 
ATSIZ YARIŞ, VETERİNER HEKİMSİZ AT OLMAZ! Yazdır E-posta
Yazar Veteriner Hekimler Odaları   
Perşembe, 03 Mart 2016

 

 

 

Türkiye Jokey Kulübü, yakın zamanda aldığı bir kararla 30’un üzerinde veteriner hekim ve 70 yardımcı personel olmak üzere toplamda 100’den fazla deneyimli personelinin iş akdini gerekçe göstermeden feshetmiştir. Sonrasında ise gerekçe olarak 5996 sayılı kanunla yapılan değişiklikler sonucunda TJK bünyesinde gerçekleştirilen faaliyetlerin Yarışçılık ve At Islah faaliyetleri olarak ayrıştırılması,  At Islahı faaliyetlerinin 5602 sayılı kanun kapsamından çıkarılması ve kulübün bu nedenle zarar etmesi gösterilmiştir. Maliye Bakanlığı’nın bu zararın azaltılması yönündeki görüşü üzerine en büyük gider kalemi olarak gösterilen personel giderinin azaltılması için işten çıkarmaların yapıldığı öne sürülmüştür. Görevine son verilen personel, hayvan sağlığı hizmeti vererek sistemin belkemiğini oluşturan ve atların refahına yönelik önlemleri alan profesyonellerdir.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 97 - 108 / 2203
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2762
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 34061366
Syndicate
 
left
Top! Top!
right