left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Friday, 25 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Solcular Yine Sınıfta Kaldı Yazdır E-posta
Yazar Mehmet ÖZGÜR   
Tuesday, 08 May 2007


 


“1905 Rusya'sında, Çarlığın ve burjuva toplumu¬nun varlığı sırasında burjuva-demokratik cumhuriyeti kurma istemi tamamen anlaşılır, yerinde ve devrimci bir istemdi. Çünkü o zaman¬lar burjuva cumhuriyeti ileriye doğru bir adım demekti. Ama şimdi, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği koşullarında, burjuva-demok¬ratik cumhuriyeti kurma istemi çok anlamsız ve karşı-devrimci bir istem olur. Çünkü Sovyet Cumhuriyeti'yle karşılaştırıldığında, bur¬juva cumhuriyeti kurma çabası geriye atılmış bir adımdır. ”

 

Sınıfta kalan örgütsüz örgütler. Evet, evet doğru duydunuz. Sınıfta kalan örgütsüz örgütler. 14 Nisan cumartesi günü Tandoğan Mitinginde bunu bir kez daha gördük. Halktan ileri olması beklenen “sivil toplum örgütleri” , sol partiler, sol dergi çevreleri sınıfta kaldı. Halk ise karnesini yıldızlı pekiyle doldurdu. Pekâlâ, sol partiler, dergi çevreleri, sivil toplum örgütleri neden sınıfta kaldılar. Dünyayı öylece koydukları yerde duruyor sandıkları için. Sürekli diyalektik materyalizm deyip onun ne olduğunu bilmedikleri için sınıfta kaldılar. Diyalektik onlara şunları söylüyordu;

“Dünyada olaylar her şey aynı ve tek başına değildir. Bütün olaylar birbirlerine bağlı ve birbirlerini karşılıklı olarak koşullandırırlar. Tarihteki bütün sosyal sistemler ve sosyal hareketler de, çoğu tarihçilerin sık sık başvurdukları gibi "sonsuz adalet" ya da başka birtakım önyargılar açısından değerlen¬dirilemezler. O sistemi ya da sosyal hareketi doğu¬ran ve o sisteme ilişkin koşullar açısından değerlendirilebilirler” (2)

Onlar duymadılar! Diyalektik onlara şunları söylüyordu;

“Günümüzün koşulları altında köleci sistem, saçma, aptalca ve anormal olurdu. Her şey koşullara, zamana ve yere bağlıdır. Şurası açıktır ki, sosyal olaylara böyle tarihsel bir açıdan ba¬kılmadıkça, tarih biliminin varlığı ve gelişmesi olanaksız olacaktır. Çünkü ancak böyle bir görüş, tarih bilimini bir karmakarışıklık, bir rastlantılar ve saçma sapanlıklar yığını olmaktan kurtarabilir. Onun için, çabalarımızı, bugün en egemen gücü oluşturmuş da olsalar, toplumun artık gelişmeyen tabakalan üstüne değil, bugün egemen güç sayılmasalar bile, gelişen ve önünde geniş bir gele¬ceği olan tabakaları üstüne dayandırmalıyız. Bu yüzden, politikada hata yapmamak için hep ileriye ba¬kılmalıdır, geriye değil.”(3)

Aldırış etmediler! Ne mi yaptılar burun kıvırıp, aptalca bir eylem bulup katılmadılar. Beğenmediler. Peki, beğenmeyip kitleyi yönlendirip doğru hedeflere mi yönlerdiler hayır onu da yapmadılar. Yerlerinde sayıp çayevlerinde, çaylarını yudumladılar, bol bol konuşup yine iş yapmamanın teorisini oluşturdular. Oysa resimlerini taşıdıkları önderleri ve örnek aldıkları sosyalizmin deneyimleri ne söylüyordu onlara, ama bunun ne önemi vardı onlar her şeyi biliyorlardı zaten o eski kitapları kim karıştıracaktı. Ezbere biliyorlardı her şeyi yanılamazlardı. Ama yanıldılar. Ezberlemek değil pratikte bildiklerini sınamaları gerekiyordu. Önderleri şunu söylüyordu;

“1905 Rusya'sında, Çarlığın ve burjuva toplumu¬nun varlığı sırasında burjuva-demokratik cumhuriyeti kurma istemi tamamen anlaşılır, yerinde ve devrimci bir istemdi. Çünkü o zaman¬lar burjuva cumhuriyeti ileriye doğru bir adım demekti. Ama şimdi, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği koşullarında, burjuva-demok¬ratik cumhuriyeti kurma istemi çok anlamsız ve karşı-devrimci bir istem olur. Çünkü Sovyet Cumhuriyeti'yle karşılaştırıldığında, bur¬juva cumhuriyeti kurma çabası geriye atılmış bir adımdır. ” (3)

Bugün kendi coğrafyasında emperyalizme tokat vurup kendi sınırlarını kendi çizme cesareti göstermiş bir halkın evlatları olan bizler bağımsızlığını kaybetmek üzereyiz. Geçmişte olduğundan daha kötü bir kuşatma altındayız. Bırakın sosyalist devrimin oluşma şartlarını, yüz yıllık karşı devrimle burjuva demokratik devrimin kazanımlarını da elimizden kaptırmak üzereyiz. Daha hale burnu büyüklük yapıp cumhuriyetin demokratik kazanımlarını savunmakta korkaklık sergileyip karşı devrimin saflarını genişletirsek tarih en çok bizden hesap soracaktır.

Hükümet kaynaklarına yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak gazetesi yazarı Fehmi Koru, 14 Nisan'da Tandoğan'da düzenlenen cumhuriyet mitinginden AKP hükümetinin de sonuçlar çıkardığını belirterek, bu miting yapılmasaydı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığına aday olabileceğini söylüyor.(4) Biz solcular uyumaya devam edelim. Musolini’nin Roma Yürüyüşüne benzetip Tandoğan Mitingini solun birleşmesini engelleyelim. Bütün ulusalcılara, yurtseverlere saldıralım ne büyük meziyet, aferin biz solculara…

Dipnotlar: 1-2-3 J.Stalin “Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm” 4) 07.05.2007 Radikal Gazetesi

 

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Solcular Yine Sınıfta Kaldı ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1994
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 5471930
Syndicate
 
left
Top! Top!
right