|
Birleşmiş Milletlerin aldığı ates kes kararina Lübnana bir ayı geçen saldırırılarından sonra sıcak bakan Israilli diplomatların ”Biz Birleşmiş Milletlerin Kararına saygı duyarak ne kadar medeni ve insancıl olduğumuzu tüm dünyaya göstereceğiz” vb açıklamalarını bütün siyonist Emperyalist medyada duyduk ve duymaya devam ediyoruz. Birleşmiş Milletlerin 1948 den buyana İsrail üzerine olan kararlarına baktığımızda göreceğimiz çıplak bir gerçek varki oda İsrailin BM kararlarının şimdiye kadar hemen hiç birine uymadığı ve SICAK bakmadığıdır. Dünyada İsrailden başka hiç bir ülke daha yok ki hakkında bu kadar çok BM kararı çıkmış , bu kararlara burun kıvırmış ve istediğini yapmaya devam etmiş olsun. Nedir o zaman bu birden BM kararlarına “sıcak bakma” ve “ bu kararlara uymayı “medeni ve insancıl” olmayla özdeşleştirme demogojilerinin altında yatan? Emperyalistlerin günümüzde, “çarşıya pirince giderken evdeki bulguru kaybetme olasılıkları” ile bağlantılı olarak, İsrailin “yenilgisini”, “zafer” ilan etme ve dünya kamu oyunda bu kadar katliamdan sonra “hoş” görünme çabalarımı? 1948 yılı ile 1992 yılları arasında İsrail üzerine BM lerin aldığı kararların hepsi değil , bazıları aşağıda sıralı. İsrail Bu kararların hiç birine uymadığı gibi , günümüz için geçerli olan bir sürü kararlara hala uymamakta devam etmekte.. Aşağıda sıralı olan kararlar hem İsrailin Lübnana saldırısının nedeni 12 temmuz olayları olmadığı, ve hemde İsrailin BM kararlarına 1948 den beri ne kadar “medeni” bir yaklaşım içinde olduğu konusunda bir fikir verebilir. 194 sayili karar; Israilin goce zorladigi butun Filistinlilerin geri donmek isteyenlere geri donmesine musaade etmesini, istemeyenlere de tazminat odemesini ongorur. 237 sayili karar 1967 de goce sorlanan Filistinlilerin geri donmesine izin verilmesi icin cagri yapar 250 sayili karar Israilin Jerusalemde askeri gosteri yapmamasi cagrisini yapar 251 sayili karar Israilin Jerusalemde askeri gostermesini protesto eder 252 sayili karar Israilin Jerusalemi baskent yapmasini “gecersiz ilan eder” 256 sayili karar Israilin Urdun e saldirilarini `bariz bir sekilde yasalari cignemek” olarak suclar 259 sayili karar Israilin BM misyonunun israil isgalini incelemesini reddetmesini protesto eder 262 sayili karar Israilin Beyrut hava alanini bombalamasini protesto eder 270 Sayili karar Israilin guney Lubnandaki koyleri bombalamasini protesto eder 271 Sayili karar Israilin Birlesmis Milletlerin kararlarina uymamasini protesto eder 279 Sayili karar Israilin Lubnandan cekilmesini ongorur 280 sayili karar Israilin Lubnana saldirilarini protesto eder 285 sayili karar Israilin Lubnandan acil cekilmesini ongorur 298 sayili karar Israilin Jerusalemin statusunu degistirmesini `teessuf eder” 313 Sayili karar Israilin Lubanan saldirilarini durdurmasini ongorur 316 sayili karar Israilin Lubana durmayan saldirilarini protesto eder 337 Sayili karar Israilin Lubnanin bagimsizligini ihlal etmesini protesto eder 347 sayili karar Israilin Lubnana saldirilarini protesto eder 425 sayili karar Israilin Lubnandan askerlerini cekmesi icin cagri yapar 427 sayili karar Israilin Lubnandan cekilmesini tamamlamasi icin cagri yapar 444 sayili karar Israilin Birlesmis Milletler baris gucu ile dayanismasin olmayisini protesto eder 446 Sayili karar Israilli gocmenlerin “ baris icin ciddi bir engel olduguna karar verir ve Israilin Dorduncu Genova Konvention kararlarina uymaya cagririr. 450 sayili karar Israilin Lubnana saldirilarini durdurmasi cagrisini yapar 452 Sayili karar Israilin isgal edilen bolgelerde evler insa etmeyi durdurmasi cagrisini yapar 465 Sayili karar (Isgal bolgelerindeki) Israil yerlesimlerini protesto eder ve butun uye ulkelere Israilin Yerlesim programina yardimci olmamayi cagirir 467 Sayili karar Israilin Lubnana askeri mudahelesini protesto eder 476 sayili karar Israilin Jerusaleme sahip cikmasinin gecersizligini yeniden vurgular 497 Sayili karar Israilin Golan Heightsi topraklarina ilave etmesini gecersiz/Kabul edilmez sayar ve kararini degistirmesini ister 498 sayili karar Israilin Lubnandan cekilmesi cagrisini yapar 501 sayili karar Israilin Lubnana saldirilarini durdurmasini ve askerini cekmesini ongorur 509 Sayili karar Israilin kayistsiz sartsiz Lubnandan cekilmesini ongorur 520 Sayili karar Israilin bati Beyruta saldirilarini protesto eder 573 sayili karar Israilin Tunusdaki PLO ofisini bombalamasini protesto eder 607 Sayili karar Israilin Filistinlileri sinir disi etmeyi durdurmayi ve Dorsuncu Genova Konvention a uymasi cagrisini yapar 636 sayili karar israilin Filistinlilerin sinir disi edilmesini derinnnnnnn teessufle karsilar 641 Sayili karar Israilin Filistinlileri sinir etmeye devam etmesini teessufle karsilar 694 Sayili karar Israilin sinir disi edilen Filistinlilerin geri donmesi cagrisini yapar 726 Sayili karar Israilin Filistinlileri sinir disi etmesini protesto eder 799 sayili karar Israilin 413 filistinliyi sinirdisi etmesini protesto eder ve hemen geriye dondurulmeleri cagrisini yapar… Baştada belirttiğim gibi bunlar bir sene içinde değil 1948 den 1992 ye kadar devam eden ve İsrail tarafından uygulanmayan kararların sadece bir bölümü. İlginçtir günümüzde bir tane hükümet çıkıpda Hizbullahın silahsızlandırılması üzerine olan BM kararı nı bu Filistinden sürgün olanların geri getirilmesi, onlara tazminat ödenmesi, İsrailin İşgal ettiği topraklardan ve oradaki İsrailli yerleşim yerlerinin terkedilmesi vb kararları ile baglantılayıp olayı çözmüyor….Muhakkak bunu Hizbullahda kabul eder.. Mart 22, 1979 da alınan 446 Sayili BM kararı Israilin İşgal altındaki topraklara Israilli göçmenlerin yerleştirilmesinin “ baris icin ciddi bir engel” olduguna karar vermişti. Demek ki herkes biliyor “ barış”ın önündeki engeli ve barışı tehdit edenin ne olduğunu. Lübnana “barış gücü” asker göndermek isteyenler, bir zamanlar “barış için engelin” ne olduğu kararına imza atan devletler. Bu İsrailin uymadığı kararları gündeme getirerek Hizbullahı silahsızlandırmak kolay olabilir. Ama bu karara sırt dönüp yeni karara sarılmak, tehlikede olan “barış”ta, yani yenilenme olası çok olan bir “savaşta” , bir tarafı “silahsızlandırmak” görevini üstlenmek olur. 6 Ağustosda, “İsrail, ABD ve Türkiye üçlü ittifakı ve Lübnanda ateşkes çağrılarına direniş” başlıklı yazıda “Dikkat edilmesi gereken en önemli husus, dünyadaki tüm ülkeleri ve onlara karşı olanları silahsızlandırma plan ve süreci içinde olanlar , Hizbullahın silahsızlandırılmasını şart koyacaklar ve bu “Güçlü Barış Gücü! “ ne bu sorumluluğu yükleyecekler. Yani Türk askeri giderse Hizbullahla savaşması kaçınılmaz olacak” demiştim. Hangi amaçla gönderilirse gönderilsin bu görüşüm hala geçerli. Çünki ortam “provokasyonlara” açık olacak. |