|
Cumhuriyetin temel niteliklerinin sistemli bir şekilde darbelenmeye başladığı bir dönemden geçiyoruz. Ülkede yeni bir siyasal çıkışın ve cumhuriyetin daha demokratik bir içerik kazanmasının hayati bir önem kazandığı bu süreçte, 1920 lerin kuvva-î milliye ruhunun, demokrasi temeline dayalı siyaset anlayışının ortama egemen kılınması gerekmektedir. Demokratik toplum hareketi Kürt olarak önemsediğimiz sonucunu heyecanla beklediğimiz bir toplumsal projedir. Çünkü yıllardır yaşadığımız bu coğrafyada artık kanın dokülmediği, gözyaşının durduğu, insanca yaşayabileceğimiz bir ortamın oluşmasını istiyoruz. Bu aşamada sistemin "canavar" diye nitelendirdiği, Kürt halkının önder kabul ettiği Abdullah Öcalan'dan barış çağrıları geliyordu. Bunun açılımı Anayasal Yurttaşlık temelinde Türk ve Kürt kardeşliğinin tarihsel beraberliğine dayanan Demokratik Cumhuriyetti. Öcalan Kuzey Irak'ta milliyetçiliğe dayalı savaş çekirdeğinin doğduğu bir yapılanmaya doğru gidildiğine vurgu yapıyor ve bu oluşumun tüm Ortadoğu Halkları için bir felaket olacağına dikkat çekiyordu. Bu gelişmeler karşısında Türkiye'de tüm devrimci, demokrat, aydın ve insani değerlere sahip kesimlerin içinde yer alacağı ve adını Demokratik Toplum Hareketi diye telaffuz? ettiği bir oluşumdan bahsetti. Yani yeni bir ideolojik çizgi, yeni bir siyasa! program, yeni bir dünya yorumu. Dar ulusal kurtuluşçu, reel sosyalizmin yapılanmalarından ve kişisel hırslardan arınmış, özellikle cinsiyet eşitliğini ortadan kaldıran kadına hak ettiği önemi veren bir yapılanmadan bahsediyordu. ER rafine olmuş düşüncelerin yorumunu yapıyor yeni bîr ideoloji ve örgütlenme modelini ortaya koyuyordu. Toplumsal tarihte Kürt realitesini inceleyerek, batı uygarlığının yarattığı ideolojik � kültürel çizgiyi aşmanın gerektiğini İşaret ediyordu. Öcalan'ın söylemlerinde herkesin anlayabileceği bir açıklık var. Geçiş süreçleri, Kuzey Irak'taki devlet kimin çıkarınadır, kim kuruyor, neden kuruyor Öcalan'ın söylemlerinde bu soruların hepsi karşılığını buluyordu. Ama ben açılımların yeterince anlaşıldığı kanısında değilim. Bu söylemler ışığında DTH İstanbul aydınlarla (Buluşarnama) buluşma ve Ümraniye halk toplantılarını izledim. Doğrusu aydınlar toplantısı çok kalabalıktı. Ama Yüksel Genç, Sarp Kuray, Osman Ergin haricinde toplantının amacı ve proje doğrultusunda hiçbir kayda değer söylem duymadım. Kimisi Kürt partisi istediğini, kimisi de Beyoğİu'ndakî toplumsal çürümeden bahsetti. Aslında işin ilginç yanı konuşmacıların yani aydınların beş dakika konuşma süreleri vardı. Ne tuhaftır ki ünlü bir aydın Ortadoğu Uzmanı kürsüye çıktı ve Kürtlerin öznesizliğinden başlayarak kıblesizliğine kadar ağzına geleni söyledi. Herkesi beş dakika için uyaran başkan oturum başkanı yirmi dakika boyunca hiçbir uyarı yapmadan kendisini dinledi ve konuşma sonunda da hiçbir yorum yapmadı. DTH nin isminin esprisine uygun düşünülmediği bende fazlasıyla kanaat oluşturdu. Projeyi oluşturma komitesinin oturuşları bile eski Sovyet Polit Büro üyelerine benziyordu. Elbette bu dava uğruna ödedikleri bedelleri küçümsemiyorum, saygıyla eğiliyorum ama projenin takdimi konusundaki tavırları bende bu kanaati oluşturdu. Her iki toplantıda da ne projenin mimarından, nede içeriğinden bahsedilmedi. Bazı öneriler halk tarafından komiteye ulaştırıldığı halde hiç dikkate alınmadı. Aslında bu projeye sonuna kadar sahip çıkılmalıdır Bu proje HEP, DEP, ÖZDEP, HADEP, DEHAP geleneğinden çok daha farklı bîr partinin oluşturulması gerçeğini önümüze koymaktadır. DTH devrimci, demokrat ve aydınlarla kısa bir sürede buluşarak, sürece yaymadan, oyalamaya sokmadan ciddi bir muhalefet gücü oluşturmalıdır. Halkın İradesini temsil etmeli eski yapılanma tekrarından vazgeçip zaman kaybetmemelidir. Tahakküm zihniyeti olmayan tabanı temsil etme yapısına sahip bir yaklaşımla geleceğe nasıl hükmederim yerine nasıl organize ederim diyebilmelidir. Birey olgusunu ve yaratan gücün insan olduğuna dair toplumsal kültürü yaratmalıdır. Avrupa merkeziyetçi bakış açısından vazgeçip evrensel düşünülmelidir. Kurulacak parti herkesin partisi olmalı, örneğin benim gibi. Umuyorum sayın Polit Büro üyeleri de böyle düşünüyorlardır. |