left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Ölü Ordunun Generali Yazdır E-posta
Yazar Askar YILMAZ   
Thursday, 31 August 2006

 


Ölü Ordunun Generali yıllar önce okuduğum Arnavut yazar İsmail Kadarenin bir romanı. Bu romanın adı bana,  özellikle Türk Ordusunun içine girdiği diyemiyorum, içine itilmek istendiği sonucu anımsatıyıor. Türk Ordusu, ulusal kurtuluş savaşımızın ve cumhuriyetin kurucu gücüdür. Emperyalizme karşı zafer kazanmış ender ordulardandır. Türk Ordusunun, Türk ulusu üzerindeki prestiji, emperyalist ve işbirlikçileri yoluyla kırılmak isteniyor. Kırılmak istenen bir bakıma, Türk Ulusunun ulusal gururudur. Bir ulusun, ulusal gururu kırılmadan, o ulusu esir etmek, olanaksızdır.


Türk Ordusunun, Irakta gerçekleştiremedikleri bataklığa çekme denemeleri, Lübnan bataklığına çekilerek gerçekleştirilmek isteniyor. ABDnin amacı, Türkiyeyi ve orduyu, bölgesel suçlarına ortak etmek. Türkiye, ABDnin gösterdiği hedefe yönlendirilmeden, Türkiye tam teslim alınamaz. Türkiyenin direncinin kırılması, ulusal güvenlik kurumlarının çökertilmesine bağlıdır ve bu taktik,  emperyalizmin bilinen taktiğidir.


Son günlerde yoğunlaşan, Lübnana asker gönderilsin gönderilmesin tartışmasına, Cumhurbaşkanı gönderilmesin diyerek karşı çıktı. Cumhurbaşkanının bu çıkışı, kişisel bir tavırdan çok devlet içinde, felaketin sonuçlarını gören kesimlerin yaklaşımları olarak algılanmalı.


Cumhurbaşkanının şahsında somutlanan, devlet içindeki sınırlı güçlerin bu çıkışına, TBMM adına demek yerine, ABD adına Bülent Arınç sen karışma diye yanıt verdi. Meclis Başkanı Arınç'ın,  Sezer'e sert yanıt: Lübnan'a asker gönderip göndermeyeceğine hükümet karar verir, isterse Meclis'ten karar talep eder. Bu kararın ne vetosu ne de Cumhurbaşkanının imzasına ihtiyacı vardır diyerek içine itildiğimiz tuzakların ciddiyetini gösterdi.


Arınç bu restine, Türkiyenin Lübnana asker göndermesini İsrail tarafından takdirle karşılamasını gerekçe yapıyor.


Sokaklarıda, camilerinde, ABD ve İsrail karşıtı gösterilerin olduğu bir ülkede, İmam Hatip ve Türban  Hakları diye tuturan Hükümetle, türbanlı kızlarımız ve islamcı gençlerimizin garip çelişkisine bakın. İşbirlikçi politikanın, yalan ve aldatıcılığına daha iyi bir örnek bulunabilirmi?


AKP Hükümeti, bazı kurumlara karşı sürdürdüğü kavgayı, orduya karşı sürdürme yanlısı gözükmüyor. AKPnin planı, en azından kumanda kademesini, ABD ve Nato aracılığıyla yanına almaktır. Aynı hedefler için koşan atletlerin ip mesafesinde buluşmaları gibi, ABD parkurunda buluşması planlanıyor. Komuta kademesi, yeni görevine başlamadan, bu plana aykırı davranması beklenmiyorda. Plan yürüyor ve AKP, bu plan içinde İHL çıkışlıları, veya Fetullahçıları Orduya danışman olarak atamaları da kolaylaşıyor. Ordu üst kademelerinden yükselebilecek, laikliği koruyacağız, Cumhuriyetin bekçisiyiz açıklamaları, bazı kesimlerin gereksinimlerine salt yanıt oluşturma amaçlı olarak algılanmalı.


Asıl sorun bu planın uygulanmasıyla başlayacaktır. Yıllar önceki bir Genel Kurmay Başkanı için şak şak paşa denmişti. Yeni planla, komutanlar Tayyip için şak şak yapacaklar. Şak şak yapmak, Lübnan gibi kriz bataklığına  sürülmek demektir. Zaten üretilen askeri teorilerde buna uygun. Gerekçeler, global teröre karşı, global savaş. Bunun için kriz bölgelerine müdahale ve Batı için güvenlik üretimi. Bütün bu stratejik hedeflerin karşılığı olarak, Türkiyenin en büyük malı olarak kalan, güvenlik ihracının sonucunda  gelecek olan dolarlardır.


Türkiye için en son planla, Lübnan bataklığına çekilme projesinin ikil bir işlevi anlaşılıyor; birincisi, ABD aracılığıyla Tayyipin orduya kumandası, İkincisi; BOP eş başkanıTayyip iktidarının kalıcılığı uğruna kan satışının gerçekleşmesi.


Artık eski olarak tanımlanan Genelkurmay Başkanı, giderken "Düşünsel yeteneklerimizi geliştirmek zorundayız. Yönlendirilenler safından yönlendirenler safına geçmemiz bir zorunluluktur" demeci havada kalıyor. ABDnin yanında hangi düşünsel yetenekleri geliştireceksiniz? Emperyalist saldırılarda yıkılan harabelikler bekçiliğinde gelişecek yetenek olabilirmi? 60 yıllık Nato içinde hangi yetenekler geliştirildi ve kimi yönlendirebildiniz? Ayrıca, ABD ile birlikte devlet yıkımında, kimi yönlendirebilirsiniz?


Eski Genel Kurmay Başkanı "sert güç" ve "yumuşak güç" tespiti yapıyor. ABDnin hedefleri doğrultusunda  sert güç , emirleri karşısında, yumuşak güç" olunabilir. Yıllardır müttefikimiz ABDnin yanında sert güç" ve "yumuşak güç"  olmaktan başka ne yapıldı?


ABDnin planları içinde görev alacak bir ordu, anaların gözyaşlarını sel haline getirmekten başka ne yapabilir? Bu plan içinde yer alan komutanlar ancak Ölü Ordunun Generalleri olabilirler. Generallerimiz 60 yıllık rollerinden kurtulmalı. Aksi halde emperyalist emeller uğrunda, yapılacak görevler sonucu, kriz bölgelerinde akacak olan mehmetçiğin kanı, ordunun etkisizleşmesine ve halk üzerindeki prestijinin kırılmasına yol açması kaçınılmazdır.  Emperyalist çıkarlar gereği üstlenilecek  her yeni görev, ordu kademesini daha fazla etkileyecek ve komuta kademesi sonuç olarak  ölü ordunun generallari olmak gibi bir akıbeti üstlenmek zorunda kalacaklar.

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Ölü Ordunun Generali ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1994
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 5470872
Syndicate
 
left
Top! Top!
right