left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Dünyanın Çatısı-Gürcistan Yazdır E-posta
Yazar Erkan DOĞAN   
Sunday, 17 September 2006

Kafkasya, iki yanı deniz olan bir kara boğazı niteliğinde. Orta Asya ve Ortadoğu'nun kesişim yerinde, Avrupa Rusyası ile Ortadoğu arasındaki tek bağlantı noktası. Bütün bunların yanında etnik özelikleri bakımından da karışık bir bölge.

Gürcistan, "dünyanın çatısı" olarak adlandırılan bu bölgenin en önemli ülkelerinden birisi, hatta son yıllarda yaşanan olaylardan sonra en önemlisi.

Gürcistan'ı bu kadar önemli yapan şey, ülkenin jeopolitik konumu. Ukrayna-Karadeniz-Hazar-Orta Asya hattı, Türkiye-Rusya hattı, Rusya-İran hattı, Türkiye-Azerbaycan-Hazar-Orta Asya hatlarının üzerinde yer alan transit bir bölge niteliğindedir.

Rusya'nın hemen hemen hepsiyle sınır sorunları yaşadığı 7 özerk bölgesiyle, en önemlisi Çeçenistan'la komşudur.

Müslüman-Hristiyan medeniyetsel kesişme odağındadır.

Doğu-Batı, Kuzey-Güney hatlarının kesişme noktasındadır. Bu konumuyla enerji koridoru niteliğine sahiptir.

Gürcistan'da yaşananlar, genel Kafkasya stratejileri ve özelde ülkenin kendi konumundan ayrı düşünülemez.


ABD'ye göre, Gürcistan, Türkiye ile karayolu bağlantısı olması sebebiyle büyük önemdedir. ABD, Gürcistan'ın kendi güdümünde olmasını istemektedir ve bu konuda da Türkiye'den yardım beklemektedir.

Türkiye, Rusya'ya alternatif bir yol olarak Tiflis yönetiminin önüne seçenek olarak sunulmaktadır. Karadeniz'de Amerikan etkisinin artabilmesi için Tiflis'in siyasi tercihleri ve jeo-politik yönelimleri çok önemlidir. Rus Avrasyacı hareketinin önderi Dugin, Tiflis yönetiminin Atlantikçi bloğa kaymasını Moskova'nın güney sınırları için son derece tehlikeli bulmaktadır. CFR üyesi ve ünlü stratejist Zbigniew Brzezinski'ye göre ise Rusya'nın yeniden güçlenmemesi için ABD'nin Güney Kafkasya'yı tam manasıyla kontrol etmesi gerekmektedir(bkz. Büyük Satranç Tahtası). Azerbaycan'da Musavat bloğuna verilen maddi ve siyasi destek, Ermenistan yönetimi üzerindeki Moskova etkisini kırma çabaları ve en önemlisi 2004 yılında Gürcistan'da yaşanan "Kadife Devrim" süreci, Washington'un "Avrasya Satranç Tahtasında" Kafkasya'da adım adım ilerlediğinin açık kanıtlarıdır.


Gürcistan, geçmişte İran, Osmanlı ve Rus imparatorlukları arasında rekabet sahasıydı. Çok daha önceki yıllarda Roma İmparatorluğu Gürcistan topraklarını sınır bölgesi olarak kullanmaktaydı.

Günümüzde de Kafkasya'da ve genel olarak Avrasya'da Amerikan gücünün baskınlaşması için, Türkiye ve İran'ı rekabete sokma, uzun vadede çatıtırma planları mevcuttur. Türkiye, ABD piyonu olarak kullanılacak, olası bir Moskova-Tahran yakınlaşmasına karşı ABD'nin yanında kullanılacaktır. Bu strateji, 1991'de CIA için çalışan RAND Corporation tarafından hazırlanmıştır ve bu fikri kaleme alan kişi de CIA'in Ortadoğu Masası Eski Şefi Graham Fuller'dir(bkz. Türkiye'nin Yeni Jeopolitik Konumu-Alfa Yayınları).

Türkiye, Azerbaycan konusunda İran'la, Gürcistan ve Çeçenistan konusunda da Rusya ile karşı karşıya getirilmek istendi. Bu siyasetin Azerbaycan ve Gürcistan ayağı halen devam ediyor.

Görüldüğü gibi, Gürcistan geçmişte nasılsa bugün de aynı şekilde perifer ülke olamaktan kurtulabilmiş değildir.

Romanya ve Bulgaristan'ın NATO'ya girmesi, Budapeşte yönetiminin Atlantik yanlısı politikaları ABD'ye Tuna havzasında üstünlük şansı verdi. Dinyeper'de Moldova ve Ukrayna, Karadeniz'den ayrı düşünülemez. Gürcistan burada da karşımıza çıkmaktadır.


Kadife Devrim:

2003 yılında ABD'de hukuk eğitimi alan Mikhail Saakaşvili Kafkasya'daki ilk renkli devrimi gerçekleştirdi. Eski devlet başkanı Eduard Şevardnadze'ye karşı darbeyi örgütleyen gruplar arasında Soros'un Açık Toplum Örgütü de yer almaktadır. Daha önce Sırbistan'da çalışan, Soros destekli OTPOR örgütü çalışanları, Gürcistan'da aynı faaliyeti yürütmeye çalışan KMARA örgütüne maddi destek sağladılar ve "tecrübelerini" paylaştılar.

Darbe sırasında Gürcistan'ın ekonomik durumunun halk üzerinde yarattığı yıkıcı etkiden de faydalanıldı. Gürcistan, dağılmanın ardından hızla yoksullaştı, Batı'yla işbirliği yapan kesimler hızla zenginleşti. Şevardnadze döneminde Gürcistan iyi yönetilemedi, yoksulluk, yolsuzluk ve sınır kaçakçılığı hızla arttı. Bundan rant elde eden çevreler, ABD ve AB ile yakın temasa geçen kesimler oldu.

Ortadoğu petrolüne alternatif olan Hazar petrolünün piyasalara taşınabilmesi Gürcistan'da böyle bir hareketi gerekli kıldı. Ancak, "devrim" beklenen sonucu getirmedi, Gürcü halkı hala yoksul, ithalat patlamış ve üretim durma noktasına gelmiş durumda.


Rusya-Gürcistan ilişkileri:

Rusya eski yıllardan beri Gürcistan'a çok büyük önem atfetti. SSCB'nin dağılmasının ardından, ABD'nin bölgede Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan'a kurdurtmaya çalıştığı Kafkas bloğundan rahatsız olan Rusya, Tiflis üzerindeki kontrolünü kaybetmemek için önemli kozlar kullandı. Bunlardan biri Rus askeri üsleri meselesidir.

Daha önceleri Rusya'ya 2020 yılına kadar askeri üs bulundurma hakkı vermişti. Ancak, Tiflis yönetimi Batı'dan gelen baskılar sonucunda üslerin kapatılmasını talep etti. Bunun üzerine 2001 yılında Vaziani ve Guduata'da bulunan Rus askeri üsleri boşaltıldı.

2004 yılında İstanbul'da toplanan NATO zirvesinde alınan karar sonucu, Rusya'nın Batum ve Ahılkelek'teki üslerini kapatması da istendi. Özellikle bu iki üs çok stratejik konumda bulunmaktadır. Batum, Karadeniz'de Poti'den sonra en büyük limandır, Ahılkelek ise Rusya'yı Gürcistan Ermenilerine yakınlaştıran bir bölgedir. ABD de yeni Gürcü yönetiminden(Mikhail Saakaşvili) üslerin kapatılmasını ısrarla talep etti. Sonuçta anlaşıldı, Rusya üsleri çekti, karşılığında da ABD yönetimi Çeçen direnişine olan desteğini azalttı. 2004 yıılnda yaşanan Beslan okul baskını bu çerçevede incelenmelidir.

Rusya, bugün Gürcistan'daki konumunu bütünüyle kaybetmek istememektedir. Ancak, Rusya'nın çekilmek zorunda kaldığı üslere ABD yerleşmiştir. ABD, bugünlerde Gürcistan'da çok büyük bir askeri üs yapmaktadır, Tiflis'e yarım saat yakınlıkta olan ve İncirlik'ten büyük olan bu üs tüm Kafkasya'yı, İran'ı, Karadeniz'i gözleyebilecek bir yapıda olacaktır.

Rusya'nın Batum ve Ahılkelek'te bulunan üslerden vazgeçmemesi, Rusya'nın Kafkasya'da Çeçenistan olayından sonra ABD'ye kolay teslim olmayacağını göstermektedir.

Moskova hükümeti, Tiflis yönetiminin sıkıntılı olduğu Abhaz ve Osetlere vizesiz seyahat hakkı ve Rus pasaportu vermiştir. Ayrılıkçılara Rusya'nın verdiği destek, ABD yönetimi ve Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattında büyük karları olan petrol tekellerini rahatsız etmektedir.


Panki Vadisi Sorunu: Gürcü-Çeçen sınırına 80 km yakınlıkta bulunan 34 km uzunluğundaki bu vadi, Kaflasya gelişmelerinin sıcak noktalarından biridir.

Bölgede, Çeçenlerle akraba olan Kistler yaşamaktadır. Rusya, Gürcü yönetimini baskı altına alarak Panki vadisini kontrol etmeye ve Çeçen direnişine verilen desteği kesmeye çalıştı. Bu gelişmeler yaşanırken ABD, Gürcü hükümetine büyük destek verdi. Gürcistan da buna karşılık Irak saldırısı sırasında üslerini ABD'ye açtı. 2003'te Gürcistan'da bulunan tüm Amerikan görevlilerine diplomatik dokunulmazlık ve silah taşıma izni verildi. Bu olaylar, Gürcistan-ABD yakınlaşmasının boyutlarını göstermesi bakımından ilginçtir.


Gürcistan'ın NATO üyeliğinin gündeme gelmesi Rusya'yı oldukça rahatsız etmektedir. Bu konu hakkında, Rus Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Aleksander Yakovenko "NATO radarlarının ve keşif uçaklarının Gürcistan'da konuşlandırılması, Rusya'nın ulusal çıkarlarına aykırıdır ve Moskova'yı koruyucu karşı önlemler almaya zorlar demişti.


Rusya ve Gürcistan arasında dağılma sonrası başlayan gerilim, kadife devrim sürecinden sonra artarak devam etti.

Sovyet sonrası dönemde, kamu kaynaklarına el koyarak zenginleşen ve Soros gibi para spekülatörleriyle yakın ilişkide olan Yahudi Rus oligarklarından Boris Berezovski'nin Gürcü Yahudi zengini Badri Patarkatşvili ile olan ortaklığı ve karanlık ilişkileri de Putin yönetimini rahatsız etti.


Gürcistan'da Etnik Sorunlar:

En önemli sorunlar Abhaz ve Oset sorunları olarak ilk bakışta göze çarpmaktadır.

Osetya bölgesi, ikiye ayrılmış durumdadır. Kuzeyi Rusya sınırlarındadır, burada 300.000 Oset yaşamaktadır. Güneyi, Gürcistan topraklarındadır, burada ise 60.000 Oset yaşamaktadır.

1990 yıılnda Güney Osetya yönetimi kuzeyle, dolayısıyla Rusya ile birleşme kararı aldı. Gamsahurdia(ilk devlet başkanı) yönetimi çok sert müdahalelerle buna karşılık verdi.

2004 yıılnda göreve gelen Saakaşvili yönetimi, Acara meselesini çözdükten sonra Osetya'ya yöneldi. Bu konu, gelecekte Kafkasya'da ciddi ayrılıklara ve çatışmalara sebep olabilir.

İkinci önemli sorun da Abhazya'dır. Bu bölge de Rusya ile yakın ilişkidedir. Ama, nüfusun büyük bölümü tam bağımsızlık yanlısıdır ve Moskova'nın kendilerini kullandığını düşünmektedir.

Saakaşvili yönetimi ülkede "milliyetçi" bir siyaset izlemektedir. Bu milliyetçilik Hristiyan kimliği ile beraber yürümekte, Yunan Ortodoks kilisesi ve Fener Rum Patrikhanesi ABD şemsiyesi altında bu politikalara destek vermektedir. Gürcistan'da geçmişten kalan camiler yıkılmakta, yerine kiliseler inşa edilmektedir. Gürcü bayrağı 4 haçlı bir şekle büründürülmüştür. Gürcistan'da otoyollarda Amerikan ve Gürcü bayrakları birlikte dalgalanmaktadır. Ülkede Amerikan etkisi çok büyük boyutlardadır.


Gürcistan Ermenileri Sorunu:

Rusya, Ermenistan ile yakın ilişkilere sahiptir. Kafkasya'da etnik problemlerle uğraşan bir Gürcistan şu anki koşullar altında Rusya'nın işine gelecektir. Ama, ABD, BTC boru hattının güvenliği, Rusya'nın güneyden kuşatılması için Tiflis'te "istikrar" istemektedir.

Gürcistan'da istikrarı bozabilecek bir diğer önemli mesele de Cevaheti bölgesidir. Burada yaşayan Ermeni nüfus bölge için henüz ortaya çıkmamış ciddi sorunlar potansiyelini içinde barındırmaktadır.

Gürcistan'ın güneybatısında, Türkiye ve Ermenistan'a sınırı olan Cevaheti bölgesi, Ahıska Türklerinin ana yurdudur. Rusya ve ABD bu bölgede Ermeni etnik kartına oynamak isteyeceklerdir.

Ahıska Türklerinin Stalin döneminde sürüldükleri bölgelerden Cevaheti'ye dönmeleri Türkiye açısından ciddi önem taşımaktadır.

Son zamanlarda, ABD'nin Ermenistan üzerindeki ağırlığı Rusya'dan büyük boyutlara ulaşmış durumdadır. Amerika'da yaşayan Ermenilerin yatırım yapmaya başlamaları Erivan yönetimini ABD'ye yakınlaştırmaktadır. ABD, Erivan'daki havaalanı yakınına İstanbul'daki konsolosluk binasından daha büyük bir elçilik binası yapmaktadırlar.

Ermenistan yönetimi Cevaheti'de etkili olmaya çalışmaktadır. Bölgede ders kitapları Ermenice, televizyonlar Ermenice'dir. Bu bölgenin otonom hale gelmesi sonucunda, Ermenistan Batum üzerinden Karadeniz'e inebilir. ABD, Batum'un kontrolünü eline geçirdiğinden beri bu uzak bir olasılık değildir. Bunların gerçekleşmesi durumunda Ermenistan Türkiye'yi ciddi bir güç olarak görmeyebilir. Gürcistan'daki Cevaheti meselesi yenidir, ama Türkiye'yi de yakından ilgilendirmektedir.


Enerji Hatları:

Coğrafi konumu, Gürcistan'ı Hazar kaynaklarının Batı'ya nakli konusunda vazgeçilmez bir güzergah haline getirmiştir.

BTC boru hattı projesine Rusya karşı çıkmış, ABD ise İran'dan geçmeyeceği için bu projeye destek vermişti. Gürcistan, şu anki konumuyla BTC'nin kritik noktalarından biridir, BP gibi dev petrol şirketleri ve finans-kapitalin temsilcileri Gürcistan'da kendilerine bağımlı, çatışmadan uzak bir ülke istemektedirler.

Rusya ile Gürcistan arasındaki sorunlar enerji alanında da mevcuttur. Moskova yönetimi zaman zaman Gürcistan'a giden enerji kaynaklarında kısıntıya giderek ülkeyi enerji darboğazına sokmaya, bu sayede kontrolünden tümüyle çıkmasını engellemeye çalışmaktadır.

ABD'nin Genişletilmiş Ortadoğu olarak adlandırılan emperyalist projesinde Güney Kafkasya ve Karadeniz önemli bölgelerdir. Gürcistan'da yaşanan gelişmelere bu açıdan da bakmak faydalı olacaktır.

Kadife Devrim'den sonra Gürcistan, ABD'nin dünyada İsrail'den sonra en çok mali destekte bulunduğu ikinci ülke konumuna yükselmiştir. Bu gösterge bile, Gürcistan'da yaşanan gelişmelerin bölge ülkeleri ve Türkiye adına oldukça manidar olduğunu sergilemektedir.


Sonuç:

Gürcistan hakkında yapılan bu inceleme, aslında Kafkasya'da yaşanan gelişmelerin özetlenmesi şeklinde oldu. Bunda, Gürcistan'da yaşanan gelişmelerin tüm bölgeyi etkileyebilecek düzeyde olmasının rolü büyüktür. Gürcistan geçmişte olduğu gibi, bugün de emperyalistler arası rekabet sahasıdır. Batı emperyalizmi, gelişmekte olan ülkeleri yoksulluğa ve siyasi bunalımlara sürükleyen stratejilerini burada da uygulamaya koymuşlardır.

Türkiye, Gürcistan'la sınır komşusudur. Ayrıca, tarihsel bağları vardır. Jeopolitik öncelikler de Gürcistan'ı Türkiye için önemli kılmaktadır. Gürcistan'da yaşanan her gelişme Türkiye'yi yakından ilgilendirecektir.

Gürcistan'ın istikrar içinde olması Türkiye için önemlidir. Ama, bu istikrar Batılı tariflerle ve "renkli devrimlerle" elde edilemez. Bugün, Kafkasya'da ve Karadeniz'de Türkiye'yi kuşatacak her türlü oluşum bizim için tehdit unsurudur. Gürcistan'da artan Batı etkisini ve NATO üyeliği konusunu, askeri üsleri bu bakımdan ele almak faydalı olacaktır.

 

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
Büyük Gürcistan rüyası
Sovyetlerin dağılması sonrası Trabzonu da kapsayan büyük Gürcistan rüyası gören Zviad Gamsahurdiya ve onu takip eden Eduard Şevardnadze ardından Amerikan patentli darbeyle iktidara gelen Saakaşvili'de daha düne kadar (Rusya ile arası bozulana kadar) Trabzon, Erzurum, Artvin, Ardahan ve Kars illerimizi kapsayan Kuzeydoğu Bölgemizi Tao-Klarjeti Bölgesi olarak adlandırmakta ve buraların aslında Gürcü toprakları olduğunu iddia etmekteydi.İktidara gelirgelmez nüfusunun yüzde otuzdan fazlasını oluşturan Müslüman halka nispet yaparcasına bayrak değişikliği yaparak bayrağına beş adet haç yerleştirmiştir. Kendisini Hıristiyan aleminin kollarına atan Gürcistan bölgedeki Hıristiyan misyonerliğinin merkezi olma iddiasındadır. Aslan Abaşidze yönetimini devirdikten sonra Acarada silahların gölgesinde gerçekleşen toplu vaftiz törenleriyle Müslüman Gürcüler Hıristiyan köklerine (!) geri döndürülüyorlar.
Abhazya ve Osetya'da savaşın başlamasında Gürcistanı ağır silahlar ve teçhizatla donatan ABD başta olmak üzere Türkiyenin de içinde bulunduğu NATOnun vebali büyüktür. Türkiye Gürcistana açıktan destek vererek, Gürcü ordusunu eğitme görevini üstlenmiş, verdiği silahlarla Kafkasyada kan dökülmesine sebep olmuştur. Türkiye tarih boyunca Kuzey Kafkasya ile yaşadığı dostluğa dayalı sıcak ilişkileri unutarak, aleni ve açık olarak Gürcistan tarafı olmuştur. Kuzey Kafkasya lehine bir politika izlemesi beklenmeyen Türkiye tarafsız olmayı da becerememiştir.
Türkiye, Osmanlı mirası sebebiyle Kuzey Kafkasya halklarıyla yakın akrabalık ilişkileri içinde olmuştur. Türkiyede yaşayan Kuzey Kafkasyalıların yakın akrabaları halen o bölgede yaşamaktadır. Beş milyondan az olmadığı ifade edilen Türkiyedeki Kuzey Kafkasyalılar AKP'nin tutumunu ibretle izlemektedir. Kaderin cilvesine bakın ki Çarlık Rusyasını bölgeye davet eden, tek mermi bile atmadan Rus Çarların himayesine girerek Osmanlının Kafkaslardan silinmesine ve Kuzey Kafkasyayı Rusların istila etmesine,vesile olan Gürcistan aynı taktiği uygulayarak Karadeniz üzerinden bu bölgeye, Kafkaslara egemenlik kurmak, Montrö antlaşmasını delmek isteyen ABD'ye topraklarını açmayı teklif etmektedir. Türkiye yönetimi Gürcistanın tarihte hiçbir zaman hiç bir ülke için güvenilir komşu olmadığını göz önünde bulundurarak hareket etmelidir.
Gönderen kafkaslı on Tuesday, 24 February 2009 at 4:03

Yazının içeriğine baktığımızda, Gürcistan'ın stratejik konumu açıklığa kavuşturulmuş. Ancak çeşitli çözüm yoları ve devrimci mücadele açısından konu yeterince araştırılmamış. Özellikle ABD-AB-Gürcistan eksenindeki olaylar sadece liberal bir bakış açısının verdiği bilimsel(!) uslup ile değerlendirilmiş. SSCB dönemindeki ve özellikle de Stalin dönemindeki milliyetler sorunu çözümlemelerinin bu arkadaşa ışık tutacağı kanısındayım. Çünkü bugünü de belirleyen tarihtir. Bilimsel sosyalist bakış açısı bunu gerektirir. Gürcistan'daki Kürtlerin durumu açıklığa kavuşturulmamaış. Sayın Abdullah Öcalan'ın bu konudaki tespitleri bizim için ışık kaynağı olmalıdır. Çünkü yeniden görüyouz ki APO'suz Ortadoğu bir etnik çatışma yuvasıdır. BU duruma Gürcistan ve Kafkas ülkeleri de dahildir.
Gönderen Necip Takman on Monday, 18 September 2006 at 11:44

'Ayrilikci' kelimesi; Abhazlari yok ederek, ülkemizi isgal etmek isteyen Fasistlerce, siyasi cambazlarca veya ABHAZYA-GÜRCÜSTAN MESELESINi dogru bilmeyenlerce kullanilmaktadir.
Gercek bilgilere (bu sitede Abhaz soyadiyla yazanlarin yazdiklarindan, Abhazya.org veya Nart Ajansin veyahutta Kafkas federasyonunun sitelerinden) ulasmak mümkündür.
Selamlar
Kirgiz
Gönderen kirgiz on Monday, 18 September 2006 at 9:30


 1  2  Sonraki Sayfa >
Sayfa 1 / 2 ( 4 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Dünyanın Çatısı-Gürcistan ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1994
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 5470935
Syndicate
 
left
Top! Top!
right