left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Pazartesi, 20 Kasım 2017
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
GERÇEKLERE KAPALILAR Yazdır E-posta
Yazar TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)   
Pazar, 04 Aralık 2016

 

CHP'NIN ADANA MITINGINE BINLERCE KISI KISI KATILDI. FOTO: ADANA, (DHA)

 

Bizler; AKP ve saraya tuş olanların gözlerini görmez, vicdanlarını da kararttıklarını bilmiyor değiliz. Ancak bu kadar da olmaz dedirten şeyler yaşanmasını anlamak gerçekten de çok zor. Dün CHP'nin Adana mitingine 10 binlerce insan katıldı. Diyebiliriz ki milyonlarca insan, AKP ve saray diktasını durduracak en büyük gücün CHP olduğuna büyük ölçüde inanmaya başladı. CHP ile birlikte sol ve sosyalist solda doğru politika izlerse sonuç söylediğimiz gibi olacak ve dikta heveslilerinin hevesleri kursaklarında kalacağı gibi AKP ve saray iktidarına Bahçeli'nin desteği de yetmeyecektir.

Bugünün gazetelerine bir bakın! Yandaş gazeteler, zaten CHP'nin Adana mitingini görmemiş, sözüm ona tarafsızmış gibi görünen gazeteler de neredeyse mercekle arayıp bulacağınız bir anlayışla vermiş haberi. Sözü geçen yandaş gazetelere bir de yandan çarklı Aydınlık katılmış ki CHP'nin mitingine hiç yer verilmemiş. Ancak CHP'yi kötülemek için CHP'nin milletvekillerinin HDP milletvekillerini ziyaret etmelerini ise altta küçük başlıkla "HDP'nin derdi CHP'yi gerdi" diye vermiş.

Bildiğiniz gibi Aydınlık, Vatan Partisi'nin yayın organı sayılır. Bu parti ki ne demokrasiden bir şey anlamaktadır ne Kemalist'tir ne de ileri sürdüğü gibi ülke severdir. Bu parti her dönem halk düşmanı güç odaklarını savunmak ve kollamak için ne eder eder bir yolunu bulup iktidar gemisine binmeye çalışarak kendisini var etmeye çalışır. Yoksa onlar için özgürlükmüş, insan haklarıymış, demokrasiymiş gibi evrensel değerlerin hiç mi hiçbir hikmeti de yoktur gereği de.

Söyledik, basın her ne durumsa CHP'nin mitingini haber değeri olan bir şey olarak bile görmüyor. Oysa aynı sözünü ettiğimiz basın; dağdaki topal karıncayı bile haber yapıp sizlerin önüne getirmiş. AKP ve saray iktidarının hoşuna gidecek ne varsa bulup buluşturmuş ve ilk sayfalarına çekerek adeta gözümüzün içine sokmak için özel bir çaba harcamış.

Ne diyelim, bu işler böyledir işte. Çanak yalayıcılar, korkaklar ve özgür basın anlayışından nasiplerini bile almamışların bu davranışlar huyudur. Huylunun da huyundan vazgeçmesi ne yazık ki beklenemez. Gazetelerin ilk sayfalarına baktığınız zaman bu kez de Recep Tayyip Erdoğan'ın yüksek ekonomi bilgisiyle ettiği lafların yer aldığını görüyorsunuz. Bunlar tankla topla yıkılmamışlar ama bazı güçler bunları şimdi de ekonomi ile yıkmaya çalışıyorlarmış. Sizin anlayacağınız bunların ekonominin tepetaklak gitmesinde zerrece suçları yokmuş.

Eğer bizler yastık altındaki paralarımızı çıkarır altına ve Türk parasına çevirirsekmiş ekonomi kurtulacakmış. Şu bir halta yaramaz olan, üretimde hiçbir paya sahip olmayan esnaf takımı var ya; bunlar doların alıp başını gitmesini sözüm ona önlemek için kampanyalar başlatmışlar. Her biri dolar bozduranlara promosyon vaadinde bulunmuşlar. Tabi bizler böylelerini de iyi biliriz. İstiyorlar ki bu esnaf milleti Recep Tayyip Erdoğan kendilerini görsün ve duysun ki onlar da sarayın desteğine mazhar olsunlar. Yoksa bunlarda toz kadar bile ülke severlik söz konusu değildir. Zaten sabahtan akşama kadar dükkanına girecek müşteriyi kazıklamaktan öte ufukları olmayanların ne diye ülkelerini sevebileceği düşünülür değil mi?

Bakın, Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Mehmet Şimşek içinde bulunduğumuz ekonomik ortam için ne demiş; "Birinci Dünya Savaşı'ndan sonraki en zor dönem" Tabi böyle bir görüş ortaya koyan birine sormak gerekir değil mi? Acaba Türkiye bu duruma kim ya da kimler tarafından getirilmiş çıkıp onu da söylesin ya, niye ortaya konuşuyor ki?

Bir de şu ATO'nun seçimleri var tabi. Hani kendileri çalıp kendileri oynuyorlar deniyor ya işte Türkiye'nin durumu tam da bu söze uygun. AKP ve saray iktidarı yaşamın içinde herkesi bir kenara atıvermiş, kendi adamlarını yarışa sokarak sözde kimi kuruluşlarda seçimler kazanıyor. Oysa seçimlere girenler de kendi adamları, kazanan ve kaybedenler de. Peki, bunların karşısına çıkacak kimse yok mu? Yok, olsa bile kazanma olanağı yok. Bu durumda kimse de kendisini riske atıp bunlarla yarışmıyor. Yarışsa başına geleceği biliyor. Bu durumda da İ. Melih Gökçek'in Osman'ı değil de Emine Hanım'ın yeğenimiymiş neymiş seçimi de o kazanıyor işte.

Böyle giderse korkarız yapılacak seçimlerde de Türkiye'yi üç aşağı beş yukarı aynı şeyler beklemektedir. OHAL'in ne zaman kalkacağı belirsizdir. İlçe Seçim Kurulu'ndan tutun Yüksek Seçim Kurulu'na kadar iktidar denetimi altındadır. Buna bir de güvenlik güçlerini eklediniz mi alın size yurttaşların özgür iradesi ile verecekleri söylenen oyları ve bu oyların sayım ve dökümünün doğruluğu.

Bu iktidar gerçeklere kapalı. Kapalı, çünkü gerçekler karşısında tuzla buz olacağını onlar da iyi biliyorlar. Bu iktidarı destekleyenler gerçeklerden uzaklaşıp vicdanlarını ipotek ettirmişler. Bu yüzden de toplumun haber alma hakları gasp edilmiş. Bu iktidarın ekonomiden anladığı şey bezirganların ufkunun ötesinde bir şey değil. Oysa kapitalist/emperyalist dünyada hesaplar bezirganların kafalarındaki rakamları silmiş savurmuş. Recep Tayyip Erdoğan'ın bildiğini söylediği ekonomi de zaten yukarıda söylediğimizin ilerisinde bir şey değil. Bu yüzden de Türkiye ekonomisine kumpas kuranlar olsa bile asıl yıkımın kazmacı ve kepçecileri AKP ve saray iktidarının ta kendisidir.

Bilmeyenler bilsin, duymayanlar duysun.

Ülkeyi harabeye çevirenlerin yaptıkları da yanlarına kalmayacak, bunlar bir şekilde hesap vermekten yakalarını asla kurtaramayacaklardır.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: GERÇEKLERE KAPALILAR ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2757
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 31389745
Syndicate
 
left
Top! Top!
right