left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Monday, 06 February 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Türkçe Paramparça Yazdır E-posta
Yazar Rahmi Yıldırım   
Saturday, 14 May 2005

Önceki hafta Başbakan Erdoğan’ın “Avrupa Birliği bizi parçalamaya çalışıyor” dediğini, ama kimsenin bu sözleri ciddiye almadığını anlatmıştık.

Bence de ciddiye alınacak tarafı yok.

“Madem AB Türkiye’yi parçalamaya çalışıyor, sen Başbakan değil misin?” gibisinden bir görev hatırlatması ya da tutarsızlık değil söylemek istediğim. Tutarsızlık zaten apaçık ortada.

Asıl söylemek istediğim, parçalanmış bir Türkiye Avrupa’nın işine yaramaz ve AB liderleri herhalde bunu bilecek kadar akıllı adamlardır. Bilimde felsefede bu kadar ileri gitmiş ülkelerin liderlerinde bu kadarcık akıl yoksa bu işte bir terslik var demektir.

AB’nin Türkiye’yi parçalamaktan ne menfaati olacakki?

Her şeyden önce Türkiye kolay parçalanacak bir ülke değildir.

Kürtler eliyle Türkiye’yi bölmek, Kürtleri Türklerden ayırmak fikri bugün bile hayaldir.

Gerçi Kürtlerin hatırı sayılır bir bölümü, Avrupa aşkıyla başları dönmüş, ruhen Türklerden kopmuş durumdalar. Diyarbakır Mardin sokaklarında resmi görüşü değil, samimiyeti ilerletip gerçek görüşü alabilenler bunu hemen fark ederler. İmralı’daki misafirin kontrol ettiği kitlenin ayrı bir devlet hayali de sır değil.

Lakin buna karşın ayrı bir Kürt devleti hayalinin astarı yüzünden pahalıdır. Amerika da desteklese Avrupa da istese bile bölgenin ve dünyanın dengeleri buna izin vermez, Türkiye’nin iç dengeleri hiç göz yummaz.

Onun için AB liderleri Türkiye’yi bölemeyeceklerini bilecek kadar akıl sahibidirler herhalde. Emperyalist kazana toptan atılmaya hazır 75 milyonluk bir pazarı kaybetmek pahasına 10-15 milyonluk daha yoksul bir pazarı tercih etmek akıl kârı değildir.

AB Türkiye’yi bölmez, bölemez; ama Türkiye AB’yi böler ve kendisine benzetirse şaşmamak lazım. Nitekim Avrupa, ‘Türkiye’yi birliğe kabul edelim mi etmeyelim mi?’ tartışması yüzünden birbirine girdi ki, keyifle izliyorum.



Avro’dan çekeceğimiz var

Öbür yandan Türkiye de kendi içinde bölünmüş parçalanmış durumda.

Misakı Milli sınırlarının ortadan kalkmasından söz etmiyorum.

Bizi bölen Avrupalı papa ve Avrupa parası.

Yeni Papa’nın adı nedir, kendi aramızda bir türlü karar veremedik. ‘Daha iki üç haftalık mesele, nasıl olsa çözeriz’ diyeceğim, ama umutlu değilim. Çünkü, Avrupa’nın tek parasıyla da üç yıldır başımız dertte ve Avrupa’nın parasına ne diyeceğiz, hâlâ karar veremedik.

Avrupalı, ortak paraya kendi diline göre bir ad vermiş. Almanya’da oyro, Fransa’da öro, İngiltere’de yuro, Yunanistan’da efro.

Bizde ise kimisi Fransa’daki gibi öro diyor, Almanya görmüşler oyro diyor, çoğunluk ise İngilizcesinde karar kılmış, yuro diyor.

Eskiden ne kolaydı. Avrupa parası deyince akla ilk Alman parası mark gelirdi. Fransız frangı, İtalyan lireti, Hollanda florini, İsveç kronu derken hiç güçlük çekmezdik.

İngiliz parası sterline bazen İngilizlere özenip pound, daha çok da kraliçe derdik.

Gazetelerin bulmaca sayfalarında en ücra Avrupa ülkesinin para birimini bile bilirdik.

Üç yıl önce çoğu iptal edilip tek paraya geçilince olan bize oldu.

Öro, oyro, yuro birbirine karıştı. İstanbul’un Tahtakale esnafı bir ara ‘yumoş’ diyecek oldu, tutmadı. Münevver takımından birisi, ‘Avrupa’nın ilk iki harfi ile Euro’nun son iki harfini birleştirip ‘Avro’ diyelim’ fikrini ortaya attı. İlk başlarda kimse ciddiye almadıysa da Türk Dil Kurumu ciddiye aldı.

TDK’ye göre, ortak para birimi Euro, her ülkede kendi dilinin ses yapısına ve kurallarına göre telaffuz ediliyor. Türkiye’de de aynı şekilde olmalı, yani ‘Avro’ demeliyiz.

TDK’nin söylediği bana göre de doğru. Devletin radyo televizyonu TRT’nin de aklı yatmış olmalı ki, bir süredir avro deyip, milleti alıştırmaya çalışıyor.

Fakat bu şekilde ortaya çıkan isim milletin fikrini bozmaya bire bir. Nitekim, üç yıl kafalar karıştığında Paris Radyosu’ndan Uğur Hüküm “Avro olmaz, gelin buna yavru deyin” diye akıl vermişti ya; “yavru” gene dillere düştü.

Tabiii Uğur Hüküm Paris’te. Banka memuresine rahat rahat “Hesabımdan üç beş yavru istiyorum” diyebilir. Kendisi neyi kasteder, banka memuresi hanım ne anlar, kendileri bilir. Gelsin Türkiye’de aynı numarayı çeksin, görelim.

Avrupa’nın parasına TDK’nin doğrusunu önerdiği gibi avro demeye milletin dili alışır mı, emin değilim.

Yabancı piyasalarda yaprak kımıldasa zelzele geçiren Türk piyasasından yana hiç umutlu değilim.

Çünkü burası Türkiye!



Dil Bayramı’nda öksüz Türkçe

13 Mayıs, Karamanoğlu Mehmet Bey’in “Bugünden sonra divanda, dergâhta, bârgâhta, mecliste, meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır” diye ferman yayınlamasının 728’inci yıldönümüydü. Karaman’da Dil Bayramı olarak da kutlanıyor. Türk devletini yönetenlerden Cumhurbaşkanı Sezer dışında ilgi gösterene rastlamadım.

Dil Bayramı’nda Türkçe öylesine öksüz öylesine yetim ki, ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Hiç değilse şu kadarını söylemiş olayım.

Büyük Amerika’nın sığ kültürü ‘Küçük Amerika’nın yerli kültürünü bastırınca Türk dili işgal altındaki Afganistan’dan beter oldu.

Türkçe’nin dilbilgisini yitirdik.

İmlâsını yitirdik.

Noktasını, virgülünü, kurgusunu, vurgusunu, hepten yitirdik.

Türkiye’de Türkçe’yi yitirdik.

Bülent Ecevit’in “olanak, olasılık” sözcükleri bile tarihe karıştı, artık, possible deniliyor.



Türkçe sizlere ömür

Türkiye ve Türkçe globalizasyon prosesinde inanılmaz transforme oldu.

Telekominikeyşin araçları, medya sentır plazalarında üslendi; sky, nambırvan, şov, flaş, star, entivi, dicitürk, sienbisi, kanal, kanalet, kanalizasyon tivilerde televole, ekodiyalog, prömiyer lig, futbol mondial, tele magazin, magazin forıvır programları izleniyor.

Buzinismenler fast food sektöründe yaptıkları investimınlarda, müşterilere çizburger hamburger ikram ediyorlar.

Alış verişler, stor, karfur, şopping sentır, şarküteri, grosmarket, bijutri, galleryada yapılıyor. Müzayedeler, eskidjilerde, demolar maydanozşovlendde düzenleniyor.

Hastalar intırneyşinıl hospitalde rehabilite ediliyor, ilaçlar farmacilerden alınıyor.

Tatilde kampinglere, holidey inlere gidiliyor; tatil dönüşü privat villalarda ekspressolar höpürdetiliyor; badişeypırlarla karın yağları eritiliyor.

Sporcular, faynıl furlarda asistleşip çerçeveyi buluyorlar, ferpley atmosferinde hettrik yapıyorlar.

Aylak ömürler kafebarlarda, snacbarlarda tüketiliyor. Gençler, internet kafelerde nikneymi tıklayıp pesvördü girdikten sonra çetleşip çetleşip imelleşiyorlar.

Anayasa’da hâlâ “Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dili Türkçedir” diye yazıyor; ama, “Geçmiş olsun” ya da “Good morning”

Devlet büyükleri “Adriyatikten Çin seddine kadar uzanan Türk dünyası” diyorlardı; bu coğrafyada yolculuğa çıkınca kendilerini Amerikan kauntrisinde, Avrupa provensinde ya da bizim sitide buldular.

Ekonomi düzelebilir, siyasete çekidüzen verilebilir, sağlık, eğitim, belediye, maliye, harbiye, mülkiye, tıbbiye hepsi bir gün yola gelebilir. Ama Türkçe gitti mi gider, bir daha gelmez.

Türkçe gitti gider dedik de aklımıza bir Temel fıkrası geldi.



Üç dil

Temel ile Dursun Sultanahmet’te gezinirken bir turist kendilerine adres sorar.

Turist İngilizce sorar, bizimkiler anlamaz.

Turist Almanca sorar bizimkiler anlamaz.

Turist Fransızca sorar bizimkiler yine anlamaz, ayrılırlar.

-Ula Dursun bir yabancı dil öğrenemedik gitti, der Temel.

Dursun’dan yanıt:

-Ula Temel, yabancı dil öğrensek neye yarayacakki? Bak adam üç dil biliyor yine derdini anlatamıyo.

Burası Türkiye. 

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Türkçe Paramparça ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1909
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 4790414
Syndicate
 
left
Top! Top!
right