Ek: 1) GENEL OLARAK SOSYAL SINIFLAR VE PARTİLER
Doktor Hikmet Kıvılcımlı
İslam toplumunda Mekke'nin Tefeci - Bezirgan kodamanları ilkin Ebu-Süfyanlar, sonra oğulları Muaviyeler idi. Bunlar ülkücü 'MUŞTULANMIŞ HALİFELER' (Hülefa'i Raşidin) iktidarını ele geçirmek istedikleri zaman ne yaptılar? Biliyoruz, Mekke kodamanlarını çoğu 'GÖNÜLLERİ UZLAŞTIRILMIŞ' (Müellifetül-kulup) denilen Müslümanlardı. Gönülleri neye uzlaştırılmıştı? Müslümanlığa... Nasıl uzlaştırılmıştı? Para ile.
Yani pratik gerçekçi olan Hazreti Muhammed. Mekke kenti içinde bir an önce birliği sağlamak istiyordu. Ancak o birlikle cihan görevine daha çabuk girişebilirdi. Müslüman olmamakta inatla direnen Mekke mütegallibesinin paraya taptığını biliyordu. Onları para ile Müslüman etmişti. Ganimetten bu kodamanlara da bir pay ayırmayı Kur'ana kadar soktu.
Yeryüzünde Müslümanlık büyük başarılar kazanır kazanmaz, o parayla Müslüman olanların huyları tepreşti. Bütün ganimetlerin ve fütuhların üzerine oturabilmek için, yürekten gerçek Müslüman olan 'Muştulanmış Halifeler'i (Ebubekir, Ömer, Osman, Ali'yi) sona erdirmek istediler. Onların devrimci gelenekleri derin Müslüman demokrasisi idi. Mekke vurguncuları son 'Muştulanmış Halife' Ali'nin kişiliğinde Müslüman demokrasisini kökünden kazımağa kalkıştılar.
Ne ile? Gene Müslüman demokrasisinin temelinde yatan ilkel Sosyalizm Barbar gelenekleriyle. Önlerine çıkan son engel Halife (Peygamber vekili) Ali idi. Onunla bahaneler bulup Sıffiyn savaşmasına giriştiler. Mekke Tefeci-Bezirgin çocuklari için din iman, bir mintan, çıkar ve para idi. Onlara Müslüman olmaları için Kur'an hükmüyle sağlanmış bulunan parayı ikinci 'Muştulanmış Halife' Ömer ortadan kaldırmıştı. Ali daha da ileriye gidebilirdi.
Mekke vurgunculari İslam dini içinde seçimle iktidara gelen Cumhuriyet sistemini Antika müstebit krallığa çevirmek istediler. Ne var ki, Sıffiyn savaşında vurguncuların başı olan vali Muaviye, askerlerinin yenileceğini gözleriyle gördü. O zaman hükümlerini hiçe saymıya kalkıştığı Kur'anı Kerim'i mızraklarının ucuna asan Muaviye askerleri Ali ordusuna karşı durdular.
Vurguncular ordusu 'MÜSLÜMANIZ' demek istiyorlardı Oysa Muaviye partisi daha ilk günden para için Müslüman olmuştu. Şimdi para için isyan etmiş, para için Müslümanlığı pazara çıkarıyordu. Öyle iken, zengin aristokrat sınıfın öz Müslümanlığa düşman olan partisi, asıl fakir fukaranın gönülden benimsedikleri Müslüman partisine karşı daha Müslüman imiş gibi göründüğü için inanılmaz sayılacak bayağı hakemlik kalleşlikleriyle asıl Müslümanları önce aldattı, sonra öldürdü. Böylelikle Müslümanlığı ilk temiz, insancıl eğiliminden sıyırarak Derebeğleştirdi.
Zamanla, en demokratik cumhuriyet dini olan Müslümanlık, en zalim Halifelerin müstebitliği altına girdi. Zengin fakir kavgaları son derece keskinleşti. İktidarı elinde tutan üst sınıflar Müslüman halkı dış savaşlarla oyalayıp, sınıflar arasındaki iç, çelişkileri uyuşturmak hinoğlu hinliğine başvurdular. Müslümanlıkta savaş ancak kutsal CİHAD idi. Cihad din düşmanı Hiristiyanlara karşı açılırdı. Oysa burada o kutsal gaza prensibi yok edildi.
Sahte Müslüman Tefeci-Bezirgan egemen sınıflar, Müslüman fakir halkını ezip harcamak üzere yoktan boğazlaşmalar kışkırttılar. Ve bu oyunlarını kodamanlara mahsus kitaplara Devlet idaresi usulü olarak getirttiler.
Neticede Müslümanların ve Müslümanlığın ezilip yıkılmasına dek varıldı. Bütün o sömürü ve yıkılış yüzyıllarında Muaviye askerlerinin mızrakları ucunda KUR'ANI KERİM asıldığı gibi, Müslümanlığı uçuruma götürenlerin bayraklarında da en koyu mutaassıp MÜSLÜMANLIK yazlılıydı. Müslüman düşmanı sınıfın partisi, iktidarını Müslüman halkına karşı savunabilmek için: Dünyada herkesten çok Müslüman görünmek yollarını domuzuna kullanabildi.
Bu Antika örneğe çok dikkat edelim. Ali düşmanı kesilen askerler hangi sosyal sınıfın aygıtları idiler? Mekke'de Müslümanlığı yıllarca boğmaya çalışan ve boğamayınca para ile Müslüman olan, sonra demokratik Müslümanlığı halk düşmanı ve zalim bir iktidara çeviren ezeli müstebit TEFECİ-BEZİRGAN sınıfının aygıtları idiler. Ancak bu sosyal sınıf sinsi karakterlerini gizliyebilmek için fakir halka en utanmazca yalanları yutturmanın yolunu buldular. Onların bu hilelerini keşfedip açıklayacak kimselere karşı neler yapmadılar? Şımartıp sivriltmeler, para ile satınalmalar, binbir Tarikat hilebazlıkları yetmediği zaman idare işkenceleri, resmi katliamlar birbirini kovaladı.
Tek neden: İktidardaki SİYASİ PARTİ'nin hangi sosyal sınıf partisi olduğunu saklamaktı. İşin içyüzünü açığa vurmaya kalkışanları bu yüzden en ağır ölüm cezalarıyle yok ettiler.
Modern çağda sosyal sınıf ilişkileri hayli duruldu. Kapitalizmde üstteki İşveren sömürücü sınıfı alttaki sömürülen İşçi sınıfı arasında ayrım ve çelişkiler en göze batacak hale geldi. İktidarı ele geçiren üst siyasi partilerin sosyal sınıf içyüzlerini örtbas etmek epeyi güçleşti. Fakat egemen sınıfların aldatma kaynakları tükenmedi.
Modern sömürücü sınıflar Antika Tarihten çok ders aldılar. İslam Tarihinde Tefeci-Beziganlar: halkın benimsediği MÜSLÜMANLIĞI kimseye bırakmamışlar, en ham sofu koyu Müslüman geçinmişlerdi. Modern çağda İşçi sınıfının benimsediği akım SOSYALİZM'dir. İşveren, sınıfı Antika egemen sınıflar gibi, halkın benimsediği akımı, yani Sosyalizmi ele geçirmenin yollarını aradı ve buldu. İslam Tarihinde Tefeci-Bezirganlar nasıl Hazreti Muhammed'in fakir fukara ile ve kölelerle kurmuş olduğu Müslümanlığı savunuyormuş gibi görünerek baltaladılarsa, tıpkı öyle, Modern Tarihin sömürücü İşveren sınıfı ile Büyük Toprak ve Mülk Sahipleri sınıfı, fakir fukaranın dört elle sarıldığı son umudu Sosyalizmi savunuyormuş gibi görünerek baltalamanın yollarını buluyorlar.
.
Gönderen mehmet özgür on Friday, 07 December 2007 at 12:32