left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Selahattin Erol arrow Şeyh Uçmaz Mürit Uçurur!
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Şeyh Uçmaz Mürit Uçurur! Yazdır E-posta
Yazar Selahattin EROL   
Sunday, 17 September 2006

 

Şeyh-mürit  ilişkisinin  belirleyici  özelliği  dinsel  niteliği  değildir.  İlişkiye  şekil  veren  nitelik  itaattir,  mutlak  sadakattir… Sorgusuz  sualsiz,  körü  körüne  benimsenen  bir  inanç  üzerinde  yükselen,  aklın  süzgecinden  geçirilmeden  içselleştirilen  bir  itaat  ve  sadakat  duygusu  temelinde  boy verir,  müridin  şeyhine  bağlılığı… Şeyh  her  zaman  haklıdır,  hikmet  sahibidir,  ne  söylese  doğrudur,  yerindedir.  Eleştiriden  azâdedir.  Hatta  eleştirilebilir  olduğu  düşünülemez  bile… Dokunulmazdır.

 

Bu  nedenle  mürit  bağımlı  bir  “kişiliktir”.  Ne  aklı,  ne  vicdanı  ne  de  irfanı  hürdür.  Özgürlüğü  ve  bağımsızlığı  bir  karakter  özelliği  haline  getirememiş  olduğundan,  bilimin  değil  şeyhin  kılavuzluğuna  ihtiyaç  duyar.  Birey  olduğunu  sanır,  ama  ağanın marabasından  padişahın  yalakasından  farkı yoktur.  Bunun  için de  kendi  eksikliğini ve  ruhundaki  bu  alçalmayı,  biat  ettiği  şeyhini  yücelterek  gidermeye  çalışır.  

 

Ve  sonunda  şeyh  uçar !..  

 

Aslında  “şeyh  uçmaz,  mürit  uçurur” !..  

 

*  *  *

 

Bu  anlayış  bağlamında  şekillenen  kulluk  ilişkisi,  sadece  tarikatlara  ve  cemaat  yapısına  özgü değildir.  Modern  ya  da  “laik”  şeyhleri  de  parti  başkanlıklarından  gazete  başyazarlıklarına  kadar  çeşitli makamlara kurulmuş  olarak  görmek  olasıdır  günümüz  toplumunda…   

 

“Laik  şeyh”  fetvayı  uhrevî  konularda  değil de,  dünyevî  meselelerde  verir.  

 

Kimi  zaman  “tekelciliğe  karşı  savaşıyorum”   naraları  atarken,  emperyalist  tekellerin  kamu  mallarını  yağmalamasını  “yüreğine  sular  serpilerek”  alkışlar !..  

 

Ağzından  çıkan üç  sözcükten  ikisi,  laikliğe yöneliktir. Takıyyeciyi  eleştirir,  siyasal  İslamcıya  düşmandır  sözde..  Ama  “yeşil  sermayenin”  kökü  Suudi Arabistan’a  uzananlarıyla  akçeli  ilişkiler  dünyasını  kulaçlarken,  laiklik  nutukları  atmaktan da  geri  durmaz.

 

“Solculuğu”  da kimseye  bırakmaz !.. "Solu  ben şöyle tanımlıyorum : Emperyalizme  karşı durmak… Alın terinden  yana  olmak.."  der.   Öte  yandan  emeğin  sömürüsü ve  emperyalist  bir  zihniyet  ve  tarih  üzerinde  yükselip  şekillenen   AB’yi  savunur,  AB  ile  “her  alanda  bütünleşmeyi” hedefleyen  Vakıf’larda  danışmanlık  yapar !..

 

Sözde  “Atatürkçüdür” !..  Zaman  ve  zeminin  gerekli  kıldığı yıllarda,  Türkiye’de  ve  dünyada  anti  emperyalizmin  ve solun  yükselişte  olduğu  dönemlerde,  mitinglere katılıp  “demokratik  Türkiye”  nutukları  atmış,  yürüyüş  kollarının  en  başında  yer  alıp  “tam bağımsız Türkiye”  sloganları  haykırmıştır !..  Bir  yazısında  şöyle  demiştir  mesela :  

 

“Hangi  Atatürk ?  Biz Atatürk’e  de,  Kemalizm’e  de  ihanet  edeli  yıllar  ve  yıllar  oluyor… Atatürkçülük  bir  laf  değildi… Varlığımızı  kaybetmek  pahasına  yaşadığımız  bir  büyük  tarihi  serencamdan  çıkarılmış  bir  netice  idi.  Biz  onu bırakıp,  on beş  yıldan  beri,  fosilleşmiş  sömürgeci  Batı’nın  peşine  takılmışız. Bugün çektiğimiz  büyük ıstırapların  sebebi  başka  nedir ki ?”

 

Ama  artık yıllar  geçmiş  ve   o  köprünün  altından  çok  sular  akmıştır !.. Bugün  “…AB'nin durumu daha ilginç !.. Bu örgütün laik ve demokratik kurallar  temelinde bir uygarlık oluşumunu simgelediği kesindir; Türkiye bu uygarlık hedefine yönelik pusulayı Atatürk 'ten beri benimsemiştir; yol  haritamızı değiştirecek değiliz...”  der !..

 

“Fosilleşmiş,  sömürgeci  Batı”,  büyük  devrimci Mustafa Kemal Atatürk’ün  “çağdaş  uygarlık  seviyesi”  hedefi  ile paketlenip,  “bir uygarlık  oluşumu”  olarak  konur  müritlerin  önüne !..  

 

Şeyh  her  zaman  haklıdır,  hikmet  sahibidir,  ne  söylese  doğrudur.  Eleştiriden  azâdedir.

 

İşte  mürit,   bu  şeyhi  alır  ve  uçurur !..

 

*  *  *

 

Şeyh  her  zaman  haklıysa,  hikmet  sahibi  ise,  o  zaman  şu  sözlerini de  doğru  kabul  etmemek  için  bir  neden  var  mı ?  Kendi  sonunu  45 yıl öncesinden  yazan  şeyhin  sözlerine,  sadece  müritleri  değil,  herkes  kulak  vermeli :

 

“Kısa  olsun,  uzun  olsun,  hayatı  insana  yakışır  biçimde  yoğunlaştırmaktır  muradımız. Bunun  yanı sıra  uzun  yaşadıkça  bizden  kopmaya  başlayan  bedenimiz  de  başımıza  dertler sarar.  İhtiyarladıkça  gözümüzün  ferinin  kaçması,  cinsel  ve  fizik  gücümüzün  azalması,  damarlarımızın  sertleşmesi,  organların  zayıflaması  bir  şey  değil….

Kafamızın  yeteneklerinde  de  kısırlaşma  belirtileri  başlar.

İşte  önemli  olan  budur.

İnsan  yaşlandıkça,  ister  istemez  gençlerle  bir  çatışmaya  düşüyor.  Kim  kurtarabilmiş  kendini  zaman  denen  canavarın  elinden ?  En  bilinmez  karanlıklarda  tuzak  kurarak  ağına  düşürür  insanı  bu  canavar… Devrimciliğin  büyük  yasalarına  Tanrısal  bir  güçle  bağdaşmış   kafalar  bile  yaşlandıkça  yaprakları  solmuş  bir  sonbahar  ağacının  hüzünlü  görünüşünü  yansıtıyorlar.  Hele  devrim  diyalektiğinin  yanından  bile  geçmemiş  küçük yazarlar,  yaşlandıkça  ancak  müzelerin  camekanlarına  layık  birer  mumya  gibi  dolaşıyorlar  toplumda…

Elli  yıl  önceki  Türkiye’nin   yıkılmışlığı üzerine  gençlik  anılarını  kurmuş  bazı  kalemler  bugün  aramızdadır….  Elli  yıl  önceki  gençlik  anılarına  bakıp  bugünden  iyimserlik  ve  iyimserlikten  de  tutuculuk  çıkarmaya  çalışmak,  ihtiyarlamış,  hatta  kocamış  bir  kafanın  mantığı  değil de  nedir ?”

 

Bilmem  ki,  şeyhinin  45  yıl  önce  sorduğu  bu  soruya  yanıt  verme  cesareti  gösterecek bir  mürit  çıkar  mı  bugün ?


 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Şeyh Uçmaz Mürit Uçurur! ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right