left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Cuma, 24 Kasım 2017
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Beyazlara Sövmenin Karşı Konulmaz Lezzeti! Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Çarşamba, 13 Temmuz 2016
Conflict- Marie Laywine, İngiltere - Pastel çizim

Conflict- Marie Laywine, İngiltere – Pastel çizim

Türkiye’nin gelmiş geçmiş en fırıldak siyaset kulübü olarak gösterebileceğimiz AKP, on küsur yıldır aynı numarayı tekrar ediyor, bir “Beyaz Türk” karikatürünü döverek iktidarını sürdüyor. Bu karikatür kimi zaman boğazda viskisini yudumlayan biri oluyor, kimi zaman mazlum kızların başörtüsünü çekiştiren bir cumhuriyet teyzesi. Bazen İzmirli bir “Yalı çocuğu” oluyor bazen bir plaza çalışanı ya da bir emekli amca. Söylemlerse hep aynı şekilde vücut buluyor : bu vatanı sevmeyen, ilk fırsatta bu ülkeyi terk etmeye hazır, halka yabancı, beleşçi… Ve bu karikatür tarif edilirken hep tüketim kalıplarına vurgu yapılıyor : Beyaz Türk’ümüz Starbaksta kahve içiyor, falanca diziyi seyrediyor, falan marka papuç ya da gömlek giyiyor, falan yere tatile gidiyor…. Bütün dolayımlarda hep aynı alt anlama gönderme yapılıyor : bunlar eski Türkiye’nin cebberut düzeninin ürünü olan vesayetçilerdir, İslam düşmanlarıdır, Kürt düşmanlarıdır.

Şüphesiz AKP bu karikatürü tek başına yaratmadı, zaten bunu yapabilecek akla sahip değildi. Ona bu akıl soldan ve liberallerden transfer edildi. Bütün bu etiketler, önce liberaller tarafından uyduruldu, daha sonra kimi solcular tarafından damıtıldı, süslendi, her niyete yenir hale getirildi. Tek başına vesayetçi demenin inandırıcı bir karşılığı olamayacağına göre bu kavramın bir kaç ucuz sınıf analiziyle renklendirilmesi gerekiyordu. Solcu gazetelerimizde köşe başlarını tutanlar, akademisyenlerimiz, yancı siyasetçilerimiz koşar adım imdada yetiştiler. Akademinin batıda çiğneyip posasını çıkarıp çoktan çöpe attığı kırık dökük üç beş kavramla “mel’un Beyaz Türk’ün” sınıfsal vaziyetini tayin ettiler:

Tasfiye halindeki aristokratlar…

Vesayetçi, laikçi küçük burjuvazi…

Ayrıcalıklarını kaybedince edepsizleşen seçkinler…

Proleter olduğunun bilincinde olmayan orta sınıf…

Çok alengirli laflar tabi, ama önemli olan işlevsel olmaları. Dünyanın başka bir memleketinde zerre ciddiye alınmayacak bu kahvehane analizleri bizde ülkenin düzenini değiştirmeye yetecek denli sert siyasi rüzgarlar yaratabiliyor. Amorf bir karikatür, sol-liberal takımının desteği ile sözde siyasi bir amile dönüşüyor, sağdan soldan demokratlarımız sahaya çıkıp bu amile karşı kahramanca savaşıyor. Breh, breh!

Ne kadar curcunalı, ne kadar cümbüşlü bir demokrasi alayı : en başta AKPciler, reisçiler, peşleri sıra Kürtçüler, liberaller, solcu akademikler, yancı siyaset erbabı, tetikçi kalkülatörler, her haltı bilen tivıtır kahramanları, havadan devrim kokusu alan teorisyen abiler, şarkıcılar, türkücüler, teyatrocular, hokkabazlar… İşte huzurlarınızda eski Türkiye’nin şer güçlerine karşı kutsal demokrasi ittifakı. Kime karşı? Bağdat Caddesi’nde kedi besleyen bir teyze, Göztepe parkında Sözcü Gazetesi okuyan emekli bir amca.. Haa bir de bunların Starbaks’ta kahve içen çocukları, torunları var. Eh tabi bu korkunç düşmanı ezmek için gerçekten yılmadan, gece gündüz çalışmak lazım değil mi?

Herhangi bir başlık, AKP’nin ortaya attığı herhangi bir düzenleme karşısında ilk tepkiyi kimselere yaranamayan bu “Beyaz Türkler” veriyor. Gezi İsyanı da bu insanlara dayandı, laiklik eylemleri de. Ama nedense günah keçisi de yine hep onlar. Her bahçenin kötülük dikeni olarak baştan yaftalılar. Bir Kürt düşmanı oluyorlar, bir darbeci, bir yeni Türkiye’nin önündeki takoza dönüşüyorlar, bir yabancı düşmanı ırkçılara.  İşte son konu Suriyelilere vatandaşlık verilmesi konusu.

AKP, bir kez daha “beyaz türkleri” tokatlamaya hazırlanıyordu ki bizim cenahtan bir isim AKP’cilerden önce davranıp ensemize tokatı patlattı. “Sizi gidi şuursuz, Strabaksçı, ırkçı orta sınıf sizi….”

Suriye’de savaşı kışkırtan AKP, ama suçlu “beyazlar”

Suriyelileri topraklarınıza sokmayın diye talimat veren PKK/HDP, ama suçlu “beyazlar”

Taşrada Suriyelileri linç etmeye kalkan AKP’ciler, HDP’ciler, ama suçlu “beyazlar”

Suriyelileri kullananlar, istismar edenler dinciler, ama suçlu “beyazlar”

AKP, bizim solcu takımından aldığı muz ortayı hiç kimseden almamıştır herhalde. Solcu yazarımız, Suriyelilere vatandaşlık projesinin karşısında yükseltilen tepkileri bize küfür etmenin taze bir gerekçesi olarak kullanıyor, hem de şip-şak bir sınıf analizi eşliğinde, araya Kürt düşmanlığımızı falan da sıkıştırarak. Ayıptır. Sadece bize değil, yazdığınız gazeteye, ünvanınıza, kendinize de ayıptır. Duyan da zanneder ki Türkiye’nin beyaz yakalıları öğlen aralarında Starbaks’larda örgütlenip sokaklarda Suriyeli avına çıkıyorlar.

Biraz insaf edin. Üzerinde çalışıp, üretip bir yaşam kurmaya çalıştıkları ve yıllardır her gün ırzına geçilen bir vatana sahip çıkmaya çalışan, emeklerinin, hayallerinin, çocukları için kurdukları gelecek tasarımlarının yok olmasını acıyla izleyen bu insanlara karşı vereceğiniz tek yanıt bu tip aşağılamalar mı olmalı? Tivıtırda, şurada burada gördüğünüz üç beş tane kabadayılıktan hareketle milyonlarca insanı tek hamleyle aynı kategoriye doldurup, aynı anda hem ahmak, hem korkak, hem de ırkçı ilan etmek sizin bilginize, görgünüze, tahsilinize yakışıyor mu? Velev ki biz sizin dediğiniz gibi işçi sınıfının şuursuz bir bölümüyüz, bizi bu şekilde aşağılayarak, döverek mi hizaya getireceksiniz?

Temel özelliğimiz kendimizi “eski Türkiye’nin sahibi sanmamızmış”. Size daha acı bir haber vereyim, biz kendimizi sadece eski Türkiye’nin değil, bugünkü Türkiye’nin de sahibi olarak görüyoruz ve bundan herhangi bir utanç duymuyoruz. Hangi koşul altına olursa olsun, hala ortak sevinçlerimiz, ortak acılarımız, ortak kaygılarımız var. Sadece atalarımızın mezarlarının değil çocuklarımızın istikbalinin de bu yurtta olduğunu biliyoruz. Uğruna bedel ödediğimiz, emeğimizi koyduğumuz, düşümüzü, varlığımızı bağladığımız bu ülkeyi kimselere kaptırmak istemiyoruz ve emin olun kaptırmayacağız. Ona yönelen her tecavüze bu kadar tepki vermemizin sebebi de budur. Biz yurdun sahibi olduğumuzu iddia etmekten çekinmeyiz, sandığınız türde aşağılık komplekslerini bizde aramayın, alkışlarla çevrenizi saran, söz söylemekten imtina ettiğiniz “Mondorosçulara, Sevrcilere” bakın.

Bu memleket işgal de gördü savaş da, kimlerin paçalarını toplayarak kaçtığı, şu ya da bu devletin eteklerine sığındığı, kimlerin o savaşlara girip halkın haysiyetini, vatanın namusunu kurtardığı, belgelerde kayıtlıdır. Hak öyle kötü günler bir kez daha göstermesin, ama böylesi bir durumda hangi kesimin Bulgar sınırında soluğu alacağı konusunda bu kadar emin olmayın, daha memleketin bayrağına, diline duydukları alerjiyi bile aşamamış adamlarla “kurtuluş mücadelesi” yapmayı umuyorsanız yanılırsınız.

Belli ki “beyazlara” sövmek, memleketimiz entelijansiyası için sağlam bir ikbal kapısıdır. Bilhassa medyaya hakim olan Kürtçü/liberal/batıcı kafalardan kocaman bir aferin almanın garantili yoludur, üstelik dincileri de az-çok mutlu ederek! Ama açık diyeyim, yıllardır liberallerin ve dincilerin çiğnediği bu argümanlar çoktan eskidi, hatta koktu, bizi böyle itip kakmanıza izin vermeyeceğiz. Daha önce Ece Temelkuran, Ezgi Başaran, Ümit Kıvanç, Nuray Mert, Oya Baydar, Roni Marguez gibi pek çokları buradan ekmek yemeye kalktılar ama boğazlarına dizildi. Eleştiri tamam, yergi tamam, ama derdiniz bizi döverek, bize küfür ederek alkış toplamaksa uzak durun, bize bu şekilde küfür etmeye kalkmayın, mahallemizin akıllısı da var delisi de, yanıtınızı alırsınız.

— // —

Bir de Birgün Gazetesi için not düşeyim, bizim kendi gazetemiz sayıp sahip çıktığımızın Birgün’ün sayfalarından bir kez daha en ağır hakeretlere maruz kalıyoruz. Kürt gençlerini Kürt kadınlarını istismar etmekte şampiyon olmuş çirkin bir katil için bile özür dileyen Birgün, sayfalarını -yıllardır- bize hakaret eden bu yazılarla dolduruyor. Samimiyetle soruyorum, gerçekten bu kadar değersiz miyiz? Biz “özür dile” kampanyaları düzenleyip, gazetemize saldırmadığımız, her koşulda sahip çıkmaya devam ettiğimiz için mi bu hakaretlerin ardı arkası kesilmiyor?


Deli Gaffar’ın Notları tamamen bağımsız bir kişisel blogtur. Hiçbir siyasi grup, medya kuruluşu ya da şirketin desteği olmadan yayın yapar.

Deli Gaffar’ı takip etmek için
Twitter : @DeliGaffar
Facebook : Gaffar Yakınca
Instagram :  deligaffar

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: Beyazlara Sövmenin Karşı Konulmaz L... ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2757
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 31441051
Syndicate
 
left
Top! Top!
right