left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow I - Ö arrow Mihraç Ural arrow İtler Epeydir Ürüyor, Demek ki Kervan Yürüyor!
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
İtler Epeydir Ürüyor, Demek ki Kervan Yürüyor! Yazdır E-posta
Yazar Sarp Kuray   
Friday, 29 July 2005

Abdullah Öcalan’ın avukatları aracılığı ile gönderdiğim selama “Tam Sarp’ın zamanıdır” yanıtını vermesi üzerine, bir takım onursal CIA ve Alman gizli servisi ayakçıları, kulübelerinden salınıp havlatılmaya başlamışlardır. Bu soysuz kişilikli kilise dilencilerine yönelik “Onursal” sözcüğünü kullanıyorum. Çünkü, böylesi zekası kıtlara, servislerinde pek metelik vermediğini ve görevlerinin sadece işaretle havlatılma olduğunu düşünüyorum.

Bu şaklabanlar içinde başa güreşen İbrahim Seven, Sait Aydoğmuş ve Yaşar Kaya üçlüsünden soysuz İbrahim kokarcası haricinde, diğer iki soytarıyı hiç tanımam, tanımamış olmayı da bir kazanç sayarım. Onların da beni kulaktan dolma ya da hakkımda çıkan bazı yanlı yayınlardan gıyaben tanıdıklarını sanıyorum. Bu güne kadar bu şaklabanlar üzerinde yazılı hiçbir değerlendirmem olmamıştır. Dikkatimi de çekmemişlerdir.

Bu iki soytarı biraz adam olsalar, şu soruyu sorma hakkımın olacağını düşünüyorum: Tanımadığınız bir insan hakkında bir karara varırken kendisine savunma hakkı verdiniz mi? Adam olmadıkları için ve genelev ağzına yatkın olduklarından bu soytarılarla devrimci bir zeminde tartışma yapılmayacağı bilincindeyim. Böyle bir soruyu bunlara yöneltmek, onlara hak etmedikleri bir değer vermek olur. Ayrıca bu iki soytarı ajan müsvettesi şunu iyi bilmelidir ki : referans olarak kullandıkları benim hakkımda karar veren ve yayın yapan kurum ve yazarlardan kimileri ; hatalarını anlayıp efendice tamir yoluna girmişler, kimileri : özeleştiri yapmışlar, kimileri; seslerini kısmışlar, geri kalan kimileri de; haklarında tazminat davası açarım korkusuyla ödleri patlayıp tam siper olmuşlardır. Siz iki soytarı göreviniz gereği havlamaya devam edecekseniz bu sizin bileceğiz bir iş olacaktır. Yalnız şunu hiç aklınızdan çıkartmayın bu güne kadar “Deyyusu ekber” lere hiç pabuç bırakmadım. Şimdilik Alman kemiğini yalamaya devam edin. Tavsiyem benimle uğraşmaktan vazgeçmenizdir.

Soysuz İbrahim Seven’i, 1970’lerde Sosyalist Gazetesi Ankara bürosuna sığındığı günden beri tanırım. Yapısını beğenmediğimden kendisi ile pek samimi olmamışımdır. Şam’da yapılan “Devrimci Birlik” toplantılarında Abdullah Öcalan’ın karşısında her zamanki gevşek ve yalaka tavrıyla sustalı maymun gibi nasıl oturduğunu ve her söylediğine nasıl kafa salladığını yakından izlemişimdir. Aşağılık kompleksi içinde bu günkü saldırılarının, yalancı kabadayılıklarının incelenmesi sanıyorum psikologların ilgi alanına girmektedir. Benim açımdan bu belkemiksiz insan kopyası bu gün için dişlerini fırçalamaya karar vermişse çok önemli bir işi başarmış olacaktır. Başka bir işe zaten yaramaz. Nasname çukurunun yazarı olmakta ona çok yakışıyor. Hayırlı olsun.

Gelelim, bu şarlatanlar arasından bazılarını ve yeni heveskarları yerinden zıplatan son sivil girişim çabamıza: Yeniyol Sitesi yazar kadrosundan, benimde içinde yer aldığım bir grup arkadaşımızla birlikte bir “Sivil Girişim” etkinliğini başlatmış bulunuyoruz. Etkinliğimiz kendi çapında, dayatan bir devrimci görevi yerine getirebilme çabasıdır. “Aydın Bildirileri” gibi girişimlerle ruhça ve düşünce planında hiçbir ilişkimiz yoktur. Etkinliğimizin ana istikameti; Abdullah Öcalan’ın özellikle İmralı’da kaleme aldığı iki bin sayfayı bulan savunmalarındaki yaklaşımlarının, ayırım yapmaksızın her yere ve her çevreye taşınması ve aktarılmasıdır. Bize göre her geçen gün biraz daha saklı hale getirilen bu savunmaların gün yüzüne çıkarılması ve aktarılması devrimci bir görevdir. Etkinlik açık, kimseden saklı tutulmayan barışa, silahsız ve çatışmasız bir ortama ve çözüme yönelik alçak gönüllü bir çabadır. İlk adım olarak DEHAP yöneticileri ile konuşulmuş ve kendilerine birlikte hareket etme önerimiz aktarılmıştır. Şahsım adına şunu açıkça belirtmem gerekir ki; çabam hiçbir zaman Kürt demokratik hareketinin içinde yer alma yönünde değildir ve olmayacaktır. Ancak 934 yıldır birlikte ve iç içe yaşanılan bu ortak vatanda ABD emperyalizmine ve onun kuyruğunda sürüklenen Avrupa emperyalizmine karşı devrimci bir program etrafında birlikte hareket edebilme zemini sonuna kadar aranacaktır ve yolu mutlaka bulunacaktır.

Abdullah Öcalan’ın da “Tam Sarp’ın zamanıdır” demesi: beni tanıması ve 68’li bir devrimci olmamdan kaynaklanmaktadır. Benim şahsımda 68’lilerin düşünce ve davranışına yönelik bir çağrıdır. Kendisi ve Ankara grubu diye nitelenen tüm Kürt devrimci arkadaşlar bu hareket içinden çıkmışlardır. Abdullah Öcalan’ın “Demokratik Cumhuriyet” , “1920’lerin Güncelleşmesi” , “Gerçek DTH projesi” ve “Eşit ve özgür yurttaşlık temelinde ortak vatan” çözümlemeleri ile 68’lilerin “Demokratik Halk Devrimi” stratejileri örtüşmektedir. İşte tam bu noktada birlikte hareket etme tarihsel bir zorunluluk olarak önümüzde durmaktadır. Abdullah Öcalan’ın tabiriyle “Ateş Topu” yalnızca O’nun elleri arasında kalmamalı herkes bu ateşe elini uzatmalıdır. Bu yolda yanmak bir devrimci için onurlu bir yoldur.

Ülkemize dayatılan yol ayırımında, sivil girişim çabamız içinde bulunan Dr. Ali Kemal Özcan’ın belirttiği gibi “eşiğine dayandığımız ‘kapı’ bize fazla seçenek vermiyor iki yol kalıyor: Türkiye’nin Iraklaşması veya ortak vatanlaştırarak dünyaya bir Ortadoğu ‘ders’ i vermenin yurdu haline getirilmesi.” Seçenekleriyle karşı karşıyayız. Öcalan’ın bu konudaki açılımları çok açıktır, hiçbir spekülasyona konu olamaz.

Evet bu etkinlik çerçevesinde Yeniçağ Gazetesine gidilmiştir. Bu gazetenin sorumlu yazarlarından Aslan Bulut ile yukarıda sınırlarını çizdiğimiz çerçeve içerisinde sorumluluğumuzu bilerek saatler süren bir sohbet toplantısı yapılmıştır. Bu konuşmaların kayıtlı olmamasına rağmen Aslan Bulut büyük bir sorumluluk içerisinde Dr. Ali Kemal Özcan ile yaptığı konuşmalara hiç bir şey eklemeden nesnel bir şekilde aktarmıştır. Bundan rahatsız olan çevreler şunu çok iyi bilmelidir ki bu tarz ziyaretler ve toplantılar devam edecek ve her yerde, her çevrede görüşlerimiz tekrarlanacaktır.

Önümüze çıkan bu onursal ajanların! Ötesinde gerçek tehlike Abdullah Öcalan’ın “Taktik” yaptığı konusunda yaygınlaştırılmaya çalışılan dedikodular ve yayınlardır. Bundan sonraki yazımızda ülkenin orijinal sınıf ilişki ve çelişkileri içinde bu konuyu değerlendireceğiz. 

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar
sarp abi dün sana selam yazdım bugün yorum yazmaya çalışacağım.abi itler hep ürümekte ama sen ülkeye geldiğinden bu yana onurlu bir tavır sergiledin.i.sevenin nasnamesindeki aşağılık ifadeleri okumuştum şu an seni de okumaya başladım çok mutluyum ve biliyorum ki SARP KURAY bu tür çakallara gereken cevabı veriyor ve verecektir saygılar i.petek MERSİN
Gönderen ibrahim petek (antepli) on Wednesday, 29 November 2006 at 11:07


 1 
Sayfa 1 / 1 ( 1 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: İtler Epeydir Ürüyor, Demek ki Kerv... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right