left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Diğer arrow Emperyalistler Size de Para Teklif Etti mi?
Friday, 03 September 2010
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Gençlik Meclisi
Bize Ulaşın
Emperyalistler Size de Para Teklif Etti mi? Yazdır E-posta
Yazar Yıldırım KOÇ   
Thursday, 28 June 2007


Emperyalistler Size de Para Teklif Etti mi?


 Bizim milletimizin gönlü zengindir. Özellikle yoksulunun gönlü daha da zengindir. Halkımızın çoğu, elindekini avucundakini kolayca paylaşır. Anadolu'da hala "Tanrı misafiri" gibi bir anlayış varlığını sürdürmektedir. Birçok insanımız hala "insanlık öldü mü, yahu" diyerek, maddi çıkarları bir kenara atabilmektedir. Hele biraz duygularına hitap edilirse, bizim insanımız ekmek parasını bile bir yardım kampanyasına verip, arkasından nasıl para bulacağım diye kara kara düşünebilir. Alışveriş yaparken üç-beş kuruş eksiğiniz çıksa, "yarın getiririm" deseniz, esnafın çoğu, "estağfurullah abi, ne demek" der.

Avrupalı genelde böyle midir? Yolu Avrupa ülkelerine düşenler bilir. Bir dükkandan mal aldığınızda, satıcı malı elinde tutar, sizin verdiğiniz paraların son kuruşuna kadar tamam olduğuna emin olduktan sonra, malı size uzatır. Aile içinde kadın ayrı kazanır, ayrı harcar; erkek ayrı kazanır, ayrı harcar. Çocuk belirli bir yaşa geldiğinde aile bütçesine katkıda bulunmak veya evden ayrılmak zorundadır. "Alman hesabı" lafı boşuna çıkmamıştır.

Peki, çocuğundan bile para esirgeyen Avrupalı, nasıl oluyor da bu aralar Türkiye'de para saçıyor, birilerine para dağıtıyor?

ABD için durum farklı mı? Sineğin yağını çıkarmaya çalışan Amerikalılar, niçin bir sürü insanı Amerika'ya davet ediyor, onların giderlerini karşılıyor? Niçin Amerikan sendikaları, Türkiye'deki sendikalarımıza para vererek ortak proje yapmayı öneriyor?

Tabii, daha önemli soru şu: Niçin bazı insanlarımız Avrupalı'nın, Amerikalı'nın, Japon'un parasının peşinde koşuyor ve bu paralar karşılığında onlara ne veriyor?

Emperyalistlerden para alanların bu soruya verdikleri genel bir cevap vardır: "Bize para veriyorlar ama ne yaptığımıza karışmıyorlar" derler. Buna kendileri de inanmazlar, ama en doğal savunma biçimleri budur.

Emperyalistler ne zamandan beri Türkiye'de para dağıtıyor?

Osmanlı'nın dağılma döneminde emperyalist güçlerin İstanbul'da çöreklenmiş temsilcileri, kendilerine istihbarat toplayacak, ajanlık yapacak, kendi önerilerini uygulayacak veya uygulatacak insanlara çeşitli adlar altında para verirlermiş.

Cumhuriyet döneminde ise bu uygulama özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yaygınlaşmaya başladı. 1920'li yıllarda Sovyetler Birliği'nin ülkemizdeki bazı komünistleri kendilerine ait şirketlerde çalışıyor göstererek onlara para ödedikleri biliniyor. Ayrıca, "Moskova'dan ruble" iddiaları da yalan değildir. 1947-48 yıllarından itibaren, ABD'nin Türkiye'de kendi yandaşlarına veya yanına çekmeye veya tarafsızlaştırmaya çalıştığı insanlara para aktardığı bugün iyi bilinmektedir. 1980'li yıllardan itibaren Avrupa Birliği de bu uygulamaları başlatmıştır.

Kimler emperyalistlerden para alıyor ve bu para karşılığında ne yapıyor?

Eskiden ajan çalıştırmak zordu. Günümüzde kolaylaştı. Binlerce Amerikalı istihbaratçı Türkiye'ye 1960'lı yıllarda "barış gönüllüsü" adı altında geldiler, köylerimizde ve kasabalarımızda araştırmalar yaptılar. Bu çalışmalar bir süre sonra tepki çekmeye başlayınca, yeterli bilgiyi topladıklarını düşünerek geri çekildiler.

Bugün istihbarat çalışmalarında genellikle ülkemiz vatandaşları kullanılmaktadır. Emperyalist devletler tarafından giderleri karşılanarak yurtdışına gezilere götürülen insanların bir bölümü, şükran duyguları içinde, samimi görüşmelerde ülkemize ilişkin tüm bildiklerini anlatmaktadırlar. Ayrıca, kolayca arkadaş olan bazı kişiler, bu bilgi (istihbarat) akışını, ara sıra verilen küçük hediyeler karşılığında sürekli de kılabilmektedir. Bir süre sonra hediyelere alışan bazı kişiler, bilgi aktarımını daha sistemli hale getirmektedir. Alın size gayet ucuza malolmuş bir yerli ajan.

Bilgi toplamada ve gerçeklerin kamuoyuna yansıtılmasını önlemede de "projeler" kullanılmaktadır. Diyelim bir üniversitede öğretim üyesisiniz. Aldığınız maaş belli. Yetmiyor. Dışarıda ek bir iş arıyorsunuz. Avrupa Komisyonu'ndan (Avrupa Birliği'nin yürütme organı) proje dağıtıldığını duyuyorsunuz. Sizin konunuzla ilgili bir proje önerisi geliştiriyorsunuz. Kabul ediliyor. Böylece zokayı kendiniz yutuyorsunuz. Proje tezgahına bir düşen kişi, bundan kolay kolay kurtulamaz.

Proje tezgahı nedir? Avrupalı veya Amerikalı istihbarat örgütleri, Türkiye'de belirli bir konuda derinlemesine araştırma yapmak istemektedir. Ancak bunu kendileri gelip yapsalar, güvenlik kuvvetlerinin dikkatini ve tepkisini çekecektir. Ayrıca, halkımız arasında bulunan birçok sağduyulu insan, bir yabancının sorduğu sorulardan hangi sonuçların çıkarılabileceğini değerlendirebilmektedir. Bir yabancının "bilimsel çalışma" gibi masum bir görüntü altında ülkemizde istihbarat çalışması yapması kolay değildir. Ayrıca, oldukça da pahalıdır. Çözüm nedir? Çözüm, projelerdir. Avrupa Komisyonu, hangi konuda istihbarat toplanması gerekiyorsa, o konuda bir proje hazırlıyor ve ilgililerin dikkatine sunuyor. Projeyi alan kişi, 6 ay veya 12 ay gibi sürelerle belirli bir aylık alıyor. Bu aylık, ülkemizdeki vergi sistemi içine sokulmadan, yani vergilendirilmeden ödeniyor. Ayrıca, bir yakınınızın "asistan" adı altında projeye yamanması ve ona da beş-on kuruş avanta sağlanması imkanı var. Proje, kırtasiye gibi bazı giderlerle de şişirilebiliyor.

Bir anda kendi maaşından daha yüksek bir "proje katkısını" alan kişilerin çoğu, bu ek gelire uyuşturucu gibi bağlanıyor. Arabası yoksa araba alıyor. Arabası varsa, arabasını yeniliyor. Cep telefonunu değiştiriyor. Her gün televizyonlarda reklamı yapılan malları alıyor. Eski televizyonunu atıyor, duvara asılabilir ince televizyonlardan alıyor. Böylece çarka dahil ediliyor. Yeni projeler alabilmek için de istenileni yapıyor. Alan memnun, satan memnun.

Bu tezgaha bir kez düşen birçok kişi, bu ek gelirden o kadar keyif alıyor ki, akan musluğun kapanmaması için hem projede en iyi hizmeti sunuyor (en iyi ve güvenilir istihbaratı derlemeye çalışıyor), hem de hayatının diğer bölümlerinde, milli çıkarlarını, düşündüklerini ve gerçekleri unutuyor, halkımızı emperyalistlerin istedikleri biçimde yönlendirmeye çalışıyor. Zaten bu biçimde bir kez tezgaha dahil oldu ve emperyalistlerin borazanı haline geldi mi, emperyalistlerin ve onların yardakçılarının denetimi altındaki bazı televizyon kanalları ve gazeteler, bu kişileri şişirmeye de başlıyor. Efendileri, uşaklık edene, iyi maaşın yanı sıra iyi bahşiş de veriyorlar.

Emperyalistlerin ödeme biçimi son derece zengin. Bazılarına para veriliyor. Bazılarının kendilerine veya yakınlarına yurtdışında gezi ve hatta eğitim-araştırma bursu sağlanıyor. Bazıları küçük hediyelere teslim olurken, bazılarının hediyesi daha büyük oluyor. Yurtdışına geziye götürdüklerinin bir bölümünün özellikle kadın konusunda zaafı varsa, son derece gelişmiş kamera sistemleriyle bazı sahneler kaydediliyor ve gerektiği zaman kullanılıyor.

Vatanımıza yönelik saldırı bu kadar yoğunken, bazı okumuşların niçin sustuklarını, hatta susmanın ötesinde emperyalistlerin değirmenine niçin su taşıdıkları sorusunu ancak bu ilişkileri bilirseniz cevaplayabilirsiniz. Tabii ki her yurtdışına giden aktif veya pasif ajan olmaz. Tabii ki emperyalistlerden her proje alan ihanet içinde değildir. Ama ülkemizde bu kadar hainin çıkmasında bu yurtdışı gezilerinin ve projelerin önemli bir etkisi vardır.

Geçtiğimiz yıllarda Avrupa Komisyonu Türkiye eski Temsilcisi Karen Fogg bana iki defa proje teklif etti. İlk tekliften sonra önce kendimden kuşkulandım. Bana böyle bir teklifte bulunmaya cesaret edebilmesine neden olacak bir hatam mı oldu, emperyalizm karşıtlığında yeterince kararlı gözükmedim mi acaba diye düşündüm. Bunun üzerine Avrupa Birliği emperyalizmi konusundaki yazılarımı daha da sertleştirdim ve artırdım. Bir teklif daha geldi. Bu kez gönül rahatlığıyla reddettim. Bugün de Avrupa Birliği emperyalizmi konusunda aynı tavrımı sürdürüyorum. Benim iflah olmaz bir AB düşmanı olduğumu artık kesin bir biçimde anlamış olsalar gerek ki, artık teklif filan da gelmiyor.

Bugün yapılması gereken işlerden biri, Türkiye'de hangi kuruluşların ve kişilerin, Avrupa Birliği'nden, ABD'den, Rusya'dan, Çin'den, İsrail'den, başka herhangi bir yabancı devletten hangi ad altında olursa olsun nasıl bir menfaat temin ettiğinin belirlenmesidir. Bugün para alan yarın buyruk alır. Daha sonra da bu kuruluşların ve kişilerin ulusal çıkarlarımız konusunda izledikleri çizgiye bakmak gerekir.

DİSK, Avrupa Komisyonu'ndan önce 150 bin Euro aldı. Daha sonra, DİSK, HAK-İŞ ve KESK, üyesi bulundukları Avrupa Sendikalar Konfederasyonu aracılığıyla Avrupa Komisyonu'nun 1 milyon Euro'luk bir eğitim projesini aldı ve "eğitim yaptı". Bu kuruluşların Kıbrıs konusundaki tavrı nasıldı? Sözde Ermeni soykırımı iddialarına karşı nasıl bir tavır aldılar? Emperyalistlerin Türkiye'de azınlık yaratma çabalarına karşı ne yaptılar?

Soros, emperyalist güçlerin bir parçasıdır. Soros'un Türkiye'de oluşturduğu Açık Toplum Enstitüsü'nün Danışma (Yönetim) Kurulu'nda HAK-İŞ Genel Başkanı Salim Uslu da vardır. Soros'tan para alanlar arasında DİSK'e bağlı Dev Maden Sen de bulunmaktadır. Soros'un kaynak aktardığı önemli bir kuruluş ise, Tesev'dir. Bu kuruluşların milli davalarımız konusundaki tavrı nedir?

Amerikan emperyalistleri 1960'lı yıllarda TÜRK-İŞ'e bağlı sendikalardan yüzlerce sendikacıyı ABD'ye götürmüşler, gezdirmişlerdi. Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı'nın (CIA) denetimindeki Asya Amerika Hür Çalışma Enstitüsü (AAFLI) 1972 yılından 1993 yılına kadar TÜRK-İŞ'le yakın bir işbirliği içinde çalışma yapmıştı. Amerikan istihbaratının araçlarından biri olan Pathfinder Vakfı da benzer bir çalışma gerçekleştirmişti. Bütün bu yıllar boyunca TÜRK-İŞ'in ülkemizdeki Amerikan üs ve tesislerine karşı sessiz kalmasında bu ilişkiler etkili olmuş muydu acaba?

Bugün misyonerlerin faaliyetleri giderek daha da yoğunlaşmaktadır. Bazı vatandaşlarımızın din değiştirerek emperyalistlerin işbirlikçisi olmasında, ödenen ufak paraların ve Avrupa'da çalışma imkanı vaadlerinin etkisi vardır. Ayda 100 dolara din değiştiren, ayda 200 dolara vatanını kolayca satabilir.

Vatanımız tehdit altındadır. Bugünkü tehdidin kaynağı, ABD ve AB emperyalizmidir. Bu güçlerin elindeki en önemli silah, paradır. Türkiye'mizi boyunduruk altına almak veya yok etmek isteyen bu güçlerin dağıttıkları para, bizi içimizden hançerleyecek güçleri veya bizi zayıflatacak girişimleri beslemektedir.

ABD'den, Avrupa Birliği'nden, Japonya'dan veya herhangi başka bir devletten menfaat sağlayan kişi ve kuruluşlar tespit edilmeli ve kamuoyuna açıklanmalıdır.



 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
abi kalemini seveyim cok dogru bunlari bilmemmiz iyi oldu ayrica dediginiz gibi butun Milletimiz cogunlugu iyi yurekli insanlardan olusmustur ben bu tur oyunlara gelmemiz icin siz ve sizin gibilerin yazilarini her yerde gormek isterim bu kahpeler teshir edilsin kim bunlara para karsiligi casusluk yapiyorsa umarim bir gun en agir iskencelerden gecerler. TURKIYEMI INSANINI COK OZLEDIM KALIN SAGLICAKLA TEKRAR ELINE SAGLIK ABI!
Gönderen ozan on Friday, 29 June 2007 at 5:15


 1 
Sayfa 1 / 1 ( 1 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Emperyalistler Size de Para Teklif ... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right