left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Askar Yılmaz arrow İnsanlığın Aydınlık Yüzü
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
İnsanlığın Aydınlık Yüzü Yazdır E-posta
Yazar Askar Yılmaz   
Monday, 13 March 2006

Kendi ekseni etrafında dönen dünya, bir yüzü aydınlanırken, diğer yüzü kararmakta. Dünyanın doğal olan bu hareketi, sosyal alana farklı bir biçimde yansımaktadır. Dünya insanlığının sosyal ve kültürel aydınlanması doğal olmayan farklı süreçler içinde gerçekleşiyor. Dünyayı baskı altına alarak talan etmeye çalışan, emperyalist gericilik hep karanlık saçmaya devam ediyor. Bugüne değin onların ortaya attıkları hiç bir iddia kanıtlanmadı. Hep yalan yazdılar ve yalana sarıldılar. Birleşik Federal Yugoslavya parçalanirken de yalana sarıldılar. Irak ve Afganistan işgale uğraken, yalanı en büyük silah olarak kullanıldılar. Bütün dünya bu yalanı hala dinlemeye devam ediyor. Soyguncuların ve işgalciler için yalan# en büyük silah olmaya devam ediyor.

Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç’ le ilgili olarak uydurulan yalanlar ve emperyalist yaygara, suçların ört-bas edilmesi adına yapılmaktadır. Çünki Milosoviç ciddi olarak hastaydı. Tedavi görmesi yönündeki bütün istemleri Lahy Mahkemesi tarafından reddedild. Konutundan kendi istegiyle teslim olmasına ve kaçmasının olanaksızlığına rağmen tedavisine olanak tanınmadı. Rusya’nın devlet garantisi altında tedavi yardımı girşimlerinin reddediğini öğreniyoruz. Rus meclis başkan yardımcısı bu girişimlerden sonra Milosoviç’in ölümünden Lahey Mahkemesini sorumlu tutarak, "USSM, Miloşeviç\'in yaşama hakkını elinden aldı. İstifa etmeliler" diyerek gerçeği ortaya koyuyordu. Bütün bu gerçeklere karşın, Frasnsız Dışişleri Bakanın, otopsi raporunu beklemeden “eceliyle öldüğü” yönündeki açıklaması suçluluk telaşıdır.

Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç\'in ölümüyle birlikte, Batılı yalan aygıtları hızlı bir biçimde yeniden çalışmaya başladı. İnsanlık ve adalet duyguları çatlatırcasına suçlamalar başladı. Türk medyası da, Batılı medyanın saldırı haberlerini sayfalara taşımakla hem suça , hem de yalana ortak oldu. Slobodan Miloşeviç\'e yöneltilen suçlamalar; “Balkan kasabı”, “Kasap Miloş hücrede öldü”, “savaş suçlusu”, “Balkan kasabı\' öldü: İnsanlığa karşı 66 suçu vardı” gibi anabaşlıklar altında yalan haberler yayınlanmaya devam ediyor.

Sahte Lahey Mahkemesinden Milosoviç alehine bir karar çıkmadığı halde, Batılı medya ve devlet adamları onu çoktan mahkum etmişlerdi.Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç\'in ölümüyle birlikte, ortaya atılan suçlamalar, Batılı devletlerin hükümlerinin ilanı biçiminde ortaya çıktı. Ortada yargı kararları olmadığı halde bu suçlamalar niçin yapılıyordu? Yargı ne karar vermişti? Hani yargılama süresince kimse suçlu olarak görülemezdi? Bütün bunlarda gösteriyorki, Lahey’ deki mahkeme bir “sirkti”. Milosoviç’in kardeşi , Borislav Miloşeviç de "Tüm sorumluluk USSM\'nin. Mahkeme denen sirk dehşet saçıyor, suç işliyor” demekle gerçeği ortaya koyuyordu . Miloseviç\'in doktoru gerçeği daha net olarak ortaya koyuyor ve Miloseviç için “ çok hastaydı. Yeni Dünya Düzeni\'nin liderleri Miloseviç\'i ortadan kaldırma kararı aldı. Çünkü mahkemenin onu mahkum edebilecek delilleri olmadığını biliyorlardı” saptamasını yapıyordu.

Meşru bir devlet başkanını konutundan zorla alınarak, ülkesi dışında uyduruk bir mahkemede yargılanmasının uluslararası adaletle bağdaşır bir yanı olamaz. Dava adamı Milosoviç , bu nedenle Lahey mahkemesini bir kürsü olarak kullandı ve savunmasını “Tarih ve Gelecek İçin” yaptı, tarihe karşı konuştu. Milosoviç’in mahkemedeki açıklamaları batının bölücülüğünü ve cinayetlerini teşhire yönelikti. Bu açıklamalar karşısında Lahey nezdinde batının ipliği pazara dökülmüştü. Rusya Komünist Partisi lideri Gennadi Züganov, "Sahte adalet sağlamaya kalkışanlar, dört yılda çıkmaza giren davadan Miloşeviç\'in ölümü sayesinde kurtudular” diyerek yargılayanların çıkmazını sergiliyordu. Bir anlamda milosoviç’in ölümü sayesinde yargılayanlar yargılanmaktan kurtuldu.

Sırp basını ve halkı liderine sahip çıktı. Slobodan Miloseviç\'in ölümünden Lahey mahkemesini ve Batıyı sorumlu turttu. Gazetelerin manşetleri : "Öldürüldü", "Mahkeme Miloseviç\'i öldürdü" ve "Ölüm kararını jüri verdi"."Miloseviç, mahkemenin kabusuydu" "Miloseviç\'i öldürerek gerçekleri saklamayı başardılar" ifadesinden sonra, Liderlerine olan bağlılıklarını ,"Onunla birlikte Sırbistan da öldü" diyerek ulusal acılarının derinliğini ifade ediyorlardı.

Batı basınında yayınlanan mahkumiyet kararları, batılı devlet adamlarıncada onaylanmaktadır. Dayton anlaşması olarak dayatılan ve Yugoslavya’nın parçalanmasını sağlayan ABD\'li diplomat Richard Holbrooke, Yugoslavya’nın birliğini ve bağımsızlığını savunan Milosoviç için "Avrupa\'da 300 binden fazla kişinin ölümüne, dört savaşa ve güneydoğuda istikrarsızlığa yol açtı. onun için gözyaşı dökmeyeceğim" . demesi ne anlama gelir? Fransa Dışişleri Bakanı Blazy, Milosoviç için, \'\'20. yüzyılın sonundaki Balkan savaşlarının baş olmasa bile başlıca aktörlerinden biri\'\' olarak suçlamasından sonra, AB dönem Başkanı Avusturya’nın Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, “Belgrad’ın AB’ye katılım sürecinin hızlanabilmesi için Miloşeviç’in mirasının temizlenmesi”gerktiğine vurgu yapması, Batının Yugoslavya’ya olan hıncını ortaya koymaktadır. Milosoviç şahsında Yugoslav Federal cumhuriyeti mahkum edilmek istenmektedir.

Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç’in şahsında Yugoslavyan Federasyonunun mahkum edilmesinin tarihsel bir yanıda var. Bilindiği gibi Yugoslav Federasyonu, Hitler faşizmine karşı, çetin bir mücadele sonucu, Mareşal Tito önderliğinde kuruldu. Tito ölümüne değin, Yugoslavya’nın bağımsızlığını savunmakla kalmadı, üçüncü dünya olarak adlandırılan , tüm ezilen dünyanın çıkarlarını savundu ve üçüncü dünya ülkelerinin liderliğini yaptı. Slobodan Miloşeviç, Mareşal Tito’nun mirasına bağlı kaldı. Bütün bu saldırılar bağımsızlığı için direnen bir ulusun önderine karşı yapılmakta olması dikkat çekicidir.

Merhum Slobodan Miloşeviç’e yönelik emperyalist suçlama, tüm bağımsızlık isteyen uluslara yöneliktir. Ülkemize yöneliktir. Slobodan Miloşeviç hakkında verilen mahkumiyet kararlarının benzeri Türkiye içinde verilmektedir. Sahte soykırım savlarıyla, ülkemize yöneltilen Batılı devletlerin saldırılarıyla, Yugoslavya Devlet Başkanına yönelen suçlamaların benzerlik taşıması uyarıcı olmalıdır. Saldırı ve suçlamaları yönelten merkezler aynı merkezlerdir.

Birliğine ve bağımsızlığına düşkün bütün uluslar gibi, Yugoslavyanın kaderiyle tüm saldırıya uğrayan ulusların kaderi ortaktır.Türk medyası ve aydını en azından bu gerçeği dikkate alarak yazmak ve konuşmak durumunda. Bağımsızlık davası, kutsal ve tüm uluslar için ortak özellikler taşır.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: İnsanlığın Aydınlık Yüzü ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right