| |
|
|
GEMİ ARKADAŞLARI |
|
|
|
Yazar ihsan ELİAÇIK
|
|
Thursday, 10 June 2010 |
Bir başka açıdan Ashâb-ı Sefîne (Gemi arkadaşları)
Bugün dünyada “küresel kapitalist hegemonya” var.
Kadim imparatorlukları yıkarak, iki dünya savaşı kazanarak, atom bombası atıp insanlığı susturarak, üstelik sosyalist dünyayı da çökerterek kurulmuş bir “otorite” bu… Birleşmiş Miletler (BM), Dünya Bankası, İMF gibi uluslarası kuruluşları, ABD, AB gibi birleşik güçleri, NATO gibi askeri kuvvetleri olan ve kendisini “olması gereken dünya” olarak dayatan ve bundan sonrasının “tarihin sonu” olduğunu iddia eden bir paronaya bu… Öte yandan sosyalist dünya çökmüş ve dünyanın orta yerinde (İslam dünyası) koskoca bir boşluk duruyor. Arap denizi içinde küçücük bir ada olan İsrail’in haydutlukları, şımarıklıkları, korsanlıkları… Yeryüzünde bir milyar insan aç sabahlıyor… Tarihin “devrimci güçleri” ya yenilmiş, ya kenara çekilmiş, ya da susmuş, susturulmuş… |
|
Devamını oku...
|
|
YERDE SÜRÜKLENEN VE KALÇA KEMİĞİ KIRILAN KADIN MİLLETVEKİLİ |
|
|
|
Yazar SUVARİ
|
|
Wednesday, 09 June 2010 |
|
Bakın, çok tehlikeli bir oyun oynanıyor. Buradan uyarıyorum AK PARTİ Hükûmetini. Burada, seçilmişlerimize, milletvekillerine -ve ben dâhil- bize saldırmak isteyenler ne yapmak istiyordu, hangi planın provokasyonunu hayata geçirmek istiyordu, hangi karanlık senaryoyu, tezgâhı devreye koymuştu söyler misiniz? Yoksa olağanüstü hâl mi ilan etmek istiyorsunuz veya savaş hâli veya sıkıyönetim? Zaten, aciz içinde kalındığı zaman, bakıyoruz, F 16, beş altı tane uçak sınır ötesine çıkıyor, uçuş yapıyor, birkaç silah patlıyor sınırda ama otuz senedir bu kardeş kavgasını etkin bir şekilde bitirmenin yöntemi aranmıyor ama biz bunun mücadelesini, hesabını bu alçakça saldırının arkasında kim varsa sahibi ve imzası çıkana kadar… Ben söz verdim Cizre'de mitingde halkıma, bunun peşini bırakmayacağım. Kim ki bu saldırının altında imzası var, dobra dobra çıksın, üstlensin, sorumluluğunu da üstlensin. Çıkamıyorsa alçaktır, çıkamıyorsa… Artık, seviyem, terbiyem müsaade etmiyor. Eğer sizin vicdanınız, eğer sizin insanlığınız yerde sürüklenen milletvekillerine ve kadın milletvekillerine ve çocuklara tahammül ediyorsa ve Meclis olarak susuyorsanız ben ne diyeyim? BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına 114 sıra sayılı Asya-Pasifik Uzay İşbirliği Örgütü (APSCO) Sözleşmesi'nin onaylanmasıyla ilgili söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İşte Meclisin ciddiyeti bu! Bu kürsü halkın kürsüsü ve 72 milyon insanımıza buradan sesleniyorum: Şu an, konuştuğum zaman Mecliste sadece 2, 4, 6, 8, 10, 12, 14, 16 milletvekili var ve Sayın Bakan. Evet, Meclisin çalışma ciddiyeti bu kerteye düşmüş. Asya'da, Pasifik'te Uzay İşbirliği Örgütü'yle ilgili çalışmalar yapacağız, sözleşmeler onaylayacağız. 2006 yılında bu sözleşme TÜBİTAK Uzay Enstitüsü'nün önerisiyle imzalanmış, onaylanması için de tam tamına dört sene bekleyeceğiz. |
|
Devamını oku...
|
|
RADİKAL İSLAM'IN GAZZE GAZASI |
|
|
|
Yazar Rahmi YILDIRIM
|
|
Monday, 07 June 2010 |
|
İnsan denilen yaratık, zulmü de boynu büküklüğü de benliğinde barındırıyor. Bir dönem ezilen horlanan birey ya da topluluk, gücü eline geçirdiğinde başkalarını ezebiliyor. Zalimi mazlumdan ayıran fark, çoğu kez güçten ibaret. İnsan güçsüzken boynu bükük, güçlendiğinde ilk fırsatta zalim.
Mazlum-zalim diyalektiği insanlık tarihinin en ibret verici, en çok acı çektiren trajedilerinden biridir. Tarihte çokça mazlum, kurtulur kurtulmaz en vahşi zulmü yeni mazlumlara uyguladı. Mazlumun zalimleşmesinin çağımızdaki en çarpıcı örneği Yahudiler. Yahudiler, binyıllar boyu zulüm gördüler, oradan oraya sürüldüler, kalıcı bir yurt edinemediler. Tarihte rastlanabilecek en vahşi bir soykırımdan geçtiler. Çok değil, soykırımdan sadece birkaç yıl sonra zalimleşme sırası kendilerindeydi. Yahudi devleti İsrail, kurulduğundan bu yana, topraklarına yerleştiği Filistinleri eziyor, küresel köyün zorba ağasının kayıtsız şartsız desteğinin verdiği şımarıklıkla dünyaya meydan okuyor. * * * |
|
Devamını oku...
|
|
ZIRVADAR YA DA ZIRVAKÂR ÜZERİNE DERKENAR |
|
|
|
Yazar Rahmi YILDIRIM
|
|
Saturday, 05 June 2010 |
|
Türk Dil Derneği sözlüğüne göre zırva, “Saçma, saçma sapan, boş, anlamsız (söz)” demek.
Türk Dil Kurumu’na göre de öyle. Lakin sözlüklerde ‘zırvadar’ ya da ‘zırvakâr’ı ara ki bulasın. Zırvadar da zırvakâr da nedir, nereden çıktı diye sormayın. Saçmalamıyorum, zırvalamıyorum. Sadece, zırvalayan birine ne diyeceğiz, nasıl bir kulp takacağız, onu merak ediyorum. Türk Dil Kurumu “boşboğaz” diyorsa da, bana göre doğru bir karşılık değil. Çünkü, boşboğaz, zırvalayana değil, gevezelik edene denir. Bu bapta, gevezeye zırva anlamında boşboğaz demek, biraz biraz zırvalamak gibi duruyor. |
|
Devamını oku...
|
|
CHP VE YENİLENME-SOSYAL DEMOKRASİ KAVRAMI |
|
|
|
Yazar Ergin YILDIZOĞLU
|
|
Thursday, 03 June 2010 |
|
CHP’nin yeni başkanıyla, bir yenilenme noktasında olduğu konusunda hemen herkes hemfikir. Televizyon kanalları her akşam, gazete köşeleri her gün, CHP’nin bir sosyal demokrat partiolması gerektiğini vurgulayan tartışmalarla, yorumlarla dolu.
Ama ben, siyasi yaşamlarını AKP yandaşlığı, CHP düşmanlığı üzerine kuran sözde liberal, sol-liberal zevatın, dünün, çoğu artık geride kalmaya başlayan koşullarına göre şekillenmiş gevezeliklerini dinlemekten yana değilim. En iyisi, geçen dönemin en“başarılı” sosyal demokrat partisiİngiliz İşçi Partisi’nin deneylerinden, bu partinin projesinin mimarı Anthony Giddens’in yorumlarına dayanarak, kimi dersler çıkarmaya çalışmak. |
|
Devamını oku...
|
|
NAZIM USTA'YA NİÇİN HAİN DEDİLER? |
|
|
|
Yazar Can ŞENSES
|
|
Thursday, 03 June 2010 |
|

3 Haziran 1963’ de yitirdik büyük ustayı. Yine onu anacağız, yine şiirlerinin yürek burkan, iç titreten, isyan ettiren dizelerini beynimizin içine kazacağız. Dünyaca ünlü şair Nazım Hikmet’ten neden korkuyorlardı. Neden vatandaşımız değildi de;5 Ocak 2009’ta tam elli sekiz yıl sonra hükümet kararıyla yeniden yurttaş oldu. Neden hala mezarı buraya gelemiyordu? Neden vasiyeti gerçekleşmiyordu? Hepsinden önemlisi neden onlara göre haindi! Hem de vatan haini! Gerçekleri bir tokat gibi çarptığı için yüzlerine. Barış özgürlük bağımsızlık dediği için aşk dediği için hain olmalıydı. İnsanca, hakça bir düzenin peşinden koştuğu için takılmıştı bu kötü yafta ona! İnsan olan vatanını satar mı? Suyun içip ekmeğini yediniz. Dünyada vatandan aziz şey var mı? Beyler bu vatana nasıl kıydınız? |
|
Devamını oku...
|
|
İSRAİL-TÜRKİYE |
|
|
|
Yazar Mustafa Kemal GÜLTEKİN
|
|
Tuesday, 01 June 2010 |
ORTADOĞU’DA AKŞAM DÜŞMANCA YATANLAR SABAHA KARDEŞ ÇIKAR 03. Ekim.2008 tarihinde Türkiye'nin İsrail'den alacağı insansız hava araçlarının test uçuşlarına katılmak için Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül İsrail’e gider, İsrail Başbakanı Ehud Olmert ve Dışişleri Bakanı Tzipi Livni ile ayrı ayrı görüşüyor. Livni, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın Türkiye ziyareti sebebiyle Gönül'e hoşnutsuzluklarını iletiyor. Bu esnada İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres diyor ki; “Müslüman dünyasının diğer ülkelerle ilişkilerinde Türkiye ve İran'ın farklı modeller sunduğunu “ söylüyor.
Ardından Ehud Olmert, Olmert, 22 Aralık'ta Ankara'ya geliyor, hem de bir günlüğüne. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geliyor. İsrail'in Gazze saldırısı sonrası gerilen Ankara-Tel Aviv ilişkileri, insansız istihbarat uçağı "Heron"ları etkilemiyor. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Türkiye'nin İsrail'den alacağı "Heron"larda sorun olmadığını söylüyor. Bu arada Jerusalem Post gazetesi, üst düzey bir İsrailli savunma yetkilisine dayanarak "Savunma Bakanlığı, Türkiye'nin ileri teknoloji İsrail yapımı askeri platformları satın alma taleplerini reddetmeyi değerlendiriyor" diye yazıyor.. |
|
Devamını oku...
|
|
HALKÇI HAYAL KIRIKLIĞI? |
|
|
|
Yazar Rahmi YILDIRIM
|
|
Tuesday, 01 June 2010 |
|
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal alaturka bir kaset operasyonuyla sahne dışına itildi, yerine Kemal Kılıçdaroğlu seçildi.
Tasfiye yöntemi etik açıdan sorunlu olsa da Baykal’ın CHP yönetiminden uzaklaştırılması, hem sol açısından hem de burjuva siyaseti açısından olumludur. Sol açısından olumludur. Çünkü, CHP kamuoyunda sol parti bilinmektedir. Bu noktada, kamuoyundaki algının tersine, CHP’nin “sol” ve “sosyal demokrat” değerlerin partisi olmadığı vurgulanmalıdır. Somutlaştırmak gerekirse, CHP, devletin kurucu değerlerinden cumhuriyetçiliği ve ucube laikliği merkeze alan, halktan kopuk devletçi bir partidir. Mirasçısı olduğu değerler arasında demokrasinin yokluğu, CHP’nin içinde debelendiği sefalet tablosunun başta gelen nedenlerinden biridir. Bir orta sınıf partisi olarak CHP’nin anti-demokratik yapısı Baykal döneminde kemikleşti. Baykal, CHP’nin 1960’larda 70’lerde iğreti olarak edindiği sol değerleri tamamen törpüleyerek partiyi değişime ve örgütsel demokrasiye tamamen kapalı statüko kalesi haline getirdi. Baykal’ın miskin ve tembel ruhani liderliği CHP’yi örgüt içi demokrasiden yoksun bıraktığı gibi, kendisine oy veren sol kitleyi de iktidarsızlığa mahkûm etti. Şimdi Baykal’ın yönetimden uzaklaşmasıyla hem örgüt içi demokrasi umudu hem de iktidar umudu tomurcuklanmıştır. |
|
Devamını oku...
|
|
27 MAYIS POLİTİK DEVRİMİ |
|
|
|
Yazar İbrahim Utku NAR
|
|
Saturday, 29 May 2010 |
|
27 Mayıs üzerinden yaklaşık olarak 50 yıl geçmesine rağmen hala bir takım tartışmaların göbeğinde yer alan bir konudur. Esas olarak bir askeri darbe olmasına rağmen onu diğer 'Faşizan-Cunta' karakterli askeri darbelerden ayıran birçok yönü vardır. En başta 27 Mayıs'ı değerlendirirken ondan önce gelişen olaylara sıkı bir göz atmak fayda vardır.
CHP'nin yürüttüğü Tek Parti rejiminden sonra, iktidarı epey cafcaflı ve gösterişli vaadlerle devralan ve demokrasi havarisi geçinerek , hürriyetçi bir hava yayarak ; tek parti rejiminin anti-demokratik, baskıcı ortamından bunalan birçok aydın, devrimci, ilerici insanların bile desteğini arkasına alan Demokrat Parti mecliste büyük bir çoğunluğu elinde bulundurmaktaydı. |
|
Devamını oku...
|
|
F TİPİ CEZAEVİ'NDEN DIŞARIYA AÇILAN PENCERE 3 |
|
|
|
Yazar Mustafa Kemal GÜLTEKİN
|
|
Wednesday, 26 May 2010 |
|
SARP KURAY’LA F-TİPİ YAZIŞMA- GÖRÜŞME DİYALOGLARI- 3 ORTADOĞU Sarp Ağabey’in en son 15 Temmuz 2009’da yazdığı mektupta kalmıştık.Aynı tarihlerde Celal’e (ÖZCAN) yazdığı mektupla devam ediyoruz..
“ Hatırlar mısın? 1979 yılı 23 Nisan Bayramı dolayısıyla siyasi parti liderleri verdikleri demeçlerde; bugün olduğu gibi, rejim üzerinde sert atışmalar yaptıkları bir noktada; YOL dergisinde parlamento dışı muhalefetin ülkemizdeki varlığından söz ederek, onun tarihi kökleriyle birlikte tanımını yapıp bir meşruiyet tartışması açmaya çalışmıştık. Biliyorsun o günlerde solcularımız küçük- burjuva bilmişlikleri içinde, alafranga sosyalizm tartışmaları yaptıklarından bu açılımları hiç dikkate almamışlardı. Sonradan ben bu yazının devamı olabilecek bir takım denemelere Avrupa’da da devam etmeye çalıştım, onlar da o günlerin tozu dumanı içinde yok olup gittiler. |
|
Devamını oku...
|
|
27 MAYIS - SINIF-KÜRT-DİN-HALK ORDUSU-TSK |
|
|
|
Yazar SUVARİ
|
|
Monday, 24 May 2010 |
|
27 Mayıs hangi sosyal çelişkileri ortaya vurdu? Bunun üzerine pek az belge verildi. Genel sözler bir yana, gözleme dayanan canlı olayı, 27 Mayıs'ın vurucu lideri şöyle anlatıyor: "Harbokuluna yüzlerce kişinin getirildiğini haber aldım. Bizim kararımız, Kabine üyeleri ile mahut takrire imza koymuş olan 4 mebus dışında başka kimseyi tevkif etmemekti. Fakat halk, büyüğü küçüğü, çoluğu çocuğu, hâttâ kedisi köpeği ile, bu hareketi o kadar candan bekliyormuşki, penceresini açan, eline telefon rehberini almış; "- Şu evde falanca var... Onu da götürün... "- Şu adam da onlardandır, milyonlar vurmuştur... şeklinde hemen bütün mebusları ve yakınlarını toplatmışlar." (C. Madanoğlu: "İfşa ediyor!", Adalet, 16 Aralık 1961) Türkiye halkı buydu. Duyguya, hayale kapılmıyordu. Karşısında "milyonlar vurguncusu"nu görüyor ve toplatıyordu. Çelişki açıktı: 1- Finans- kapital (milyonlar vurmuş), 2- Halk cephesi. Devrimci subaya tuhafca gelen bu olay finans-kapital (kodaman sermayeci ve toprak ağası) için korkunçtu. Halkın ordu ile tek cephe kurması bütün egemen çevreleri telaşa düşürdü. |
|
Devamını oku...
|
| << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 37 - 48 / 1218 | |
|
|
|
|
Kısa Kısa |
|
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922 Gazi Mustafa Kemal Atatürk |
|
|
İstatistikler |
Makaleler: 1582
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 2175475
|
|
|