left
 
 
   
right
Ana Sayfa
aramba, 22 Kasm 2017
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarmz
Haberler
TV Programları
ner Grcan Ktphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulan
'CHP toparlanma ve direnme platformu' Yazdr E-posta
Yazar http://www.turktime.com   
Pazartesi, 09 Ekim 2017

Gün, derin toplum ve tarih olanaklarına dayanan aydınlanmacı, Cumhuriyetçi birikime sahip çıkmak ve gerici faşizan saldırıyı püskürtmek günüdür.

 

 CHP toparlanma ve direnme platformu

 

68 Kuşağının sembol isimlerinden ve Dev-Genç kurucularından Sarp Kuray, yaklaşık 8 yıllık mahkumiyetinin ardından geçen yıl Kasım ayında cezaevinden tahliye olmuştu. Kuray, 2017 Haziran ayında ise yol arkadaşları ile birlikte CHP’ye katılım kararı almış ve CHP Grup Toplantısında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından rozet takma töreni düzenlenmişti.

Kuray, CHP üyeliğinin ardından önce Adalet Yürüyüşü ve sonrasında Adalet Kurultayında CHP tabanı ile kitlesel olarak buluşma imkanı bulmuş ve “neden CHP’de olduğunu” hem CHP’lilere hem de CHP dışındaki odaklara anlatmıştı. Kuray, 2019 giden süreçte kendisinin ve arkadaşlarının CHP’yi toparlanma ve direnme platformu olarak gördüklerini söylüyor ve yine Kuray’a göre bu sürecin lokomotifi; toplumda büyük karşılığa sahip bir birikimin partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi.

Türkiye devrimci ana damarının, Cumhuriyetin, emperyalizme ve saltanata karşı kurulmuş bir savunma kalesi olduğunun bilincinde olduğunu vurgulayan Kuray, İkinci Cumhuriyetçi-Liberal çevrelerin Sol ile Mustafa Kemal arasındaki oluşan mesafede önemli rolleri olduğunu söylüyor.

tahayyul.net sitesinden Egemen Aldoğan, Sarp Kuray ile 2019’a giden süreci, CHP’nin bu süreçteki sorumluluklarını, Türkiye Solunun mevcut durumunu ve önümüzdeki sürece dair yol haritasını konuştu.

CHP’ye üye olmanızın ardından bu kararınız oldukça konuşuldu. Olumlu karşılayanlar olduğu gibi eleştirenler de oldu. Bir kez daha cevaplayacak olursanız; Sarp Kuray neden CHP’de?
Milli mücadeleden bu yana ülkemiz en karanlık döneminden geçmektedir. Cumhuriyet kazanımlarının kaybedilme noktasına geldiği ve temellerinin sarsıldığı böyle bir tehlike karşısında “Cumhuriyet bizi ilgilendirmiyor” denilemezdi.

Ülkemizde bu gerici faşizan saldırıyı tek başına göğüsleyebilecek devrimci bir organizasyonun olmadığı, parçalara bölünmüş bir solla cumhuriyeti, barışı ve demokrasiyi koruyabilmenin imkanının kalmadığı tarafımızdan değerlendirilmiştir.

Bu gerici saldırı ancak, en geniş bir ittifak yapısı ile göğüslenebilir. Bu ittifak yapılarının azami program dayatmasından çıkıp, asgari müştereklerde birleşmesi gerekmektedir. Bir direniş hattı oluşturulacaksa ancak böyle başarılı olunur. Güçleri dağılmış bir ordunun bir yerde toplanması kuralının muhakkak işletilmesi gerekir. Bizim açımızdan böyle bir toplanma yeri konusunda Hayır kampanyası, Adalet yürüyüşü ve Maltepe mitingi bu toplanmanın nerede olması gerektiğini gösterdi. Kimlerin bu gericiliğe teslimiyetin karşısında olduğu, hangi yapının lokomotif bir taşıyıcılık üstlenebileceği pratik olarak yaşanmıştır.

Unutulmamalıdır ki CHP Cumhuriyet devriminin partisidir. Otel lobilerinde, müteahhit ve taşeron bürolarında değil, Milli Mücadelenin kan ve ateşi içinde kurulmuştur. Aynı zamanda birikimli, aydın yığınsal bir gücü vardır. Bizim de aktif olarak katıldığımız Adalet yürüyüşü ve Maltepe mitingi milyonların katılımı ile bitmiştir. Bu eylemlerin CHP kitlesi dışında bir toparlayıcı niteliği olduğu görülmüştür. Hayır Kampanyasında da bu toparlayıcılık kendini gösterdi. Yapılan çalışmalarda gittiğimiz her il ve ilçede CHP’lilerin toparlayıcı bir niteliği olduğu ve görevi fedakarca yaptıkları bizler tarafından görüldü. Bu süreçte izlenen stratejide ve elde edilen başarıda Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun büyük payı vardır. Kendisinin kararlı ve cesur tutumu belirleyici olmuştur. Yine bu süreç göstermiştir ki, devrimci birikim 1974 ve 1989’de yaşandığı gibi, faşizme ve gericiliğe karşı omuz omuza gelindiği takdirde Türkiye’de nelerin değişebileceğinin umudunu vermiştir.

Bu nedenlerle devrimciler olarak CHP’yi 2019’a kadar toparlanma ve direnmenin platformu olarak gördük ve yapılan davet sonucunda CHP saflarında yerimizi aldık. Yoksa gidelim ‘sosyal demokrat ‘olalım diye bir derdimiz olmadı. Objektif bir değerlendirme yaptık. Kitlelerin yoğun olduğu, iç mücadeleden vazgeçip hareketlendiği takdirde toplumda büyük karşılığı olan bir birikimin içinde 2019’u karşılamak istiyoruz. Gidişin lokomotifliğini CHP yapıyor ve diğer dayanışmalar onun etrafında oluyor. 2019’a kadar bu yapının güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

2017 Türkiye’sinde CHP’yi son mevzi olarak mı görüyorsunuz?
Sorunun muhattabı bizler olmayız. Devrimciler çetin ve zor zamanların insanlarıdır. Objektif şartlara göre hareket ederler. Dünyanın neresinde olursa olsun, Cumhuriyet faşist bir saldırıya maruz kalmışsa, orada Cumhuriyetten yana tercihlerini koymuşlardır. Ülkemizde devrimci ana damarın Cumhuriyet kazanımlarıyla hiçbir sorunu olmadı. Bu damar her koşulda tam bağımsızlıktan ve Cumhuriyetten yana olmuştu. Cumhuriyetin emek ekseninde demokratik bir Cumhuriyet olması için mücadele edildi. Bu, Cumhuriyetin, aydınlanmanın inkarı anlamına gelmez. Esas önemli olan CHP’nin üstüne düşen tarihsel misyona uygun davranabilmesidir. Hayır kampanyası ve Adalet yürüyüşünde olduğu gibi Cumhuriyetçi ve aydınlanmacı bloğun kalıcılığını sağlaması gerekir. Bu da yetmez, bu bloğun kalıcı olması için gerekli olan düşünce ve davranış biçimlerinin derinleştirilmesi de zorunludur.

Peki CHP’deki amacınız nedir? Parti içinde daha etkin bir görev almayı planlıyor musunuz mesela? Yoksa gönüllü olarak örgütlenme desteği mi veriyorsunuz?
CHP’de bizlerin yer almasının amacı 2019 politik hedefinin dışında, CHP’yi dizayn etmek, mevki makam kapmak değildir. Bu ilkemiz, hem Genel Başkanımıza, hem de kamuoyuna partiye katıldığımız andan itibaren çok açık ve net biçimde aktarılmıştır. CHP tabanında büyük devrimci birikim taşıyan partidir ve önemli bir gençlik potansiyeli vardır. Bunlarla omuz omuza olmak, kardeşleşmek en önde gelir. Bugüne kadar parti içinde yaptığımız çalışmaların hepsi bu yöndedir. Davranış biçimimiz 2019 hedefine yönelik hem ittifak bloğunun, hem de parti içinde müşterek devrimci dayanışmanın güçlenmesi anlamına gelir.

Türkiye solu üzerinde Kürt hareketinin ve liberal düşüncelerinin basıncı olduğu kabulü hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce böyle bir basınç var mı?
Ülkemizde AKP oyalamalarına ve aldatmalarına inanıp çağı yakalayamamıza ve doğu gericiliğine gömülmemize neden olan Hacıağalar zümresinden “demokratik devrim” çıkartmaya yeltenenler oldu. Senelerce bu hikayeleri dinledik. Hacıağalara süslü isimler taktılar “Anadolu Kaplanları” falan dediler. Prof. İdris Küçükömer’in tarih tezlerine bel bağlayıp, “Doğucu-İslamcı Halk Cephesi”ne yeniden bir ruh üfürmeye çalıştılar.
Yapılan bütün tasfiyelerde, ülkenin teslim alınışında liberaller ve özellikle de soldan devşirilmiş olanlar “yetmez ama evet” kampanyasında gaza iyice basarak AKP-Cemaat iktidarına destek vermişler, halkın aldatılmasına katkı sunarak ülke çapında yaşanan gerici-faşist rejimin kurulmasında büyük rol oynamışlardır. İşleri bitince de çöp sepetine fırlatılmışlardır.

Bu gidişatta hiç bir rol oynamamışlar gibi, bugün sert bir U dönüşü yaparak kendilerine yeni alanlar açmaya çalışıyorlar. Oysa verdikleri tahribat büyüktür.
1971 öncesi dönemde devrimci ortamda mahkum edilen Prof. İdris Küçükömer’in tarih tezlerinin yeniden ortaya sürülmesi karşısında maalesef alternatif bir tarih tezi konulamadığından, ortaya çıkan boşluk Türkiye solunda fikri anlamda dağıtıcı bir basınç yaratmıştır.

Kürt siyasal hareketi de bu gidişata ayak uydurup 2003’de başlattıkları “1919’ların güncelleşmesi”, “Demokratik Cumhuriyet”, “Ortak Vatan”, “Eşit ve Özgür Yurttaşlık” temelindeki Demokratik Toplum projesini yok sayıp vazgeçmiştir. Hatta bu projenin “taktik” olduğunu söyleyip, liberal politikalara yol vermişlerdir. Kürt siyasal hareketinin izlediği bu politik hattın da Türkiye solunu basınç altına almada ve ülkenin temel meselelerinden uzaklaşılmasında önemli bir rolü olmuştur.

Türkiye, içine girdiği karanlık dönemi bu dağıtıcı etkilerin basıncı ile geçirdi ve büyük bir dağınıklık yaşandı.

Bugün ise şartlar daha net ve görünür bir hal almaya başladı. Gün, derin toplum ve tarih olanaklarına dayanan aydınlanmacı, Cumhuriyetçi birikime sahip çıkmak ve gerici faşizan saldırıyı püskürtmek günüdür.

Türkiye solundaki bazı bileşenlerin Mustafa Kemal ve CHP konusundaki mesafesinin nedenini neye bağlıyorsunuz. Bu tavır sizce bir anlam ifade ediyor mu?
Türkiye devrimci ana damarı tarihi arka planı ile birlikte, işgalci Yunan ordusunu 9 Eylül 1922’de kesin yenilgiye uğratan ve bağımsızlığımızı kazandıran muzaffer Anadolu ordumuza ve onun Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya, bozgun ve yenilgi günlerinde henüz ortada emir verecek bir makamın olmadığı şartlarda halkın en uyanık, en yiğit öncülerinin başlattıkları Kuvayi Milliye savaşçılarına her zaman saygı duymuş ve bunları içselleştirmiştir.
Cumhuriyetin, Türkiye halkının bağrına oturmuş emperyalizme ve saltanata karşı kurulmuş bir savunma kalesi olduğunun bilincinde olmuştur.
1971 öncesi dönemde, Türkiye sol hareketine musallat olan şabloncu akım sözünü ettiğiniz mesafenin oluşmasının en önemli nedenlerinden biridir.

Ülkemizin kendi orijinal ekonomik-sosyal ilişki ve çelişkileri iyice işlenmeden sırf dünya sosyalizminin formüllerini tekerlemek şeklinde ortaya çıkan bu akım, sol birikimi toprağımızın ve insanımızın konularından uzaklaştırma görevini yerine getirmeye çalışmıştır.
İkinci Cumhuriyetçi-Liberal çevrelerin de sözünü ettiğiniz mesafenin oluşmasında önemli rolleri oldu.
Bugüne kadar devrimci ortamda büyük tahribatlar yapmış olmalarına rağmen, ülkemizin içinde bulunduğu bugünkü koşullarda bu siyasi akımların artık bir anlam ifade ettiğini düşünmüyorum.
Mutlaka devrimci ana damarda bir toparlanma olacak ve 2019’a yönelik bir direniş hattı oluşturulacaktır.

Geçmişte silahlı mücadeleye inanmış ve önderlik yapmış bir isim olarak bugünün mücadele alanını nasıl okuyorsunuz?
Bugünün mücadele alanı, 2019’un bizlere yüklediği sorumluluk görevler çerçevesinde olmalıdır. Süreç içinde bir takım tehlikeleri barındırıyor olmasına rağmen mücadele sandıkta bitecektir. Tehlikeler ayrı bir boyutta değerlendirilmelidir.

Mücadele alanının barışçıl ve legal nitelikleri barındırması gerekir. 2019 hedefi Cumhuriyeti savunmak ve gericiliği püskürtmek görevini yüklüyor.
Hayır Kampanyasında izlenen stratejiden ve Gezi direnişindeki kolektif aksiyon ruhundan asla taviz verilmemelidir. Bu politikalar oluşturulurken, ülkemizin ezilen, sömürülen, ötekileştirilen yoksul yığınlarından yana bir davranış biçimi ve düşüncesi hakim kılınmalıdır.
İzlenecek politikanın açık ve net olması gerekir, karşı cephenin “gel-gel”lerine düşülmemelidir. Kitleler bugün şiddet eylemlerine karanlık güçlerin oyunu olarak baktıklarından ve iktidar bloğu bu tarz eylemleri kullandığından ateşle oynanmamalıdır.
Büyük kitlesel gösteriler, karşı cephenin demagojilerine verilecek en güçlü yanıttır.

Türkiye’nin politik bir devrime ihtiyacı olduğunu vurguluyorsunuz. Politik devrim ile tam olarak ne kastettiğinizi açabilir misiniz?
CHP’ye katılmadan önce bu konuyu arkadaşlarımızla tartıştık; Türkiye’nin önündeki adım, bir sosyal devrim adımı mıdır yoksa politik devrim adımı mıdır?
Sosyal devrim demek bütünüyle toplumun değişmesi demektir. Böyle bir değişiklik ne bir kişinin dehası ve gücüyle ne de bir zümrenin çabası ile olabilir. Büyük yığınların hareketi devrimi yaratır.

2019 hedefine yönelik adımın bir sosyal devrim adımı değil, politik devrim adımı olacağına karar verdik. Politik devrim derken de bunun Sosyalist devrimin ön aşaması olan Demokratik Halk Devrimi ile karıştırmadık. Bunlar ayrı ayrı şeylerdir.

Bugün temel görev; 1960’da olduğu gibi üretici güçleri engelleyen, üretim ilişkilerini(şiddet, sömürü ve sosyal haklara baskı düzenini) düzeltmek ve Cumhuriyet birikimine sahip çıkmaktır.

Hayır kampanyası göstermiştir ki; çeşitli toplum kesimlerinin yan yana gelmesi ve birlikte mücadele edilmesi ile sonuca ulaşılacaktır. Politik devrim derken bunu kastediyor ve bu adımı sosyal devrimden bu niteliği ile ayırmış bulunuyoruz.

Politik devrim adımı ile ikinci açıklanması gereken durum; bu gerici-faşizan saldırıyı tek başına 60-70 parçaya ayrılmış fraksiyonel yapısı ile Türkiye solu göğüsleyebilir mi, göğüsleyemez mi? Bu soruya, tek başına göğüsleyemeyeceği yanıtını verdik. Hatta biz fraksiyonlar döneminin kapandığını düşünüyoruz.

Tabiki bu tespitimiz birikimin inkarı anlamına gelmez. Ben de uzun süre bu ortamda mücadele etmiş bir insanım. Bu tespitimiz aynı zamanda bu birikimin gericilikle yapılan mücadelede yer almayacağı anlamına da gelmez. Sorun toplanma yerinin ve mücadele biçiminin doğru saptanması, güçlerimizin heba olmamasıdır.

Son olarak; memleket için politik mücadele veren, vermek isteyen gençlere önerileriniz ne olur?
Bu ülkenin aydın gençleri, antika çağın ezik kul insanı değildir. Onlar hiçbir şeyle satın alınmayacak ve kendi alın yazılarının, Türkiye halkının alın yazısı ile bir olduğuna inanmış insanlardır. Onları gazla, baskıyla, cezaevleri ile durdurabilmenin mümkünü yoktur.
Bu topraklarda yaklaşık 200 yıldır kesintilerle süren 1908,1919,1960,1968, ve 78 başkaldırılarında ve yükselen bütün aydınlanma hamlelerinde silahlı-silahsız aydın gençliğimiz, her koşulda öncü görevini üstlenmiş, ateşleyici olmuştur.

Bugün tüm tarihsel birikiminin yok edilmeye çalışıldığı şartlarda gençlik yeniden tarihsel misyonunu yerine getirecek, geçmiş mücadelelere saygıyla yaklaşıp, elde edilmiş tüm birikim ve tecrübeleri günümüz koşullarına uygulamada başarılı olacaktır. Buna bütün kalbimle inanıyorum.
 
Sonraki >

Yorumlar

u anda herhangi bir yorum yaplmam - Aadaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale iin yorum ekleyin: 'CHP toparlanma ve direnme platform... ...

sim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede grntlenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Image
"Bir yandan batnn içi snf, öte yandan Asya ve Afrika'nn köleletirilmi halklar milletler aras sermayenin kendilerini ykmak ve efendilerine büyük çkarlar salamak için köle durumuna getirilmek istediini anlad ve sömürge politikasnn iledii suç Dünya içilerince kavrand gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2757
Web Linkleri: 3
Ziyaretiler: 31409726
Syndicate
 
left
Top! Top!
right