left
 
 
   
right
Ana Sayfa arrow Yazarlarımız arrow Zeynep Kuray arrow Özenilen Avrupa'nın Arka Bahçesi
Thursday, 24 May 2012
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Yazdır E-posta
Yazar Zeynep Kuray   
Monday, 24 October 2005

Sayın Emre Kongar,

17-10-2005’te Cumhuriyet Gazetesi’nde “gecekondu kültürü ve AB” adlı köşe yazınızdaki bazı düşüncelerinizle hemfikir olmadığımı belirtmem gerekiyor.Siz bu yazınızda ”AB ile Türkiye arasındaki asıl kültür farkı Avrupa’nın artık bilgi toplumu aşamasına geçmekte olan endüstrileşmiş , kentli kültürü ile Türkiye’ye şu sıralarda tümüyle egemen olmuş görünen gecekondu kültürü arasındadır” diyorsunuz ve devam ediyorsunuz.

Sayın Emre Kongar,

17-10-2005’te Cumhuriyet Gazetesi’nde “gecekondu kültürü ve AB” adlı köşe yazınızdaki bazı düşüncelerinizle hemfikir olmadığımı belirtmem gerekiyor.Siz bu yazınızda ”AB ile Türkiye arasındaki asıl kültür farkı Avrupa’nın artık bilgi toplumu aşamasına geçmekte olan endüstrileşmiş , kentli kültürü ile Türkiye’ye şu sıralarda tümüyle egemen olmuş görünen gecekondu kültürü arasındadır” diyorsunuz ve devam ediyorsunuz. “Endüstrileşmiş kentli kültür, dinsel dogmalardan bağımsızlaşmıştır, bilime ve bilimsel yaklaşıma inanır, bireye, bireysel farklılıklara ve insan haklarına değer verir. Bu kültürde vakit nakittir özdeyişinde olduğu gibi zaman kavramı gelişmiştir, ortak yaşam ve ortaklaşa iş yapma bilinci yüksektir, insanlar hukuku ve toplu yaşamın kurallarını önemser.”

Ben bu fikirlerinize açıkça karşıyım. Bu konular kitaplarda araştırdığınız gibi değildir ve olamaz. Belki Fransa’da misafir olarak bir süre aydın kişiliğinizle kalmış olabilirsiniz ama görebiliyorum ki gerçeklerden çok uzaktasınız .

Ben Fransa’ya 2 yaşında gittim ve 16 sene orada kaldım. Eğitim sistemiyle, sokaklarıyla, güncel yaşantısıyla edindiğim birikimle size söyleyebilirim ki: yaşadıklarımın yazdıklarınızla hiç ama hiç alakası yok. İnsan haklarına, bireye, bireysel farklılıklara değer verir diyorsunuz, tabi o insanlar kara kafalı, Afrikalı, Arap veya Türk değillerse bu geçerlidir. Değil değer vermeyi, bu koşullarda size farklı olduğunuzu hissettiriyorlar hiç merak etmeyin.

Tabi ki onlar için “zaman paradır” çünkü hepsi robotlaşmış, katılaşmış, korku dolu yaşamlarından kaçabilmek için başka bir deyime sarılamıyorlar. İçinde debelendikleri kapitalist sistem zaten bunu gerektirmiyor mu?

Ortak yaşamdan söz ediyorsunuz, hangi ortak yaşamdan: paranoyak derecesinde insanın insandan korktuğu, komşunun komşudan çekindiği bir ortak yaşamdan mı söz ediyorsunuz? Gecekondu kültürü diyorsunuz:, Paris’in Champs Elysees’ine takılı kalmış olmasınız herhalde. Öncelikle işçi sınıfının örgütlenmesini ve ayaklanmasını engellemek için kentten uzak hazırlanmış ve sonradan yabancı ailelere kalan ghettoları ne çabuk unuttunuz. İnsan hakları ve hukuktan söz ediyorsunuz. Tabi bütün yabancıları kültür kaynaklarından uzak kentin dışındaki ghettolara tıkıştırıp ve Allah’a emanet bırakıp o bölgelere iş imkanı sunmayıp paso uyuşturucu bastırıp, Fransızların deyimiyle : “Madem bougnoulları (yabancı maymunlar) kendi rızalarıyla gitmeyecekler ve bu memleket hukuk devleti ya, onları zehirleyerek yok edelim ne de olsa kimse görmez. Burası Champs Elysees değil burası arka bahçe değil mi?

İlkokula yeni başlayan 6 yaşında bir kız çocuğunun müdürün karısından pis Türk, pis Arap laflarını duyarak, alfabeden önce “öteki” kavramını öğrenmesi mi insan hakları?

Hala 15 yıldır kendilerine vaat edilen konutlar ve oturma izinlerini fareler içindeki evlerinde beklerken, evleri kundaklanan ve yanarak ölen Afrikalı aile de mi insan haklarından ve hukuk sisteminde yararlanıyordu sizce?

Türkiye’de bir zamandan beri, haberlerde hemen hemen her akşam konu olan kapkaç, soygun, cinayet ve fuhuş olayları Avrupa’da artık bir rutin haline gelmiş durumdadır. Senelerdir devam eden işsizlik ve açlık yabancı insanları ister istemez bu yola sürüklemiştir. Bütün bu olanlar zaten Batılıların sömürge kültürünün doğal sonucu değil midir?

İnsan hakları geçmiş tarihte işçi sınıfının büyük mücadeleleriyle edinilmiş haklardır. Bugünkü hazıra konmuş burjuva yöneticilerinin ellerine kalmış olsaydı günün ışığını asla göremezlerdi. Bizim gibi yabancılara karşı bu hakların nasıl kullanıldığını biz okuyarak değil apaçık yaşayarak öğrendik.

Avrupa ülkelerini özgürlükler diyarı olarak gösterirken tüm boyutlarıyla ve arka bahçesiyle ve ekonomik çıkmazlarıyla göstermek gerekir. Bence siz de birçokları gibi ütopik dünyanızdan çıkıp gerçeklerle yüzleşmelisiniz. Aksi takdirde bir aydın olarak tarihe hesap vermek zorunda kalacaksınız.

 

Yorumlar
Sayın Kongar'ı yanlış anlamışsınız.O gecekondu kültüründen feodal toplum yapısını kast ediyor.Yani Türkiye henüz burjuva demokratik devrimi tamamlamış ve sanayileşmiş bir kapitalist ülke olmadığından göreli olarak sanayileşmiş batı kapitalizminden geridir demek istiyor.Yoksa bütün özel mülkiyet toplumlarında olduğu gibi batıda da sınıflar arası uçurum ve eşitsizlikler var.Yarı feodal ve yarı sömürge bir ülke olmamızdan dolayı varoşlarda hakim düşünce din olmuştur.İslamcı partilerin buralarda yoğun oy alması bunu kanıtlıyor.Oysa işçi sınıfının doğması ve halkın sınıfsal perspektiften bakış açısı kazanabilmesi için endüstrileşmek gerekiyor.Sayın Kongar, bunu kastetmiş; ancak sen onu suçlarcasına saldırmışsın zeynepciğim.
Gönderen Yasin Şahiner on Thursday, 26 January 2012 at 10:54

Sevgili Zeynep,
Sayin KONGAR ile fikirsel ayrilik yasadiginiz hususta elbette haklisin&var olan degil algilanan anlatilir hep degilmi..
Dogrudur.. insan haklari geçmiş tarihte işçi sınıfının büyük mücadeleleriyle elde edilmis haklardir..Avrupa ulkeleri yasam standartlari ovulerek Anadolu sinirlari icinde yetismis insan topluluklarina cazip hale getirilmeye calisilmamali , özendirilmemeli..ustelik bu isi toplumda aydin olarak anilan gozlemlerinin ve bilgilerinin gayet kiymetli oldugu ogrertileri ile topluma onder olma kimligi tasiyan sahislarin yapmamasi gerekiyor..
haklisin..kisiler yorum yapmadan once ya da tesvik kaynakli yazilar hazirlamadan once bilgilerini sinamak amacli yeteri veriyi tekrar tekrar sorgulamali,sosyolojik yergi tasiyacak ya da onermede bulunacak sunumlari icin menfi fikirlerini icinde bulundugu toplumu taniyarak yapmali..
tabi soz konusu menfaatin icinde cogunlugun faydasi gozetilerek menfi fikirler de soze getirilmeyecekse bireysel haklarin ifadesi,itirazlar,hak arayislari gibi kisisel beklentilerin aradigi yanitlar icin zemine malzeme olusmaz bunu da pek tabi biliyoruz.. Oyle anliyorum ki yasamsal savasimda guclukler gecirmis,dislanmislikla mucadelede salt kendi bulundugun yeri degil cogunlugun kondugu yeri kucuk yasta anlayarak su an ki fikir catismasina mevzu olan konunun ironisi ile omur boyu yasamis ve yasamsal hakkina ve yasamsal haklara gasba izin vermemek amaciyla hikayelerini dile getirmek senin de en dogal hakkin tabi..
Soze vermeye calistigin, aslinda fi tarihinde baslamis olan guclu zayif kumpasindan kaynaklanan bir izdirabin sesidir..sesinde yasamsal paylasimlar icinde oldugun kisilerin sesini duyuyor ve onlarinda yasamisliklarindan anladiklari ile ilgili olusmus bir fikir harmanina ait izler goruyorum..
bu sevindirici tabi..
yasami sorgulayip hakkım olana dokunacak sıfati muhim olmayan ellere elbette benimde vercegim yanitlar var..yasadiklarimiz hayatlarimiz farkli muhakkak lakin karsilastigimiz haksizliklara sessiz kalinmislik da malesef hep ayni...
ben derim ki,eleştirileriniz tenkitleriniz aydin sifati verilmiş ve bir gazetede aylikli calisan birinin ayligini haketmek icin kendisine verilen yeri doldurmaya calistigi sozlere degilde cogunluga 'bakin burasi avrupa! burda bana 'pis ...'oldugumu ogrettiler' basligi altinda yayima verilmis ve global degilde sadece size ait oldugunu dusunebilecegimiz yani zeynep kuray olarak anildiginizda akla gelecek bi yasam hikayesi olarak neşredilmis olmasaydi fikirlerinizi gormek istedegim yer..
neyse elbette yazilanlara ki cogunluga itafen yazildigi icin bir sizin degil hepimizin yanit vermesi gerekiyor..
basi bos yazilarla kimse kandirilmamali,ozendirilmemeli..
Siz bugun nerdesiniz..nasil bir yerdesiniz..anne ve babanizin ugruna 3,5 yilini dort duvar arasinda gecirdigi fikirdemisiniz meak ediyorum..oyle iseniz mutlu olacagim..
oyle iseniz bu ulkenin ozgurlugu adina bir kac mecmua adaminin 1.sinif hamur kagitlara doktugu kapitalist fikirleri ile mucadele etmekten geri durmayin ..ben ozgurluk adina ustume duseni kendi yasamsal ortamimda yasatmayi misyon edindim..biliyorum damlaya damlaya gol olur&yok edici sindirici guclere karsi buradayim bulundugum yerdeyim..sizlerleyim..sesime guc veren fikirleyim..
dostca kalin&
Gönderen sevim on Sunday, 26 November 2006 at 11:26

Sayın Zeynep Kuray,yazınız aydınlarımızın (kendi söylemleriyle)ve politikacılarımızın,devlet ödeneği kullanarak araştırma ve bilgilenme için gittikleri ülkelerde yalnızca turistik gezi yapma alışkanlıklarını açık biçimde doğrulamaktadır.umarım sizin gibi genç,araştırmacı bir yazarın kendini aydın sanan zibidilere atacağı tokatların devamı olur.iyi ki varsınız.saygılarımla
Gönderen eneleda1 on Thursday, 27 July 2006 at 2:59


 1  2  Sonraki Sayfa >
Sayfa 1 / 2 ( 3 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Özenilen Avrupa'nın Arka Bahçesi ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

 
left
Top! Top!
right