left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Bugün Deniz'lerle Buluşmak, Deniz'lerle Yaşamak,Her Zamankinden Daha Fazla Önem Taşıyor Yazdır E-posta
Yazar Tuncay Çelen   
Thursday, 05 May 2005

BAĞIMSIZLIĞI, DEMOKRASİYİ VE SOSYALİZMİ savunan , emperyalizme, faşizme ve her türlü gericiliğe karşı mücadele veren, 68 gençliğinin simgeleri

DENİZ GEZMİŞ, HÜSEYİN İNAN ve YUSUF ASLAN

6 Mayıs 1972 tarihinde idam edildiler.

İdam kararı, ABD’nin yönlendirmesiyle iş başına gelen,12 Mart faşist cuntasının talimatıyla 9 Ekim 1971 tarihinde Ankara 1 numaralı Sıkıyönetim Mahkemesince verildi. Gerekçe olarak “ Anayasanın bir bölümünü yada tamamını zor kullanarak ortadan kaldırmak” suçunun işlendiği belirtildi. Mahkeme Başkanı Tuğgeneral Ali Elverdi, duruşma yargıcı Albay Ahmet Tetik üye yargıç Mehmet Turan kararı imzalayıp kalemlerini kırdılar.

16 Mart 1972 TBMM'de idam kararının infaz edilmesine ilişkin yasa 283'e karşı 53 ret oyuyla onaylanarak senatoya gönderildi. Senatoda oylamaya katılan 141 senatörden 105'i Denizlerin asılmasına ''Evet'' dedi.

24 Mart 1972'de ölüm cezalarının infaz edilmesine ilişkin yasa Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından onaylandı ve 25 Mart 1972 günü resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü ''17 Mart 1972 tarihli ve 1576 sayılı Ölüm Cezalarının Yerine Getirilmesine İlişkin Yasa'' nın usul ve esas yönünden iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Bu istem 7'ye karşı 8 oyla kabul edildi ve iptal kararı verildi.

24 Nisan 1972'de idamların yerine getirilmesine ilişkin yasa yeniden TBMM'de onaylandı.

İdam kararına 276 milletvekili "Evet", 48 milletvekili de "Hayır" dedi..

2 çekimser vardı. 115 milletvekili de oylamaya katılmadı..

İsmet İnönü, Bülent Ecevit, Mehmet Ali Aybar, Muammer Erten, Necdet Uğur retçiler arasındaydı.

Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, İsmet Sezgin, Nahit Menteşe, Hasan Korkmazcan, Oğuz Aygün, Necmettin Cevheri, Zeki Çelikel, "Kabul" dediler.

Necmettin Erbakan, Osman Bölükbaşı, Hüdai Oral, Mustafa Timisi, Orhan Kabibay, oylamaya katılmayanlardandı.

İlk verilen “idam kararını” Anayasa mahkemesine başvurarak “usülen iptal” ettiren CHP; bu sefer her nedense kararın “esastan” bozulması için, Mahkemeye yeniden başvurarak bu kararı da iptal ettirebilir veya en azından infazları geciktirebilecekken ; bu yola başvurmadı.

2 Mayıs 1972'de yasa senatoda da onaylandı.

5 Mayıs 1972'de gece yarısından sonra Deniz, Hüseyin, Yusuf, Mamak Cezaevi'nden alınarak Ankara Merkez Cezaevi'ne getirildi. 5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan gece saat 01.25'te Deniz, 02.25'te Yusuf, 03. 25'te Hüseyin idam edildi.

*******

Onları ipe gönderenler unutuldu. Onları kimse hatırlamıyor. Onlar sadece , ülkemize, halkımıza, aydınlarımıza, gençlerimize yaptıkları kötülüklerle hatırlanıyorlar. Ama, onlar tarafından idam sehpasına gönderilen, öldürtülen gençler, halkın gönlünde ve bilincinde yaşıyorlar.

Bugün ülkemizde yaşanan sıkıntılar, yalnızca bugüne ilişkin sorunlardan kaynaklanmıyor. Ülkemiz bu bunalımlı günlere ülke bağımsızlığından ödünler verile, verile getirildi..

Tam bağımsızlığı savunanlara sehpa kuranlar, 12 Mart Muhtırasını verenler, 12 Eylül kabusunu ülkemize yaşatanlar,ülkemize değil, sadece ABD’nin politikalarına hizmet ettiler. ABD, dünyada kabaran anti-emperyalist dalgayı bastırmak için Güneydoğu Asya da savaş yolunu seçerken Yunanistan’da, Türkiye’de ve Şili’de askeri darbelerle aynı politikayı devam ettirdi. Üç kıtada diktatörlüklerini ilan eden ABD ve NATO müttefiki rolündeki sözde milliyetçi, anti-komünist, generallerin tümü aslında aynı amerikan ipliğinden dokunmuşlardı. Aralarındaki fark ayrı coğrafyaların ayrı motiflerini taşımalarından ibaretti.

Hepsi Amerikan dostu, hepsi kendi halkına düşman, hepsi işkenceci, hepsi IMF’ci hepsi NATO’cu ve gladyocuydu! Tümü de arkalarında yüzlerce, binlerce işkence ve cinayet dosyası bıraktılar. Hepsinin adları yolsuzluklara, rüşvete karıştı. Arkalarında daha yoksul, daha acılı, daha az özgür halklar ve ülkeler bırakarak gittiler..

Türkiye’de de bunları hep birlikte yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz. 12 Martları, 12 Eylülleri unutmadık. Sahte “yurtseverler”, sahte “solcular” , sahte “ Atatürkçüler” hep, gerçeklerinin, karşısına çıkarılmadı mı? Mustafa Kemal’in “Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye” ereğini gerçekleştirmek için yola çıkan gençler, kendilerine “Atatürkçü” diyenler tarafından, komplo, cinayet, idam, işkence ve kitlesel tutuklamalarla etkisizleştirilmedi mi ? Bu ülkede ABD’nin çıkarlarını savunan “sol”, “sağ”, partiler kurdurulmadı mı? Yasalardan muaf, siyasal iradeden özerk, hazineden beslenen, cepleri para dolu, silahlandırılmış “çeteler” oluşturulmadı mı ? Adları yüzlerce komploya, cinayete, yasadışı faaliyete karışan , “susurlukta” bir kısmı tesadüfen ortaya çıkan bu “çetelere” dokunulabildi mi ?

Ne yaman çelişkidir ki ; emperyalizme karşı çıkanlar, 6. Filo erlerini denize dökenler; ülkenin bağımsızlığını, emeğin hakkını isteyenler,1961 anayasasını savunanlar cezaevlerine atıldılar, işkencelerden geçirilirdiler ve idam edildiler.

Ama, dün gizli anlaşmalarla Türkiye topraklarını ABD’ye peşkeş çekenler- “üs yoktur, tesis vardır”, “ Bu anayasa ile memleket idare edilemez.”, “Bu anayasayı değiştirmek gerekmektedir.” diyenler ; 12 Mart, 12 Eylül faşist cuntalarıyla bizzat 1961 anayasasını ortadan kaldıranlar hala ellerini kollarını sallayarak geziyorlar.

Dün, “Bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz”, diyen ; yurtsever gençliğe, hak isteyen emekçiye, özgür düşünen aydına tetik çeken, pusu kuran, bomba atanları koruyan bay Demirel bugün hala:

: "Devirler değişiyor. Bundan 30 sene evvelin şartları bugün yoktur. Başka şartlar vardır. Bugünkü şartları düne götürerek düşünemezsiniz, çok yanlış olur. Binaenaleyh insani tarafını düşündüğümüz zaman, kimsenin, karıncanın incinmesine razı olmayız. Fakat bir olay var: Hikmet - i idare, devletin bekası gibi kavramlar bizim geleneklerimizde vardır. Padişahlar, kardeşlerini, çocuklarını astırmıştır. “diyebiliyor. “demokrasi havarisi” havalarında hala ahkam kesebiliyor. Yurtseverliği kimselere bırakmıyor.

Dini siyasete alet ederek, Islami kullanarak iktidara gelen AKP , Irak’ta camiler bombalanırken, çocuklar, kadınlar öldürülürken, evler, ekinler yakılırken , karşı çıkmak bir yana ABD vahşetine destek verebiliyor.

Dünyayı tek başına hegemonyası altına almaya çalışan ; Irak’ı işgal eden ABD ye vatan topraklarını açabiliyor.

Bugün halkımız emperyalizmi ve işbirlikçiklerini tüm çirkinlikleriyle yakından tanıyor.

Dün, daha gerçekler bu kadar açık seçik görülemezken; ABD emperyalizmin , yüzü bu kadar ortada değilken, bu çirkinliği tüm çıplaklığı ile ortaya seren, hiçbir çıkar gözetmeden , her türlü baskıyı, işkenceyi, ölümü göze alarak ülkesinin bağımsızlığı, halkının mutluluğu için mücadele eden 68 gençliğini ve 68’i daha iyi kavrıyor.

Denizlerin ve 68 gençliğinin , haklılığı tarih önünde kanıtlanıyor.

Bugün onlar bir masal kahramanı değiller. Onlar bugün “6. filoyu unutmayı” diyen gençlerle, SEKA’DA, TEKEL’DE direnen işçilerle, Bergama’da köylülerle, emperyalist işgale ve savaşa karşı meydanları dolduran kamu emekçileriyle. Halkımızla birlikte nefes alıyorlar. Onların mücadelesinde yaşıyorlar.

BUGÜN DENİZ’LERLE BULUŞMAK, DENİZ’LERLE YAŞAMAK,

HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA ANLAM TAŞIYOR.

EMPERYALİST SALDIRILARA, KATLİAMLARA, KİRLİ SAVAŞLARA, SÖMÜRÜ VE İŞGALLERE KARŞI

BUGÜN DENİZLERLE BİRLİKTEYİZ. YÜREĞİMİZLE, BİLİNCİMİZLE ONLARI SELAMLIYORUZ. SELAM OLSUN EMPERYALİZME KARŞI DÖĞÜŞENLERE.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Bugün Deniz'lerle Buluşmak, Deniz'l... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 1994
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 5469586
Syndicate
 
left
Top! Top!
right