left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Friday, 25 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Bilerek Oy Atılmalı Yazdır E-posta
Yazar İrem Güvener   
Thursday, 24 May 2007

DENİZ BAYKAL:
PARTİMİZDE ABD ALEYHTARLIĞINI YASAKLADIK!
 
 
"ABD, bizi ilk günden itibaren Avrupa'nın bir parçası olarak ilan etti. Türkiye Avrupa Birliği konusunda, Gümrük Birliği konusunda en büyük desteği ABD'den gördü. Türkiye'nin uzun vadeli olarak ABD ile paralel hareket etmesine karşı olmak için herhangi bir neden görmüyorum. İdeolojik bir harp olduğunu söylemek çok yanlıştır.
 
"Amerikan aleyhtarı bir oluşuma hiçbir şekilde katkı vermedik. Hiçbir şekilde Amerikan düşmanlığı sergileyecek bir tavır içine girmedik. Meydanlara çıkmadık, örgütümüze kesin talimat verdik; 'bu konulardaki yürüyüşler, kitle gösterileri içinde kesinlikle yer almayacaksınız' diye. Ve bunları sonuna kadar kararlılıkla uyguladık. çünkü biliyoruz ki ABD, bizim aramızda bir takım sorunlar da olsa sonunda bir araya geleceğimiz, birlikte çalışmamız gereken bir ülkedir"
 
 1 Mayıs 2005 Star Gazetesi
 
Türk-Amerikan İşadamları Derneği Başkanı Zeynel Abidin Erdem'le yaptığı söyleşiden alıntı.
 
HANGİ VİCDAN EL VERİR Kİ  BU PARTİYE OY VERMEYE!
HANGİ ATATÜRKÇÜ ŞİMDİ CHP DİYEBİLİR Kİ?
 
Bir Türk Genci olarak;
NE AMERİKA NE AVRUPA BAŞI DİK TÜRKİYE!
diyorum.
 
İşte CHP'nin gerçek yüzünü ortaya koyan röportajın tamamı :
 
İdeolojik harp yok
İki ülke arasındaki işbirliğinin önemine dikkat çeken CHP lideri, dostluk mesajı verdi: 'Ortak hareket etmeye karşı çıkmak için neden görmüyorum. Halkımızın, Amerikalılar için sevgi ve saygı dışında bir his beslediğini söylemek bence gerçekçi değildir'


ZEYNEL ABiDiN ERDEM BAYKAL'A TÜRKiYE-ABD iLiŞKiSiNi SORDU


GEÇEN hafta itibariyle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Başkan George Bush'un karşılıklı mesajları, Türk-Amerikan ilişkilerinde beklenen yumuşamanın bir göstergesiydi. İktidarın mesajını aldık. Dışişleri Bakanlığı ile temastayız. Peki CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın bu konudaki düşünceleri nedir? Sayın Baykal ile çeşitli vesilelerle yapmış olduğum görüşmelerde bu konudaki duruşu değişmemiştir. İşte Baykal'ın bu konuya bakış açısı...

ERDEM: Bildiğiniz gibi Türk Amerikan ilişkileri bir süredir kesiti belli olmayan bir noktaya taşınmıştı. Fakat son olarak Başkan Bush'un Ermeni meselesindeki desteği ve arkasından da Başbakan'ın sıcak mesajları olayı toparladı. Acaba sizin bu konuda fikriniz nedir?

BAYKAL: 'Türk Amerikan ilişkileri Türkiye ve bu bölgenin barışı, istikrarı için, ABD'nin bu bölgede uzun vadeli bekleyişleri için büyük önem taşıyor. Türkiye, istikrarlı bir dış politika gösteren ülke. Yani daima temel tercihlerimizi ortaya koyuyoruz, o doğrultuda çalışıyoruz. Biz Türkiye'yi çağdaş dünyaya taşımak istiyoruz. Amerika da diyor ki, 'Evet Türkiye'de bu konuda müthiş bir çaba var'. Buna sahip çıkmak lazım, destek olmak lazım. Bunları da yeni Avrupa'nın kurucu unsuru kabul etmek lazım.

ABD bizi ilk günden itibaren Avrupa'nın bir parçası olarak ilan etti. Arkasından OECD, arkasından NATO, hepsi bu doğrultuda gelişti. Bu bizim için önem taşıyor. ABD Türkiye'nin istikrarsızlıştırılması çabalarına hiç yüz vermedi. Soğuk savaş döneminde Türkiye'nin güçlü bir devlet olarak ayakta durması önemliydi. Onun gereği dürüstçe yapıldı.'

En büyük destek ABD'den

'Türkiye Avrupa Birliği konusunda, gümrük birliği konusunda en büyük desteği ABD'den gördü. Biz PKK terörü ile uğraşırken, bu konuda Avrupa ülkelerinin çoğu bize güçlük çıkarırken, ABD bize daha anlayışlı davrandı. Bütün bunlar Türkiye için büyük önem taşıyor. Son ekonomik krizin aşılması doğrultusunda ABD'nin yine ciddi anlayışına tanık olduk. Türkiye'nin ekonomik krizden çıkması için gerekli destek verildi. Bütün bunları görüyoruz. Hepsi büyük önem taşıyor. Bunlar unutulmaz. Günlük olaylar gelir geçer ancak bunlar daima ayaktadır.'

Etnik temelde parçalanma

'Şu anda bizim rahatsız olduğumuz ana konu Irak'ın etnik temelde bir parçalanmaya maruz kalma tehlikesidir. Bakın biz bu terörle 15 yıl mücadele ettik. Bu mücadele sırasında Anadolu coğrafyası, istikrarlı, hukukun işlediği ve teröre kesinlikle destek vermeyen, uluslararası ilişkilerde sorumlu davranan bir ülke coğrafyası olarak ortaya çıktı. Eğer bu 15 yıllık terörle mücadele sırasında başarısız kalmış olsaydık, pek çok Avrupa ülkesinin anlayışı doğrultusunda bizim elimiz kolumuz bağlı kalsaydı Türkiye'nin Doğu Anadolusu, Güneydoğu Anadolusu çatışma alanı haline gelecekti. Bu teröre elverişli bir manzara yaratacaktı, istikrarsızlık ortaya çıkacaktı, huzur, hukukun üstünlüğü yok olacaktı ve Irak'a kadar her yere yansıyacaktı. Biz orada bir görev yaptık. Şimdi bundan sonra bu konuda bir istikrarsızlık olsun istemiyoruz. Bizim istediğimiz dış politikamız bu. Şu anda da bizim Irak'taki hedefimiz bir an önce istikrarın gerçekleştiğini görmek, daha demokratik bir yapılanmanın ortaya çıktığına tanık olmak, bu yıl sonunda yapılacak olan seçimlerde daha istikrarlı ve kalıcı bir tablonun şekillendiğini görmek ve Irak'la da sıcak ve dostça ilişkiler geliştirerek bölgede istikrara destek olabilmektir. Bundan başka bir talebimiz yok. Stratejik bir çatışma ortamı yok. Bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Kerkük'te bütün Irak toplumun hakkı var. Ayrıca bu bölge bütün Iraklılar'ın olsun istiyoruz. Çünkü orada nüfus kaydırmaları yapıldı. Bunu düzelteceğiz diye ölçüsüz nüfus hareketleri yapıldı. Türkmenler kayboldu. Kürtler olağanüstü ağırlıklı hale geldiler. Şimdi Kerkük'ün ekonomik olarak sadece oraya bağlanmasını istiyorlar. Bu kabul edilemez.'

Tarihi bir hata yapıldı

Kerkük ve diğer sorunlarda Türkiye'nin hükümet olarak duruşunda sizin fikriniz nedir? Bu tutum doğru mu? Yoksa daha mı atak olmalılar?

'Maalesef taa başında bizim yetkililer ABD ile ilişkilerde gereken ciddiyeti ve tutarlılığı sergileyemediler. Çok net tavır takınamadılar. Benim samimi kanaatim bu. ABD büyük bir ülke. Büyük devletlerle ilişkilerde çok net ve dürüst olmak lazım. Büyük ülkeleri yanıltmamak lazım. Kararlı ve ilkeli davranmaya ihtiyacımız var. ABD ciddi bir şekilde aldatıldığı duygusu içine girdi. Bu bizim ilişkilerimizde geçmişte hiç rastlamadığımız bir tablodur. Bu konularda çok net ve berrak tavır takınmak gerekirdi. Çok büyük ve tarihi bir hata yapıldı.'

Bakışımız dostluk çerçevesinde

Türkiye'de bir konu gelişiyor. Ankara'dan idare edildiği düşünülen ve Türkiye'nin %83 ABD'ye karşı olduğu izlenimi pompalanmak isteniyor. Ben bu sonuçların gerçekliğine inanmıyorum. Siz inanıyor musunuz ?

'Türkiye'nin uzun vadeli olarak ABD ile paralel hareket etmesine karşı olmak için herhangi bir neden görmüyorum. Yeter ki Türkiye'yi rahatsız edecek konularda karşılıklı anlayış ve güvenin yaratıldığı bir ortam yaratılabilsin. Hiçbir mesele yoktur. Halkımızın Amerika'daki insanlar için sevgi, saygı, dostluk gibi duygular dışında bir his beslediğini söylemek gerçekçi değildir . İdeolojik bir harp olduğunu söylemek çok yanlıştır. Olmayan bir şeyi dile getirmenin anlamı yoktur. Toplumun ABD 'ye bakışı tamamen dostluk çerçevesindedir. Kore'de omuz omuza çatışmışız, Somali'de beraberdik, Afganistan'da beraberiz. Her zaman çok boyutlu dostluklar içinde olmuşuz. Bunlar çok temel duygulardır. Diğer duygular kime, hangi anlamda, ne sorduğunuza bağlıdır. Önemli olan yeni, doğru ve sağlam bir ilişki içine girebilmektir. Bu konuda gerçekçi olmak lazımdır.

İlişkilerin ciddi tutulması gerek

Hükümet uzun bir süre sustu ve şimdi konuştu. Nasıl yorumluyorsunuz?

'Türkiye'nin ABD ile ilişkisindeki zaafları söylerken birincisini açıkladım. İkincisini söyleyeyim. Türkiye'de ABD aleyhtarı bir duygu yaratılmaya çalışıldı. Türkiye'de Irak savaşı ile ilgili bazı gelişmeler sonucunda bir hava oluştu. Hükümet ABD'nin karşısında tavır takınarak, ABD aleyhtarı havadan siyasi bir yarar sağlamaya yönelik duruş sergiledi. Bu tabi kesinlikle olamaz. Böyle bir şeyi kabul etmek mümkün değildir. Çünkü Türk Hükümeti başından beri özellikle Bush tarafından ABD'de çok büyük destek almıştır. Bu hükümetin ABD'nin kendisine yönelik katkısı ve desteği inkar edilemez. Şimdi böyle bir ilişkinin içinden gelmiş bir hükümetin ilk fırsatta Amerikan aleyhtarı bir rüzgar bölgede esiyor diye, ondan da nemalanmaya, pay kapmaya çalışır bir vaziyete girmesi, bu doğrultuda açıklamalar ve suçlamalar yapması izah edilemez bir tavırdır. Yani bu tip ilişkilerde kar ve zarar ortak olur. Yani kar ettiğin zaman var, zarar ettiğin zaman karşı tarafı suçlamak yok. Başkan Bush Türiye'ye başından beri destek oldu. İyi günde kötü günde sonuna kadar destek verdi. Bu sebeple ABD ile ilişkilerin ciddi kurulması lazım. Şimdi biz muhalefet partisiyiz. Bize muhalefette bir parti olarak bu konularda çok soruldu. Çok dikkatli bir tavır sergiledik. Amerikan aleyhtarı bir oluşuma hiçbir şekilde katkı vermedik. Hiçbir şekilde Amerikan düşmanlığı sergileyecek bir tavır içine girmedik. Meydanlara çıkmadık, örgütümüze kesin talimat verdik. Çünkü biliyoruz ki ABD ile bizim aramızda bir takım sorunlar da olsa sonunda biraraya geleceğimiz, birlikte çalışmamız gereken bir ülkedir. Bu şansı kesinlikle doğru bir yaklaşımla ve dikkatle tutmak gerekir. Bizim de buna her zaman destek vermemiz gereklidir. Bu dikkat, bu anlayış içinde hareket ettik. Amerikalı muhataplarımızla görüşme fırsatı bulduğumuz her ortamda dürüstlükle bu anlayışımızı da yansıttık.'

Endişe etmeye gerek yok

O muhataplarınızla görüşmeyi sürdürmek düşüncesinde misiniz?

'Biz bu konularda çok açık, dürüst ve net bir tavır içindeyiz. Öyle olmaya da devam ediyoruz. Amerika ile elbette her düzeyde sorumlu bir diyalog içinde oluruz. Bu konuda hiçbir tereddüdümüz yok. Kimsenin de bir tereddüt içine girmesine gerek yok.'

01.05.2005

Uyanan Bir Milletin Evlatları Sesleniyor;
BAŞKA BİR AŞK İSTEMEZ AŞKINLA ÇARPAR KALBİMİZ.
EY VATAN GÖZYAŞLARIN DİNSİN YETİŞTİK ÇÜNKÜ BİZ!
VARLIĞIMIZ VATANA FEDA OLSUN!

 


Need a vacation? Get great deals to amazing places on Yahoo! Travel.
--

 


 

 


 

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Bilerek Oy Atılmalı ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1994
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 5471995
Syndicate
 
left
Top! Top!
right