|
Her gün biraz daha ufalanan insanlarımızın büyük çaresizlikler içine
sürüklendiği, karamsar bir ortamda Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat ödülünü kazanması bende büyük bir mutluluk uyandırdı. Üstümüze çöken karanlıklar içinde bizleri çocuk gibi sevindirdi. Yıllardır kitaplarını keyifle okuduğum Nazım Hikmet'ler, Sebahattin Ali'ler,
Yaşar Kemal'ler, Sait Faik'ler, Ahmet Hamdi Tanpınar'lar ve daha birçoklarının o muazzam birikimleri üzerinde, genç bir yazarın bu ödüle layık görülmesi Türk Edebiyatı adına büyük bir kazanımdır. Ama üzülerek belirtmeliyim ki Türkiye bu önemli anın keyfini
çıkartamamıştır, daha doğrusu bazı çevreler tadımızı bozmuştur. Ülkemizin gündemine dayatılmaya çalışılan ne olduğu belirsiz şoven bir ulusalcılıkla, dış dinamikler ve egemen çevreler sevdalısı sivil toplumculuk uçları içinde daralan siyasal çerçevelerde sıkışmış bazı edebiyatçılar, siyasetçiler ve iş adamlarının ilk andan itibaren bu büyük ödüle yönelik saldırıları ve ucuz fantezilerini utançla izliyorum. Özelikle de ikiye bölünmüş edebiyatçıların yorumlarını okuyorum. Bir kısmı Pamuk'a hak ettiği değeri verirken bir kısım edebiyatçı da örtülü bir kıskançlık içinde yakışıksız cümleleri artarda sıralıyor. "Cevdet Bey ve Oğullarından" başlayarak (1979'da yayınlanan ilk kitabını
okumadım) Orhan Pamuk'un Türk edebiyatının en parlak yazarlarından biri olduğunu düşünüyorum. Uzak ve yakın tarihimizi çok iyi araştırdığını "Beyaz Kale" ve özellikle "Benim Adım Kırmızı" aman bitmesin diye okuduğum ender kitaplardan biridir. Bu kitap bana minyatür sanatının sadece bir çizimden ibaret olmadığını, hepsinin ayrı bir hikayesi olduğunu anlatmıştır. Bazıları Orhan Pamuk'un kitaplarının kolay anlaşılmadığını söylerler, toplum
olarak kolaya alıştırıldığımız için bu yaklaşımı anlayışla karşılamak gerekiyor. Bence bu gibi insanların kitap okumamaları en çıkar yol olmalıdır. Orhan Pamuk'ta sevdiğim diğer bir yan da söyleşilerindeki tavrıdır. Bu
söyleşilerin hiç birinde ağdalı yazar dilini kullanmaması, sıradan herkesin anlayacağı basit cümleler kurması ve bu güne kadar birçok yazar ve çizerin dile getirmeye cesaret edemediği toplumsal sorunları gündeme getirmesi onun gerçek aydın tavrını ortaya koymaktadır. Kendini bu ülkenin gerçek sahibi zanneden kimi zavallılar, kıskançlar ve
kariyeristlerin ucuz demagojileri altında keyfini çıkartamadığımız Nobel ödülünün hak etmiş kahramanı Orhan Pamuk'a sonsuz teşekkürler. Çıkarcılar ve egemenler tarafından karalanmış ve unutturulmaya çalışılan
gerçek aydınlar, halkın hafızasından asla kaybolmazlar, tıpkı Pir Sultan'lar, Yunus Emre'ler, Nazım Hikmet'ler ve Yılmaz Güney'ler gibi. Bize bu onuru yaşattığın için tekrar binlerce teşekkürler Orhan Pamuk,
sağolasın. |