| |
|
|
HAYALLER ve GERÇEKLER |
|
|
|
Yazar Ahmet ERDOĞAN-www.halkcephesi.net
|
|
Friday, 16 November 2007 |
Hayaller ve Gerçekler , Demir küçük aydının Liberallerin Intihar Politikasi ve PKK yazısı üzerine Sayın Demir küçük aydıniın gene doğruların bir kısmını getirerek , yanlışları ve PKK yı aklama yolunda inciler düzdüğü yazısına yorumumda , ne Liberalleri , ne Kuyruk acısı olduğu söylenen Dev Yol u, ne de ÖDP yi savunma gibi bir amacım yok, bu bana düşmez. Özde sayın Küçük aydın ın ideolojik ve sınıfsal olarak seçtiği yer, onun eleştirdiği "liberallerden" pek farklı bir konuma sahip olmadığı gibi, tam tersine onlardan çok daha geri bir konuma sahiptir. Bu anlamda yorum um yazıya "Türk" ya da "Kürt" değil, bir Marksist bakış açısından olacaktır. Yazının içeriğine Baktığımızda marksist bir yaklaşım dan bir iz göremediğimiz için , Marksist!!! Demir Küçük aydın ın , sınıfsal hiç bir özelliği olmayan “Kürt dostu, "Türk dostu vb” kavramlarının , her ne kadarda onun yaklaşımının özünün “etniklik “ temelinde olduğunun bir göstergesi olsa da , üzerinde durmaya gerek görmüyorum. Bu nedenle yazıda Demir Küçük aydının asıl vermek istediği, ya da satmaya çalıştığı temel mesajları sıralamakla ve mesajlar temelinde görüşlerimi kısaca bildirmekle yetineceğim.. Küçük Aydın “””Ah su PKK olmasa, Kurt sorununu ne guzel cozerdik der liberaller ve onlarin sol versiyonlari. Bu da sosyolojik olarak su anlama gelir: Ah su Kurdistan’in alt siniflari, ezilenleri olmasa veya olsalar bile kendilerini bir politik akim, bir guc, bir orgut olarak ifade etmeseler Kurt sornunu ne guzel cozerdik! Cunku PKK son durusmada bu toplum kesimlerinin somut ifadesidir.”” demogojisi ile 1- Kendilerinin savunduğu ve öne sürdüğü “Kürt sorunu” nun, özünde “Kurdistan’in alt siniflari, ezilenleri” nin (yani bağlı olduğu sınıf içinde sınıf ın (kısacası sistemde yerlerini almak isteyenlerin) çıkarlarına ters düşdüğü için bir türlü dilinin varmadığı Kürt emekci ve köylüsünün) sorunuyla aynı olduğu….. aldatmacasını “sosyoloji!! ile gizliyor.. Neden Marksizmle değil de “sosyolojik” ? Aceba soruna “sııfsal” olarak yaklaşımın ve bu sınıfsal sorunun çözümlenmesi teorileri onların getirdiği “Kürt Sorunu” teori ve pratiği ile çeliştiğindenmi? 2-“” Cunku PKK son durusmada bu toplum kesimlerinin somut ifadesidir ….bu toplumsal kesimler gibi, PKK vardir..” diyerek de PKK nın bu alt sınfların ( işçi köylünün?? ) (demokratik??) taleplerinin bir ifadesi, yani önderliği olduğu mesajını veriyor. Buna cevabımı vermiştim bir zamanlar, bir önderliğin varlığını reddetmekle , bu önderliğin gerek genelde / “bütün” de İşçi sınıfı mücadelesi , gerekse özelde /“parçada”Kürt halkının mücadelesi açısından reddetmek arasında teorik ve pratik uçurumlar vardır.. Kürt emekci halkının sol eğiliminden ve potansiyelinden yararlanma açısından başlangıçta marxizmden, işçi sınıfından, demokratik devrimden bahseden, bayrağına orak çekiç koyan bir önderliğin bunları tamamıyle terketmesi, ve günümüzdeki ideoloji ve pratiğinin marksist ideoloji ve pratikle uzaktan yakından bir ilişkisi olmadığından şüphesi olan bir Marksist varmı? Sadece Apo nun yazılarına bakıp buna cevap vermek bile yeterli..Çünki işçi sınıfının ideolojisi marksizm Leninizmdir , ve onların kurtuluşu da bu teorik ve pratik temelde gerçekleşebilir. Bu anlamda PKK nın Kürt işçi ve köylüsünün önderi olduğunu iddia etmek , düşen maskenin zorla yeniden takılmaya çalışma çabasından başka bir şey olamaz. Küçük aydın “ “Peki niye vardir?” diye bir soruyu sormazlar ve bu sorudan bucak bucak kacarlar” , diyerek doğru yu söylüyor . Ancak bunun açıklamasını da gene “satmak istediği mesajlar “doğrultusunda yönlendiriyor. Bu soruya cevabı 70 lerde Devrimciler vermişti. Özetleyelim , “”Demokratik mücadeleye, yani sola ve bu mücadeleye önderlik edenlere karşı savaşarak VAR EDILEN PKKnın, Demokratik mücadeleye ve sola karşı saldırısı onun VAROLUŞUNUN bir nedenini oluşturmuştur.”” Ve gelinen yerde Kürt halkının azami sorunun , emperyalistlerin ve Türkiyedeki hakim sınıfların "çözebileceği" aldatmacısının kitlelerce kabullenilmesinde en büyük rolu oynamış ve oynamaktadır. yani teori de sunulan ve Kürt emekci halkına kabullendirilmek istenen nihai hedef , asgari taleplerin çözümü ile sınırlandırılmıştır. Ve bir gün bu talepler sözde bile olsa kabullenip, önderlikde sistemde kendilerine koltuk kazanırsa, Kürt emekci lerinin sorunu bitmiş olacak........bu mu işçi ve köylü sınıfının talepleri? Bu mu onların önderliğinin nihai amacı??? Evet bu önderliğin ki (kendi yazılarından da okuduğumuz gibi) bu, ve "peki niye vardır" sorusunun cevaplarının içinde de bu var... Sayın demir küçükaydının en ilginç “sosyolojik”!! açıklamaları şöyle başlıyor “””Avrupa devletlerinin ve Almanya’nin butun ortulu ve acik engellemelerine ve karsi guclere butun destegi vermelerine ragmen, PKK’dan baska kimsenin binlerce ve on binlerce insani bir mitinge getirebilmesi soz konusu degildir.”” Eğer bir önderliğin doğru ya da yanlış , emekcilerin yanında ya da olmadığını onun Marksist teori ve pratiğinde değilde , “yığınları”/insanları mitinge getirebilmesi ile ölçeceksek yanmışız biz. Almanyada dini fanatik önderlik de bir çağrı da onbinlercesini stadyuma dolduruyor, Avrupa, ABD bütün fanatikleri “sözde örtülü ve açık engellemeler” yaparker, Pratikte hepsini , her yönde örtülü ve açık bir şekilde destekliyor. Bu türden demogojiler bir önderliğin “doğru” ve “ halkın önderi” olduğunu isbat etmez. Sosyolojik açıklamalarına “””Kimlerdir PKK’nin en buyuk destekcileri?”” diye devam ediyor sayın küçükaydın ve “”Her seyden once Kurdistan’daki yoksul kesimlerdir. Bunu en kaba gozlem bile kanitlar. En buyuk destekcileri yoksul Kurt gencleridir bu hareketin.””” diyor.. Dedim ya "sosyolojik " olarak doğru bir açıklama, ama aynı ""sosyolojik"" açıklama 1970 lerde MHP nin de tabanınının en yoksul kesimlerden ve gençlerden oluştuğu gerçeğini de içine alır. Bu MHP nin önderliğinin niteliğini olumlu yönde değiştirecek bir etken olabilirmi? Sosyolojik olarak belki, ama işçi sınıfının mücadelesi ve onun önderliği açısından objektif olarak baktığımızda ..hayır.. Sayın küçük aydın benzer sosyolojik açıklamalarına devam ediyor ve devamında daha ilginç açıklamalarla “pazarlama”ya devam ediyor.. “”PKK dile soya dayanan bir Kurt milliyetcisi olmamak zorundadir.”” “Biraz geç kaldınız galiba Sayın küçük aydın “…diyecektim ama aklıma bu “”milliyetcileştirme””de sayın Küçük aydın ın büyük rolünün hakkını yemiş olacağımdan , demiyorum. Yiğidi öldür hakkını yeme demişler, sayın Küçük aydın bu etnik milliyetcilikte, Kürt ve Türk halkları arasındaki nefret in kemikleşmesinde çok büyük emeği olan bir insandır. Sayın küçükaydın en hünerli pazarlamasını “””Peki Kurt hareketi icinde PKK’nin dusmanlari kimlerdir? En gerici, en soven, en kucuk demokratik egilimi olmayan ya asiret ileri geleni, ya bir tarikat seyhi ya da torunu ya da burjuvalardir, is adamlaridir, burjuva aydinlardir. Bunlarin hepsinin gozu ve gonlu de aslinda Barzani’dedir.””” sözleriyle buluşturuyor. Tam tersine “Kürt hareketi “ dediği hareketin önderliği ve üst düzey , perde arkası destekcileri “”En gerici, en soven, en kucuk demokratik egilimi olmayan ya asiret ileri geleni, ya bir tarikat seyhi ya da torunu ya da burjuvalardir, is adamlaridir, burjuva aydinlardir”” ve buna ilave olarak İsrail, ABD ve AB hakim sınıfları, yani emperyalistlerdir. Delilleri sadece APOnun ağzından değil , artık ortalara dökülmüş belgelerde. “””PKK olmasaydi, eger Kurt ulusal hareketine PKK’da ifadesini bulan kadinlar, yoksul gencler, ezilen diger kesimler onculuk etmeseydi ve tam da bu toplumsal temeli nedeniyle bu hareket Barzani gibi ornegin gerici bir milliyetciligin savunucusu olsaydi, bu gun Turkiye’de coktan bir Kurt Turk savasi baslamis, kan govdeyi goturmus olurdu. “”” diyerek, gözünde Avrupa kör gözlüğü ile , ve gene etnik milliyetci ve darkafalı yaklaşımla, genele, Türkiye de ki işçi sınıfı nın ve devrimci mücadelenin durumuna bakmaya bile gerek duymadan, etnik özele inerek, özeli genelden daha önemli ve daha öncelikli kılan yaklaşımıyla , gerçeklerden uzak “hayalci” bir tahlil yapıyor.. Nedir bu gün tabanda gelişmiş olan ve kemikleşmiş olan eğilim "Türk" ve "Kürtl"erde? marksistlik, solculuk, halkcılıkmı ? yoksa etnik milliyetcilikmi? Hangi işçi sınıfına önderlik ediyor PKK? Ne tür çalışmaları var işçi sınıfı içinde? Olamaz çünki var olanı da etnik temellerde bölmeyi başardılar ,... ve gene bunda sayın Küçükaydının katkılarını unutmamak gerek ve hak ettiği krediyi sunmak gerekir. Sayın küçükaydın Türkiyede ki devrimci lere ve devrimci mücadeleye olan nefreti ve hıncı nedeniyle “””Ve boyle ortamlarda liberallerin var olmak bir yana soluk alma sanslari bile olmaz. Durum boyle degil ve hala bu liberaller, ah PKK olmasaydi bu isler ne guzel olurdu diye konusabiliyorlarsa, bunu her seyden once PKK’ya borcludurlar.””” diyerek gerçekleri bir defa daha iğrençbir şekilde saptırarak, yetmişlerde ki devrimci mücadelenin, dökülen kanların, idamların ve işkencelerin “boşa “olduğunu , kazanılan demokratik haklarda bu kanların ve mücadelenin sanki hiç bir fonksiyonu olmadığını ima etmesi bir yana, alıp bu krediyi, 70 le 80 arası faşistlere bir kuşun bile sıkmayan, ama devrimcilere bir seferinde yüz kurşun sıkan, ve onları kahpece katletmeye devam eden PKK ya atfetmeye çalışıyor.. Doğru PKK sayesinde emekciler bölündü, devrimciler bölündü, milliyetcilik alabildiğine 80 lerden sonra gençlerde ve hemen herkesde politik eğilim oldu…ve Küçükaydınlar sayesinde de Marksizm in içeriği boşaltıldı ve bir süre milliyetci bir içerik verilmeye çalışıldı, devamında zaten marksizm de terkedildi… Burda yazmaya gerek yok APO nun yazılarını okumak yeter bu konuda. PKK önderliğine borçlu olan hakim sınıflar ve ödüyorlar zaten borçlarını.. ancak şunu da "sosyolojik " değil "tarih"ten ders olarak yinelemek gerek ki, emperyalistler ve onların ulus-devletlerdeki uzantıları için her kes ve her önderlik işlerine yaramadığında ve kendileri için tehlike arz etmeye başladığında "harcanabilir" kategorisindedir. “””Bu gun bir Kurt-Turk savasi baslamadiysa eger bu PKK’nin yuzu suyu hurmetinedir. “” diyor ve gene bütün milleti enayi yerine koyuyor. Her şey bir yana , nedir Türk Kürt savaşı? Bir bujuva Ulus devlet le, burjuva-feudal önderlik altındaki bir ulusal toplumun arasındaki savaştan mı bahsediyoruz:? Yoksa Türk halkı ile Kürt halkı arasındaki bir savaştanmı? cevabı pratikte açık aslında, gerek ulus-devletin hakim sınıflarının, gerekse artık emperyalizmin elinde bir kukla haline gelen bu sınıf ıçinde sınıf önderliğin , ikisinin de istediği ve pratikleri bu yönde hızını arttırmış durumda.. Sadece Avrupa nın "kör gözlüğünü" çıkarmak bu gerçeği görmeye yeter., Halklar arasında nefret ve düşmanlık, savaşlar kimlerin işine yaramıştır? Sosyolojiye değil tarihe bakıp cevap verelim.. Ama eğer bu "Kürt Türk" savaşını, Türkiyedeki hakim sınıflar (Hükümet, ordu vb demiyorum) ve PKK arasındaki bir savaş olarak ele alıyorsa (ki hiç bir zaman böyle olmadı ve bu önderlik altında olamaz) , bunu milliyetcilere yutturabilir ama , emperyalizmin ne olduğunu, Türkiyedeki hakim sınıfların "milli" olmadığını, onların çıkarlarının emperyalistlerin çıkarlarıyla aynı olduğunu bilenler bu nun sonucunun ne olacağı cevabını kolayca verirler. “”Cunku PKK hicbir zaman halklar arasi dusmanlik siyaseti ve propagandasi yapmamistir.”” diyor sayın Küçük aydın.. Sadece onun kendisinin yazılarını okumak gerçeğin tam tersi olduğunu görmeye yeter. Bir ulusun ve onun halkının iyi yada kötü tarihi özelliklerini, sanki onların doğal özellikleri imiş göstermek milliyetçi şövenizm batağına düşmeden ileri sürülemez. Sayın küçükaydın yazılarında “kürt halkı “ değil, “Kürtlerin” her zaman şu veya bu şekilde,mesela “”“”””Kurtler, her hangi birisi en kucuk bir demokratik talep one surdugunde hemen onu destekliyorlar ve her turlu radikal demokratik talebin en tutarli savunucusudurlar. Kurt, ................. yasam tarzi ve idealleri zaten Avrupa gibi oldugu icin; Avrupa’dan yanadir……….. bu guclerin (SOL) her birinin icinde, (Kurtler haric) tutarli bir devrimci demokratik kanadin bulunmamasindadir.”””” gibi sınıfsal lıktan uzak , etnik ırki üstünlüğünden bahsettiği gibi, “Türk” lerden bahsederken de , tamda milliyetciliği körükleyecek, faşist bir yaklaşımla, “İnsan ise Türk değildir. Türk ise İnsan (değildir)” gibi bir sadece bir ırkcının kullanabileceği deyimleri kullanabiliyor.. Herşey bir yana içinde bulunduğumuz somut duruma bakarak gelinen yerdeki milliyetciliğin varlığını “kör gözlüksüz” görebileceğimiz gibi, bunun nasıl iki taraftan (hakim sınıflar ve PKK) tarafından , milliyetciliğin çatışmaya dönüşmesi için her türlü tahrik ve provokasyon ların yapıldığını görebiliriz. “””Her hangi bir PKK dernegine giden, sehitlerin arasinda basta Deniz Gezmis, Mahir Cayan, Ibrahim Kaypakkaya gibilerin yaninda PKK’nin kurucusu ve savascisi Turk asilli sehitlerin (ornegin Kemal Pir) resimlerini gorur. “”” demogojisiyle devam ediyor sayın küçük aydın.. Marksist ustalar yıllar önce “””bujuvazi bir zamanlar nefret ettiği devrimcilere öldükten sonra kendi çıkarları doğrultusunda sahip çıkar”” özünde bir şeyler söylemişti.. Bunu da bir yana bırakalım, hipokratlığın en aşağı seviyesine düşenler, Türk milliyetciliğiyle suçladıkları Devrimci önderlerin resimlerini asmalarının altında ki neden in opportunist ce olduğunu görememek için gene kör olmak gerekir. (aslında onları suçlamalarını garip karşılamıyorum, çünki önderler apo yu ve çevresini Kürt Milliyetci olarak nitelendirmiş ve dışlamışlardı bir, ikincisi Devrimci bir örgütden tasfiye edilmenin de kuyruk acısı ve intikam duyguları da anlaşılabilir… Sayın küçük aydının Türkiyedeki sol hareketi eleştirirken , “”Ama bu yoklugun en buyuk suclusu sosyalistlerdir. Sosyalistler, iscilerin, devrimci demokratik bir program etrafinda bir isci hareketi yaratmalarinin onundeki en buyuk engeldir……………….. devrimci demokratik bir hareketin olusmasinin onundeki en buyuk engel sosyalistlerdir. Sosyalistlerin bu etkisine son verilmeden, Turkiye’de devrimci demokratik bir hareketin olusmasi neredeyse olanaksizdir “”” sözlerinde hem bu hıncı, hemde sosyalizme olan nefretini , hemde devrimci hareketin "olanaksız" gördüğünden, neden karşı devrim saflarını seçtiğini görebiliriz. Yukarda sosyalistlere suçlayan Sayın küçükaydın , işine geldiğinde, (galiba buna oportunistlik deniliyor) , “”Bir anlamda, 12 Mart’in sembolik sehitleri PKK’nin cisminde savaslarina devam etmektedirler. PKK biraz deniz Gezmis, biraz Kaypakkaya, biraz Cayan, biraz Kivilcimli’dir.”” diyebiliyor.. hayır sayın Küçükaydın, onların etnik milliyetcilikle uzaktan yakından bir ilişkileri yoktu..PKK yı , Devrimci önderlerle karşılaştırmak onlara küfür etmektir ki , yapılan da bu. Onlar emperyalizme karşı savaşıyorlardı, emperyalizmle işbirliğinde yada onların güdümünde değil. Onlar sosyalist Halk Devrimi için savaşıyorlardı, sistem içinde kendilerine bir yer tutmak için değil. “””Avrupa’nin Turkiye’nin demokratiklesmesinden zerrece cikari yoktur ve tam da buna uygun davranmaktadir…Ayni sekilde, ABD’nin de cikari yoktur.””” diyor sayın küçükaydın.. Nedir AB nin istediği “demokratikleşme”? Gerçekten demokrasi mi, yoksa emperyalistler ve unların uzantıları için ülkenin açıkca pazarlanmasının, yozlaşmanın, ahlaksızlığın, köylünün topraksızlaştırılmasının, küçük esnafların oratadan kaybolmasının, sendikalaşmanın ve sendikaların güçlerinin kaybolmasının , işçilerin daha da fazla soyulmasının vb yeni adı mı?? …tam da bu olduğuna gore AB neden istemesin ki? ancak koltukarında sakladıkları Türkiyenin de içinde bulunduğu Orta doğu ülkelerinin “Lübnanlaştırılması”, yani ( aynen küçük aydının bir yazısında savunduğu gibi ) ülkelerin etnik, mezhebi vs temelde bin parçaya bölünmesi planları varsa –ki var- bu “demokratlaştırma” ya taraftar olmazlar. İlginç olanı, bu “lübnanlaştırma da ihtiyaçları olan bir etnik-önderliği (küçük aydın ın aynı yazısında vurguladığı gibi) kullanmaktan da çekinmezler, ve kullanıyorlar, onun da adı da PKK, sayın küçük aydın. Bundan sonra ki bölümünde biraz “Sosyolojik” biraz ”psikolojik” süslemelerle dolduran küçük “Peki bir an icin, PKK’nin yok oldugun dusunelim. O zaman ne olacaktir?”” sorusunu soruyor..ve cevabını “Kurt egemen siniflarinin politikalari dolduracaktir.”” olarak veriyor… sanki Kürt egemen sınıfı (burda Türkiye hakim sınıflarının bir parçası olanlardanmı, yoksa “hakim sınıflara sadık üyelik peşinde koşan, var olan system içinde yer almaya çalışanlardan mı bahsediyor bilmiyorum) ama gerek Apo nun yazılarına gerekse diğer önderlerin yazılarına baktığımızda hepsinin arzusu SİSTEM İÇİNDE, sınıf içinde sınıf olarak yerlerini almak isteyenlerin tam da kendileri olduklarını görebilriz. Burda hayalci olmağa gerek yok PKK somut olarak var, ve var olacak, ama sayın küçük aydının hipotetik sorusuna aynen hipotetik cevap verelim.. PKK olmazsa , *Türkiyedeki hakim sınıflar onun varlığını Türkiyedeki milliyetciliği körüklemek için kullanamaz (gerçi başka bir yolunu bulur) *Emperyalistler Orta Doğu projelerini gerçekleştirme yolunda kendilerine yeni bir örgüt oluşturmak zorunda kalırlar *ve bana gore en önemlisi, etnik değil Marksizm Lenininizm temelinde, Demokratik Devrim in azami ve asgari programlarını gerçekleştirme yolunda , devrimciler Kürt emekcileri ve köylüsü arasında kurşun yağmuruna tutulmadan , çalışma ve örgütlenme ÖZGÜRLÜĞÜNE sahip olur. Bu da halklar arasında kardeşliğin yeniden 70 li dönemlerdeki “sınıfsal” niteliğine “ dönüşmesine yol açar. Küçükaydın yazısının sonunda , emperyalistlerin “korku” politikasını iyi öğrendiğinden “””PKK’nin etkisi bittigi gun, bir Turk ve Kurt kavgasi ve milyonlarca insanin katli gerceklesir.”” sözüyle ,ayni emperyalistlerin “ABD-Batı nin askeri müdaheleleri bittiği gün bütün ülkeler birbirine girer ve milyonlarca insan ölür “” demogojisini hatırlatıyor.. yani Sayın küçük aydın a gore Türk ve Kürt emekcileri ve köylüleri koyun gibi beyinsiz, köpek gibi hırlaşan yaratıklar..Onlardan başka önderlik yapacak kimseler yok…. Sayın küçük aydın a bir başka yazımda dediğim gibi , insan YEMEK le değil EMEK le uğraşan hayvandır. Aslında bunu insan “sahiplerine” kuyruk sallamakla ve kemik yalamakla değil , EMEĞİ yle , Emeğinin hakkını aramakla,, özgür, ayırımsız, kardeşce bir toplum yaratmakla meşgul olan hayvandır diye değiştirmek gerekiyor…Sosyolojik olarak!!!!…. “”ulus sorununu bir fetiş haline getirecek son sınıf, işçi sınıfı olacaktır…. En "adil", "saf", en ince ve en uygarı olsa bile, marksizm milliyetçilikle bağdaşamaz.”” demiş Lenin bir zamanlar, bırakın , gerici bir hareket olursa, emperyalizmin elinde oyuncak olursa desteklenmemesi teorilerini, ya da parça- bütün, özel-genel ilişkilerini, .içeriği bundan daha açık ve net bir söylem olabilirmi? Erdoğan Ahmet 15 Kasım 2007 -- |
Yorumlar
Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...
|
Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )
|
|
|
|
|
|