left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Cumartesi, 23 Haziran 2018
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
'CHP toparlanma ve direnme platformu' Yazdır E-posta
Yazar http://www.turktime.com   
Pazartesi, 09 Ekim 2017

Gün, derin toplum ve tarih olanaklarına dayanan aydınlanmacı, Cumhuriyetçi birikime sahip çıkmak ve gerici faÅŸizan saldırıyı püskürtmek günüdür.

 

 CHP toparlanma ve direnme platformu

 

68 KuÅŸağının sembol isimlerinden ve Dev-Genç kurucularından Sarp Kuray, yaklaşık 8 yıllık mahkumiyetinin ardından geçen yıl Kasım ayında cezaevinden tahliye olmuÅŸtu. Kuray, 2017 Haziran ayında ise yol arkadaÅŸları ile birlikte CHP’ye katılım kararı almış ve CHP Grup Toplantısında CHP Genel BaÅŸkanı Kemal KılıçdaroÄŸlu tarafından rozet takma töreni düzenlenmiÅŸti.

Kuray, CHP üyeliÄŸinin ardından önce Adalet YürüyüÅŸü ve sonrasında Adalet Kurultayında CHP tabanı ile kitlesel olarak buluÅŸma imkanı bulmuÅŸ ve “neden CHP’de olduÄŸunu” hem CHP’lilere hem de CHP dışındaki odaklara anlatmıştı. Kuray, 2019 giden süreçte kendisinin ve arkadaÅŸlarının CHP’yi toparlanma ve direnme platformu olarak gördüklerini söylüyor ve yine Kuray’a göre bu sürecin lokomotifi; toplumda büyük karşılığa sahip bir birikimin partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi.

Türkiye devrimci ana damarının, Cumhuriyetin, emperyalizme ve saltanata karşı kurulmuÅŸ bir savunma kalesi olduÄŸunun bilincinde olduÄŸunu vurgulayan Kuray, Ä°kinci Cumhuriyetçi-Liberal çevrelerin Sol ile Mustafa Kemal arasındaki oluÅŸan mesafede önemli rolleri olduÄŸunu söylüyor.

tahayyul.net sitesinden Egemen AldoÄŸan, Sarp Kuray ile 2019’a giden süreci, CHP’nin bu süreçteki sorumluluklarını, Türkiye Solunun mevcut durumunu ve önümüzdeki sürece dair yol haritasını konuÅŸtu.

CHP’ye üye olmanızın ardından bu kararınız oldukça konuÅŸuldu. Olumlu karşılayanlar olduÄŸu gibi eleÅŸtirenler de oldu. Bir kez daha cevaplayacak olursanız; Sarp Kuray neden CHP’de?
Milli mücadeleden bu yana ülkemiz en karanlık döneminden geçmektedir. Cumhuriyet kazanımlarının kaybedilme noktasına geldiÄŸi ve temellerinin sarsıldığı böyle bir tehlike karşısında “Cumhuriyet bizi ilgilendirmiyor” denilemezdi.

Ülkemizde bu gerici faÅŸizan saldırıyı tek başına göÄŸüsleyebilecek devrimci bir organizasyonun olmadığı, parçalara bölünmüÅŸ bir solla cumhuriyeti, barışı ve demokrasiyi koruyabilmenin imkanının kalmadığı tarafımızdan deÄŸerlendirilmiÅŸtir.

Bu gerici saldırı ancak, en geniÅŸ bir ittifak yapısı ile göÄŸüslenebilir. Bu ittifak yapılarının azami program dayatmasından çıkıp, asgari müÅŸtereklerde birleÅŸmesi gerekmektedir. Bir direniÅŸ hattı oluÅŸturulacaksa ancak böyle baÅŸarılı olunur. Güçleri dağılmış bir ordunun bir yerde toplanması kuralının muhakkak iÅŸletilmesi gerekir. Bizim açımızdan böyle bir toplanma yeri konusunda Hayır kampanyası, Adalet yürüyüÅŸü ve Maltepe mitingi bu toplanmanın nerede olması gerektiÄŸini gösterdi. Kimlerin bu gericiliÄŸe teslimiyetin karşısında olduÄŸu, hangi yapının lokomotif bir taşıyıcılık üstlenebileceÄŸi pratik olarak yaÅŸanmıştır.

Unutulmamalıdır ki CHP Cumhuriyet devriminin partisidir. Otel lobilerinde, müteahhit ve taÅŸeron bürolarında deÄŸil, Milli Mücadelenin kan ve ateÅŸi içinde kurulmuÅŸtur. Aynı zamanda birikimli, aydın yığınsal bir gücü vardır. Bizim de aktif olarak katıldığımız Adalet yürüyüÅŸü ve Maltepe mitingi milyonların katılımı ile bitmiÅŸtir. Bu eylemlerin CHP kitlesi dışında bir toparlayıcı niteliÄŸi olduÄŸu görülmüÅŸtür. Hayır Kampanyasında da bu toparlayıcılık kendini gösterdi. Yapılan çalışmalarda gittiÄŸimiz her il ve ilçede CHP’lilerin toparlayıcı bir niteliÄŸi olduÄŸu ve görevi fedakarca yaptıkları bizler tarafından görüldü. Bu süreçte izlenen stratejide ve elde edilen baÅŸarıda Genel BaÅŸkanımız Kemal KılıçdaroÄŸlu’nun büyük payı vardır. Kendisinin kararlı ve cesur tutumu belirleyici olmuÅŸtur. Yine bu süreç göstermiÅŸtir ki, devrimci birikim 1974 ve 1989’de yaÅŸandığı gibi, faÅŸizme ve gericiliÄŸe karşı omuz omuza gelindiÄŸi takdirde Türkiye’de nelerin deÄŸiÅŸebileceÄŸinin umudunu vermiÅŸtir.

Bu nedenlerle devrimciler olarak CHP’yi 2019’a kadar toparlanma ve direnmenin platformu olarak gördük ve yapılan davet sonucunda CHP saflarında yerimizi aldık. Yoksa gidelim ‘sosyal demokrat ‘olalım diye bir derdimiz olmadı. Objektif bir deÄŸerlendirme yaptık. Kitlelerin yoÄŸun olduÄŸu, iç mücadeleden vazgeçip hareketlendiÄŸi takdirde toplumda büyük karşılığı olan bir birikimin içinde 2019’u karşılamak istiyoruz. GidiÅŸin lokomotifliÄŸini CHP yapıyor ve diÄŸer dayanışmalar onun etrafında oluyor. 2019’a kadar bu yapının güçlendirilmesi gerektiÄŸini düÅŸünüyorum.

2017 Türkiye’sinde CHP’yi son mevzi olarak mı görüyorsunuz?
Sorunun muhattabı bizler olmayız. Devrimciler çetin ve zor zamanların insanlarıdır. Objektif ÅŸartlara göre hareket ederler. Dünyanın neresinde olursa olsun, Cumhuriyet faÅŸist bir saldırıya maruz kalmışsa, orada Cumhuriyetten yana tercihlerini koymuÅŸlardır. Ülkemizde devrimci ana damarın Cumhuriyet kazanımlarıyla hiçbir sorunu olmadı. Bu damar her koÅŸulda tam bağımsızlıktan ve Cumhuriyetten yana olmuÅŸtu. Cumhuriyetin emek ekseninde demokratik bir Cumhuriyet olması için mücadele edildi. Bu, Cumhuriyetin, aydınlanmanın inkarı anlamına gelmez. Esas önemli olan CHP’nin üstüne düÅŸen tarihsel misyona uygun davranabilmesidir. Hayır kampanyası ve Adalet yürüyüÅŸünde olduÄŸu gibi Cumhuriyetçi ve aydınlanmacı bloÄŸun kalıcılığını saÄŸlaması gerekir. Bu da yetmez, bu bloÄŸun kalıcı olması için gerekli olan düÅŸünce ve davranış biçimlerinin derinleÅŸtirilmesi de zorunludur.

Peki CHP’deki amacınız nedir? Parti içinde daha etkin bir görev almayı planlıyor musunuz mesela? Yoksa gönüllü olarak örgütlenme desteÄŸi mi veriyorsunuz?
CHP’de bizlerin yer almasının amacı 2019 politik hedefinin dışında, CHP’yi dizayn etmek, mevki makam kapmak deÄŸildir. Bu ilkemiz, hem Genel BaÅŸkanımıza, hem de kamuoyuna partiye katıldığımız andan itibaren çok açık ve net biçimde aktarılmıştır. CHP tabanında büyük devrimci birikim taşıyan partidir ve önemli bir gençlik potansiyeli vardır. Bunlarla omuz omuza olmak, kardeÅŸleÅŸmek en önde gelir. Bugüne kadar parti içinde yaptığımız çalışmaların hepsi bu yöndedir. Davranış biçimimiz 2019 hedefine yönelik hem ittifak bloÄŸunun, hem de parti içinde müÅŸterek devrimci dayanışmanın güçlenmesi anlamına gelir.

Türkiye solu üzerinde Kürt hareketinin ve liberal düÅŸüncelerinin basıncı olduÄŸu kabulü hakkında ne düÅŸünüyorsunuz? Sizce böyle bir basınç var mı?
Ülkemizde AKP oyalamalarına ve aldatmalarına inanıp çağı yakalayamamıza ve doÄŸu gericiliÄŸine gömülmemize neden olan HacıaÄŸalar zümresinden “demokratik devrim” çıkartmaya yeltenenler oldu. Senelerce bu hikayeleri dinledik. HacıaÄŸalara süslü isimler taktılar “Anadolu Kaplanları” falan dediler. Prof. Ä°dris Küçükömer’in tarih tezlerine bel baÄŸlayıp, “DoÄŸucu-Ä°slamcı Halk Cephesi”ne yeniden bir ruh üfürmeye çalıştılar.
Yapılan bütün tasfiyelerde, ülkenin teslim alınışında liberaller ve özellikle de soldan devÅŸirilmiÅŸ olanlar “yetmez ama evet” kampanyasında gaza iyice basarak AKP-Cemaat iktidarına destek vermiÅŸler, halkın aldatılmasına katkı sunarak ülke çapında yaÅŸanan gerici-faÅŸist rejimin kurulmasında büyük rol oynamışlardır. Ä°ÅŸleri bitince de çöp sepetine fırlatılmışlardır.

Bu gidiÅŸatta hiç bir rol oynamamışlar gibi, bugün sert bir U dönüÅŸü yaparak kendilerine yeni alanlar açmaya çalışıyorlar. Oysa verdikleri tahribat büyüktür.
1971 öncesi dönemde devrimci ortamda mahkum edilen Prof. Ä°dris Küçükömer’in tarih tezlerinin yeniden ortaya sürülmesi karşısında maalesef alternatif bir tarih tezi konulamadığından, ortaya çıkan boÅŸluk Türkiye solunda fikri anlamda dağıtıcı bir basınç yaratmıştır.

Kürt siyasal hareketi de bu gidiÅŸata ayak uydurup 2003’de baÅŸlattıkları “1919’ların güncelleÅŸmesi”, “Demokratik Cumhuriyet”, “Ortak Vatan”, “EÅŸit ve Özgür YurttaÅŸlık” temelindeki Demokratik Toplum projesini yok sayıp vazgeçmiÅŸtir. Hatta bu projenin “taktik” olduÄŸunu söyleyip, liberal politikalara yol vermiÅŸlerdir. Kürt siyasal hareketinin izlediÄŸi bu politik hattın da Türkiye solunu basınç altına almada ve ülkenin temel meselelerinden uzaklaşılmasında önemli bir rolü olmuÅŸtur.

Türkiye, içine girdiÄŸi karanlık dönemi bu dağıtıcı etkilerin basıncı ile geçirdi ve büyük bir dağınıklık yaÅŸandı.

Bugün ise ÅŸartlar daha net ve görünür bir hal almaya baÅŸladı. Gün, derin toplum ve tarih olanaklarına dayanan aydınlanmacı, Cumhuriyetçi birikime sahip çıkmak ve gerici faÅŸizan saldırıyı püskürtmek günüdür.

Türkiye solundaki bazı bileÅŸenlerin Mustafa Kemal ve CHP konusundaki mesafesinin nedenini neye baÄŸlıyorsunuz. Bu tavır sizce bir anlam ifade ediyor mu?
Türkiye devrimci ana damarı tarihi arka planı ile birlikte, iÅŸgalci Yunan ordusunu 9 Eylül 1922’de kesin yenilgiye uÄŸratan ve bağımsızlığımızı kazandıran muzaffer Anadolu ordumuza ve onun BaÅŸkomutanı Gazi Mustafa Kemal PaÅŸa’ya, bozgun ve yenilgi günlerinde henüz ortada emir verecek bir makamın olmadığı ÅŸartlarda halkın en uyanık, en yiÄŸit öncülerinin baÅŸlattıkları Kuvayi Milliye savaÅŸçılarına her zaman saygı duymuÅŸ ve bunları içselleÅŸtirmiÅŸtir.
Cumhuriyetin, Türkiye halkının baÄŸrına oturmuÅŸ emperyalizme ve saltanata karşı kurulmuÅŸ bir savunma kalesi olduÄŸunun bilincinde olmuÅŸtur.
1971 öncesi dönemde, Türkiye sol hareketine musallat olan ÅŸabloncu akım sözünü ettiÄŸiniz mesafenin oluÅŸmasının en önemli nedenlerinden biridir.

Ülkemizin kendi orijinal ekonomik-sosyal iliÅŸki ve çeliÅŸkileri iyice iÅŸlenmeden sırf dünya sosyalizminin formüllerini tekerlemek ÅŸeklinde ortaya çıkan bu akım, sol birikimi toprağımızın ve insanımızın konularından uzaklaÅŸtırma görevini yerine getirmeye çalışmıştır.
Ä°kinci Cumhuriyetçi-Liberal çevrelerin de sözünü ettiÄŸiniz mesafenin oluÅŸmasında önemli rolleri oldu.
Bugüne kadar devrimci ortamda büyük tahribatlar yapmış olmalarına raÄŸmen, ülkemizin içinde bulunduÄŸu bugünkü koÅŸullarda bu siyasi akımların artık bir anlam ifade ettiÄŸini düÅŸünmüyorum.
Mutlaka devrimci ana damarda bir toparlanma olacak ve 2019’a yönelik bir direniÅŸ hattı oluÅŸturulacaktır.

GeçmiÅŸte silahlı mücadeleye inanmış ve önderlik yapmış bir isim olarak bugünün mücadele alanını nasıl okuyorsunuz?
Bugünün mücadele alanı, 2019’un bizlere yüklediÄŸi sorumluluk görevler çerçevesinde olmalıdır. Süreç içinde bir takım tehlikeleri barındırıyor olmasına raÄŸmen mücadele sandıkta bitecektir. Tehlikeler ayrı bir boyutta deÄŸerlendirilmelidir.

Mücadele alanının barışçıl ve legal nitelikleri barındırması gerekir. 2019 hedefi Cumhuriyeti savunmak ve gericiliÄŸi püskürtmek görevini yüklüyor.
Hayır Kampanyasında izlenen stratejiden ve Gezi direniÅŸindeki kolektif aksiyon ruhundan asla taviz verilmemelidir. Bu politikalar oluÅŸturulurken, ülkemizin ezilen, sömürülen, ötekileÅŸtirilen yoksul yığınlarından yana bir davranış biçimi ve düÅŸüncesi hakim kılınmalıdır.
Ä°zlenecek politikanın açık ve net olması gerekir, karşı cephenin “gel-gel”lerine düÅŸülmemelidir. Kitleler bugün ÅŸiddet eylemlerine karanlık güçlerin oyunu olarak baktıklarından ve iktidar bloÄŸu bu tarz eylemleri kullandığından ateÅŸle oynanmamalıdır.
Büyük kitlesel gösteriler, karşı cephenin demagojilerine verilecek en güçlü yanıttır.

Türkiye’nin politik bir devrime ihtiyacı olduÄŸunu vurguluyorsunuz. Politik devrim ile tam olarak ne kastettiÄŸinizi açabilir misiniz?
CHP’ye katılmadan önce bu konuyu arkadaÅŸlarımızla tartıştık; Türkiye’nin önündeki adım, bir sosyal devrim adımı mıdır yoksa politik devrim adımı mıdır?
Sosyal devrim demek bütünüyle toplumun deÄŸiÅŸmesi demektir. Böyle bir deÄŸiÅŸiklik ne bir kiÅŸinin dehası ve gücüyle ne de bir zümrenin çabası ile olabilir. Büyük yığınların hareketi devrimi yaratır.

2019 hedefine yönelik adımın bir sosyal devrim adımı deÄŸil, politik devrim adımı olacağına karar verdik. Politik devrim derken de bunun Sosyalist devrimin ön aÅŸaması olan Demokratik Halk Devrimi ile karıştırmadık. Bunlar ayrı ayrı ÅŸeylerdir.

Bugün temel görev; 1960’da olduÄŸu gibi üretici güçleri engelleyen, üretim iliÅŸkilerini(ÅŸiddet, sömürü ve sosyal haklara baskı düzenini) düzeltmek ve Cumhuriyet birikimine sahip çıkmaktır.

Hayır kampanyası göstermiÅŸtir ki; çeÅŸitli toplum kesimlerinin yan yana gelmesi ve birlikte mücadele edilmesi ile sonuca ulaşılacaktır. Politik devrim derken bunu kastediyor ve bu adımı sosyal devrimden bu niteliÄŸi ile ayırmış bulunuyoruz.

Politik devrim adımı ile ikinci açıklanması gereken durum; bu gerici-faÅŸizan saldırıyı tek başına 60-70 parçaya ayrılmış fraksiyonel yapısı ile Türkiye solu göÄŸüsleyebilir mi, göÄŸüsleyemez mi? Bu soruya, tek başına göÄŸüsleyemeyeceÄŸi yanıtını verdik. Hatta biz fraksiyonlar döneminin kapandığını düÅŸünüyoruz.

Tabiki bu tespitimiz birikimin inkarı anlamına gelmez. Ben de uzun süre bu ortamda mücadele etmiÅŸ bir insanım. Bu tespitimiz aynı zamanda bu birikimin gericilikle yapılan mücadelede yer almayacağı anlamına da gelmez. Sorun toplanma yerinin ve mücadele biçiminin doÄŸru saptanması, güçlerimizin heba olmamasıdır.

Son olarak; memleket için politik mücadele veren, vermek isteyen gençlere önerileriniz ne olur?
Bu ülkenin aydın gençleri, antika çağın ezik kul insanı deÄŸildir. Onlar hiçbir ÅŸeyle satın alınmayacak ve kendi alın yazılarının, Türkiye halkının alın yazısı ile bir olduÄŸuna inanmış insanlardır. Onları gazla, baskıyla, cezaevleri ile durdurabilmenin mümkünü yoktur.
Bu topraklarda yaklaşık 200 yıldır kesintilerle süren 1908,1919,1960,1968, ve 78 baÅŸkaldırılarında ve yükselen bütün aydınlanma hamlelerinde silahlı-silahsız aydın gençliÄŸimiz, her koÅŸulda öncü görevini üstlenmiÅŸ, ateÅŸleyici olmuÅŸtur.

Bugün tüm tarihsel birikiminin yok edilmeye çalışıldığı ÅŸartlarda gençlik yeniden tarihsel misyonunu yerine getirecek, geçmiÅŸ mücadelelere saygıyla yaklaşıp, elde edilmiÅŸ tüm birikim ve tecrübeleri günümüz koÅŸullarına uygulamada baÅŸarılı olacaktır. Buna bütün kalbimle inanıyorum.
Son Güncelleme ( Salı, 06 Mart 2018 )
 
Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: 'CHP toparlanma ve direnme platform... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2762
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 33530708
Syndicate
 
left
Top! Top!
right