|
Ülkemizde bu gün, hayatın her alanında açmazlar ve bir kaos yaşanmaktadır. İçinde bulunulan bu kriz durumu ekonomiden siyasete kadar toplumun bütün alanlarını, bizleri, demokrat olanı � olmayanı, siyasal İslamcıları, devrimcileri, Kürtleri, askerleri, çalışan yığınları, memurları kısacası her sınıftan, her dinden ve ırktan, her ideolojiden bütün kesimleri bire bir ilgilendiren ana problemdir. Şu bir gerçekliktir ki bu gün, bu coğrafyada (Türkiye�de) tüm politikalar yoğun bir şekilde Kürtler üzerinden maniple edilmektedir. Eskiden beri tezgahlanan ve belirleyici olan durum budur. Bunu görmemezlikten gelmek sağırlık ve körlüktür. Yaşanmış olan bir gerçeklikte şudur : Bu coğrafyada 18 yıl adı konulmamış bir savaş yaşanmış ve binlerce insanımız hayatlarını kaybetmişlerdir. Gelinen bu günkü noktada artık kimse cenazeler, yıkılan, yok edilen köyler ve sefaletle sonuçlanan göçler görmek ve yaşamak istemiyor. Tüm metropollerin ve büyük şehirlerin nüfusu inanılmaz şişmiş, yoksulluk alabildiğince artmış ve ülkemiz ekonomik bağlamda da iflasın eşiğine kadar gelmiştir. İşte bu noktada bizler her şeyden önce iç barışın tesisinden yanayız. Bu nedenle bu çağrı kimden gelirse gelsin Türk ve Kürt kardeşliği açılımında Demokratik Cumhuriyet Tezinin ilkelerini temel dayanak alarak özveri ile yola çıkmak, legal politikalar üreterek hayata geçirmek zorundayız. Ülkemizin büyük ihtiyaç duyduğu bu kardeşçe çözümün hayata geçmemesi için yeniden provokasyonlar ( Mersin � Trabzon ) sahnelenmeye çalışılmaktadır. Yaratılmak istenilen yapay �Milliyetçi Dalga� nın yakın tarihteki bedelleri ortadadır. Bu gelişmeler karşısında Kürtlerin Demokratik Cumhuriyet tezine karşıtlıklarını daha gür bir sesle ortaya koymaya çalışmaları da çok yanlış bir gelişmedir. Şunu çok iyi özümlemeliyiz. Hayatın her alanında revizyon gerekmektedir. Çünkü biz Türkiyeliyiz. |