left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Pazartesi, 20 Kasım 2017
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Umudun katillerine karşı halkın Noel Babaları Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA- abc gazetesi   
Pazar, 01 Ocak 2017

 

noel babanın kafasına tabanca ile ilgili görsel sonucu

 

Bugün yılın son günü. Takvimin 2017 yılını göstermesine sayılı saatler kaldı. Her yılbaşı biraz geçmiş muhasebesi, biraz eğlence ama en çok da umut demektir. Hepimiz daha güzel bir ülke daha güzel bir Dünya umut ediyoruz, yaşanan tüm fenalıklara rağmen bunu umut etmekten vazgeçmiyoruz. Sanırım her yılbaşının en sevindirici yanı da budur. Çünkü umut insanın temel gıdasıdır, ekmek su kadar önemlidir. Tarihe baktığınızda bugün yaşadıklarımızdan çok daha büyük kötülükler görürsünüz, bunlardan sonra bile insanoğlunun yaşamaya ve mücadele etmeye devam etmesi umudun eseridir.

Umudun düşmanları, umudun katilleri her devirde var oldular. Bugün de varlar. Her gün çok farklı biçimlerde karşınıza çıkarlar. Yılbaşı yaklaşırken ise özel olarak tantanalı işler yapmaya kalkışabilirler. Noel Baba bıçaklama, yılbaşı ağacı yakma, Noel Baba sünnet etme gibi akla ziyan şovlar aslında şu basit “umut etme” eylemine karşı girişilen cürümlerdir.

Bu yıl da ilk haber Cumhurbaşkanının “yılın sivil toplum örgütü” ödülüne layık gördüğü ve Şener Şen ile birlikte aynı sahneye çıkarak ödül alan Alperen Ocakları adlı dernekten geldi. Nazilli’de Efe kılığına girmiş bir grup densiz Noel Baba’nın kafasına silah dayayıp, linç ettiler.

Bu adamlar aslında hayli büyük bir kötülüğün, kendini insanlara kötülük yapmak üzerine inşa etmiş bir düşünce sisteminin, bir tür karikatür halinde dış dünyaya yansıyan halidir. “Allah akıl fikir versin” demeyeceğim. Alıp alabilecekleri akıl işte bu kadardır. Onun için “Allah ıslah etsin” diyeyim, en doğrusu budur.

Artık klasikleşen bu tablo üzerine, ABC Gazetesi editörlerinin anlayışına sığınarak, iki yıl önce kişisel blogumda paylaştığım bir yazıyı tekrar sunmak istiyorum. Yeni yılınız kutlu ve umut dolu olsun.

Umudun katillerine karşı halkın Noel Babaları

Kasabadan köyümüze gelirken, köyün kayısı bahçelerinin ilk göründüğü yamaçta, iki tepe arasında bir ardıç ağacı vardı. Çocukluğumun en dokunaklı sahneleri büyükannemle, – bizim dille diyecek olursam böyğanamla – bu ağaca gidip türlü renkte bezler, çaputlar, ipler bağladığımız anlardı. Genelde günbatımıyla beraber böyğanam ağacın dallarına bezleri bağlar, bir yandan da gırtlağından çıkardığı sesiyle uzata uzata ağıt gibi türküler söylerdi. Köyden başka insanlar da bu ayini yapıyor olmalıydı ki ağacın dalları rengarenk çaputlarla doluydu. Kısa zaman önce öğrendim ki o ağaç bilinmeyen birileri tarafından kesilmiş. Odun için falan desen anlamsız, çünkü her yer meşe ormanı, belli ki kesenlerin niyeti binlerce yıllık bir pagan tapınağını yerle bir etmekmiş. Her yere cami yapan, inancın, ibadetin dokunulmazlığından söz eden kişilerin samimiyetsizliğini görmek açısından dramatik bir örnektir.

Yılbaşı yaklaşırken islamcıların estirdiği teröre bakın. Sanki son büyük istiklal harbinin en önemli çarpışmalarından birini veriyormuşcasına gayretli ve imanlılar. Okullara tehdit genelgeleri, foseptik ağızlı orgasmusçu yazarların hakaretleri, afişler, fetvalar, yetmedi sokakta Noel Babayı kovalayan yeniçeriler.

“Kültürümüzde yok” diyorlar, temel argümanları bu. Hangi kültürden söz ediyorlar? Kast ettiklerinin kadim Anadolu kültürleri ya da Türk kültürü olmadığı açık, demek ki karanlık kafalı, cerahat dilli bu adamların başka bir kültürleri vardır. Kendisi gibi dinci, mezhepçi olmayanların helvadan put yapıp ona taptığını zanneden bir cehaletle karşı karşıyayız. Böyle bakıyor, çünkü sahip olduğu, ya da sahiplendiği kültürün sınırları budur. Bir ucu kadınların etek boylarından namus  kriteri üretmeye, diğer ucu aleni hırsızlıklara kılıflar bulmaya dayanır.

Başka bir kültürden güzel olan bir öğeyi almak neden yanlış olsun? Tüm dünyayı üç evlek Arap yarımadası üzerinden kavramaya çalıştıkları için buna verecek yanıtları yok. Kaldı ki bizim kültürümüzde yeni yıl da var, Noel Baba da var. Türklerin mavi süslü kuşamı ve geyiklerin çektiği kızağıyla Ayaz Ata’sı var ve binlerce yıldır olduğu gibi bu yıl da  Kazakistan’dan Türkmenistan’a kadar iş başında. Meslektaşı Noel’le aynı işin peşinde, çocuklara yeni yıl için hediyeler dağıtıyor. Azerbaycan’a gelince ona Şahta Baba diyorlar, yardımcısı ise dünya güzeli torunu Qar Kız (Kar Kız)’dır. Ardından  Ermenilerin Jmer Papi’si, Gürcülerin Tovlis Baba’sı, Kabardeylerin Ves Dade’si oluyor. Sibirya steplerinde Ded Maroz’a, Anadolu’ya varınca bildiğiniz Noel Baba’ya dönüşüyor. Çünkü Noel Baba “aslen” buralıdır, Türk olsun, Kürt olsun, Zaza, Çerkez olsun Noel Baba’nın, yani Demre’li Santa Klaus’un hemşehrileridir. Üstelik bizim Anadolu’da Santa’dan çok daha eski bir başka Noel Babamız var, Dersimlilerin Khalo Gağan’ı karısıyla beraber binlerce yıldır bu coğrafyada yeni yılın gelişini müjdeliyor.

Hadi diyelim bütün bunları bilmiyorlar, Noel Babalara düşmanlar, peki yılbaşından ne istiyorlar? İşleri güçleri yok mu, milletin üçkuruşluk tombalasına,milli piyangosuna, hindisine, yaprak sarmasına takmışlar kafayı? Böyle düşününce gerçekten idrak etmesi zor, neyin kini bu, neyin düşmanlığı?

Açık ki bu eylemler bir kültürel korunma refleksinin çok ötesinde anlamlar taşıyor. Noel olsun, yılbaşı olsun bu adetlerin tamamı eski yılı uğurlama, yeni gelen yılı karşılama gelenekleridir. Tüm Noel babaların, çam ağaçlarının, şarkıların, kostümlerin falan tek bir amacı var : gelen yılın bolluk, bereket, sağlık ve şans getirmesini dilemek, kötülüklerin bitmesini, iyiliğin, güzelliğin egemen olmasını istemek, bunu umut etmek. İşte bu karanlık yürekli islamcıların tahammül edemediği şey de budur, yani umuttur.

Bakın işte sadece kendilerinden farklı olan insanlara değil, ağaca, kuşa, köpeğe, özgürlüğe, neşeye, bunlardan daha beteri umuda düşmanlık güdüyorlar. Osmanlı diye bize umut etmenin yasaklandığı bir rejimi pazarlıyorlar. İslamcılar için kafaların kolların kesilmesi yeterli değil, asıl umudun gırtlaklanması lazım. Küçük kızların kadınların pazarlanması yetmiyor, umudun da karneye, duaya falan bağlanması gerekiyor.

Umuda kast eden bir düşünce çirkindir. Tüm insanlığın düşmanıdır. Bunun için dünyanın her memleketinde sevinçle, umutla dolaşan, torbasında hediyeler taşıyan Noel Baba, Ded Maroz, Ayaz Ata, Şahta Baba ya da Khalo Gağan bizim buralara gelince bu hayasızlar tarafından sokaklarda kovalanır, temsili linç gösterilerinde kusulan öfkenin nesnesi haline gelir.

Şaka değil, insana yakışan herşeye düşmanlık besleyen bir fikirden söz ediyoruz. Özgürlük misal, bir pop şarkıcısının konserinden sonra türbanlı kızlar şarkıcıyı öpmüşler. İslamcılığın bayrak gemisi Akit feryat ediyor başörtüsüne zulmediliyor diye. Bizim izah etmemize gerek yok, kendileri açıkça söylüyorlar işte, yıllarca başörtüsüne özgürlük dedikleri şey gerçekten de, bizatihi o kumaşın özgürlüğüdür. Milyonlarca metre özgür kara kumaşımız olsun ki tüm kadınları onun altına saklayabilelim, bunun adına da özgürlük diyelim, evet bu bir özgürlük, ama insanların değil bezlerin özgürlüğü.

Şarkıcının yanağına masum iki öpücük konduran bu kızların ne tür bir beklentisi olabilir ki? En kötüsü, en günahkar olanı misal, o şarkıcıyla çıktığını, “gerçekten” öpüştüğünü, hatta belki evlendiğini falan hayal etmektir. Masum bir hayalin kime ne zararı olabilir? İslamcı kafa böyle bakmıyor, en masum hayalleri, en insani arzuları bile ahlaksızlık, iffetsizlik olarak yaftalıyor, gücü yettiği zaman da cezalandırıyor. Bakın, devlet işi gücü bırakmış ilkokul çocukları birbirine hediye vermesin diye genelgeler tamimler yayınlıyor. Belki bir süre sonra çocukların peşine hafiyeler takıp not kıracaklar, ceza kesecekler.

Şu yaşlı ve talihsiz dünya, insana düşman bir çok sapkınlık bir çok fenalık görmüştür de, hayal etmeyi, umut etmeyi yasaklayacak denli bir zorbalığı bugüne dek görmemiştir. Ta ki bu islamcılar türeyene kadar. Farklı olana hiç bir şekilde yaşam hakkı tanımayan bu zihniyetin motivasyonu da yine bizatihi kendisidir. Her türlü kötülüğü kendine hak görmektedir, çünkü inancı böyle demektedir. “Neden haklısın” sorusuna “çünkü haklıyım da ondan” yanıtını verecek denli ahmak, ve yine tam da bundan dolayı bu kadar korkunçtur.

Umuda düşmanlığı da boşuna değildir. Çünkü özgürlüğün beşiğidir umut, güzelliğin, yaşama sevincinin ilk boy verdiği yerdir. Herkes bilir, kötülüğe karşı savaşabilmek için en önce ümitvar olmak gerekir.

Ah benim yurdumun talihsiz çocukları, insanlığına kast edilen gençler, Vahabi kırması zorbaların elinde dili, dini, kültürü horlanan, bir damla hürriyetin ve hatta umut etmenin bile çok görüldüğü, bahtsız yavrular… Üzerinize zorla giydirilmeye çalışılan ölü esvaplarını gördükçe içim sızlıyor, yüreğim dağlanıyor.

Kara gözlü yavrum, güzel yüzlü bacım, elleri nasır kardeşim, tıpkı başka memleketlerdeki özgür insanlar gibi senin de yaşamın neşesinde, Dünyanın güzelliğinde payın vardır. Lakin o payı alabilmek için bu ölü esvaplarını yırtıp atman gerekir. Daha çok hayal etmen, daha çok ümit etmen ve direnmen gerekir. Sadece özgürlüğe ve akla secde eden başınla direnmen ve daha çok direnmen…

Bunun için sakin ol ve korkma.  Rüyamda adak ağaçları görüyorum, umut ağaçları. Yüz yıllık, bin yıllık ardıçlar. Bizim ağaçlarımız, ve bizim kuşlarımız, bizim parklarımız, bizim köpeklerimiz, bizim yaşamımız…  Biz direndikçe emin ol, gelen yıllar daha da güzel olacak. Çünkü sadece iyilik ve güzellik değil, umut ve hayal gücü de bizim tarafımızdadır. Emin ol Noel Babalar, Ayaz Atalar, Khalo Gağanlar kazanacak, umut kazanacak. İnanıyorum ki biz kazanacağız!

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Umudun katillerine karşı halkın Noe... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2757
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 31389690
Syndicate
 
left
Top! Top!
right