left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Ali Kemal Özcan (Dr.) arrow Türkiye Kurtlar Vadisine mi Emanet?
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Türkiye Kurtlar Vadisine mi Emanet? Yazdır E-posta
Yazar Dr. Ali Kemal Özcan   
Thursday, 09 February 2006

“Öküz düşünce bıçağa davranan çok olur” diye bir atasözü vardır Türkçede. Atasözleri yaşamdan süzüldüğüne göre, bu durum, aşağı yukarı herkesin ―“sıradan”ın sınırlarını zorlamayan herkesin― yaptığı iş oluyor. Va tarih, hiçbir zaman sıradanlara pas vermemiştir. Tarihi sıradışılar, sıradışılar içinde de, günün sonuçalıcı dinamiklerini, parametrelerini en iyi tanıyanlar (bilip, anlayıp yaşayanlar) yapmışlardır.

Yani mesele; öküzün düşürülmemesidir. Düştükten sonra, en çok işe yarayacak “malzeme” bıçak oluyor tabi. Etinin nasıl bölüşüleceği/yeneceği kalmıştır geriye çünkü.. Ortalık “kasap” ve “bıçak” dolar...

Türkiye 1919’lardan oldukça daha ciddi bir tehlike ile karşı karşıyadır. Bunu görenler var elbet. Çıkış arayanlar da tabii ki. Fakat “çıkış”lardan birinin “gülme-kısırlaştırıcı komedi” olarak andığımız “Cüneyt” filmlerinin biraz digital formu olan “Kurtlar Vadisi―Irak”ta aranması, Türkiye için haddinden fazla onur kırıcıdır. Bir de, böyle bir kalitesiz komediye “devlet erkânı”nın gösterdiği ilgi/heyecan ise, aslında durumun neden 1919’lardan daha vahim olduğunu anlatma anlamında, tüyler ürperticidir.

Neden güncelleştirilmiş bir Mustafa Kemal çıkışına ihtiyaç olduğu, tam burada, bulandırmadan, sulandırmadan (“Atatürk” rant güruhlarının gürültüsüne boğmadan) ele alınması hayatîdır. Yoksa Türkiye’yi Kutlar Vadisi’nin Polat’ına bırakmaktan başka çare kalmaz. Hiç şakası yok.

Aslında sözü hep M. Kemal’e getirmekte rahatsız olmuyor değilim. M. Kemal’i “Atatürk” yaparak onun karizmasını en vahşice “rant”laştıranlar, onu en çok ağzına dolayanlar olduğu aslında her dikkatli gözün malumudur. Onun için M. Kemal’e “Atatürk” demekten korkarım. Bu vahşi rantçılara benzemek istemem, bir. İkincisi, bilimsel olarak da bir değeri olmayan “kanunî” bir yapıştırmadır: Bir kere M. Kemal “ata” değil tarihsel bir liderdir. İkincisi eğer edebi bir ifade olarak “ata” denecekse de (Osmanlı’nın dağıtmak üzere olanını harmanlayıp moderniteye açarak farklı etnik varlıklardan Anadolu milletini veya Türkiye ulusunu oluşturma anlamında) sadece Türklerin değil Cumhuriyet sınırları içindeki tüm etnisitelerin “ata”sıdır. Bu nedenle “Atatürk” kavramından dikkatlice kaçındığım, yazılarımı takibedenlerin gözünden kaçmaması gerekir. Çünkü “Atatürk” yakıştırması M. Kemal’in tarhsel değerini çarpıtmada uğursuz bir araç halini almıştır.


Bu önemli ifadesel “sorun”u kısaca açtıktan sonra:


Şımdi; M. Kemal çıkışı niye? Yani vahim durum ne? Veya şöyle soralım: Kurtlar Vadisi’nin Polat’ı Irak’ta hangi “ihtiyaç”a cevap veriyor? En önemlisi; Irak’ta Amerik’ya karşı olma “kahramanlığı” neden bu kadar ilgi çekiyor?


Durumun “alt”ı şu noktalarda özetlenebilir:

1. İlgi, gerçek yaşamda Türkiye’nin Amerika’ya karşı çıkacağından, çıkarsa direnebileceğinden umut kesilimişlik, kitleleri de aşıp devlet erkanının önemli bir bölümüne de sirayet ettiğini haber veriyor.

2. 1919’da “yedi düvel”e (zamanın süper güçleri) karşı Türklerin temel ittifak gücü Kürtlerdi, M. Kemal bunu görmüş, bununla işe başlamış ve “süper” güçleri bununla dize getirmiştir.

3. Bugün Kürtler, Türtlerin sadece temel değil tek ittifak alternatifidir ―bir tarihsel farkla: 1919’da kürtlerin sosyal dinamikleri çeşitli aşiret ve benzeri ilkel örgütlenmelerle bölük-pörçük iken, buğun ezici bir ağırlık ve “dinamit” bir mobilizasyonla bu dinamik “Öcalan-Apo” karizmasına kilitlenmiştir.

4. Amerika’nın kendisini Yunanistan taşeronluğunda Türkiye’ye teslim etmesinden bu yana Öcalan, bu durumu hem tarihsel arka-planıyla en sistematik analiz edendir, hem en uygulanabilir çözümleri teorize edip sunandır, hem de bu uygulanabilirliklerin sosyal tabanını elinde tutan en sonuçalıcı karizmatik figürdür.

5. Bu gücü iyi bilen Amerika, bunun için, hem Türkiye’nin hem de Öcalan önderlikli Kürt potansiyelinin ensesinden çekilmiyor, “tavşan [Kürt] kaç, tazı [Türk] tut!”tan vazgeçmiyor.

6. Bu “durum”u bilip, anlayaıp, yaşayıp Türkiye’nin gücüne çevirecek bir önderlik ne devletten ne milletten bir türlü çıkmıyor.

Burada 1919’dan daha vahim durum; bugün çok daha güçlü ve çok daha kontroledilebilir Kürt politik ve sosyal dinamiğinin Amerika’nın “insafı”na tümden kaptırılmak üzere olmasıdır. Ve tam da bundandır ki; ortalama bir M. Kemal denemesi buradan bir “çıkış”a yetmemekte, dolayısıyla “güncelleşmiş (bilimselleşmiş ve sivilleşmiş)” bir M. Kemal çıkışından sözetmekteyiz. 20. yüzyıl başlarında biri “yedi düvel”e yetti, 21. yüzyıl başlarında günün bilimi ve sivil toplumuyla üçe katlanmış bir yenideni herkese yetecektir

Potansiyellerimiz tarihin “kalleş” bir tekerrürüne izin vermeyebilirdir. Cumhuriyet Kürtleri Şeyh Sait Kürtleri “tavşan”ı olmaya, Anadolu Türklüğü de 1924 ve sonrası “tazı”sı olmaya meyil vermezse, Türkiye Polat’a “havale” edilmeden Amerika’ya şapka indirtilebilir Anadolu―Mezopotamya ittifakıyla.. Bilinmelidir ki; Kürtleri M. Kemal değil İngilizler kandırmıştır. Erzurum―Sivas kongreleri Kürtleri kandırma “mizansen”leri değildir. Kongreler öncelikle Kürtlerle ittifak kongreleridir. Türkiye’nin Amarika’ya karşı bu kadar “hadımlaşma”sından onuru ezilen her “Kurtlar Vadisi” seyircisi bu kongrelerin kendisini, öncesini-sonrasını yeniden incelemelidir. M. Kemal’e tarihin kapısını çaldıran “kuvvet”in temeli bu kongrelerde kazılmıştır.

M. Kemal 1923’te, Türkiye’nin temel meselesinin (“...aydınlarımızın ve bilhassa bilim adamlarımızın en büyük günahı, namuslu olmamaktır.”) millete doğruları söylememe namussuzluğu olduğunu söylemişti. Bugün bu temel mesele en ağır haliyle devam ediyor. Manzaraya bakın: “Devlet kahramanı” Polat Irak’ta Amerika’dan Türkiye’nin intikamını arar sanal alemde, devletimiz ise ABD’siz hapşırmaz gerçek alemde. Bir namuslu “manzara”yı harika üslubuyla söylüyor soruyor, soruyor söylüyor:

• “ABD askerlerinin malzemeleri-mühimmatları İskenderun-Mersin limanlarından giriyor. ... [mu? Giriyor]

• ABD’nin bölgede en büyük destekçisi kim? Türkiye...

• ABD ile ilişkilere kim toz kondurmuyor? AKEPE iktidarı.”

(Bekir Coşkun, Hürriyet, 07 Şubat 2006)

O zaman bir dakika: n’oluyoruz? Gerçekleri bu millete ne zaman söyleyeceğiz ey namussuz olmak istemeyenler? Öküz düştükten sonra mı?

Hayır, hayır! Geri dönülmez noktaya gelmeden güncelleşmiş bir Kuvayı Milliye’ye girişilmeli, genişletilmiş Erzurum ve Sivas kongrelerinin hazırlıklarına başlanmalıdır. Çünkü geri-dönülmez noktaya hızla yaklaştırılmakta, itilmekteyiz.

Çok ilginçtir: dünyaca etkin bir Amerikan haber ajansı (Associated Press) Öcalan’ın İmralı’da kalp spazmı geçirdiği haberini geçiyor dün. Yedi-sekiz aydır Öcalan’ı Türkiye’ye veren Amerika, “AKEPE” partisinin “ulema”sı ve genelkurmay’ın “kabuk”u üzerinden tecrit-içinde-tecrit, hücre-içinde-hücre” ile birşekilde bir fiziki ölüm için bastırıyor. İşte geri dönülmez nokta burasıdır ey millet! İşte kimsenin kontrolü Amerika’nın elinden alamayacağı nokta burasıdır. Amerika bunun için bu kadar “sıkı” çalışıyor “İmralı kumandası”na ey bütün etnisiteleriyle Türkiye! Çünkü Abdullah Öcalan’ın her-hangi-bir ölümü Türkiye’nin her-bir-çeşit ölümüdür. Bu kadar sade... Herkesin gözü önündeki sosyal dinamikler her cepheden buna işaret ediyor. Hiç kimse küçümsemesin!

Amerika küçümsemiyor. Ve sebep budur ki; ABD, Akepe’siyle ve 12 Eylül “our boys” (oğlanlarımız) larının mirasçılarıyla Öcalan işine bu kadar “sarılmış”tır.

Ey Cumhuriyet devleti; ey Anadolu ordusu, ey Türkiye ulusu: “Öcalan’ına” sahip çık! Çünkü, hepinizi ―hepimizi― Kurtlar Vadisi Polat’ının “emanet”inden çıkaracak tek arkadan-vurmaz ve Amerika’ya Polat acınasılığısız dersini verecek tek sosyal-külturel-politik dinamik Öcalan-Apo karizmasının elindedir; Öcalan ise Türkiye’nin elindedir.

Devletler/milletler kin/intikam ile tarih yapamazlar..

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Türkiye Kurtlar Vadisine mi Emane... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right