left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Çarşamba, 15 Ağustos 2018
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
ATATÜRK SAMSUN’A NASIL ve NEDEN ÇIKTI? Yazdır E-posta
Yazar Zeki SARIHAN   
Perşembe, 19 Mayıs 2016
 
19 Mayıs günü CHP’lilerin Anıtkabir’e yapacağı yürüyüşün hükümetçe yasaklanması üzerine bir televizyon kanalında karşıt görüşlü dört kişi tartıştı. Yıllardır yapıldığı gibi Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a neden ve nasıl gönderildiği konusunda yanlış ve eksik görüşler söylendi.
Yazılıp söylenmemiş değildir ama aşağıda yazacaklarımın çoğu kişi tarafından bilinmediğini düşünüyorum. Yanlış ve eksik bilgiler kullanılınca konunun bir çıkmaza girmesi kaçınılmazdır.

Devamını oku...
 
BAĞIRA BAĞIRA GELENE MANİ OLAMAYAN GENELKURMAY BAŞKANI Rüştü Erdelhun Yazdır E-posta
Yazar Ömer GÜRCAN   
Pazar, 15 Mayıs 2016

 

Genelkurmay Başkanlığını yürüttüğü sırada askerlerin siyasete karışmasına ve askeri cuntalara karşı çıkması ile, toplumdaki sosyal ve politik endişeler, anayasa ihlali gibi konulardan rahatsızlık duyan düşük rütbeli silahlı kuvvetler üyelerine karşıt olarak, bu konularda hükümet yanlısı tutumuyla tanındı. Komuta kademesindeki çoğu komutan tarafından da paylaşılan bu tutumun, özellikle bazı genç subaylar arasında yayılmakta olan huzursuzluğu hızlandırıcı bir etkisi oldu.Silahlı kuvvetler içinde gelişen darbeci eğilimler, DP iktidarı kadar silahlı kuvvetlerin komuta kademelerine de yönelikti.


Ömer Gürcan's photo.
Devamını oku...
 
Fatsa, Devrimci Yol, Özyönetim, PKK… Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Perşembe, 05 Mayıs 2016
Fatsa, hala en ileri toplumcu deneyim olma özelliğini koruyor.

Fatsa, hala en ileri toplumcu deneyim olma özelliğini koruyor.

Dün 4 Mayıs’tı, Fatsa’nın efsanevi belediye başkanı Terzi Fikri (Sönmez)’in ölüm yıldönümü. Terzi Fikri’yi ölümsüz kılan onun Türkiye tarihinin en özgün demokrasi deneyimlerinden birinin doğal lideri olmasıydı. Gerçekten de Fatsa bugün bile devrim fikrini taşıyabildiğimiz en yüksek zirvelerden birini, belki de birincisini temsil ediyor.

Devamını oku...
 
YETER BE ! Dr. Hikmet KIVILCIMLI Yazdır E-posta
Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı   
Perşembe, 05 Mayıs 2016

YETER BE !
2 Şubat 1971

         Bilimsel sosyalizmin çok bilmiş düşmanları, ona kandökücü diktatörlüğü yakıştırırlar. Oysa gerçek sosyalizmin bilim olarak başlıca ödevi, Marks'ın en büyük eserinde belirttiği gibi:
         "Doğum sancılarını kısaltıp ılımlandırmak" (Das Kapital)tır.
         Dünyamız, yarım yüzyılı geçiyor: "doğum sancılarıyla" kıvranmaktadır. Vietnam'da kandökücü diktatör kimdir? Doğumu, sosyalizmin doğumunu engellemek isteyen Amerika U.S'a satılnıış üç beş general ve politikacı. Şili'de sosyalizmin doğumunu demokrasi (ama lâfta değil, işde halkın bilinçli örgütleri) ile hiç sancısız gerçekleştirenler kimlerdir? Seçime yanyana girmiş: Sosyalistler, komünistler, radikaller, Bağımsız Halk Aksiyonu (adlı hıristiyan demokrat din adamları), Sosyal - Demokratlar'dır.
         Tek yaygaralıca: "Seçime hayır! Tek yol: Savaş!" parolasını koparan: "Sol Devrimci Hareket" şarlatanları çıktı. Ama "Şili İşçilerinin Birleşik Konfederasyonu" 700.000 üyelidir. "Sol Devrimci Hareket" şarlatanlarının aldıkları oy: 3.838'dir. Sancısız doğuma ikinci karşı koyan akım, Allende'nin Şili başkanlığına seçiminden önce Başkomutan General Schneiderş'i öldürten, 21 Ekim 69 sağ hükümet darbecisi General Roberto Viaux'dur. Demek kan dökücü diktatörlük kimlerin özlemidir? "Sol Devrimci" veya Sağ karşı - devrimci PROVOKATÖRLERİN özlemidir.
Devamını oku...
 
KARŞIDEVRİMCİ KALKIŞMA Yazdır E-posta
Yazar Yavuz Alogan - Aydınlık   
Çarşamba, 04 Mayıs 2016

    
Devrim öncesine “eski rejim” diyoruz. Fransızcası “ancient régime” olan bu kavram 1789 Fransız Devrimi’nden sonra monarşi döneminin kurumlarını, iktisadi düzenini ve toplumsal yapısını tanımlamak için kullanıldı, giderek evrenselleşti.
    Bizim için “eski rejim” Osmanlı dönemidir.  1 Kasım 1922’de Saltanat’ın kaldırılmasıyla  tarihe gömülmüştür. Saltanatı kaldırma koşulları olgunlaştığı halde kılıç göstermek gerekmiştir, çünkü Meclisi Mebusan’da ciddi bir muhalefet vardır. Rauf Orbay bile zor ikna edilmiştir.
    Mustafa Kemal, kanun görüşüldüğü sırada,  Osmanoğulları’nın altı asırdır süren “tasallut”undan söz etmiş, Türk milleti “bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hâkimiyet ve saltanatını, isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor” demiştir. Meclisi Mebusan’ın saltanatı kaldırmaması halinde, “yine hakikat, usulü dairesinde ifade olunacaktır” dedikten sonra, şu sözleri eklemiştir: “Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.” 
Son Güncelleme ( Çarşamba, 04 Mayıs 2016 )
Devamını oku...
 
Bir Tanıklık: 1 Mayıs 1977 Yazdır E-posta
Yazar Yavuz ALOGAN   
Cumartesi, 30 Nisan 2016

 

 

 

1 Mayıs 1977 günü, o sırada “Maocu Blok” olarak anılan üç siyaset, Halkın Yolu, Halkın Kurtuluşu ve Halkın Birliği, Saraçhane’den yürüyüşe geçmiş, Tarlabaşı’ndan Taksim Meydanı’na doğru çevreyi sloganlarla çınlatarak ilerliyordu. Bu üçlünün yaklaşık 500 metre önünde, Marx-Engels-Lenin’in dev posterlerini taşıyan Kurtuluş grubu yer alıyordu. Onların önünde de DİSK ve Maden-İş konvoyları vardı.

O dönemde TKP’nin yönlendirdiği DİSK, Maocuları 1 Mayıs günü Taksim Meydanı’na sokmama kararı almıştı. Dönemin en şiddetli ideolojik mücadelesi, TKP ile her türlü Maocu arasında sürüyor, iki grup birbirini “Maocu Bozkurtlar” ve “Sosyal Faşistler” olarak anıyordu. “Merkezci” (Pekin’e ve Moskova’ya mesafeli) gruplar, Dev-Yol ve Kurtuluş, TKP’ye daha yakın duruyorlardı.Miting öncesi afişlemeler sırasında çatışmalar olmuş, İstanbul ve İzmir’de afişe çıkan iki genç ateşli silahla öldürülmüştü. Miting öncesi bütün gazeteler, büyük bir provokasyon olacağını, kan döküleceğini yazıyordu.

Devamını oku...
 
KUT-ÜL AMERE DE NERDEN ÇIKTI? Yazdır E-posta
Yazar Zeki SARIHAN   
Cumartesi, 30 Nisan 2016
 
Önceki yıl, bir grup arkadaş Burhaniye’de bir yazlığın balkonunda sohbet ediyorduk. Söz arasında ‘’Osmanlı devletinin Birinci Dünya Savaşı’nda iki büyük zaferi var: Çanakkale ve Kut-ül Amere’’ dedim.
Arkadaşlardan biri: ‘’Biz neden yalnız Çanakkale’yi biliyoruz? Kut-ül Amere’den neden hiç söz edilmiyor?’’ diye sordu.
Her yerde gerçeği yazıp söylemeye ant içtiğim için doğrudan şu yanıtı verdim:
‘’Kut-ül Amere’de Atatürk olmadığı için!’’
Devamını oku...
 
Genelkurmay, Erdoğan’a Darbe Yapar mı? Yazdır E-posta
Yazar ODA TV   
Pazartesi, 25 Nisan 2016

 

Ağacın Kurdu

Balyoz Davasından beraat eden Emekli Kurmay Albay Mustafa Önsel yeni kitabı "Ağacın Kurdu"nda Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar hakkında dillendirilen pek çok önemli iddiaya yer veriyor.

Kitabın "Genelkurmay, Erdoğan’a Darbe Yapar mı?" başlıklı bölümünde, Hulusi Akar'ın hızlı "yükseliş" öyküsünü özetleyen Önsel, cemaate yakın gazetecilerin Hulusi Akar'dan övgüyle söz etmelerinin nedenleri üzerinde duruyor. TSK içindeki Cemaatçi yapılanmaya karşı açıklamalarıyla bilinen Mustafa Önsel'in kısa süre önce orduevlerine girişi yasaklanmıştı. 

İşte Mustafa Önsel'in kitabından Hulusi Akar'la ilgili o bölümler:

"Hulusi Akar, şudur budur demiyorum. Sadece yaşananları ve iddiaları ortaya koyacağım. Ama bunları onu itham etmek adına yapmadığımı okuyucunun da bilmesini isterim. Onun dahili var ya da yok “birileri” ona bir gömlek biçmeye çalışıyor. Buna dikkat çekmeye çalışacağım. Bu bir yerde ona da ikazdır."

Son Güncelleme ( Pazartesi, 25 Nisan 2016 )
Devamını oku...
 
TTB Seçimleri: Doktorlar İçin Kurtuluş Mümkün mü? Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Cuma, 22 Nisan 2016
Doctor, Ioan Stefan Botis,  Romanya - Y.Boya, kanvas

Doctor, Ioan Stefan Botis,
Romanya – Y.Boya, kanvas

AKP, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en popülist iktidarıdır desek, sanıyorum pek de abartmış olmayız. Popülist derken bizdeki “halkçı” kavramını değil, daha çok halk istismarcılığını ve dalkavukluğunu kast ediyorum.


Devamını oku...
 
Ankara sokaklarında yetim kalan anılar demeti Yazdır E-posta
Yazar Eren Aysan-aykiriakademi.com   
Cuma, 22 Nisan 2016

 

 

Ankara sokaklarında yetim kalan anılar demeti artık. Tavukçu’da babam, Ahmet Say, Muzaffer Buyrukçu, Vüs’at O. Bener, Tahsin Saraç, Aziz Nesin’in yanında el sallayan çocukluğum. Meyhane pilavının şöhretine kapılıp rakıya başladığım on sekiz yaşım. Ustalar arasında güneşli gezintileri özlediğim geçmişim. Yıldızların yerine sokak lambalarına baktığım Pazar günleri. Masalarda çıkan kavgalardan çok kahkahaları hatırladığım kasvetli günler. Seksen sonrası… Ölümüne dostluğun ne demek olduğunu hiç unutmadığımız büyük zamanlar...

Sepya yüzler kaldı Ankara’da artık, giden hep giden...

 

Yazan: Eren Aysan

Ankara yalnızca “kan kokulu” bir şehir artık. Şimdilerde ne “cumhuriyet”in başkenti, ne de karanfil sokaktaki ıhlamur ağaçlarının yalınayak esintisi. Aklımda binlerce anıyla yaşamaya çalıştığım acı okulum benim. 

Ankara karaya oturan gemi artık. Sonbaharda yollardan atkestaneleri topladığım… Yarama tuz bastığım tenha. Kalabalıkta sıkıldığım, bunaldığım mesele. Hacettepe Hastanesi’nde doğduğum, ağzımda deli kuşlar büyüdüğüm, bir kış günü aşık olduğum, önce yirmi dört cenazeyle babamı gömdüğüm, daha sonra annemi toprağa verdiğim… Her gün yaramı kanattığım uzun yol.

Son Güncelleme ( Cuma, 22 Nisan 2016 )
Devamını oku...
 
HAKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ ÇOCUKLARINDIR Yazdır E-posta
Yazar Can ŞENSES   
Cuma, 22 Nisan 2016
 
Geri dönülmez bir yola çıkılmıştı. O yolun başlangıç tarihi 19 Mayıs 1919 ‘du. Bu gerçek bir başkaldırı ve de takdire şayan bir meydan okuyuştu. Emperyalizme ve işbirlikçilerine sağlam bir tokat atmak, hayallerdeki bağımsız ve aydınlık ülkeyi kurmak için Samsun’da çok büyük bir adım atılmıştı. Bütün olanaksızlıklara rağmen, bahane üretilmeden bir plan doğrultusunda amaca ulaşmak gerekiyordu. Mustafa Kemal gücünü Anadolu’dan ve çilekeş halkından almak için çıkarken yola, sonrasında kongreleri toplarken kafasındaki ulaşacağı hedef belliydi. Yeni bir devlet, yeni bir ülke, yepyeni bir hayat ve muhasır bir medeniyet. Bu çok kolay değildi.Çünkü destanda yazdığı gibi ‘ ‘ateşi ve ihaneti göreceklerdi’’ Çünkü ‘ ‘ Dayanacaktı ve dayanmak zorundaydılar’’.8 Temmuz 1919’da askerlikten istifa edip,üniformasını çıkardığından itibaren ihanete  ve de tüm zorluklara hazırlıklıydı.Mustafa Kemal Paşa o günden itibaren yüzünü sadece milletine çevirmişti.
                                        





Son Güncelleme ( Cuma, 22 Nisan 2016 )
Devamını oku...
 
AKP iktidarının sonu Yazdır E-posta
Yazar Merdan YANARDAĞ -abcgazetesi.com   
Cumartesi, 02 Nisan 2016

 

 

AKP iktidarı ve Tayyip Erdoğan hızla sona doğru yaklaşıyor. Çünkü Erdoğan’ı ve AKP’yi iktidara getiren bütün iç ve dış dinamikler değişmiş durumda. Erdoğan ve siyasal islamcı ekibin bu nesnel gerçekliğe daha fazla direnmesi mümkün görünmüyor. Ancak öznel durum ile nesnellik arasında bir açı bulunuyor.

Erdoğan’ın son ABD gezisi bu iflasın açık bir göstergesi oldu. Bu gezide ortaya çıkan tablo, Türkiye iç siyasetindeki dengeleri de hızla değiştirecektir. Reza Zarrab’ın tutuklanması bu tablonun bir parçasıdır. Dengelerin değiştiğini orta vadede değil, kısa vadede göreceğiz. Nesnel duruma uygun önzel koşullar ise hızla şekillenmeye başlayacaktır.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 85 - 96 / 2203
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2762
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 34061367
Syndicate
 
left
Top! Top!
right