|
Bu yazı 2007 yılında yayınlanmıştı. Bir daha yayınlıyoruz...
Seçim öncesinde düzen partilerinin birbirlerinden yaptıkları transferler döneklik tartışmasına yol açtı. Sağcı bilinen partileri birleştirmeyi misyon edinen İlhan Kesici’nin solcu sanılan CHP’ye transferi yadırganmadı da sosyal demokrat bilinen Ertuğrul Günay’ın adı artık dönek sıfatıyla birlikte anılıyor. Böyle anılması doğal. Çünkü, döneklik soldan sağadır ve Ertuğrul Günay’ın hayatı sosyal demokrasiyle geçti. Şimdi ise AKP’den aday.
Ertuğrul Günay, transferini “AKP’yi demokrasi içinde sağlıkla gelişebilmemizin bir garantisi olarak görüyorum. AKP ülke genelinde yaygın ve dengeli destek gören tek parti. Türkiye'de düzenin savunulması safında CHP, düzenin değiştirilmesi safında AKP duruyor. Özgürlük, eşitlik, adalet anlayışını AKP daha temsil ediyor gibi görünüyor Türkiye'de. Dar gelirliler, yoksul kitleler AKP'ye oy veriyor?” söylemiyle gerekçelendiriyor.
CHP’nin düzeni değiştirme iddiasında sol ve demokrat bir parti olmadığı malum. Aksini düşünen sadece kendisini aldatır. Bu noktada Ertuğrul Günay haklı. Ancak, AKP’nin kendisine oy veren yoksullar lehine düzeni değiştirme iddiasına sahip, demokrasi içinde sağlıklı gelişmenin garantisi parti olduğu savı da Ertuğrul’un aldanması ya da aldatmacası. Anımsatmalı ki, AKP döneminde Türkiye’deki dolar milyarderi sayısı 6’dan 25’e çıktı. Sermayenin amiral holdingi, 2006 yılı net kârını bir önceki yıla göre yüzde 146 oranında artırdı. Bu yılın ilk çeyreğindeki net kârı ise geçen yılın aynı dönemine göre 14’e katlandı. Bunca kâr azgınlığı AKP döneminde gerçekleşti. Yoksulların payına ise, Ertuğrul Günay’ın önemsediği tek şey, yani inançlarına saygı gösterilmesi düştü. Bir de belediyeler eliyle yoksullara sadaka dağıtılıyor ama sadece partiye oy verecek yoksullara. (Etienne de La Boetie’nin ruhu şad olsun! “Gönüllü kul olmamaya karar verin, özgürleşeceksiniz” demişti.) Bilinmeli ki, herkesin inancına ve kimliğine saygı gösterildiği de kuşkulu. Alevi kanaat önderi sanılan Reha Çamuroğlu’nun AKP’ye transferi, AKP döneminde Alevi inancına saygı gösterildiğini kanıtlamaya yetmez. AKP’nin demokrasi için güvence olduğu savı da Ertuğrul’un aldanması ya da aldatmacası. Hepsi bir yana, çıkardığı AKP’nin çıkardığı ceza yasasına ve uygulamasına bakmak yeterli. Eklenmeli ki, bunları bilerek transfer olduysa, Ertuğrul Günay ve AKP birbirlerine hayırlı olsunlar! Ertuğrul Günay, İdris Küçükömer’in kerameti kendinde menkul tezlerini doğrulama düşkünlüklerine malzeme olmak zorunda değildi. Vurgulanmalı ki, Ertuğrul Günay dönmüş değildir. Dönmek ve döneklik kavramları sınıf mücadelesiyle ilintilidir. Döneklik, ezilen sınıf ve katmanların saflarından egemen sınıfın saflarına geçiştir. Bu bağlamda bir düzen partisinden ve ideolojisinden başka bir düzen partisine ve ideolojisine geçiş döneklik değildir. Olsa olsa anlık bireysel çıkara uygun rasyonel bir seçimdir. * * * Dönmek ve döneklik, sınıf mücadelesi, dinler savaşı kadar eski bir fenomen. Dinler arası savaşta dönekliğin, yani hidayete ermenin ya da tanassur etmenin konumuzla ilgisi yok. Din özünde, egemen sınıfın yoksul sınıflar nezdinde meşruiyet, rıza ve itaat üretme ideolojisi. Başka halkların tarihlerinde de dönmek ve döneklik üzerine hayli zengin bir literatür vardır kuşkusuz. Türkiye’de yaşıyoruz. Türkiye’nin tarihindeki döneklik birikimi bizi daha yakından ilgilendiriyor. Tarihimizdeki döneklik birikimi, herhalde başka halkların tarihindeki döneklik birikimine fark atacak dolgunluktadır. Söylediğimiz gibi, döneklik, ezilen sınıf ve katmanların saflarından egemen sınıfın saflarına geçiştir. Sonrasında, eskiden içinde olduğu saflara ve yol arkadaşlarına kıyasıya saldırganlıktır. Döneklik, egemen sınıf cephesine geçmek üzere bireysel irade beyanından ibaret değildir. Dönek adayının bireysel tercihi, egemen sınıf aktörlerince kabul edildiğinde, yani devşirildiğinde gerçekleşmeye başlar. Devşirmenin bedeli ya da ödülü, döneğin bireysel enetelektüel ve fiziki yetenekleriyle doğru orantılıdır. Türkiye’nin mirasçısı olduğu Osmanlı’da merkezi feodal sınıfın hegemonyasının özünde devşirmelik, yani dönmelik vardı. Bütün imparatorluklar böyleydi. Osmanlı, bu hegemonya pratiğinde Bizans’a öykünmüştü. Padişahın hassa ordusu, yani Yeniçeri taburları başlangıçta savaş tutsaklarından oluşturuldu. İmparatorluk sınırları genişleyip hükmedilecek ahali kalabalıklaştığında devşirme sistemine geçildi. Balkan ülkelerinde Hıristiyan köylerine yapılan baskınlarda toplanan çocuklar ya hassa askeri olmak üzere Yeniçeri kışlalarına ya da bürokrat olmak üzere Enderun’a kaydedildiler. Devşirilen asker de bürokrat da aile, katman ve sınıf bağlarından yoksun köksüz bir zümre oluşturdu. En namlı vezirler ve kumandanlar devşirmeler arasından çıktı. Devşirme sistemi Osmanlı’dan Cumhuriyet’e miras kaldı. Osmanlı dönemindeki gibi hükmedilecek başka ahali kalmadığından elde kalan ahaliden devşirmeyle yetinildi. Devşirilen halk çocukları, kökeni ne olursa olsun, Türk kimliğine kaydedildi. Türk kimliği ve milliyetçiliği ise, başta Türk olmak üzere, egemen sınıf çıkarlarını ezilen ve sömürülen sınıflar nezdinde meşrulaştırmanın ideolojik kalkanı ve kılıcı haline getirildi. Savaşsız ve sömürüsüz bir dünya özlemi Türkiye emekçilerinin de özlemi olmaya başladığında, devşirme ve döndürme pratiği de buna uygun bir evrim geçirdi. Devşirme kavramının yerini döneklik ve itirafçılık aldı. İtirafçılar ve dönekler, özellikle darbe haddehanelerinde eritilip formatlanarak, modern devşirmeler olarak emekçilerin üzerine salındı. “Şalvarı şaltak, eğeri kaltak, ekende ve bicende yok, yiyende ortak” Osmanlı devşirirken ne kadar merhametli ve şefkatli idiyse, emperyalist burjuvazinin yamağı Türkiye burjuvaları da, itirafçı ve dönek devşirirken o kadar merhametli ve şefkatli olabildiler! |