Abdullah Öcalan 4 haftalık tecritten sonra avukatlarıyla görüştü. Edinilen bilgilere göre, sağlık durumuna değinen Öcalan, 'Sağlığıma ilişkin şunları söyleyebilirim. Burnumdaki akıntı devam ediyor. Kullandığım ilacın etkisiyle göz yaşarması artıyor yine bu ilaçların etkisiyle sinüzit kanalları açılmış. Ancak gözlerimdeki yaşarma devam ediyor. Diğer sağlık sorunlarım eskisi gibi devam ediyor.' dedi. 'Kitaplar geliyor, alıyorum' diyen Öcalan, şöyle konuştu: 'En son F.Braudel'in Maddi Uygarlık adlı kitabının III. Cildini aldım. Bu kitabın sonunda bir kitap listesi var. Bunlar tarih araştırmalarıyla ilgili kitaplardır, önemlidirler. Burada imkânım olsaydı ben de tarih araştırması yapardım. Cengiz Özakıner'in Dil ve Din adlı kitabını aldım. Bir kitabı daha var İslamiyet'le ilgili, onu da okumak gerek. Otopsi Yayınlarından, Harun Reşit zamanında İslami İlimler ile ilgili kitap ile, Wallerstein'in Dünya Sistemi ile ilgili III. Cildini istemiştim. Gazeteleri de iki ay öncekileri okuyabildim. Hücre cezasından dolayı ancak sıra geldi. Araya zaman girdiğinden dolayı gecikmeli veriliyor. Bugüne kadar sadece bir adet Taraf ve bir adet de Şafak gazetesini verdiler.'
Abdullah Öcalan tarafından 16. Şubat 2008 - 14:43 tarihinde gönderildi.
Köşe Yazısı Türkiye Politikası "Kürt Sorunu" Abdullah Öcalan Büyük Ortadoğu Projesi
Abdullah Öcalan 4 haftalık tecritten sonra avukatlarıyla görüştü. Edinilen bilgilere göre, sağlık durumuna değinen Öcalan, 'Sağlığıma ilişkin şunları söyleyebilirim. Burnumdaki akıntı devam ediyor. Kullandığım ilacın etkisiyle göz yaşarması artıyor yine bu ilaçların etkisiyle sinüzit kanalları açılmış. Ancak gözlerimdeki yaşarma devam ediyor. Diğer sağlık sorunlarım eskisi gibi devam ediyor.' dedi. 'Kitaplar geliyor, alıyorum' diyen Öcalan, şöyle konuştu: 'En son F.Braudel'in Maddi Uygarlık adlı kitabının III. Cildini aldım. Bu kitabın sonunda bir kitap listesi var. Bunlar tarih araştırmalarıyla ilgili kitaplardır, önemlidirler. Burada imkânım olsaydı ben de tarih araştırması yapardım. Cengiz Özakıner'in Dil ve Din adlı kitabını aldım. Bir kitabı daha var İslamiyet'le ilgili, onu da okumak gerek. Otopsi Yayınlarından, Harun Reşit zamanında İslami İlimler ile ilgili kitap ile, Wallerstein'in Dünya Sistemi ile ilgili III. Cildini istemiştim. Gazeteleri de iki ay öncekileri okuyabildim. Hücre cezasından dolayı ancak sıra geldi. Araya zaman girdiğinden dolayı gecikmeli veriliyor. Bugüne kadar sadece bir adet Taraf ve bir adet de Şafak gazetesini verdiler.'
YENİ SAVUNMA YAZDIM
Yeni savunma yazdığını kaydeden Öcalan, sözlerin şöyle sürdürdü: 'Bu savunmalarım, yaklaşık 860-870 sayfadır. Avrupa ve Atina davalarında bunları kullanacağız. Avrupa'daki yeniden yargılama dosyasına ilişkin bir gelişme olursa ona da hazırlık yaparız.
Bu savunmamda Avrupa'yı da değerlendiriyorum. İki kısımdan oluşuyor. Birinci kısım özgürlük, İkinci kısım Ortadoğu'yu demokratikleşmedir. Daha sonra tekrar yazmayı düşünüyorum. Yazacağım kitapta Özgürlük Sosyolojisi, Kürtler için demokratik çözüm ve Ortadoğu'da medeniyetler uzlaşısını ele alacağım. Ulus-devletler uzlaşısı değil, medeniyet uzlaşısı diyorum. Türkiye için de gerekli olan bir anti-tekel anlayışıdır. Türkiye'de bu anlayış zayıftır. Türkiye'ye üç şey gerekli ve bunlara ilişkin adımlar atılmalıdır. Bir; anti-tekel anlayış iki; demokratik uzlaşı. Üç; Barış, savaşa karşı barış.'
ABD TÜRKİYE'Yİ DÜŞÜNMÜYOR
Öcalan, Amerika'nın Türkiye politikalarını sert bir dille eleştirerek şunları söyledi: 'Amerika çok kötü oynuyor. Amerika'nın Türkiye'nin yararına hareket ettiği söylemi büyük safsatadır. Amerika politikalarının neticeleri ortadadır, her yerde kan akıyor, birbirlerini boğazlıyorlar. Benim susmamı istiyorlar, ben susmayacağım. Bunları görüyorum ve her zaman konuşmaya devam edeceğim. Aslında bu planlar, İngiltere'nin planlarıdır. İngiltere'nin politikaları daha derindir. İngiltere, Fransa ihtilalini dahi kontrol etmiştir. Fransız ihtilalini açığa çıkararak, Fransa'yı denetimi altına almıştır. Bu bir İngiliz planıdır. Daha sonraları Napolyon, Fransa'yı İngiltere'nin kontrolünden almıştır. Ancak ihtilalin başlangıcı böyledir. İngiltere Avusturya'ya karşı da Prusya'yı destekleyerek sahneye çıkarmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nu iki yüz yıl uğraştırmış, Osmanlı'ya karşı da İttihat ve Terraki'yi desteklemiştir. Türkiye'de de ittihat terakki kadroları çok etkilidir, az olmalarına rağmen etkilidirler. Amerika gerçekte Türkiye'ye yardım etmiyor. Türkiye'yi iki kutup olarak bir yere bağlamışlar. CHP-Baykal sonuna kadar İsrail'e bağlıdır, AKP de Suudilere bağlıdır. İngiltere, bunları çoktan hazırlamış, Hollanda Kraliçesi, Türkiye'ye geldiği zaman ilk ziyaretini Kayseri'ye yapmıştı. Abdullah Gül de Kayserili. Bunlar boşuna Kayseri'yi ziyaret etmedi. Kayseri'de bir mezhep var, Protestan bir mezhep, yani İslamiyet'in Protestan tarzı bir mezhebi, orada bir ulema da var. Bugünkü durum o zamandan planlanmıştır. Güney Kürdistan'da da Arap emirlikleri gibi bir oluşum ortaya çıkarıyorlar. Kuveyt gibi. Özellikle Katar gibi yapılanma ortaya çıkıyor.'
KEMALİZME OBJEKTİF BAKIYORUM
Öcalan, Kemalizm konusunda ise şu değerlendirmeyi yaptı: 'Ben Kemalizm'i bir olgu olarak ele alıyorum. Kemalizm'e objektif bakıyorum. Yani bilimsel olarak inceliyorum ve 'Atatürk şöyle şöyle yapmıştır' diye belirtiyorum. Tarihi perspektiften bakıyorum. Dolayısıyla katıldığım ve katılmadığım, ağır eleştirdiğim yanları var. Etkilenme değil. Kemalizm'le ilgili bilimsel gerçeklikler var, örtüştüğümüz ve örtüşmediğimiz yönler var. Atatürk o zaman bilimi esas almış, o zamanın hâkim bilim anlayışı da pozitivizmdi. O zaman onların çoğu da pozitivistti. Yalçın Küçük de bu konuları yazmış ama her şeyi birbirine karıştırmış. Atatürk o zamanlar 'milli duygu' için tehlikeli gördüğü kesimleri, iki kesimi dışlamıştır. Mustafa Suphi ve arkadaşlarını öldürtmüş, Mehmet Akif'i ise Mısır'a sürgüne göndermiştir. Sait Nursi'yi de Isparta'ya sürgüne göndermiştir. İngiltere 1922'den beri Türkiye'yi kontrolü altına almıştır. Tevfik Rüştü İngiliz yanlısıydı. Bekir Sami de İngiliz yanlısıydı, Avrupa'da İngilizlerle anlaştı. Bir şeyler yapmaya çalıştı, sonra engellendi. Ancak daha sonra Atatürk'te İngiliz politikalarına teslim oldu, bir şey yapamadı. II. Dünya Savaşı'ndan sonra bazı milliyetçiler Amerika'da eğitildi. Son otuz yılda da demokratik güçler ezildi, hepimizi ezdiler, bizi de ezmeye çok çalıştılar, Kürtler zaten ezilerek devre dışı bırakıldılar.'
BENİ KANDIRMAK İSTEYENLER YANILDI
Basında hakkında çıkan eleştirilere de değinen Öcalan, şu hususlara dikkat çekti: 'Basın'da hakkımda zaman zaman bazı haberler çıkıyor. Bunları anlıyorum. Çünkü ben oyunlarını bozdum. Ben, oyunbozan adamım. Daha iyi anlaşılabilmesi için 2004'e kadar yaşadıklarımı özetle anlatayım. Sorgu döneminde benimle dört subay gelip konuşmuştu, Tabii ben onların kim olduklarını, neyi temsil ettiklerine ilişkin doğru söyleyip söylemediklerini bilmiyorum. Bana söylediklerini ben daha önce yazmıştım. Bunların hepsi ortadadır. İsteyen bu konuda daha önce söylediklerime ve yazdıklarıma bakabilir. Galiba benim söylediklerim yüzeysel ele alınıyor. Bunlar Türkiye'de bir kliktir. İki-üç milyar için her şeyi yapıyorlar, çıkarları bu birkaç milyar içindir, bu para etrafında fırtınalar estirebiliyorlar. Bana ilişkin bu söyledikleri yalandır, büyük yalanlardır. Üst düzey askerler gelip benimle görüştüler. Ben o zaman o askerlere de söyledim. Beni bir çocuk gibi kandırmaya çalışıyorsanız çok yanılırsınız. Bu çok ağır, dağ gibi bir sorundur. Bu soruna ciddi yaklaşın. Birtakım taktiklerle bu işi hafife alırsanız altında kalırsınız. Siz taktik yaparsanız ben de yaparım. Kimin güçlü çıkacağını zaman gösterir, dedim. Tabi ciddi yaklaşmadılar, bazı taktiklerle bu sorunun üstesinden gelebileceklerini sandılar. Ben onlara, sizler beni yıpratabilir, çıldırtmak isteyebilirsiniz, ancak bu soruna ciddi yaklaşın, demiştim. PKK'nin ne kadar güçlendiği ve güçlü olduğu ortadadır. Tabi ben sonuçta bütün hücrelerime hakimim. Onlara sesleniyor ve şu çağrıyı yapıyorum; en bilgili saydığınız generallerinizi gönderin, gelsin karşıma benimle tartışsın, onlara anlatayım. Ayrıca hiç kimse beni etkileyemez.'
DEMOKRATİK MEDENİYET UZLAŞMASI
Demokratik medeniyet uzlaşması öneren Öcalan, önerisine ilişkin şu açıklamalarda bulundu: 'Benim Kürdistan için önerdiğim Demokratik Medeniyet Uzlaşısıdır. Ben ulus-devlet sistematiğini çözdüm, aştım bunu. F. Braudel'de bu konuları çok iyi işlemiş. Wallerstein de bahsetmiş, ben, günümüzü de içine alarak değerlendiriyorum. Yeteri kadar teorik çalışmalar var. Kişilik olsun bir kişi bile yeter, bana bir kişi bile yeter. Kişilik olduktan sonra üç beş kişi bile bu işi iyi yürütür, iyi bir yere getirir. Sorun kişilik ve özgürlük sorunudur, özgürlüğe yoğunlaşamama sorunudur. Bu kadınlar için de böyledir. Özgürleşme olmadan hiçbir şey olmaz. Buna aşk da diyorlar. Yanlış anlaşılmasın, aşkı küçümsemiyorum. Kaldı ki aşk büyük bir şeydir, o kadar kolay değildir. Ortaçağ'da Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin gibi aşk öyküleri ortada. Ferhat kırk yıl boyunca dağı deliyor yine de aşka kavuşamıyor. Aşk kolay bir şey olsaydı ortaçağda başarılabilinirdi. Kaldı ki aşk şimdi daha da zordur, Medya, aşkı daha da ağırlaştırdı. Ben kızlara şunu söylüyorum, özgürlüğü mü tercih edersiniz tecavüz kültürünü mü? Kızlara, beyninizi bir erkeğe takarak özgürleşemezsiniz, diyorum. Aynı şeyi erkekler için de söylüyorum. Kendinizi bir kadından kurtaramazsanız özgürleşemezsiniz, hiçbir şey elde edemezsiniz, başaramazsınız. Beyinleriniz özgürlüğe odaklanmadığı sürece bunu gerçekleştiremezsiniz.'
BİNLERCE SİYASETÇİ YETİŞTİRİLSİN
Öcalan, şöyle devam etti: 'Kürtler, birçok toplantı yapabilir, demokratik mücadelelerini güçlendirebilirler. Zaten bunlar yasalara aykırı da değil. Devletleşme ve ayrılma amacı gütmüyor. Daha önce buna ilişkin değerlendirmeler de yapmıştım. Benim söyleyeceğim şey şu; bu iş ciddiye alınmalıdır. İleriye dönük sürekli çalışılmalı. Hemen bir demokrasi-siyaset okulu açılabilir. Yüzlerce binlerce siyasetçi yetiştirilmelidir. Kalıcı ve devamlı çalışacak bir koordinasyon kurulabilir. Beş yüz kişi tutuklanırsa, beş yüz kişi daha yerine gelebilmelidir. Hatta gidenlerin yeri daha fazlasıyla doldurulmalıdır. Ancak bu şekilde mücadelelerini yürütebilirler. Bunlar çalışmaları engellememeli, süreklilik sağlanmalıdır. Yeteri kadar teorik çalışmalar da var. Öyle yapamadık, anlamadık gibi şeylerle karşıma çıkılmasın. Herkes çalışmalı çok çalışmalı. DTP'liler de Kürt demokratları gibi çalışamıyorlarsa Türk demokratları gibi çalışabilirler. Burada söylemek istediğim her zaman bir alternatifinin olduğudur. Her zaman bir yol bulabilirler.'
TÜRBAN TARTIŞMASINDAN UZAK DURUN
Öcalan, sözlerini şöyle tamamladı: 'Kürtler laik-türban çatışmasından uzak durmaya çalışmalı, sahte tarikatlardan da sahte laikçilerden de uzak durmalıdırlar. Kürtler kesinlikle bu tür çatışmalardan kendilerini muhafaza edip demokrasi ve barış için çalışmalıdırlar. Halkımıza sesleniyorum; her türlü örgütlü dini yapılardan uzak durmalıdırlar, hiçbir şekilde ilişkilenmemelidirler, seçimlerde de bunlara oy vermemelidirler. İslamiyet barış dinidir. Camiye gittikleri zaman müftüye, 'müftü bey, bugün hutbende demokrasi ve barış için ne diyorsunuz?' diye sorabilmelidirler, birileri çıkıp bunu dile getirebilmelidir. Çünkü camiler, Hz. Muhammed döneminde toplumun siyasal-sosyal sorunlarının çözüm yeriydi. Olaya doğru yaklaşılmalıdır. Tüm dostlarıma selamları iletiyorum. Kadınlara özel selam ve sevgilerimi iletiyorum. Muş'taki halkımıza da selamlarımı iletiyor