|
Süslü basında, bir takım çıkar ve güç lobilerinin sesi olmada markalaşmış ve uzmanlaşmış isimler vardır. Bu gazeteciler birlikte hareket ettikleri lobiler adına hep kamuoyu oluşturmaya çabalar ve toplum mühendisliğine soyunurlar. Milliyet Gazetesi’nde yıllardır yazılar yazan Yasemin Çongar da bu şahsiyetlerden biridir. Bu hanımefendinin yazılarını ve söyleşilerini izleyenler hiç yorulmadan hemen “Amerikanın Sesi” olduğunu anlayabilirler. Tabii ki herhangi bir angajmanları ve özürleri yoksa.. Y.Çongar’ın 8 Ağustos 2005 tarihli Milliyet Gazetesi’nde ABD Dışişlerinden bu yıl emekli olan diplomat Marc Grossman ile yaptığı söyleşisinde bu görevi titizlikle yerine getirme çabasında olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Bu söyleşide M.Grossman “ Çuvalın izleri Kandil’de silinir” incisini yumurtlamıştır. Bu kaşar diplomata ve gazeteciye bazı hatırlatmalarımız ve sorularımız olacaktır. - 1946’lardan bu yana ABD konseptleriyle yönlendirilen ve bu politikalar sonucu bütün komşularıyla düşman edilen ülkemizin, dış politikalardaki başarısızlığının izlerini de Kandil'le mi silmeyi planlıyorsunuz? - 1952 yılında parlamentodan onay bile almaksızın ülkemizden binlerce kilometre uzaktaki Kore’ye gönderdiğiniz askerlerimizin kanlarının dökülmesinin hesabını da Kandil’e yükleme niyetinde misiniz? - 6-7- Eylül 1957 ‘de CIA ile birlikte organize edilen, yüzyıllardır birlikte yaşadığımız Gayrı Müslim halkın canının ve malının yağma edilmesi ile sonuçlanan eylemlerin de hesabını isterseniz Kandil’e yükleyelim. - 1960 sonrasında uyanan ve aydınlanan toplumumuzun öncü insanlarına karşı girişilen katliamları, provokasyonları, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 Darbelerinin de faturası bu zihniyete göre Kandil’e yüklenebilir. - Hazır suçlu bulmuşken, 1 Mayıs 1977’de bayramlarını kutlamak üzere Taksim Meydanı’nı dolduran yüz binlerce işçi, emekçi, ve gencin üzerine CIA ile birlikte sıkılan kurşunları ve 39 şehidin hesabını da Kandil’e fatura edebilirsiniz. - 1950’lerden bu yana sürdürülen IMF ve Dünya Bankası’na dayalı ekonomik politikaların Türkiye halkına çıkardığı ağır faturanın, sefaletin, açlığın, yozlaşmanın ve 350 milyar dolar borcun hazır suçlu bulunmuşken sebebi olarak Kandil’i gösterebilirsiniz. - Özelleştirme adı altında, kamu malını peşkeş çeken çıkarcıların, yağmacıların çapulundan Kandil’i sorumlu tutabilirsiniz, hazır günah keçisini yakalamışken. - Demirel ve İnönü’nün bir gün önce “kart-kurt” edebiyatıyla yok saydıkları bir halkı bir gün sonra “ Kürt realitesini kabul ediyoruz” tarzında kabullenmelerinin yıllar süren ayıbının da kime fatura edilmesi gerektiğini bu bay ve bayanlara sormak gereklidir. - Abdullah Öcalan’ın kendi elleriyle teslim edip, sonra amansız bir tecride uğratıp, Kürtler üzerine “alavere-dalavere, kürt Mehmet nöbete”“çuvalın izleri” 68 devrimci gençliğinin Dolmabahçe’de yaptığı eylemlerdeki kararlılık ve cesaretle silinir. Sizlerin o günü hiç unutmamış olmanız gerekir. Dolmabahçe’de devrimcilerden yediğiniz dayak ve sonunda perişan bir şekilde denize dökülüşünüz ve ardınıza bakmadan geminize sığınmanız her halde size izlerin nasıl silinmesi gerektiği konusunda önemli dersler vermiştir. 1968 Dolmabahçe ve 9 Eylül 1922 İzmir gerçeği, haysiyetsiz dış politikaların aktörlerine ve emperyalistlere, bırakın izlerin silinmesini kendilerinin nasıl silindiğinin tarihi dersleriyle dolu bir vesikasıdır. |