left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow P - Z arrow Selahattin Erol arrow Tanrı Türkiyeyi Korusun !..
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Tanrı Türkiyeyi Korusun !.. Yazdır E-posta
Yazar Selahattin Erol   
Wednesday, 15 March 2006

ABD, kimi zaman gazetecilerin ağzıyla konuşur. Amerikan politikasının ipuçlarını çeşitli gazetelerde yayınlanan makalelerden, kimi eski politikacı, stratejist ya da bazı ünlü yazarların demeçlerinden izlemek mümkün olur.

Washington Times gazetesi de Başbakan Erdoğan’ın “islamofaşist darbe” istediğini söyleyerek Amerika’nın sesi oldu ! Ne var ki, Frank J. Gaffney tarafından kaleme alınan yazı dikkatle okunduğunda, sadece bir Erdoğan eleştirisi yapılmadığı, Erdoğan’a karşı orduya açık bir destek verildiği görülüyor. “Türkiye’de laik hükümetin en büyük garantörünün -bu bazen demokratik kuralların çiğnenmesi anlamına gelse de- ordu” olduğu belirtiliyor ve ordunun Türkiye’deki saygınlığına vurgu yapılıyor!..

Türkiye’de laiklik karşıtı en büyük adımların ABD tarafından desteklenen (hatta planlanan) askeri darbe dönemlerinde atıldığı dikkate alınırsa, Washington Times tarafından yapılan bu zorlama yorumun, ABD’nin bölgeye yönelik strateji ve politikaları bağlamında gündeme gelen ihtiyaçların ürünü olduğu görülecektir. Zira laikliğin, Ortadoğu’da ne kadar şeriatçı rejim varsa onların destekçisi ve müttefiki olan ABD’nin umurunda olmadığı bilinen bir gerçektir. Yine aynı ABD’nin, çok yakın bir geçmişte, en yetkili ağızlardan Türkiye’yi “ılımlı islam toplumu” olarak tanımladığı ; “Türkiye’nin İslam ülkelerine lider olması” gerektiği görüşünü de sıklıkla dile getirdiği bilinmektedir.

Kısacası ABD ve onun adına konuşanlar için önemli olan laiklik ve demokrasi değil, Amerika’nın siyasal, askeri ve ekonomik çıkarlarıdır. Bu çıkarları Türkiye’de kimlerin desteği ve işbirliğiyle gerçekleştirebilecekleridir.

Üstelik Washington Times’teki yazıyı önceleyen bir süreç bulunmaktadır. O süreç dikkate alındığında, Washington Times’teki makalenin sadece bir yorum değil, ABD’nin Erdoğan’ı tasfiye operasyonun bir aşaması olduğu görülebilir.

Örneğin Erdoğan, Hikmetyar'ın dizi dibine çöküp resim çektirdiğinde daha İstanbul Belediye Başkanı bile seçilmemişti. Ve bu derece eski, 10 yıldan daha uzun bir zaman öncesine ait olan bu fotoğraf aylardır internette dolaşmaktadır. Ne var ki, Doğan Medya grubu, Erdoğan'ın Hikmetyar'ın yamacına çökmüş bu fotoğrafını ancak 10 gün önce keşfetti !.. Tıpkı, aynı dönemde, Erdoğan’ın Nakşibendi Şeyhi Esat Coşan'ın elini öperken çekilmiş fotoğraflarını da yeni keşfettiği gibi !..

O zaman insanın aklına, ister istemez, şu soru geliyor : Neden şimdi ? Ve hemen ardından da bir ikinci soru : “İyi sıhatte olsunlar"ın torbasında daha böyle neler var kimbilir ?

Ve şimdi de Amerika'nın sesi, ta okyanus ötesinden "Erdoğan'ın islamofaşist bir darbe istediğini" söylüyor ! Oysa aynı Amerika değil miydi, daha Erdoğan milletvekili bile değilken, Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde onu kabul eden ? Herhalde ABD, o zamanlar Erdoğan'ın bu fotoğraflarından ve düşüncelerinden haberdar değildi (!) ve onun "islamofaşist" niyetlerini tahmin edememişti !.. ABD de, Doğan Medya gibi yeni mi keşfediyor Erdoğan'ı ?

Öte yandan ABD'yi milletin, özellikle de AKP karşıtlarının gözünde parlatmak ve yeniden itibar kazandırmak için dile getirilen bu iddiaların gerçeği yansıtan bir yanı da var. Erdoğan ve partisinin niyetleri ve amaçları konusunda söylenenler bir gerçek !.. Ama ABD’nin bu gerçeğe karşı olduğu konusundaki samimiyetinin zerre kadar değeri yoktur !.. Çünkü ABD, sadece bindiği “atı” değiştiriyor, o kadar !.. Bu çerçevede de, "İşte ABD de AKP'ye ve gerçekleştirmek istediklerine karşı !.." yalanının yutturulması ve "stratejik müttefik" ABD'ye yeniden itibar kazandırılması için, aylardır internette dolaşan fotoğraflara ya da okyanus ötesinden yapılan gazete yorumlarına ihtiyaç duyuluyor.

Örneğin Washington Times’in yazısında ilginç bir saptama yapılıyor: "islamofaşistler Atatürk rejimini yıkmak istiyor"

Peki "Atatürk rejimini" korumak isteyenler kim ?

ABD mi ?

ABD'den üstün liyakat madalyası alanlar mı ?

Bugüne kadar “islamofaşist” Erdoğan yönetimi ile uyum içinde görev yapanlar mı ?

BOP'a "katkı" yapmaya gönüllü olanlar mı ?

BOP'u "takdire şayan" diye alkışlayanlar mı ?

BOP'u hayata geçirmek ve bu yolda Ortadoğu’da (bir iddiaya göre) 22 devletin sınırını yeniden çizmek isteyen, Kuzey Irak'ta kukla bir devlet kurmayı amaçlayan ABD, "Atatürk rejimini" çok mu seviyor ?

PKK’ya yardım malzemesi attığı kimi eski askerlerin anılarında yer alan ; Kuzey Irak’ı Türkiye’ye yasak bölge ilan eden, Türk askerinin kafasına çuval geçiren, Türkiye’yi komşularına karşı bir “ileri karakol” olarak kullanan ABD, şimdi de “Atatürkçü” mü oldu ?

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, bütün bu gelişmeler karşısında, ne kadar saklamaya çalışsa da gizleyemediği bir telaşla “BOP Türkiye’nin dış politikasına uygun. ABD ile birlikte hareket ediyoruz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek” şeklindeki demeci, bağlılık bildirmekten öte bir anlam taşımıyor. Bir tür “mezarlıkta ıslık çalmak” yani !..

Bu bağlamda “Atatürk rejimi”nden ne anlaşıldığı da önem kazanıyor.

Bu söylemin "Atatürk" kısmı, milleti uyutmanın, sakinleştirmenin, ABD ile yapılacak işbirliğine, ABD adına kriz bölgelerinde taşeronluk yapmaya halkı razı etmenin kılıfı olacaktır. Bu anlayışın sözde "Atatürkçülüğü" ; törenlerde, atılan nutuklarda, içi boş söylevlerde yer alan bir kenar süsüdür ! Kısacası, 12 Eylül Atatürkçülüğüdür bu !..

Anti emperyalizm, egemenlik, bağımsızlık umurunda değildir bu zihniyetin. "Stratejik müttefik"siz yapamaz. Halktan değil, sermayeden yanadır. Bu çarpık sosyoekonomik yapıya entegre olmuştur. Bu sömürücü ve kara para aklayıcı sistemin bekçisidir. Görünüşte laik söylemine rağmen, ortaçağ gericiliğinin ordu dışındaki devlet kurumlarında ve toplumsal yapıda kök salmasından zerre kadar endişe duymaz.

Bu sözde “Atatürkçülük” Türkiye’ye giren sıcak paranın bir yılda yüzde 66.3 getiri sağlamasından, ülkenin bir “kara para cenneti” haline gelmesinden rahatsız olmaz. Her dört kişiden birinin yoksul olması umurunda değildir !.. Ulusal varlıkların özelleştirme adı altında talan edilmesinden, hatta Silahlı Kuvvetlerin ana ikmal kaynağı olan TÜPRAŞ’ın bile emperyalist tekel Shell’e satılmasından kaygılanmaz. Ne Gümrük Birliği’ne karşıdır ne IMF reçetelerine, Dünya Bankası programlarına…

Bu çerçevede Atatürk adını ve düşüncesini, onun özünü yok ederek, emperyalizmin hizmetinde, emperyalist amaç ve politikaları meşrulaştıracak bir niyetle kullanır !..

Bu zihniyetin, “ya istiklal ya ölüm” kararlılığı ile “özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” diyen ; “istiklâl-i tam… bittabi siyasi, mâli, adli, askeri, harsî ve ilâ… her hususta istiklâl-i tam ve serbesti tam demektir” düşüncesinde olan Mustafa Kemal ile uzaktan yakından alakası yoktur.

Mustafa Kemal Atatürk, bir devrimciydi, bir ulusal bağımsızlık savaşçısıydı, “bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı” savaşan anti emperyalist bir liderdi. “BOP çocukları” ise, sadece Atatürk adını kullanarak yaptıklarını meşru göstermeye çalışan emperyalizm işbirlikçileridir !..

Evet, Erdoğan bir islamofaşistir !..

“BOP çocukları”nın ne olduğunu anlamak içinse 12 Mart ve 12 Eylül uygulamalarına bakmak yeterlidir !..

Sonuç itibarıyla manzara şunu gösteriyor ki, ABD, Erdoğan'ı defterden sildi !.. İslamofaşist Erdoğan indikçe, “BOP çocukları” yükselecek artık !..

Tanrı (Amerika’yı değil) Türkiye’yi korusun !!! 

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Tanrı Türkiyeyi Korusun !.. ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right