left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Pazartesi, 20 Kasım 2017
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
SRİ LANKA- TEKK Yazdır E-posta
Yazar Emrruhan Yalçın- 21yyte.org   
Cuma, 25 Kasım 2016
 
Sri Lanka Ordusu’nun büyük baskı ve azmi karşısında Tamil Kaplanları (TEKK) yenildi ve ayrılıkçı Tamil halkının 1983–2009 yıllarında devam eden silahlı kurtuluş mücadelesi bitti. Kuşkusuz birçok askerî-sosyo-politik sebep bu yenilgiyi hazırladı, ancak örgütten bir liderin ayrılması bu yenilginin en büyük nedeni oldu.  

Sosyo-ekonomik olarak bir toplumun alt katmanlarında yer alan gruplar, etnik yapıları ya da dini kullanarak kitleleri mobilize edebilmekte ve bu şekilde ayrılma yoluna başvurabilmektedirler. Bu durum ülkelerde ciddi kaos ve iç çatışmalara neden olmakta ve yönetim problemleri ortaya çıkarmaktadır. Mobilize olan etnik grupların devletle pazarlığı, bu grupların dış kaynak desteğinin etkili olduğu stratejik güçlerinin bir fonksiyonunu teşkil etmektedir. Verilen destek, etnik grupları güçlendirirken, destek sağlayan dış güçler açısından hedef devlete yönelik stratejik ve tarihsel çıkarlarının gerçekleştirilmesinde önemli bir politika aracını teşkil etmektedir. Bu ilişkiyi dengeli bir şekilde götürebilen etnik grupların liderlerinin amaçlarına ulaşabildikleri gözlemlenmektedir.[1]


Tamil Elam Kurtuluş Kaplanları (TEKK)” veya kısaca “Tamil Kaplanları”, Sri Lanka'da Tamil etnik grubunun yaşadığı bölgenin bağımsızlığı için mücadele eden ayrılıkçı terör örgütüdür. Tamiller Hindistan'ın güneybatısındaki Tamil Nadu eyaletinde ve Sri Lanka'nın kuzeyinde yaşayan etnik bir gruptur. TEKK, kurulmasından itibaren Sri Lanka'nın kuzeybatısında bağımsız bir devlet kurmak için hükûmete karşı kanlı bir mücadele yürüttü. Bu mücadele, dünyadaki en uzun süren silahlı çatışmalardan biri olan Sri Lanka “İç Savaş”ına dönüştü.

Sri Lanka; Güney Asya'da, Hindistan'ın güneyinde 65.610 km² büyüklüğünde bir ada ülkesidir. 150’şer yıllık dönemlerle Portekiz, Hollanda ve İngiltere’nin boyunduruğunda yaşamış, 1948’de bağımsızlığını kazanmıştır. Sri Lanka iki önemli etnik grubun yaşadığı, yaklaşık 21 milyonluk nüfusa sahip bir ülkedir. Kurucu unsurlarından olan Sinhalalar nüfusun yüzde 74’nü teşkil etmekte, resmî dil olan Sinhala dilini konuşmaktadırlar. Nüfusun yüzde 18’ini teşkil eden Tamil etnik grubu ise Tamil dilini konuşmaktadır. Bunların dışında ülkede Moorlar (yüzde 7), Burgherler, Malaylar ve Veddalar (yüzde 1) yaşamaktadır. Halkın yüzde 70’i Budist, yüzde 15’i Hindu, yüzde 8’i Hristiyan, yüzde 7’si Müslüman’dır. Sinhalalar Budist, Tamiller Hindu, Moor ve Malaylar Müslüman, Burgherler Hıristiyan’dır.[2]

“Sri Lanka” ve “Tamil Kaplanları” ülkemizde son yıllarda ayrılıkçı PKK sorununa çözüm arayışları çevresinde ele alınmaktadır. “Sri Lanka modeli” olarak adlandırılan ve Sri Lanka devletinin, azınlık Tamillerin ulusal hakları için mücadele ettiğini savunan silahlı ”Tamil Elam Kurtuluş Kaplanları”na yönelik 2008-2009 yıllarında büyük bir askerî operasyon yaparak örgütü yenilgiye uğratmasını özetleyen model, Türkiye'de gündeme gelmiştir. Burada bu modeli incelemeye çalışacağız.

Etnik Gruplar Arasında Gerginliklerin Başlaması

Sri Lanka’da etnik gruplar arasındaki sıcak savaş 1983 yılında başlamışsa da, çatışmanın kökeni tarihte, İngiliz sömürgeci iktidarının politikalarında yatmaktadır. Adada Sinhalalar ve Tamiller arasında zaten tarihten gelen bir rekabet vardı.[3]Hindistan’ın güney eyaleti Tamil Nadu’da medeniyetin en eski sakinlerinden olanTamiller kendilerini, adada hüküm sürmüş Tamil krallıklarının vârisleri olarak görüyorlar; Sinhalaları ise, Afganistan’ın kuzeyinden adaya gelmiş göçmenler olarak nitelendiriyorlardı.Sinhalalar bu konuyu İngilizlerin “böl yönet” siyasetleri, kriz ve buhran çıkarma politikaları çerçevesinde değerlendirmektedirler. Sinhalalara göre İngilizler, sömürge altında tuttukları topraklarda her zaman krizlere temel oluşturacak tohumlar ektiklerini ve zamanı geldiğinde bunları filizlendirerek kullanmayı planladıklarını ve bunda da başarılı olduklarını ileri sürmektedirler. Sinhalalar, İngilizlerin bu doğrultuda 19. yüzyılın ortalarından itibaren on binlerce Tamili Hindistan’dan getirerek kendi ülkelerine yerleştirdiği tezini ileri sürmektedirler.[4]

Britanya’nın sömürge yönetimi altında Tamillerin Sri Lanka’daki imtiyazlı statüsüne duyulan öfke, Sinhala çoğunluk 1948’deki bağımsızlığın ardından iktidarı ele geçirince su yüzüne çıktı. Sinhala milliyetçiliğinin yükselişiyle birlikte ülkedeki Tamil azınlık kenara itilerek yeni dönemdeki ayrılığın temelleri atıldı. Bu anlaşmazlığın Sinhalaların oluşturdukları devlet sistemine Tamillerin dâhil edilmemesinden kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Yüzyıllardır siyasal sistemin dışına itilen Tamiller, devletlerine aidiyet duygusu taşımamaya başlamışlardır. Üniter bir Sri Lanka’ya duydukları bağlılığın birincil şartı olan eğitim ve iş fırsatlarını da kaybettiklerini gören Tamiller devletten soğumaya başlamıştır. Bu, Tamillerin devlet karşıtı eylemlerini üst noktalara taşımıştır.

Bağımsızlığın kazanılması ve İngilizlerin adadan ayrılmasıyla Hükûmet, 1956’da çoğunluğun kullandığı “Sinhala” dilini resmî dil olarak kabul etti. Bu durumu Tamiller, hiçe sayıldıklarını öne sürerek eleştirdi ve iki etnisite arasında gerginlikler başladı. 1958’de Tamiller ilk kez başkaldırdı. Çatışmalarda binlerce kişi öldürüldü. Bu olaylar ile Tamillerle Sinhalalar arasındaki şiddetin tohumları atıldı. 1970’de çıkarılan yasa azınlıktaki Tamiller ile Sinhalalar arasındaki uzun zamandır var olan uçurumu daha da derinleştirdi. 1971’de toplanan Sri Lanka Meclisi ülkenin adının Seylan‘dan Sri Lanka’ya dönüştürülmesi, Budizmi ülkenin resmî dini olarak kabul etmesi ayrılıkçı örgütlenmenin hızlanmasına neden oldu.

Tamil Kaplanları’nın Kurulması

Devletin ayrımcı tutumu karşısında Tamiller arasındaki hoşnutsuzluk giderek aşırı söylemlere ve fikirlere kaymaya başladı. Tamil ayrılıkçı hareketi kısa zamanda Tamiller arasındaki örgütlenmesini tamamladı; gençleri saflarına katarak önemli bir eylem gücüne ulaştı. Çok sayıda genç Tamil artık sosyo-ekonomik taleplerinin ancak ayrı bir Tamil devletinde olabileceği sonucuna vardı. Nitekim bu Genç Tamiller, 1975 yılında “Yeni Tamil Kaplanları” isimli örgütleri ile ilk büyük operasyonlarını gerçekleştirdiler. Jaffna Belediye Başkanı’na yönelik bir suikast düzenlediler. Böylelikle, ayaklanmacı Tamil gruplarının en radikallerinden biri olarak kendilerine ulus çapında ün kazandırdılar.

TEKK, Mayıs 1976’da Velupillai Prabhakaran tarafından kuruldu. Örgüt ilk bildirisinde hedefinin, adanın kuzeydoğusunda bağımsız ‘Tamil Eelam Devleti’ni oluşturmak olduğunu açıkladı. Bir bölgesel güç olan Hindistan’ın da hem kendi stratejik mülahazaları hem de Tamil Nadu bölgesinin duygusal yakınlığı üzerinden başlangıçta örgüte destek sağladığı ve konuya müdahil olduğu görülmektedir.

Örgüt 1983’de ülkenin kuzeyinde Jaffna’da bir askerî konvoya düzenlediği saldırıda 13 Sri Lanka askerini öldürdü. Başkent Colombo’da başlayan Tamil karşıtı gösterilerden sonra Sinhalalar Tamillere saldırdı ve 2.000 kadar Tamil öldürüldü.[5] Bu olay sonrasında ülkede zihinsel ve fiziksel açıdan derin bir kırılma ve ayrışma başladı.

 Böylece TEKK, yürüttüğü bağımsızlık savaşı için halk desteğini kazanarak hükûmete karşı mücadeleye başlamış oldu. Örgüt, Sri Lanka ordusuna sık sık ağır kayıplar verdirebiliyor, yaklaşık 15.000 kişilik militan ordusunun yanı sıra, “Deniz Kaplanları” adlı küçük bir deniz kuvvetine, hatta küçük uçaklardan oluşan ilkel bir hava kuvvetine sahip bulunuyor, çok etkili suikast eylemleri gerçekleştirebiliyordu. Zamanla adanın üçte birini ellerine geçirmişlerdi. Çeşitli ülkelerin İstihbarat birimleri Tamilleri “dünyanın en tehlikeli terörist örgütü” olarak ilan etmişti.[6]

TEKK içeride devlet güçleriyle savaşırken dünyanın her köşesinde taraftarlarını ve sempatizanlarını örgütlemişti. Tamiller Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Avustralya’ya kadar bulundukları her yerde örgütün gönüllü elçisi ve temsilcisi gibi kamuoyunu kendi davaları konusunda bilinçlendirmeye ve lobi oluşturmaya gayret etmişlerdi. Örgütün mali ve lojistik ihtiyaçları için kaynak yaratmışlardı. Yasadışı yollardan Avrupa ve Amerika’ya nakledilen göçmenlerden yıllık 600 milyon dolar gelir elde ettikleri söylenmektedir. Örgüt bağış ve kaçakçılık gibi illegal yöntemler aracılığıyla finansal kaynaklarını güçlendirmektedir.[7]

TEKK’nın Eylemleri

Örgüt ilk intihar saldırısını 1987’de Kuzey Sri Lanka’daki bir askerî kampta gerçekleştirdi.[8] TEKK,intihar saldırılarını bir taktik olarak kullanarak 1991’de Hindistan Başbakanı Rajiv Gandhi’yi, 1993’te Sri Lanka Cumhurbaşkanı Premadasa’yı öldürdü. 1998’de başkentteki Merkez Bankası’na saldırı düzenledi ve yüzün üzerinde insanı öldürdü. Öyle bir gün geldi ki TEKK tankı, hava kuvveti, donanması olan bir örgüt oldu. Yarı Konvansiyonel, hareketli savaş taktiğini kullanıyorlardı ve aynı zamanda dünyanın en fazla intihar saldırısı düzenleyen örgütüydü. Hamas, İslami Cihad ve El-Kaide örgütlerinin toplamından daha fazla intihar bombacısı eylemi gerçekleştirmişti. Dünyada sinir gazını kullanan ilk terör örgütü olmuştu. İyi eğitilmiş bir deniz terörizmi kolu olan dünyadaki tek terörist aktör unvanına sahipti. “Deniz Kaplanları” olarak bilinen bu kol, tarihi boyunca Sri Lanka Deniz Kuvvetleri’nin üçte birini yok etmişti.

Sri Lanka Devleti’nin TEKK ile Mücadelesi

Sri Lanka Hükûmeti “Terörizmle Mücadele” kapsamında, teröristleri kendi taktik ve tekniği ile alt etmeye çalıştı.[9] 1978’de TEKK’yı yasadışı ilan etti, örgütün terör saldırılarına karşılık etkin yasalar çıkardı. Yeni yasalar, ayrılıkçı teröre karşı güvenlik güçlerinin elini güçlendirdi ve onlara geniş çapta arama, takip ve yakalama yetkisi tanıdı. Çatışmaların şiddetlenmesinden ve huzursuzluğun kendi ülkelerine sirayet edeceğinden çekinen Hindistan’ın arabuluculuğuyla 29 Haziran 1987’de iki taraf arasında barış anlaşması imzalandı. Hemen ardından Hindistan, Sri Lanka ile uyum anlaşması imzalayarak sağlanan ateşkesi denetlemek amacıyla 10.000 askerini adaya gönderdi.[10] Tamillerin adanın kuzey ve kuzeydoğusunda hâkim oldukları bölgelerin bağımsızlığında ısrar etmeleri üzerine barış süreci sona erdi ve çatışmalar tekrar başladı. TEKK, bundan sonra hem Sri Lanka ordusuna, hem de Hindistan ordusuna karşı mücadele edecekti.

Örgüt ile girişilen çatışmalarda binden fazla Hint askerinin ölümü üzerine, Hindistan 1990’da askerlerini geri çekmek zorunda kaldı. 1990’da TEKK Jaffna kentinin denetimini ele geçirerek hâkimiyet alanlarını genişletti. Sri Lanka ordusu adeta kışlasına hapsoldu. Artık Sri Lanka Hükûmeti daha da çaresiz kalmıştı, hem TEKK’nın etkili medya ve propaganda çabalarına hem de onun Batı’daki geniş ve etkili küresel mali kaynaklarına karşılık vermekte başarısız oluyordu.

Çatışmalar sürecinde en kapsamlı barış projesi, 1995’de Sri Lanka Cumhurbaşkanı Çandırika Kumaratunga tarafından ilan edilen plandır. Bu plana göre:

1.Tamillere özerklik tanınacak,
            2.Sri Lanka federal bir yönetime kavuşacak,
            3.Kuzey ve kuzeydoğudaki 8 eyaletin yönetimi Tamillere verilecekti.

Bu yasa tasarısına muhalefet partileri şiddetle karşı çıktı ve özellikle daha sonra başbakan olan ’Milli Birlik Partisi’ başkanının aşırı muhalefetiyle yasalaşmadı. Muhalefet bu yasanın geçmesi halinde ülkenin bölüneceği tezini ileri sürdü.

Sri Lanka Devleti’nin TEKK ile Görüşmesi

Pakistan ve Çin’in Sri Lanka Hükûmeti’nden yana tavır almasıyla 2000 yılı itibarıyla TEKK ciddi kayıplar vermeye başladı. 11 Eylül terör saldırılarından sonra, uluslararası arenada teröre karşı önemli bir konsensüs meydana geldi. Ülkenin yoğun diplomasi trafiği sonucu Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri TEKK’yı “terörist örgütler” listesine aldı. Bu gelişmeler paralelinde Sri Lanka Hükümeti, Tamillerin en güçlü olduğu İngiltere’den örgüt bürolarının kapatılmasını istedi.

Örgüt uluslararası camiada ortamın kendi aleyhine dönüştüğünü fark ederek eskiden taleplerinin temelini oluşturan “bağımsızlık” isteklerinden taviz verip, “özerkliği” kabul edeceklerini açıkladı. Bu siyasal yaklaşım doğrultusunda 2001 yılı başında örgüt tek yanlı olarak eylemsizlik ilan edip sorunun müzakere ve diyalog yoluyla çözülmesinden yana olduğunu açıkladı.

5 Aralık 2001’de yapılan genel seçimler sırasında Sri Lanka Başbakanı Ranil Vikran Singhe liderliğindeki “Milli Birlik Partisi” ülkedeki etnik çatışmayı sona erdirmek amacıyla, sorunu görüşmeler yoluyla çözeceğine dair bir seçim beyannamesi yayınladı. Norveç’in arabuluculuğuyla 2002’de süresiz ateşkes anlaşması imzalandı. Başlatılan görüşmelerde TEKK ile Sri Lanka Hükûmeti ülkede federal bir yapının oluşturulması üzerinde anlaştı. Hükûmet Tamillerin oturduğu bölgelere uyguladığı ambargoya son verdi. İki taraf ilk kez tutsak değişimi yaptı.

Yapılan bu anlaşma, Cumhurbaşkanı Kumratunga’nın muhalefetiyle karşılaştı. Bayan Kumratunga ateşkes anlaşması imzalanmadan örgütün silahsızlandırılmasını istiyordu. Bu anlaşmazlık uzun zaman ülkede siyasi bir krizin çıkmasına neden oldu ve barış ortamını olumsuz yönde etkiledi. Norveç, liderler arasındaki anlaşmazlıktan dolayı arabuluculuk görevini askıya aldığını bildirdi.
 
Bu arada TEKK, 2003’de yayınladıkları bir deklarasyonla kalıcı barışın sağlanması için planlarını açıkladı. Buna göre;

1.Örgütün hâkim olduğu bölgelerde Tamiller tarafından geçici bir devlet kurulacak,
            2.Geçiş döneminde ülkenin Kuzeydoğu bölgesinde özerk bir yönetim oluşturulacak,
            3.Geçiş dönemi 5 yıl sürecek,

4.Azınlıkların haklarını korumak amacıyla Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu oluşturulacaktır.[11]

Tamillerin bu talepleri hükûmet tarafından reddedildi. Kısa süre içinde ortaya çıktı ki, iki taraf da karşısındakine ne güveniyor ne de inanıyordu. Bu nedenle müzakere ile elde edilen sonuç kalıcı olamadı.

Yıllardır Ayrılıkçı TEKK sorunuyla uğraşan Sri Lanka’nın Eski Savunma Bakanı Austin Fernando, BBC’ye yaşadığı deneyimi ve hatalarını anlatmıştır. Fernando’ya göre iki yıllık başarılı görüşme sürecinden sonra kesilen müzakereler konusunda hükûmetin en büyük eksikliklerinden biri kapsayıcı olmamasıydı: "Şu dilin kurulması gerekir. Oğlunu savaşta kaybetmiş bir asker annesine şunun söylenmesi gerekir: 'Savaşı bitirmemiz gerekiyor. Eğer savaşı bitirirsek diğer oğlun hayatta kalabilecek.' Teröristler tarafında da aynı anlayışın gelişmesi gerekir. Bu anlayışın oturmasında medyanın rolü de çok önemli."[12] İkinci eksiklik ise devlet yönetiminde barış konusunda bir birliğin sağlanamamış olmasıdır. Fernando, siyasi sistem nedeniyle devlet başkanı ve başbakanın barış görüşmelerine çok farklı yaklaştığı bir durumda kaldıklarını belirtiyor. Başarısızlığın önemli nedenleri arasında ordunun müzakereler konusunda gönülsüz olmasını da gösteriyor.[13]

TEKK’nın Yenilmesi

Ocak 2005’e gelindiğinde Tamiller arasında önemli bir fikir ayrılığı yaşandığı görüldü. Örgüt içinde sürdürülen görüşmelerden olumlu bir netice elde edilemeyişi sonucunda, örgütün doğu bölgesi komutanı Albay Karuna Amman, emrindeki 6.000 militanıyla birlikte örgütten ayrıldı.[14] Bu ayrılma, örgütü manevi zaafa uğratmasıyla birlikte gücünün önemli bir kısmını kaybetmesi anlamına da gelmekteydi. TEKK, Jaffna Tamilleri ve Batticcaloa Tamilleri diye ikiye bölündü. Sri Lanka Hükûmet güçleri bu bölünmenin ardından her türlü uzlaşma girişimini rafa kaldırarak topyekûn imhaya yönelen bir çizgi izledi.[15]

TEKK’nın durumu, 2005’te Sri Lanka’da Terör örgütüne karşı sert önlemler alınması taraftarı olan Mahinda Rajapaksa’nın seçimleri kazanması ile daha da dramatik bir biçimde değişti.  Rajapaksa Hükûmeti, daha evvelden TEKK’ya verilen ödünleri geri alarak örgüte karşı katı bir tutum izlemeye başladı. Nitekim Karuna milislerinin aktif desteğiyle 2007’de Doğu bölgesi tamamen hükûmet kuvvetlerinin eline geçti. TEKK’nın kendisine ait “Kurtarılmış Bölge”lerinin olması da örgüte yönelik saldırıların şiddetli olmasına zemin hazırladı.[16]

2008’de Sri Lanka devleti, her yıl yeniden yürürlüğe giren eylemsizlik kararını, TEKK'nın ''terör faaliyetlerini'' gerekçe göstererek iptal etti. Sri Lanka ordusu, TEKK'ya yönelik havadan, denizden ve karadan çok kapsamlı bir operasyon başlattı. Çatışmalar bir yıl boyunca şiddetli bir şekilde devam ederken, 2 Ocak 2009’da, Tamillerin uzun yıllardan beri denetimlerinde tutukları Kilinochchi kentinin düştüğü ve hükûmet güçlerinin kentin denetimini ele geçirdikleri haberi Tamiller için sonun başlangıcı anlamına gelmekteydi.

Bu önemli yenilgiden sonra TEKK 17 Nisan 2009’da eylemsizlik çağrısı yaptı, ama bu çağrı hükûmet tarafından kabul görmedi. 20 Nisan’da hükûmet örgüte “24 saat içinde koşulsuz silah bırakma ve teslim olma” çağrısında bulundu. 26 Nisan’da TEKK tek taraflı eylemsizlik ilan etti, ama hükûmet güçleri operasyona devam etti. Mayıs 2009’da TEKK Lideri Prabhakaran ve birçok savaşçı kadro da dâhil olmak üzere örgütün bütün üst düzey önderliğinin ortadan kaldırılmasıyla TEKK kesin olarak yenilgiye uğratıldı.

16 Mayıs 2009’da uzun yıllardan sonra ilk kez hükûmet güçleri ülkenin bütün arazisine ve sahil şeridine hâkim olduğunu bildirdi; yetkililer “terörizmin askerî yollarla bastırılabileceğini gösterdiklerini” açıkladı. Sri Lanka’da ülke genelinde hükûmet güçlerinin hâkimiyeti ile 26 yıllık savaşın en azından askerî yönü son bulmuş oldu.  Neticede Sri Lanka Hükümeti dünyanın en büyük kaynaklara sahip terör örgütü olan TEKK’yı diplomatik çalışmalar ve ekonomik baskılarla destekli askerî yöntemler sonucu silah bırakmaya mecbur bıraktı. Kuşkusuz birçok askerî-sosyo-politik sebep bu yenilgiyi hazırladı, ancak örgütten bir liderin ayrılması bu yenilginin en büyük nedeni sayılabilir.

Sonuç

Terör örgütlerinin, saldırılar sonucu aldıkları tavizlerin çözüme ulaşmada basamak olmak yerine, onları cesaretlendirici etkenler olduğunun açıkça ortaya çıktığı bu savaştan geriye kalan, resmi açıklamalara göre 70.000 Sri Lanka vatandaşının ölümü oldu. Ayrıca, yüz binin üzerinde insan yaralandı ve yüz binlercesi yerinden yurdundan olup mülteci durumuna düştü.



TEKK’yı önceleri sadece bir güvenlik sorunu addedip silahlı mücadele ve hukuki baskılarla susturmaya çalışan Sri Lanka Hükûmeti, giderek artan kayıplar karşısında çözümü siyasi zeminde aramaya yöneldi. Önce Tamillerin yönetime katılması, dillerinin tanınması, ardından “federe yönetim” gündeme gelse de, gerek hükûmetin tutarsız politikaları gerekse TEKK’nın eylemlerinden taviz vermemesi, terörün politik metotlar ve verilen imtiyazlarla çözülemeyeceği görüldü.

İki halkın birlikte yaşamasına yönelik propaganda faaliyetleriyle birlikte ileri seviyede askerî harekâta başlayan Sri Lanka Hükûmeti, TEKK’nın faaliyet gösterdiği yabancı ülkelerin hükümetleriyle de masaya oturarak örgütün dış desteklerini zayıflatma yolunda başarılı oldu. Örgütün güçlü olduğu kuzey ve doğu topraklarında yapılan askeri harekât sonucu, lider Prabhakaran’ın da ölmesi TEKK’nın silah bırakmasına sebebiyet verdi. Askerî baskı ve başarılarla desteklenen siyasi uygulamalar, dünyanın en güçlü terör örgütlerinden birinin eylemlerini durdurmasıyla sonuçlandı. Sri Lanka Hükûmeti’nin TEKK’yı bitirmek amacıyla yaptığı saldırılar insan hakları bağlamında düşünüldüğünde eleştirilebilecek olsa da, terörle mücadelede bir örnek teşkil edecek şekilde tarihteki yerini aldı.

 

*Doç. Dr., 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Bilimsel Danışman, Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

[1]Övgü Kalkan Küçüksolak, “Siyasallaşma Sürecindeki Etnilerin Bölgesel Güçlere Bakışı: Tamil Etnisitesi-Hindistan Örneği”, 21. Yüzyılda Sosyal Bilimler, S.1, Eylül/Ekim/Kasım 2012, s.123.

[2]Görsel Büyük Genel Kültür Ansiklopedisi, C.13, Görsel Yayınları, İstanbul, ss.7982–7988.

[3]http://tr.wikipedia.org/wiki/Sri_Lanka,(Erişim Tarihi: 17.03.2013).

[4]Abbas Karaağaçlı, “Sri Lanka ve Tamil Kaplanları”, BİLGESAM, 15 Aralık 2009, http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=528:-sri-lanka-ve-tamil-kaplanlar-&catid=110:analizler-hindistan&Itemid=138, (Erişim Tarihi: 17.03.2013).

[5]Roland Buerk, “Sri Lankan families count cost of war”, BBC News, Veruppamkulam, 23 July 2008,  http://news.bbc.co.uk/2/hi/south_asia/7521197.stm, (Erişim Tarihi: 23.03.2013).

[6]Abbas Karaağaçlı, Sri Lanka ve Tamil Kaplanları, BİLGESAM Yayınları, Aralık 2009.

[7]  http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2009/12/091130_sri_lanka.shtml, (Erişim Tarihi: 18.03.2013); Bruce Vaughn, “Sri Lanka: Background and U.S. Relations”, June 16, 2011, http://www.fas.org/sgp/crs/row/RL31707.pdf(Erişim Tarihi: 29.03.2013).

[8]http://asimetriksavaslar.wordpress.com/2011/04/02/tam
Son Güncelleme ( Cuma, 25 Kasım 2016 )
 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: SRİ LANKA- TEKK ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2757
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 31389746
Syndicate
 
left
Top! Top!
right