|
Yeni orta öğretim müfredatını,Yeni Şafak gazetesinde değerlendiren Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik '12 Eylül üzerinden bir çeyrek asır geçti. Bir çeyrek asır önce meydana gelmiş bir olayı, biz toplum olarak masa'ya yatırabilmeli, üzerinde konuşabilmeliyiz. 2.Dünya savaşından sonra Türkiye'de çok büyük değişiklikler oldu. Çok partili siyasi hayata geçtik, Nato'ya girdik, 60 ihtiiali,12 Mart muhturası,12 Eylül oldu. 12 Mart öncesinde bir iç savaş provası yapıldı. Binlerce gencimiz sokakta bir hiç uğruna birbirini katletti. Ardından bu yanlışlıklara tekrar düşmemek için, çok büyük de politizasyon süreci başlatıldı. İste bunlar konuşulmalı ve bu olaylara ayna tutulmalı.' 1960 ihtilali sonrasında, Başbakan Adnan Menderes ile Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idam edilmesinin, Türkiye'deki en vahim hatalardan biri olduğunu kaydeden Hüseyin Çelik, "bizim çocuklarımız bunları bilmek zorundadır." değerlendirmesini yapmış. Evet, bizim çocuklarımız ve maalesef bizim büyüklerimiz, sansürlenmemiş tarihi mutlaka bilmek zorundadır. Çünkü bugüne kadar tarihin aydınlık yüzü, çarpıtılarak veya sinsice örtülerek yok sayılmıştır.Yakın tarihimizde önce, Kurtuluş savaşımızın öncesinin iyi bilinmesi gerekmektedir. Osmanlı imparatorluğu 1.Emperyalist paylaşım savaşına nasıl sokulmuştur ve Almanya'ya bağlı bir dış politika sonucunda, ülkemiz ve halkımız ne bedeller ödemiştir, çocuklarımızın bunları bilmesi gerekmektedir. Savaş sonrasında, Emperyalist işgale karşı Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde 19 Mayıs 1919'da başlatılan Kurtuluş savaşı süreci'nin tüm detaylarıyla, ihanetleriyîe ve gafletleriyle birlikte çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Kimler ne şekilde ve hangi isteklerle Mustafa Kemal Paşa'ya karşı çıkmışlardır, kimler onun yanında saf tutmuşlardır, Mustafa Kemal'e muhalif olanların çocukları sonraki yıllarda hangi siyasal eğilimler içinde yer almışlardır bunlar bilinmelidir. Asker kaçakları kimdir, iç isyanlar kimler tarafından, nerelerin desteği alınarak çıkartılmıştır. İsyanların bastırılması sırasında oluşan bütün davranışlar bir daha gözden geçirilmelidir. Yapılan kongrelerde yeniden yabancı hegemonyasını önerenler kimlerdir Birinci meclisteki muhalifler, savaş sürecinde Mustafa Kemal Paşa'ya hangi metotlarla ve ne şekilde muhalefet etmişlerdir ve sonraki yıllarda hangi siyasal eğilimler içinde yerlerini almışlardır, bunlarında bütün açıklığıyla öğretilmesi gerekir. Mustafa Kemal Paşa'nın uygarlık projesi'nin mazlum Doğu halklarının kaderinde nasıl bir rol oynadığı ve bu hamleyi, hangi ülkelerin ve ne boyutta desteklediği, doğu halkları kurultayında neler konuşulduğu,kimlerin katıldığı ve ne kararlar alındığı çocuklarımıza anlatılmalıdır. Hatta büyüklerimize de bir daha anlatılmalıdır. Çocuklarımız, 1946'yı ve sonrasını çok iyi bilmelidirler. Celal Bayar'la İsmet Paşa'nın yeni bir partinin kurulmasını nasıl planladıklarını sonrada tahterevallinin bir ucuna oturarak,halka başka seçenek bırakmadıklarını, seçenek sunanların kafalarını nasıl ezdiklerini anlatmak gerekmektedir. NATO anlatılmalıdır. Askerimizin Kore'ye neden yollandığı açıklanmalıdır. Başka ülkelerin bizim işlerimize karıştıkları durumlarda 'milliyetçilik duyguları' şaha kalkan,halkı provoke eden siyasi iktidarlar, bizim Kore'de ne işimiz olduğunu binlerce şehidi niye verdiğimizi çocuklarımıza anlatmalıdır. Hatta bununla da kalmayıp, büyüklerimize de anlatmalıdır. 6-7 Eylül'ün nasıl planlandığını, Atatürk'ün Selanik'teki evine bomba atıp, olayların başlamasına neden olan şahısın kim olduğunu, emri nerelerden aldığını açıklamak gerekir. Çokça tekrarlanan "milli çıkarlarımızla" bu girişimin nasıl iiişkilendirildiğinin açıklaması mutlaka yapılmalıdır. 6-7 Eylüi'de yüzyıllardır birlikte yaşadığımız gayri-müslüm halkın, mallarının ve canlarının yağma edilmesi emrini kim vermiştir? Başı bozuk sokak kalabalıkları neler yapmıştır? Bu acılar bütün açıklığı ile çocuklarımıza anlatılmalı ve bu kaosu yaratanları sonradan nasıl ödüllendirildiklerini bilmeliyiz. Muhafazakar ve aileye bağlı halkımız, Adnan Menderes'in operacı Ayhan Aydan ile yaşadığı yasak aşkı, ondan doğan çocuğun başına gelenleri ve bu olayı devlet ricali'nin nasıl titizlikle ve dikkatle takip ettiklerini, çocuklarımız bilmelidir. 6-7 Eylül günleri yine Menderes'in diğer aşkı, Suzan Sözen'le Teşvikiye'deki bir apartmanda geçirdiği saatler bilinmelidir. Ayrıca Suzan Sözen'in, o dönemki İstanbul emniyet müdürü, Ferit Sözen'in resmi karısı olduğunun da bilinmesi gerekir. Sonra dönüp muhafazakar aile yapısını yeniden konuşmalıyız. Tahkikat komisyonunun nastl ve ne amaçla kurulduğunu ve bu girişimin demokrasi ile bağlantısının ne olduğunun çocuklarımıza mutlaka kavratılması gerekir. Bence çocuklarımızdan önce Nazlı Ilıcak ve benzerlerinin bunu kavramasında daha büyük önem vardır. 1960 27 Mayıs ihtilali sonrası yapılan 61 anayasasını çocuklarımıza öğretmeliyiz. Bugün Avrupa'nın kafamıza vura vura bize demokrasi dersi vermelerini değil, iç dinamiklerimizle yarattığımız demokratik anayasayı çocuklarımıza öğretmeliyiz. Sonradan genel kurmay başkanı Memduh Tağmac'ın "toplumdaki sosyal bilinçlenme ekonomik büyümenin önüne geçti." Diyerek ve yanına general arkadaşlarını alarak toplumun demokratikleşmesinin önünü nastl kestiğini, Ziverbeyleri nasıl kurduğunu ve devrimci gençlerin nasıl katledildiğini çocuklarımız mutlaka bilmelidir. Çocuklarımız 21 Mayısı da bilmelidir. Bu girişimin sonucunda idam edilen iki yiğit insan dan Talat Aydemir ve Fethi Gürcan'dan haberdar olmalıdır Onların nasıl bir Türkiye istediklerini ve kimlerin emriyle idam edildiklerini öğrenmelidir. Mahir Çayan'ı, Deniz Gezmişi, Ulaş Bardakçıyı ve arkadaşlarını da iyi bilmelidir. O zaman 'bir hiç uğruna mı' yoksa bağımsız bir Türkiye için mi şehit olduklarını daha iyi anlayacaktır. Bugün cami kapılarında Amerikan ve İsrail bayraklarını yakan insanlar da 1968 de Amerikalıları denize döken devrimci gençleri arkadan kimlerin hançerlediğini öğrenmiş olacaklardır. Son olarak çocuklarımız, Kenan Evren' i ve arkadaşlarını çok iyi öğrenmelidir. Amerikalıların onlardan bahsederken 'our boys did it' (bizim çocuklar başardı) dediklerini iyi bilmelidirler. Ve bunun üzerine inşa edilmiş Atatürkçülük ile Mustafa Kemal Paşa ve onun eylemi arasındaki farkı ancak böylelikle kavrayabilirler. |