|
Türkiye'nin sorunlarının tanısında sağdan sola her çevrede ortak noktalar var. Bu ortaklığın, salt tanılarda oluşması, sorunların çözümüne bu aşamda fazla bir katkı sağlamadığı en yalın gerçek. Sağ ve sol arasında oluşan tanı "birlikteliği", Türkiye'nin sorunlarına yaklaşım, sağın ve solun aynı manzarayı betimlemesi gibi bir yaklaşımdan çok farklıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin son altmış yılına damgasını vuran siyasi şahsiyetin, sağ ve sol arasındaki farkı, "koka Kola ile Pepsi Kola arasındaki" farka indirgemesi sağ ve sol arasındaki derin farkı ortadan kaldırmaya da yetmiyor. Türkiye'nin büyük sorunların içine itilmesinde, genel olarak sol tamamen masum ve günahsızdır. Kurtuluş savaşı ve ulusal devlet inşasını izleyen, halkçı uygulamalar içinde, çehresi değişen dönemi, Türkiye solunun başarı hanesine yazarak, Türkiye'nin son altmış yılını kabaca analiz ettiğimizde, sağ ve sol arasındaki farkın "koka Kola, Pepsi kola" farkı olmadığını daha iyi görebiliriz. Kurtuluş savaşı ve cumhuriyet devletinin inşası sürecinde, Kemalist Devletin dış politika yönelimleri tamamen farklıydı. Kemalist cumhuriyet, Batı karşıtı bir dış plitika izlerken, ulusal devlet bağımsızlığını temel alıyordu. Bağımsız dış politikasını bölge merkezli bağlaşıklar üzerinden geliştiriyordu. Bağlaşıklar politikası, bağımsız devlet politikasının temelidir. Bu nedenlerle, bağımsız ulusal politikaların, anti-emperyalist politikalar olarak öne çıkması son derece doğaldır. Ülke içinde halkçı devrimci politikaların sürdürülebilmesi için, dış politik ilişkilerde bağımsızlıkçı yönelim, devlet yönetiminin en temel kuralıdır. Kemalist cumhuriyetin bu kuralları uluslararası alanda başarıyla uygulaması, Ulusal devlet inşasının, ulusal güvenlik içinde sürdürülebilir olmasındandır. Ulusal devletin, ülke içinde, siyasi, ekonomik ve kültürel alanda gösterdiği başarıların tümü, bir anlamda, bağımsız dış politika uygulamalarında anlam kazanmıştır. İşte son altmış yılın eşiğini oluşturan temel girişim, Türkiye'nin bağlaşıklarının değiştirilmesidir Türkiye'nin, ilk yirmi yıllık uygulamaları, emperyalist merkezlerin Türkiye'yi elegeçirme emellerini olmasada, planlarını değişime zorlamıştır. Batılı devletlerin Türkiye üzerinde etkin olma planları, o yıllarda hazırlandı. Bağımsız ulusal ve halkçı devlet politikalarına en temel saldırı, Türkiye'nin Batılı emperyalist örgütlenmelere katılımıyla başladı. Batılı emperyalist devletlerin, örgütsel aygıtlarından Türkiye'ye bunalım pompalandı, AB üyelik süreciyle bunalım zirveye tırmandı. Altmış yıl önce, ulusal halkçı devlete yönelen emperyalist saldırı, Türkiye'nin içine düşürüldüğü sorunların temelidir.
Bugün Türkiye'nin, yeniden ulusal devlet politikalarına dönmeye zorlayan temel seçeneklerin eşiğine gelmiş olması, sağın seçeneklerinin tükenmişliğine de kanıt oluşturmaktadır. Sağın, Türkiye'nin bunalımdan çıkışına ilişkin ortaya koyduğu bütün uygulamalar, Türkiye gemisini karaya oturtmuştur. Özellikle, CHP ve onun Genel Başkanı bu gerçeği, kendi öz deneyimleri içinde kavramaları ve ders çıkarmaları, sorunlara yanıt oluşturmada önemli bir etki sağlayacaktır. Türkiye gemisinin yeniden yüzdürülmesi görevi, sol kaptanların dümenin başına geşmesine bağlıdır. Laikliğin bozulması, toplumsal yapının, dinsel guruplaşmalara göre şekillendirilmesi, ulusal bütünlüğün, ayrılıkçı eğilimlerle parçalanma içine girmesi, Türkiye'nin borç batağına saplanması, ulusal güvenliğimizi tehtit eden ve sınırlarımıza değin dayanmış olan emperyalist işgal vs. gibi tüm temel sorunlar, emperyalist Batılı devletlerle eşit olmayan ilişkilerde aranmalıdır. Kimse Batıyla ilişkileri koparma yanlısı değil. Batıyla ilişkiler, bağımsız ulusal devlet uygulamalarının bir parçası, eşitlik ve karşılıklı saygı çerçevesinde sürdürüldüğü ölçüde ilişkiler yarar getirir. Türkiye'nin, çok uzun tarihsel dönemine damgasını vuran sağ, Batı'ya bağımlı ilişkiler içinde iktidar olmayı al gülüm ver gülüm biçiminde sürdürdü. Şimdi onlar, "Koka kola, Pepsi Kola" benzetmesiyle, ülkemizin tarihsel başarılarına yaslanan ve geleceğin kurtarılması için can veren solu, kokuşmuş havuzlarına sokmaya çalışıyorlar. Sağ için dünyada gelecek kalmadı. Çünkü dünya sağının dayanağı emperyalizmdir. Emperyalizme bağımlı Türkiye sağı son yıllarda daha çok tükendi. Bugün Türkiye sağının ulaşabildiği toplam ideolojik, siyasal ve kültürel manzara, harabeliktir. Sağın daha fazla iktidar olması, Türkiye'nin felaketini derinleştirmesi demektir. Emperyalizmle bütünleşmiş sağın, iktidar mekanizmalarından arındırılması seçenekleri halk yığınları içinde yankı bulmaktadır. Türkiye halkının ezici çoğunluğu, ABD emperyalizmine karşı olduğunu her davranışıyla beyan etmekte. Bağımsız ve halkçı bir ülkede yaşam özlemi, Türkiye halkının temel özlemidir. Bu nedenle, dünyanın en vahşi emperyalist devletleriyle kavgada başarı kazanmış Türkiye halkı, anketlerin ABD karşıtı denek'i olarak kalamaz. Türkiye solunun görevleri Türkiye solunun, Türkiye halkını, anketlerin, ABD karşıtı, pasif denek'i olmaktan çıkarabilmesinin koşulları bugün daha çok olgunlaşmıştır. Üstelik, soyut sloganlarla yol alınamıyacağının bilincinde olan çok sayıda deneyimli ve geleceğe müdahale edebilecek yeterlilikte öncü kadrolar da vardır. Sol, artık şikayetlerini, istida, arzuhal, dilekçeler yazarak yerine getiremiyeceğini bilmek zorunda. Bugünkü aşamada, basın açıklamaları ve protestolar, sonuç olarak istidacılık yapmaya eş değerdir. Gelinen aşamada, istidacılık ve arzuhalcilikle bir yare varılamaz. Ayrıca istidacılık ve arzuhalcilik solun kaderi olmamalı. Türkiye solunun bilgi ve deney zenginliğiyle, ortaya koyduğu etkiler çelişme içindedir. Sol, kendini tanımaya başladığı anda, istida değil, iddianama yazmaya başlayacaktır. Sorunlar, istidacılık yerine iddianame yazmakla çözümlenir. Sorun, solun iddianame yazabilmesidir. Unutulmamalı ki, iddianame yazamayanlar, istida yazmaya mahkumdur. Sol ülkemizi bunalımlar girdabına sokan, sağ için iddianame yazabilecek yol ve yöntemleri bir an önce yaratmak ve pratiğe geçirmek zorunda. Bunun için yapılacak iş, geniş düşünmek ve inkarcılıktan kurtulabilmektir. Bu durum solun, öncelikle kendini ve gücünü tanımlaması, görevlerini yerine getirebilmesi açısından son derece önemlidir. Sonuç olarak, solu, dar alana sıkıştıran, inkarcı, doğmatik, geçmiş mücadelelerden sadece şan, şöhret sonucunu çıkaran, geçmişin aktif ve pasifliğine vurgu yapan anlayışlar, dar anlayışlardır. Genel olarak sol, kitlelerin istemlerine yanıt oluşturamayan ve kendini, kendine ait "öncü" olarak tanımlamakla , soruna örgüt bencilliği içinde yaklaşa anlayışlar da solun birliği önündeki en büyük engellerdendir ve sola zarar vermektedir. Bu anlayışlar sonucunda, daralan sol için, geçmişimize ipotek koydurmada en etkin şahsiyet, solun sağla olan farkını, "koka Kola, Pepsi Kola farkı" olarak göstermesine neden olmaktadır. Türkiye solu, ABD malı markalar arasındaki farka sığdırılamıyacak denli engindir, gelecek doludur ve Türkiye halkına bağlıdır.
|