left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Selahattin Erol arrow Org. Özkök'ün Çelişkisi !..
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Org. Özkök'ün Çelişkisi !.. Yazdır E-posta
Yazar Selahattin Erol   
Monday, 27 March 2006

Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, Genelkurmay Başkanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Terörizmle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi”nin planlı faaliyetleri kapsamında 23 Mart 2006 tarihinde Ankara’da düzenlenen uluslararası sempozyumun açış konuşmasında, terörizm ve terörizm ile mücadele konusunda ilginç bir konuşma yaptı. Org. Özkök’ün konuşması, önemli gerçeklere dikkat çekmesinin yanı sıra, kimi çelişkileri içermesi bakımdan da ilginç olarak nitelenebilir.

Org. Özkök konuşmasının bir yerinde şunları söylemektedir :

“Terörizmin çirkin mesajına tüm ulusların ortak bir cevabı gerekirken aynı kişinin eyleminden dolayı bir devlette “özgürlük savaşçısı” diğer bir devlette ise “en affedilemez suçları işleyen bir hain” olarak nitelendiriliyor olması, sanırım terörizmin ortadan kaldırılmasının önündeki en büyük engeldir. Bugün terör tehdidinin büyüklüğü konusunda genelde devletler arasında ortak bir anlayış mevcuttur. Ancak asıl anlaşmazlık, hangi şiddet ve tehdit kullanımının terör kapsamında algılanması gerektiği yönündedir. Bir teröriste bakış açısındaki “insanlığı hedef alan cani” ve “özgürlük savaşçısı” ayrımı terörü besleyen bir anlayıştır. Ortak bir terör anlayışı ortaya koyulmadıkça ortak bir çözüm de bulunamaz. Ortak bir çözüm için iş birliği gerekir. İş birliği yapılamamasının ortaya çıkaracağı belirsizlik, doğal olarak terörizmin gelişip genişlemesi için uygun ortamı yaratır.”

Terörizm ve terörist konusunda ortak bir anlayışın mevcut olmamasının ortak bir çözümün bulunmasını zorlaştırdığını savunan Org. Özkök, terör ve terörle mücadelede ortak bir anlayışın parametrelerinin en önemlisi “her devletin bir diğerinin sınır güvenliği ve toprak bütünlüğü başta olmak üzere, politik, ekonomik, kültürel ve dinsel hassasiyetlerine saygı göstermesi ve bu yolla gerçek ve karşılıklı güven temeline dayalı bir iş birliğinin önünün açılmasıdır.” diyor.

Org. Özkök’e göre, “Terörle mücadelenin olmazsa olmaz koşulu küresel düzeyde eksiksiz bir iş birliği mekanizması kurmaktan geçmektedir. Bu iş birliğinin temeli ise, her türlü terör örgütünün hiçbir ayrıma tabi tutulmaksızın, ortak hedef olarak değerlendirilmesi ve tanınmasıyla mümkündür. Senin teröristin-benim teröristim yaklaşımları yerine, hepimizin değerlerine, yaşamına ve istikrarına karşı olan, tek bir terörist türünün olduğunu kabul etmek zorundayız.”

* * *

Türkiye ve Org. Özkök, Kuzey Irak’ta konuşlanmış PKK’nın, ABD tarafından korunup kollanmasından rahatsızdır. PKK’ya karşı gerekli mücadelenin verilmediğinden şikayetçidir. Resmi düzeyde dile getirilmese bile, (özellikle emekli bazı generaller ağzından) PKK’nın Türkiye’ye karşı desteklenip kullanıldığını söylemektedir. Türkiye, PKK’yı yok etmek için Kuzey Irak’a girememekte, buna ABD tarafından izin verilmemektedir. Ayrıca PKK ve uzantısı olan kimi örgütler Avrupa’da da rahatça hareket edebilmekte, bir çeşit “özgürlük savaşçısı” muamelesi görmektedirler.

Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri adına konuşan Org. Hilmi Özkök’ün bu kaygılar temelinde yükselen düşünceleri ne derece doğru ve haklı olursa olsun, Türkiye’nin Irak’ın işgal sürecinde, şimdi dile getirilen bu talepler koşutunda, hassasiyetle davrandığı söylenemez.

Yakın bir geçmişte Türkiye Irak’ın teröristlerine (Org. Özkök’ün sınıflandırması ile “senin teröristine” ) karşı, Irak’tan kopup bağımsız bir devlet kurmayı hedefleyenlere yönelik olarak, bugün talep ettiği şekilde davranmış mıdır ? Bu kesimin temsilcilerine kırmızı pasaport vermemiş midir ? Ankara’da temsilcilikler açmasına izin vermemiş midir ? Bu örgütlerin Türkiye üzerinden dünya ile temasa geçmesine göz yummamış mıdır ? Bugün kendisine Kuzey Irak’ı yasaklayan ABD ile işbirliği halinde, Çekiç Güç’e ev sahipliği yaparak, 36. paralelin kuzeyinin Irak kuvvetlerine yasaklanmasına destek olmamış mıdır ? Bu bölgede şimdi Türkiye’yi de rahatsız eden ve bir tehdit olarak algılanan kukla bir devletçiğin filizlenmesine imkan tanımamış mıdır Türkiye ?

Org. Özkök, terörle mücadele konusunda “her devletin bir diğerinin sınır güvenliği ve toprak bütünlüğü başta olmak üzere, politik, ekonomik, kültürel ve dinsel hassasiyetlerine saygı göstermesi” gerektiğinden bahsediyor şimdi... Peki Türkiye 1991 sonrasında Irak’ın “sınır güvenliği ve toprak bütünlüğü” konusunda bu hassasiyeti ne derece gösterebilmiştir ? Irak’ın “politik, ekonomik, kültürel ve dinsel hassasiyetlerini” ne derece dikkate alıp önemsemiştir ?

* * *

Org. Özkök, konuşmasının sonunda şunları söylemektedir :

“Teröre hizmet eden her ulus ve her birey başka ulus ve bireylere zarar verebilir ve bundan güçlendiğini düşünebilir. Ama tarih, terörün beslenebilecek en nankör evlat olduğunun örnekleriyle doludur. Nankörlüğü eninde sonunda kendisini besleyeni vurup yok etmesinden gelir. Bu hep böyle olmuştur, başka türlü olmasını bekleyenler hayati bir yanılgı içindedir.”

Bu saptama üzerinde, yakın geçmişi hatırlayarak, başta Org. Özkök ve Türk dış politikasının belirlenmesi ve uygulanması üzerinde söz sahibi olan diğer karar alıcılar olmak üzere, herkesin soğukkanlılıkla düşünmesi gerekmez mi ? Hele ki Türkiye, ABD adına Büyük Ortadoğu Projesini “yönetmeye”, “katkı” yapmaya gönüllü iken ve bu süreci “takdire şayan” olarak niteleyerek “ABD ile işbirliği içinde” olduğunu açıklamışken… 

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
ÖZKÖK PAŞA'NIN NEYİ ÇELİŞKİ DEĞİL Kİ ORDU ONUN DÖNEMİNDE YIPRANMAYA BAŞLADI VE MALESEF DURDURULAMADI TERÖRÜN ÜZERİNE DE HİÇ GİTMEDİ ÖZELLİKLE DİNİ TERÖRÜN ALIN SSİZE ÇELİŞKİLER YUMAĞI
Gönderen İLKER on Tuesday, 31 August 2010 at 2:55


 1 
Sayfa 1 / 1 ( 1 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Org. Özkök'ün Çelişkisi !.. ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right