left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Tuncay Çelen arrow Komer'in Arabası Yakılıyor
Monday, 06 February 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Komer'in Arabası Yakılıyor Yazdır E-posta
Yazar Tuncay Çelen, Ömer Gürcan   
Saturday, 07 January 2006

 

(TUNCAY ÇELEN VE ÖMER GÜRCAN’IN BİRLİKTE YAZDIKLARI;
YAKINDA ÇIKACAK OLANHESAPLAŞMA : 68 GENÇLİĞİ VE KATLEDİLİŞİ İSİMLİ KİTAPTAN)



Parker Hart 'dan boşalan ABD'nin Ankara Büyükelçiliğine, Güney Vietnam'da “Barışı Koruma Programı Müdürü” olan CIA ajanı Robert Komer 'in getirildiği Beyaz Saray tarafından açıklanır.
“Barışı Korumak” yani türkçesi “ hükümet darbesi yapmak, karşı devrimi
tezgahlamak, işkence tezgahlarını açmak, seçimlere para yatırımı yapmak, iç savaş çıkartmak “. Bütün bunlar 'özel harekât' ve Amerikanca deyimi ile 'special operation' ca yapılan işlemlerdir.
Ankara Amerikan Büyükelçisinin Türkiye'den önce Vietnam'da 'pasifikasyon' hareketini yönetmesi de gene CIA programı içinde bulunmaktadır. Bu programa göre 15 milyonluk Güney Vietnam halkının % 90'ı, 11.000 stratejik köye veya dikenli tel ve mayınlarla çevrilmiş kamplara toplanmıştır. Bu program Türkiye'de pek iyi tanıdığımız AID (Amerikan Yardım Teşkilatı) eliyle yürütülmüştür.
Komer, Vietnam’da , Amerikanın işgaline karşı yurtlarını savunan yurtseverlerin, Vietkongların pasifize edilmesi alanında ortaya attığı parlak fikirlerle dikkat çekmişti. Vietnam’da Milli Kurtuluş Hareketine karşı yürütülen sindirme hareketinin yöneticisi, Vietnam halkının celladı idi.


“Sindirme” “Pasifikasyon” ;“Komünistleri kendi oyunları ile yeneceğiz, horozlarını boğazlayacağız, gerekirse kadınları ve çocukları da; bu, komünistlerin halk üzerindeki etkisini silene dek sürecek...” diyen CIA’nın “Artık bir insan sadece Vietkong’a benzese bile, bu onun öldürülmesine ya da kampa konulmasına yetecektir ve bu iş, halkın, kendi hükümetiyle işbirliği yapmasını öğrenmesine dek böyle devam edecektir” dediği bir savaştı .
Sahra Kuvvetleri, Eyalet Keşif Birlikleri adı altında yaratılan “korucu” güçleri, Özel Şube adıyla anılan korkunç işkence merkezleri, zindanlarda başlatılan “pişmanlık” kampanyaları ve katliamlar, Stratejik Köy ya da Toplama Kampları, “Devrimci Kalkınma Programı” adı altında uygulanan kandırma çabaları, vb. hepsi Komer’in döneminin başlıca uygulamaları olarak öne çıktı.
Köylerin yakılması, kelle avcısı özel timler, ispiyon şebekeleri ve bütün diğer kirli işler... Komünist bir teğmenin kellesine 42 dolar, eyalet komutanınkine 4200 dolar.
İşte Honcho (Kasap) adıyla anılan görünürde ABD Vietnam Büyükelçisi Robert Komer .Vietnamda böyle koruyordu barışı. Meslekdaşlarının şimdi Irak’a “özgürlüğü” götüürüp koruduğu gibi.
Sonradan, tam da devrimci mücadelenin geliştiği yıllarda 1969’da Türkiye Büyükelçiliğine atandı.
Komer’in Ankara’ya Büyükelçi olarak atanmasını devrimci gençler büyük bir tepki ile karşıladılar. Komer’i getiren uçağı karşılamak üzere ODTÜ ve Ankara Üniversitelerinde öğrenim gören gençler 28 Kasım 1968 Perşembe günü dersleri boykot ederek Esenboğa Havaalanına gittiler. Komer’i karşılamaya gelen resmi protokolün aksine gençlerin elinde çiçek buketleri değil, çürük yumurta ve domatesler vardı. Komer havaalanı binasına uğratılmadan, iniş pistinin ucundan alınarak gizlice şehre götürüldü.
Komer , kendisine yöneltilen protesto gösterilerini ciddiye almadığını göstermek veya protestonun ciddiyetini test etmek üzere ODTÜ öğrencilerinin şaşkın bakışları arasında 1969 model 'Cadillac' marka, siyah renkli, 06 CA 001 plakalı makam otomobiliyle, 6 Ocak 1969 Pazartesi günü, saat 12.30'da ODTÜ'ye geldi. Gözlerine inanamıyan, gökte aradıkları Komer’i yerde bulan öğrenciler ilk şaşkınlıkları geçer geçmez bu inanılmaz olayı tüm kampusa duyurdular.
Komer'in otomobilini ilk olarak, rektörlüğün hemen yanında ve karşısında olan kantin, kütüphane ve kimya laboratuvarında bulunan öğrenciler fark etti Mustafa Yalçıner , Komer'in ODTÜ'ye geldiğini arkadaşlarına haber vermek için yurtlara koştururken, Mimarlık Fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi Hamid Yakup isimli İranlı bir öğrenci de, ODTÜ SFK'ye giderek, arkadaşlarına seslendi: ''Haberiniz var mı? Komer'in otomobili rektörlüğün önünde'' .Sinan Cemgil, Hüseyin İnan, İrfan Uçar, Halil Çelimli, Yusuf Aslan, Tuncay Çelen, Mehmet Akın Atauz, İbrahim Seven, Ulaş Bardakçı, Mete Ertekin, Sait Big, Serdar Haybat, Mustafa Taylan Özgür ve birkaç öğrenci, hızla olay yerine gittiler. Öğrenciler, ODTÜ Rektörlük binası önünde parketmiş ABD Büyükelçisinin makam otomobilinin yanına gelerek şoför Nidai Cemal 'den, kapı ve kontak anahtarlarını istediler. Şoför, anahtarları vermedi. Bunun üzerine öğrenciler arabayı taşa tutttular ve 'çimlere basmayınız' yazılı demirleri sökerek arabanın camlarını kırmaya başladılar. Rektör Kurdaş ile ODTÜ Öğrenci Birliği Başkanı İskender Odabaşıoğlu , bu arada, öğrencilerin arasına karışarak eylemcileri engellemeye çalıştı. Rektör Kurdaş'ın uzaklaşmasından sonra Sinan Cemgil, Hüseyin İnan, Akın Atauz, İbrahim Seven, Halil Çelimli, Tuncay Çelen, İrfan Uçar, Ulaş Bardakçı, Yusuf Aslan, Mustafa Taylan Özgür, Komer'in otomobilini ilkönce tutarak sallamaya ve sarsmaya başladılar. Komer'in otomobilini sarsan ve sallamaya çalışan öğrenciler, sonra havaya kaldırarak devirmek için bir süre uğraştılar. Fakat otomobil çok ağır olduğu için deviremediler. Civardan bulunan bir çelik boruyu, manivela gibi kullanarak Komer'in otomobilini ilkönce yan, sonra ters çevirdiler.
Ters çevrilen otomobilin benzin deposundan benzin akmaya başladı. Hüseyin İnan, Sinan'ın boynundaki kaşkolu alarak; ters çevrilmiş ve benzin akıtan otomobilin benzin deposunun kapağını açtı ve kaşkolu deponun içine sarkıttı. Benzin emdirdiği kırmızı siyah çizgili uzun kaşkolu otomobilin değişik yerlerine vurarak , otomobili, benzinle buladı. Kibriti çaktı.Otomobili söndürmek için gelen itfaiye öğrencilerin engeliyle karşılaştı. Ateş alan Otomobilin etrafında toplanan binlerce ODTÜ’lü Amerikan emperyalizmini , Komer’i ve Komer’in ODTÜ’ye gelmesine izin veren Rektör Kurdaş’ı saatlerce protesto ettiler.


Rektör Kemal Kurdaş da basın toplantısında olayı şöyle aktarıyordu :
"Her yönü ile yerilecek bir kaba kuvvet gösterisi oldu. Rektöre bir nezaket ziyaretinde bulunan, dost bir elçinin arabası herkesin gözleri önünde gösteriler arasında yakıldı.”
Kurdaş’a göre, Komer, ismini “övgüyle duyduğu” üniversiteye gelmek istediğini üçüncü kez Rektöre söylüyordu. Ancak, Rektör, "Bu fırtına estiği sürece Komer’e fazla yakınlaşamazdım. Ama üniversiteme 7.700.000 dolar yardım yapacak bir ülkenin elçisine karşı uzak da duramazdım" diye kendini savunuyordu.
Kurdaş “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan” oldu. Ne İsa’ya ne USA’ya yaranabildi. Bir işkenceciyi, bir CIA ajanı “kasabı” “dost bir elçi” olarak bağrına basarak “öğrencilerini”; koca kadillaklarının yakılmasını önleyemeyerek; “polisin” Üniversiteye girmesine izin vermeyerek “dostlarını” “incitti”.
ODTÜ Direniş Komitesinin Bülteninde şu satırlar yer alıyordu : "6 Ocak 1969. Öğle üzeri kalabalık büyüdü. Geri bırakılmışlığın ve bağımlılığın öfkesi gibi büyüdü. Sonra yüreklerdeki bağımsızlık ateşi gibi arabayı sarıverdi.”

ODTÜ’de yakılan araba devrimci gençler tarafından “2. milli kurtuluş savaşının meşalesi” olarak adlandırılıyor ve Türkiye’nin her yerinde birbiri ardına, anti-emperyalist gösteri ve etkinliklerle ABD emperyalizmi, Komer ve işbirlikçi iktidar protesto ediliyordu. Bildiriler ve özel gazetelerle Komer olayı ve nedenleri Türkiye halkına anlatılıyordu.
ABD elçisi Komer ise basın açıklamasında şunları söylüyordu:
"Müttefik bir ülkenin temsilcisinin, büyük bir Türk üniversitesi rektörü tarafından öğle yemeğine davet edildiği bir sırada, otomobilinin ufak bir müfrit grup tarafından ateşe verilmesi gerçekten üzücü bir husustur."

Ne varki, başta ODTÜ gençliği olmak üzere, Türkiye halkı “ufak bir müfrit gruba” sahip çıkıyordu. 3000 ODTÜ öğrencisi Rektörlüğe dilekçe veriyor, “Komerin arabasını biz yaktık’” diyerek, tutuklanan arkadaşlarının serbest bırakılmasını , ya da kendilerinin de tutuklanmasını istiyorlardı.

Komplo, tersine çevrilmişti. TCK 128. Maddesi ile idam talebiyle tutuklanan ve “vatan haini” ilan edilmek istenen “Komerciler”i , halk “vatansever” olarak bağrına basıyordu. “Komerciler” in vekilliğini yüzden fazla avukat “gönüllü” olarak üstleniyordu. Gençlerin yargılandığı Ankara Anafartalar Adliyesini, gençler ve halk doldurmuştu. Duruşma salonunda ayakta durmak için bile yer kalmadığı gibi, kalabalık Adliye Sarayının dışına Anafartalar caddesinie taşmıştı.

Av. Halit Çelenk başkanlığındaki “hukuk ordusu” gençleri savunuyordu.
Gençlerin yargılandığı TCK 128.madde “İki ülke arasının açılması ve savaşa neden olunması” nı içermekteydi. Savaş çıkarsa idam, çıkmaz da sadece “ara açılırsa” müebbet hapis cezasını öngörüyordu. Avukatlar; “bu olayın Türk-Amerikan dostluğunu zedeleyip, zedelemediğinin ABD Dışileri Bakanlığından sorulmasını istedi. Gelen cevap muhteşemdi “ Bu hareket iki dost ve müttefik ABD ve Türk Hükümetleri arasındaki dostluk ilişkilerini daha da kuvvetlendirmiştir”. O halde gençlere ceza değil “madalya” verilmeliydi. 128. madde düştü. Gençler sadece “toplu ızrar “ suçundan altı ay ceza alarak tahliye edildiler.

Gençlerin tahliyesinden sonra dahada gelişen antiemperyalst gösteriler ve hareketler sonucu ABD Komer’i geri çekmek zorunda kaldı. Böylelikle “Honçho (kasap-işkenceci) olarak adlandırılan Vietnam Pasifikasyon uzmanı ve CIA ajanı Komer’in kısa süren Türkiye macerası 7 Mayıs 1969 da sona erdi. Komer 78 yaşınada, 9 Nisan 2000 yılında “felç geçirerek” Amerika’da öldü. Ölene kadar başka ülklerde, başka canların yanmasına “hizmet” etti. “Meslektaşları” şimdi Irak’ta, can yakmaya, çoluk çocuk demeden Irak halkına eziyet etmeye, evlerini, tarlalarını yakmaya , katletmeye devam ediyor. 

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Komer'in Arabası Yakılıyor ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right