left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Sosyal Felaketler Ve Kapitalizm Yazdır E-posta
Yazar Askar Yılmaz   
Tuesday, 25 October 2005

Sovyetler Birliğinde sosyalizmin yerini kapitalizmin almasıyla birlikte, kapitalizmin savunucuları ve burjuva ideologları bu dönüşümü sosyalizmin “çöküşü” ve “bitişi” olarak değerlendirdiler. Anımsanacağı gibi, “elveda proletarya”, “ideolojiler bitti”, “sosyalizm çöktü” gibi laflarla kendi gerçek çöküşlerini gizlemeye çalışmışlardı.

Sosyalizmin Rusya’da çökmesi ile, sosyalizmin “çöktüğü” iddiası farklıdır. Rusya’da sosyalizmin uygulanmasına ilişkin pek çok hatalar yapıldı ve bu hatalar süreç içinde sosyalist sistemi kapitalist dönüşüme uğrattı. Ama dünyanın pek çok ülkesi, beğenelim veya beğenmeyelim sosyalizmi uygulamakta ve sosyalizmle yönetilmektedir.

İnsanlık tarihine bilimsel yaklaşım, diğer bir deyimle tarihi materyalizm, toplumsal gelişmelerin evrim-devrim süreçleri içinde oluştuğunu göstermektedir.Tarihsel gelişme içinde, kapitalizm, insanlık tarihinde, en fazla 500 yıllık bir süreci kapsamaktadır. İnsanlık tarihi açısından çok kısa sayılabilecek bu sürede, kapitalist sistem kendi içinde ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldı. Bunalımlarına çözüm üretemeyen sistem, daha yeni bir sistam olarak ortaya çıktığı anda, kendisini yok edecek alternatifle birlikte yaşam bulmuştu. İnsanlık tarihinde ortaya çıkan bütün sistemler, karşıtlıklarıyla birlikte var oldular. Kapitalist sistemde, kendi karşıtı olan sosyalizmi, en azından sosyalist sistemin kurucu gücünü olan proletaryayı yarattı.

Kapitalizmin ortaya çıkması insanlığın genel bir gereksinimiydi.Toplumsal gelişmeye en uygun sistem kapitalizmdi. Bugün açısından bakıldığında, kapitalizmin emperyalist bir özellik kazanmasıyla birlikte, sistem miadını doldurdu.İnsanlığın gereksinimlerine yanıt vermek bir yana, insanlığı yeni felaketlerin kapısına getirdi. Kapitalizm ve kapitalist tekeler, bugün insanlığın genel sorunlarıyla şiddetli çatışma içine girmiştir. Bu çatışmanın çözümü, dünya ölçeğinde devrimci bir dönüşümü zorunlu kılmaktadır.

Değişimin zorunluluğu

Kapitalist gelişmenin en temel özelliği, toplumsal gelişmenin önünü açmış olmasıydı. Yeni bir sistem olarak ortaya çıkan kapitalizm, toplumsal gelişmenin önünü tıkayan, eskimiş feodal ilişkileri tasfiyeye yöneldi. Yeni bir üretim biçimi olarak, yeni üretici güçlerin gelişimini etkiledi, büyük ve köklü dönüşümler gerçekleştirdi.

Bütün sınıflı toplumlar gibi, kapitalizmin sınıfsal özünden kaynaklanan gelişmeler, sistemi bugün büyük çelişmelerle karşı karşıya bırakmıştır. Sistem daha doğarken, çelişmeleriyle birlikte doğdu. İşçi sınıfı, yeni, genç ve devrimci bir sınıf olarak, kapitalist üretim ilişkileri içinde tarih sahnesine çıktı. İşçi sınıfı, büyük düşünür ve eylem adamı Marks’ın deyimiyle kapitalizmin mezar kazıcısı olarak, tarihsel rolünü, büyük eylemlerle ortaya koydu. Kapitalist- burjuva ideologların, “elveda proletarya” hayalleri bir kez daha hüsranla sonuçlanmaya mahkumdu.

Kapitalist üretim ilişkileri sürecinde, feodalizmin serflerini, ücretli emekçiler olarak devşiren burjuvazi, kendi karşıtı sınıfı yarattığının bilincinde değildi.Bilincinde olsa ne yapabilirdi? Bilincin, sosyal gelişmeleri etkilemek bir yana, ona bağlı olarak geliştiği, Marksist bir gerçektir.Sosyal bir gerçektir.Çünkü, bilinci belirleyen sosyal gerçeklerdir.

Sistemin bağrında şekillenen işçi sınıfının oluşumu, kapitalist sistemin temel çelişmesi olan, Burjuva-proletarya, yani emek-sermaye çelişmesini doğurdu.Kapitalizmin küresel bir sistem, diğer bir deyimle, emperyalist bir özellik kazanmasıyla birlikte, temel çelişmeye bağlı olarak, yeni çelişmelerle karşı karşıya kaldı.

Bu çelişmeler; Marksist Lenin’e göre;1- proletarya- burjuva çelişmesi, 2-Emperyalizmle ezilen milletler ve halklar arası çelişme, 3-Kapitalist sistemin kendi içindeki çelişme, 4-Kapitalist emperyalist sistemle, sosyalist sistem arası çelişmelerdir.(bazıları bu çelişmeyi yadsınabilir)

Yaşanılan süreçte, bu çelişmelere daha pek çok yeni çelişmeleri de eklemek olası.Eklenebilecek çelişmelerin başında, kapitalist emperyalist sistemle, doğal dünya arasında ortaya çıkan çelişmeyi gösterebiliriz.Bu çelişmeyle birlikte kapitalizm, insanlığa yabancılaştığı gibi doğal dünya’ya da yabancılaşmıştır. Yani, yeni bir çelişme biçiminde ortaya çıkan olgunun, doğal yaşamın ve doğal dengenin sistemle çatışma içinde olmasıdır. Aşırı silahlanma, savaşlar, dünyanın aşırı derecede kirlenmesi ve tahrip edilmesi kapitalist emperyalist sistemin bir başka açmazlarıdır.

Irkçılık, ayrımcılık, bilimsel gelişmelerin durma noktasına gelmesi, çeşitli sosyal ve toplumsal felaketler sistemin önüne çıkan ve devrimle çözümünü bekleyen en önemli sorunlardır.


Bütün bu gelişmeler, emperyalizmin aşılması, tasfiyesi zorunluluğunu insanlığın önüne koymuştur. İnsanlığın bu değişimi gerçekleştirmesinde en büyük ideolojik silah, teorik hazine, Marksizm, yani sosyalizmdir. Bütün dünya\'nın emekçileri ve halklarıdır.

Bugün asıl üzerinde durulması gereken, emperyalizmin son birkaç yıl içinde yarattığı toplumsal felaketlerin yanı sıra, sosyal felaketler karşısında takındığı tutum, emperyalizmin çürümüşlüğünün boyutunu ortaya koymaktadır.

Son yılların en büyük sosyal felaketi, Güney Doğu Asya’yı vuran tusunamidir. Tusunami felaketinin oluşumu karşısında ortaya çıkan acizlik kapitalist gelişmişliğin göstergesi oldu. Sosyal felaketler önlenemez ama, zararlarının en aza indirilmesi olasıdır. Deprem felaketleri karşısında, gerekli tedbirler alındığında yıkıcı etkisi en aza indirilebilmekte.Tsunami felaketinin de etkisi en aza indirilebilirdi. Her zaman adını sıkça duyduğumuz o anlı şanlı ulaşım tekelleri, tsunami felaketini en azından iki saat öncesinden haberini verebilir ve gerekli tedbirler alınabilirdi. Gerekli tedbirlerin alınması bugünkü bilimsel gelişmişlik içinde son derece olası bir durumdur.

Tsunami felaketinin de gösterdiği gibi, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin, insan endeksli olmadığıdır. Teknoloji, kapitalist tekelerin hizmetinde, sömürü ve baskı amaçlıdır.

Yaşadığımız yılın ikinci sosyal felaketi, Özellikle ABD’yi ve Kuzey Amerika’yı etkisi altına alan kasırgadır. Kasırganın gelişimi bilindiği halde, sistemin 60 yıllık efendisi ABD, kendi evinde kasırgaya yenildi. Bir hafta gibi kısa bir sürede, Irak’taki rejimi yıkarak, sayısı yüz binleri bulan orduyu ve onun tüm donanımını, Irak’a yığan ABD, kendi şehirlerini kurtarmak bir yana, halkını dahi kasırganın etkisi dışına taşıyamadı. Bütün bu tedbirleri almak bir yana, kasırganın vurduğu insanlarına zamanında ekmek ve su dahi yetiştiremedi.

Emperyalizmin anavatanında ortaya çıkan insanlık dramı, Irak’a işgal demokrasisi götürme şamatalarıyla gizlenemeyecek denli açıktır.

Pakistan’ı vuran ve Onbinlerce insanın ölümüne yüz binlerin yaralanmasına, milyonlarca insanın evsiz barksız kamasına yol açan deprem felaketi de insanlığın yüreklerini kanatmaktan ileri gidemedi. Kapitalist emperyalist devletler, deprem felaketi karşısında gerekli yardım ve dayanışmadan uzak kalmayı sürdürmeye devam ediyorlar. Sisteme yön veren kapitalist piyasanın düzenekleri olan tekellerin, sosyal felaketler karşısında duyarsızlıkları, kapitalist piyasa yasalarının zorunlu bir sonucudur. Bu felaketin acı görüntüleri dev iletişim tekelerinin raftingine hizmet etmektedir. Bu görüntüler, diğer felaket görüntüleri gibi sadece arşivlere girmiştir.

Portre ortada. Kapitalist emperyalist sistemin, insan ve felaketler karşınındaki taşlaşan duruşunu gözlemliyor ve değişimin nicel birikimlerinin, niteliksel bir dönüşüme, devrimci değişime yol açacağını da görüyoruz. Bu devrimci değişme, daha on yıl önce “bitti” diye bayram ettikleri sosyalizm önderlik etmektedir. Sosyalizm, gelinen bu süreçte insanlığın ve doğal dünyanın gereksinimlerine yanıt verecek olgunluğu da kazanmıştır.

Sosyalistler, Marksistler, yaşadığımız en büyük gerçeği haykırmakta bugün daha haklı; o da “kapitalist emperyalist sistemin bittiği” gerçeğidir. Kapitalizmin çürümüş hali, emperyalist sistem için “kağıttan bir kaplandır” demekle, hem insanlığa, hem de insanlığın sorunlarını sosyalizmle aşacağına olan inancımızı da vurguluyoruz.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Sosyal Felaketler Ve Kapitalizm ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1994
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 5470863
Syndicate
 
left
Top! Top!
right