|
31 EKİM KIVILCIMLI'YI ANMA PROGRAMI ÜZERİNE 31 Ekim 2006 tarihinde TRT2 de Avni Özgürel'in "Portreler Galerisi" dizisinde Dr. Hikmet Kıvılcımlı Anıldı. Program değişik saatlerde 3 defa yayınlandığı gibi, program aralarında da tanıtım spotlarıyla sürekli duyuruldu. Program yayınlanalı 3 hafta olmasına karşın, Kıvılcımlı'nın izleyicisi olduğunu duyuran site ve dergilerde de, Kıvılcımlı'ya saygı duyduğunu belirten organlarda da herhangi bir değerlendirmeye bugüne kadar rastlamadım. Susuştan en çok yakınan kesimler olarak, bizler de adeta yok saydık programı. Bütün yaşamı boyunca, hep "Kızıl komünist Moskovaya" diye anılan, adı polis ve işkencehane kayıtları ve hapishane defterleri dışında devletçe anılmayan Kıvılcımlı, ilk defa devletin televizyonunda anılıyordu. Bunu yok saymamamız gerekir diye düşünüyorum. Program devletin televizyonunda yapıldı. Yapımcısı eski MHP li olduğu bilinen Avni Özgürel. Acaba bunlar mı yok saydırdı bize bu programı? Nerede ve kim tarafından yapıldığını bir tarafa bırakarak, programa bakmak gerek bence. Öncelikle, yukarda yazdığım gibi, Kıvılcımlı ilk defa, hem de bu kadar kapsamlı bir şekilde devlet televizyonu tarafından anıldı. Bir kere bu bile başlı başına önem kazandırıyor programa. Ölümünün üzerinden 35 yıl geçmiş Kıvılcımlı'nın. Bu süre içinde tüm iyi niyetimize rağmen, onun izinden giden bizlerin bu kadar kapsamlı bir tanıtım olanağına kavuşabildiğimiz söylenemez. Ayrıca, yaşamı boyunca eziyet gördüğü devletin, kendi televizyonunda böyle bir programla onu anmasını, yine Kıvılcımlı'nın kendisine, inancına, kararlı mücadelesine ve yılmaz savaşçılığına bağlamak daha doğru olacaktır. Programa gelince: Önce, program içindeki kimi bilgi yanlışlarının gözden kaçmadığını belirtip, çok önemli olmasa da kısaca değinelim. Programın daha başlarında, Balkan bozgunu ile kaçış sırasında anne ve babasını kaybettiği ve bir daha göremediği söylendi. Oysa anne daha uzun yıllar yaşamış, 50 li yıllarda ölmüştür. Seher teyzenin Kıvılcımlı'nın üzerinde emeği çoktur ama anne de vardır hayatta. Nitekim Kıvılcımlı'yı büyüten Seher teyzenin resmi diye programda gösterilen resim de aslında Münire annedir. İkinci olarak, Kıvılcımlı'nın, Troçkist Muhalefet suçlamasıyla, Nazım Hikmet'le birlikte TKP den çıkarıldığı söylendi ki bu da doğru değil. Çıkarılan sadece Nazım Hikmet'tir.Zaten Nazım da o sırada Kıvılcımlı'nın da içinde olduğu Santral Komite'yi "triumvira" (üçlü diktatörlük) diye suçlar. Üçüncüsü, Kıvılcımlı'nın eşinden bahsederken gösterilen resim, eşi Emine hanımın değil, daha önce yaşam ve mücadele yoldaşı olan Fatma Nudiye Yalçı'nın resmiydi. Son olarak; Kıvılcımlı'nın Brejnev'e yazdığı mektupta Sovyet sistemine"çok ağır" eleştiriler yönellttiği söylendi programda. Kıvılcımlı o mektupta önemli prensip eleştirileri yapmıştır ama " benim komşuma karşı duygularım değişmez" der ve Sovyetlerden "proletaryanın anavatanı" olarak sözeder. Yukarda dediğim gibi bunlar bilgi noksanlığından gelen ve çok da önemli olmayan eksikler. Olmasalar daha iyi olurdu. Gelelim programın bütününe: Genel olarak saygılı, çoğunlukla aslına sadık kalmaya çalışan ( özellikle "kendi kaleminden yaşamı" yazısında yararlanarak hazırlanan ilk bölümlerde),Kıvılcımlı'nın, insan, kararlı ve dirençli bir sosyalist, yiğit bir militan, titiz bir araştırmacı, özgün ve başeğmez bir kişilik gibi yanlarını objektifçe yansıtma gayreti içinde bir programdı. Konuşmacılar hangi kriterlere göre seçilmişti bilemiyoruz. S.Şükrü Kundakçı ve Sadık Göksu gibi, Kıvılcımlı'nın yakın çevresinde olan ağabeyler için bir diyeceğimiz yok. Ancak, kendi yazısında Kıvılcımlı ile muayene için gittiğinde tanıştığını, sadece birkaç defa da görüştüğünü yazan Zühtü Bayar ve sağlığında da ölümünden sonra da Kıvılcımlı'ya atmadık çamur bırakmamış, 71 de Kıvılcımlı tarafından CIA sosyalisti olarak damgalanmış Doğu Perinçek'in neye göre seçilip konuşturulduklarını anlayamadık.Eğer o dönemin gençleri konuşturulacaksa, Kıvılcımlı'yı daha yakından tanıyan Selahattin Okur,Haşmet Atahan, şimdi uzaklarda da olsa Demir Küçükaydın, Sarp Kuray, Nurullah Ankut, Hidayet Kaya bulunamaz mıydı. Programın bütünü içinde ve konuşmacılardan seçilen cümlelerde Kıvılcımlı İslamcı bir sosyalist olarak ima edilmeye çalışıldı. Nitekim S.Şükrü Kundakçı ve Sadık Göksu ağabeyler, konuşmalarının bütünü içinden kimi cümlelerin özellikle seçilip kullanılmış olduğunu söylüyorlar. Kııvılcımlı İslamiyeti çok iyi bilen biri. Buna şüphe yok. Ancak İslamcı ya da başka bir dinci olarak tanıtılması uygun değil. Daha Askeri Tıbbiyedeyken, kendi deyimiyle; "Kul ya eyyühel kafirun.... suresinden materyalizme atla" mış biri. Yani usta bir Tarihi Materyalist Kıvılcımlı. İslamiyete de, başka dinlere de, toplumlara da, tarihe de bakışı materyalist. Onun bu yönünü gölgelendirmeye çalıştı bence program. Sonuç olarak, eksik de olsa hakkını verir, kimi yanlışları da olsa saygılı bir programdı. Kıvılcımlı'nın en çok yakındığı "susuş"un aralanmasıydı bir bakıma. Hem de devlet televizyonunda ve hiç de solda olmayan bir programcı eliyle. Bu bakımlardan, Kıvılcımlı'nın izinde olan ya da saygı duyan çevrelerin bu kadar suskun kalmaları anlamlı değil. Lehte ya da aleyhte değerlendirmeler yapılmalıydı. Halen de yapılabilir. |