left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Küresel Çapta Bir Model Gerekli Yazdır E-posta
Yazar Dr. Ali Kemal Özcan   
Wednesday, 08 June 2005

 Image

'VELİ AY/DİHA


Sosyolog Dr. Ali Kemal Özcan, konfederalizmin çok büyük örgütlenmeler yerine, küçük küçük yerelleşmeleri geliştirdiğini bu nedenle devlet aygıtı yerine yerellerde sorunların çözülmesini getirdiğine dikkat çekerek, 'Aslında bu kapitalizmin küreselleşmesine, globalizasyonuna karşı sosyalist çüzüm modelidir' dedi. Özcan Kürtlerin bir devlete ihtiyacı olmadığına dikkat çekerek, 'Yani yerellerde iş kolları olsun, etnisiteler olsun, kültürel gruplar olsun, kadın örgütlenmesi olsun. Kendine göre, kendi reel koşullarına göre örgütlenmeleri olsun.

Konfederalizm budur biraz. Konfederalizm federasyon örgütlenmesidir. Federasyonu Öcalan etnik federasyon olarak ele almıyor. Etnik federasyon Güney için biraz daha uygun. Yani o konuda Irak koşullarına biraz uygun. Türkiye gerçeğine, Türkiye'de ki halkın demografik koşullarına uygun değildir' dedi.

Ortadoğu'da Filistin-İsrail çekişmesiyle sürekli gündemde olan milliyetçilik konusu son dönemde Irak'ta yapılan seçimlerde iyice gündeme oturdu. Türkiye'de milliyetçi Türk kesimleriyle, Kürt milliyetçileri arasında yaşanan tartışmalarda gerginlik artarken, milliyetçilik, devletsiz yönetimler ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın gündeme getirdiği demokratik konfederalizm konusu üzerine Dr. Ali Kemal Özcan ile konuştuk.


'Milliyetçilik ideoloji değil bir politikadır'

Milliyetçiliğin Marksist literatürde burjuva ideolojisi olarak tanımlandığını belirten Özcan, ancak ideoloji dendiğinde, sistematik bir düşünce biçiminin, bir doktrin bir teorizasyonun anlaşıldığını bu nedenle milliyetçiliğin bir ideolojiden daha çok bir politika olduğuna dikkat çekti. Milliyetçilik konusunda koyun ve kasap ikilemini örnek veren Özcan, halkın saflık ve temizlik anlamında 'koyun' olduğunu belirterek, 'Koyun can derdindedir. Canı nedir, etnik özellikleridir, dilidir, kültürüdür, gelenekleridir. Genel olarak etnik kimliğidir' dedi ve belirli sınıfların ise 'kasap' rolünde olduğunu belirterek onların da derdinin et olduğunu söyledi.

Milliyetçiliğin iktidarı ele geçirmek için ihtiyaç duyduğu yerde etnik öğeleri, etnik karakterleri, etnisitenin olmadığı yerde de resmi ideloji sosyalist ideolojiyse sosyalist ideolojiyi dahi kullanabildiğini belirten Özcan, bunun en iyi örneğinin de Sovyetlerde yaşandığını ifade etti. 'Yoksa Lenin'in önderliğinde başlayan Ekim Devriminin sonucunun bu olması mümkün değildir' diyen Özcan, bu nedenle milliyetçiliği tartışırken kitlelerde kullandığı sloganlardan öteye, onun neyi geliştirdiğine bakmak gerektiğine işaret etti. Amerika'nın Ortadoğu'ya müdahelesi ile birlikte milliyetçiliğin arttığına dikkat çeken Özcan, Amerika'nın en iyi kontrolu Kürtler kanalıyla sağlayabileceğini düşündüğü için Kürtlere oynadığını belirtti ve 'Ama Amerikanın bir gerçeği var ki, ilişki kurduğu devletlerin bir geleceği olmuyor. Bu anlamda öyle Amerika'ya dayanarak bir devletleşmenin bir yararı olacağını düşünmemek gerekiyor' dedi.

'Kuzey Kürtleri milliyetçiliğe prim vermez'

Öcalan'ın İmralı savunmalarının tüm klasik ulusal kurtuluş hedeflerinden vazgeçişi ifade ettiğini belirten Özcan, buna rağmen potansiyel bir güç olduğu zannedilen devlet arzusuna, Öcalan'ın devlete karşı çıkışına, Güneydeki yeni oluşuma temkinli ve mesafeli yaklaşımı ve uyarıcı yaklaşmasına rağmen, Kürtler içinde Öcalan'ın karizmasına, önderliğine bir itiraz bulunmadığını söyledi ve 'Ama bu da gösteriyor ki, Kuzeydeki Kürt hareketi, aslında sosyolojik olarak, potansiyel olarak, kitlesel olarak, milliyetçiliğe prim verecek, ona umut verecek bir durumda değildir' dedi.

'Türkiye'nin anti-Kürt yaklaşımı

Amerikanın desteğiyle gelişen Kürt devletleşmesinin, Türkiye'de sağ çevrelerden, faşist çevrelerden, devlet çevrelerinden bir takım tepkiler geliştiğine dikkat çeken Özcan, 'Yani Kürt adına Kuzey Irak'da ne gelişme varsa tepki ile yaklaşma var. Çok tehlikeli bir durum. Aslında Kuzey Kürtleri için de marjinal olan milliyetçiliğin cidi bir biçimde pompalanması durumu var. Türkiye kürtlerinni coğrafyası sadece Türkiye Kürdistanı değil. Türkiye Kürtlerinin yarısı hatta yarısından fazlası Türkiye coğrafyasında yaşıyor. Türkiye Kürtlerinde vatanıdır.

Öcalan'da değiniyor; ortak vatan. Zaten sınır olarak ayırmak mümkün değil, demografik olarak bunu ayrıştırmak mümkün değil. Bir Kürt milliyetçiliğinin gelişmesi, yani Türk devletinin Güney'deki her hangi bir gelişmeye anti-Kürt bir yaklaşım tepkisel hakaret edici yaklaşımı Türkiye Kürtleri arasında Kürt etnik milliyetçiliğini kışkırtma pompalama gibi bir gücü söz konusudur. Bu tehlike geliştiğinde yalnız Kürtler değil, hem Kürtler hem Türkler, böyle tehlikeli bir yaklaşım içine girer' uyarısında bulundu.

'ABD milliyetçiliği körüklüyor'

Özcan, ABD'nin bir yandan Öcalan habire 'terörist', '30 bin kişinin katili' veya 'PKK terör örgütü' şeklinde sunduğunu, diğer taraftan da PKK ile diyaloğu koparmadığını ifade ederek, 'Yani kendisinin değil, Türkiye'deki hem kamuoyunu hem devleti PKK'nin üzerine sürüp milliyetçiliği yükseltmek istiyor' dedi. Karşılıklı milliyetçiliğin önüne geçmenin yolunun, Öcalan'dan etkilenen Kürtlerle sağlıklı bir diyaloğa girmek olduğunu belirten Özcan, 'Türkiye'deki demokratik çevreler, Türkiye'deki sol çevreler, gerçekten Türk halkının etnisitesini sevenlerin, Anadolu'da Türk varlığını gerçekten düşünenlerin Öcalan'ın savunmasına ciddi bir şekilde yaklaşması gerektiğine inanıyorum. Bu konuda önemli açılımlar var' dedi. Özcan, Öcalan'ın '30 bin kişinin katili', 'terörist başı' şeklindeki sunumu herkese zarar vereceğini ifade ederek, devlet yetkililerinin Öcalan'a karşı halen eski terminilojiyi kullanmasının anti-milliyetçi, demokrasiye açık, anti-şiddet Öcalan eğiliminin zayıflamasına neden olacağı uyarısında bulundu.

'Türkiye'deki marjinal Kürt milliyetçiliği şimdi umutlanıyor' diyen Özcan, şunları ifade etti: 'Yani bunlar kendi aralarında 'bakın Türkiye'nin muhalefetine rağmen Güney'de bir devlet çıkarabildik. Yakında Türkiye'de de bir devlet çıkarabiliriz' şeklinde konuşuluyor. Haydan gelen huya gider diye bir şey var. Başkasının sana sunacağı vatanda özgürlük olmaz. Amerika'nın sana sunacağı vatanda özgür yaşayamazsın.'

'Kırılma sessiz olmaz'

Türkiye'nin önündeki tehlikenin de bu olduğunu ifade eden Özcan, Türkiye yöneticilerinin klasik tutumlarının sürdürmeleri halinde, 'Habire inkar, habire bitirelim, habire Kürt adına ne varsa muhalefet edelim diye devam ederse, sonuçta böyle isteyip istememekle de olmuyor. Toplum taşar. Türkiye'deki bir kırılıp dökülme, Türkiye'deki çatlak Iraktaki kadar sessiz olmaz. Buradaki kırılıp dökülme çok büyük olur. Halklar birbirine kırdırtılır. Bunu farketmeyen Türk de, farketmeyen Kürt de hele hele bir aydın ise halkına ihanet içinde olacaktır' dedi.


Konfederalizm...

Milliyetçiliğin önüne geçebilmek ve olası tehlikeleri bertaraf etmek için Öcalan'ın devletsiz çözüm önerilerini savunmalarında sunduğunu ifade eden Özcan, sosyalist doktrinde 'devletin proleter kesim tarafından ele geçirilip demokratikleştirilip zaman içerisinde kendisinin de devleti yok etmesi' şeklinde teorize edildiği hatırlattı.

Öcalan'ın 'devletsiz bir çözüm nasıl olabilir' tartışmasını açtığını ifade eden Özcan, 'Öcalan devrimci dönem bitti diyor. Evrimci dönem başladı diyor. Bir devleti yıkıp yerine yenisini kurmak böyle yok etmek değilde, devleti evrimsel bir süreç içerisinde içerden yok olmasını sağlamayı hedefliyor. Konfederalizm aslında şudur; bir sınıf adına, devletten çok, etnisiteler adına devletten çok, grup ve grupçuklar adına, yerellikler adına örgütlenmeler demektir' dedi.

'Yerellerde örgütlenme'

Konfederasyon örneklerine sendikal konfedarasyonlar olan DİSK ve TÜRK-İŞ örneğini veren Özcan, şunları dile getirdi:

'İşçi sınıfının örgütlenmesidir. Devlet midir, hayır. Kayseri'de ki cam fabrikasında çalışanların örgütlenmesi vardır. Aynı cam işçisinin Paşabahçe'de örgütlenmesi vardır. Bu türlü örgütlenmeler biraraya gelip federasyonu oluşturuyor. Federasyonlarda biraraya gelip konfederasyonu oluşturuyor. Öcalan aslında şimdi yeni bölücüğe başladı.

Sosyolojide bunun için örgütsel kristalizasyon terimi kullanılır. Yani çok büyük örgütlenmeler yerine küçük küçük yerelleşme, aslında bu kapitalizmin küreselleşmesine, globalizasyonuna karşı sosyalist çüzüm modelidir.

Enternasyonal dayanışmaları reddetmeden. Her yerelin kendine özgü genelde olmayan sorunları vardır. Yerelde aynı iş kolunda bile Elazığ'daki iş kolu ile Kayseri'de ki iş kolu farklılıklar gösterecektir. Elazığ için verdiğin reçete Kayseri'deki sorunu çözmeye yetmeyebilir. Yani bu anlamda konfederalizmi eğer gündeme koyarsak, tartışabilirsek, devleti bölmenin önüne geçebiliriz. Yani Öcalan, daha çok bölerek bölücülüğün önüne geçiyor.'

'Konfederalizm yerellerde örgütlenmedir'

Türkiye'deki Kürtlerin 'zaten kardeşim bir devlet başımıza bela olmuş, ikinci bir devleti de başımıza bela etmeyelim' yaklaşımında olduklarını belirten Özcan, 'Kürtlerin devlete ihtiyaçları yok. Yani yerellerde iş kolları olsun, etnisiteler olsun, kültürel gruplar olsun, kadın örgütlenmesi olsun. Kendine göre kendi reel koşullarına göre örgütlenmeleri olsun. Konfederalizm budur biraz.

Konfederalizm federasyon örgütlenmesidir. Federasyonu Öcalan etnik federasyon olarak ele almıyor. Etnik federasyon Güney için biraz daha uygun. Yani o konuda Irak koşularına biraz uygun. Türkiye gerçeğine, Türkiye'de ki halkın demografik koşullarına uygun değildir' dedi.

'Federasyon çağdışı değil, çağiçidir'

En son Kürt aydınlarının Avrupa'da yayınladığı ilan üzerinde yaşanan tartışmalarda Leyla Zana'nın 'federasyon çağdışıdır' şeklindeki sözünün yanlış olduğuna dikkat çeken Özcan, 'Federasyon çağdışı değil, Türkiye'deki gerçeğe aykırıdır. Yoksa demokratik federasyon örnekleri var. Ve çağdışı değil, çağ içidir' diye konuştu. Nüfus olarak sentez Türkiye Kürdü'nün daha fazla olduğunu belirten Özcan, 'Nüfus olarak İstanbul en büyük Kürt şehridir deniyor. Şimdi Kürdistan da kurulacak bir federasyon, İstanbul'da ki Kürtlerin neyine cevap verecektir. İzmirdeki, Antalya'da ki Kürdün neyine cevap verecektir' dedi.

'Türkiye'nin geleceği'

Türkiye Kürtleri arasında iki çeşit Kürt geliştiğini belirten Özcan, 'Birincisi azınlık olan, Güneydeki Kürt devletleşmesine dayanarak, ilerde Amerika Türkiye'ye müdahele eder, parçalar biz Kürtlere de bir şey düşer diye düşünen milliyetçi, marjinal gafil Kürtler, birde Öcalan'ın çizgisinin etkisinde olan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet olarak da yıkılıp dökülmesinde kendisine bir şey kalmayacağını aklı başında sentez Kürtler vardır. Nüfus olarak da çoğunluktadır, hem entellektüel orakda daha gelişmiştir. Türkiye'nin geleceği, Türkiye'nin parçalanmasını istemeyen sentez Kürtler dediğimiz bilinçli Kürtlerde dir. Öcalan da bu projesini de bu kitle üzerine kuruyor' şeklinde konuştu.

'Türkiye Kürtleri ile diğer ülkelerdeki Kürtler arasında ciddi farklar var'

Özcan, Kuzey Irak'taki Kürtler ile Türkiye'de Kürtler arasından ciddi sosyolojik farklar bulunduğuna işaret ederek, 'Asimilasyonun getirdiği farklı sonuçlar var. Türkiye Kürtleri hayli farklılaşmış ve hayli ciddi Türk kültürünü almış adeta sentez bir Kürt oluşmuştur. Marksist gelenekli bir hareket tarafından da, -devlet politikalı bir hareket değildir- kitle yönlendiriliyor. Sonra demografik yapılarda da ciddi bir fark var' dedi. Nüfusun dağılımı konusundada İran, Suriye ve Irak ile Türkiye'deki Kürtler arasında ciddi farklar bulunduğunu belirten Özcan, 'İran'da kalan Kürdistan parçasıyla, Irak'ta kalan Kürdistan parçasının devletleşmeye yatkın bir millileşme, ulusal devletleşme zemini vardır. Ama Türkiye'de bu yoktur. Kuzey Kürtleri hem demografik olarak Türkiye coğrafyasına yayılmışlar, hem de ciddi anlamda Öcalan önderliğinin etkisindedirler' dedi.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Küresel Çapta Bir Model Gerekli ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1994
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 5470449
Syndicate
 
left
Top! Top!
right