left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Çarşamba, 22 Kasım 2017
 
 
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
"ÇANAKKALE İÇİNDE VURDULAR BENİ" Yazdır E-posta
Yazar TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)   
Cuma, 18 Mart 2016

 

 

 

Bu türkü bugüne kadar devrimciler tarafından hep söylenegelmiştir. Çünkü emperyalizme karşı verilen en büyük savaştır Çanakkale Savaşı. Aynı zamanda da yokluk içinde de olsa kararlılığın zalimleri nasıl durdurduğunun ve yendiğinin de destanıdır kuşkusuz. Bu savaş aynı zamanda da ortaya öyle bir komutan çıkardı ki, işte o komutan ülkenin yazgısını değiştirip Kurtuluş Savaşı'nı örgütledi, bir ülkenin topyekun emperyalizme karşı nasıl savaşıp başarı kazandığını gösterdi ve bütün mazlum dünya halklarına örnek oldu. İş bu noktada da kalmadı elbette, devamı geldi. Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı yerine Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Bir başka deyişle Anadolu insanının yüzlerce yıllık uykusu son buldu, uyanışla birlikte yurttaş olma bilinci ülke genelinde kök saldı.


Çanakkale Savaşı deyip geçmemek gerek. Bu savaş aynı zamanda da Bolşevik Devrimi'ne karşı emperyalistlerin kuşatma ve devrimi yok etme hayallerine de geçit vermedi.

İşte bugün, 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin birçok çevrelerce anması yapılacak. Bu anmalarda biliyoruz ki, bilinmesinin istenmediği pek çok kare ya tümden silinecek ya da silikleştirilecek. Bu kareler hiç kuşku yok ki, Mustafa Kemal'le ilgili bölümler olacak. Çünkü iktidarda öyle bir zihniyet var ki, bu zihniyet sözünü ettiğimiz karelerin hiçbirinde Mustafa Kemal'in görülmesini istemiyor. Hoş Mustafa Kemal'in olmadığı bir Çanakkale Zaferi nasıl olacaksa bunu da anlamak zor ya geldiğimiz nokta budur işte.

Çanakkale Zaferi ile ilgili söyleyeceğimiz pek çok şeyi saklı tutarak diyoruz ki, orada can veren atalarımızı anmak ve bu savaşta canlarını ortaya koyarak direnen Mustafa Kemal ve arkadaşlarını nesnel bir bakış açısıyla bugünlere taşımak bir görevdir diye düşünüyoruz.

Oysa bugün ülkenin içinde bulunduğu somut duruma baktığımız zaman iktidarın en tepesinde oturanlardan tutun da iktidarın çevresinde kümelenmiş olanlara kadar bambaşka bir resim çizerek sözde Çanakkale Zaferi'ni sahipleniyor görünseler de, işin içyüzü hiç de öyle değildir. Bunlar gerçeklerden uzak, Çanakkale Zaferi'ne dinsel bir içerikle baktıkları için Bu zaferin neden ve niçinlerini, bu savaşta dahiyane bir kahramanlık göstererek sonucun alınmasını sağlayan özellikle de Mustafa Kemal'i yokmuş gibi görürler ve göstermeye çalışırlar. Çünkü Çanakkale Zaferi gericilerin ve halk düşmanlarının emeği ile kazanılmış bir zafer değildir.

Hep dile getirdik, getireceğiz de. AKP iktidarı tam 14 yıldır iktidardadır ve bu iktidar döneminde hem ülkemize hem de Kuzey Afrika'dan tutun da Afganistan'a kadar sayısız ülkeye çok büyük zararlar verilmiştir. Emperyalist ABD ve ortaklarının plan ve programları doğrultusunda davranan AKP iktidarı, emperyalizmin bu bölgelerde oynadığı bütün oyunlarda rol sahibidir. Emperyalist dünya, Irak'ı parçalarken de, Libya'yı emperyalistlerin önüne atarken de, Suriye'yi bu hale getirirken de ne Recep Tayyip Erdoğan'ın ne de Ahmet Davutoğlu'nun oynadığı rolün unutulması olanaksızdır.

Yurtta barış, dünyada barış sözü bunlar için kırmızı çizgi olmuş, kim yurtta barış, dünyada barış diyorsa onlar bu iktidar tarafında düşman sayılmıştır. Çünkü bu muhteremler Osmanlı düşü gördükleri için ancak barış içerde ve dışarda yok edilirse amaçlarına ulaşacaklarını düşünmüşlerdir. Üstelik bu sözün Mustafa Kemal'e ait olduğu da düşünülürse bunların kırmızı görmüş boğa gibi davranmalarının da anlaşılmayacak bir yanı yoktur. Bir söz daha var Mustafa Kemal'e ait olan.

"SAVAŞ ZORUNLU KALINMADIKÇA BİR CİNAYETTİR."

Kuşkunuz olmasın ki, bu sözü Mustafa Kemal öylesine söylemiş birisi değildir. Mustafa Kemal ki, üç kıtada onlarca cephede savaşmış bir komutandır, savaşın korkunçluğunu bilecek kadar birikim ve vicdan sahibidir. AKP iktidarına gelince; AKP iktidarının bu gerçeği anlamak için ne bilgi birikimi ne de vicdanı vardır. Dediğimiz kanıtlayan o kadar çok şey var ki, bu konuda sadece Suriye'de yaşananlar gerçeği anlatmaya yeter de artar bile.

Evet, savaşın en önemli aktörleri bugünlerde AB ile mülteci pazarlığını tam bir Kayserili olarak yapacaklar. Ancak bugün böylesine büyük insanlık dramı haline gelen mülteci sorununun sorumluları da bu Kayserili kafa bezirganlardır.

Emperyalizme ülkemizde ve bölgede geçit veren her kim ya da kimler olursa olsunlar halk düşmanıdırlar, insanlık düşmanıdırlar. Yine emperyalist dünyaya yaslanarak gelecek arayanların gerçeğini de böyle okumak gerekiyor. Kürt sorununa bu bağlamda yaklaşanlar hiç unutmayalım ki, değil bölgede halkların kardeşleşmesi ve barış içinde yaşamalarını istemek, tam tersine düşmanlaşmanın en üst düzeyde örgütleyicisidirler.

Sonuç olarak biz devrimciler Çanakkale Türküsünü çok söyledik. Çünkü biz devrimcilerin mayası emperyalizme ve kapitalizme karşı çıkmayı gerektiren bir maya.

Başka türlü bütün mayalar öyle ekşimişlerdir ki, mayaları ekşi olanları devrimcilikle, sosyalistlikle ilişkilendirmek gerçekten de olası değildir.

 
< Önceki   Sonraki >

Yorumlar

Şu anda herhangi bir yorum yapılmamış - Aşağıdaki formu kullanarak yorum ekleyebilirsiniz...


Sayfa 1 / 0 ( 0 yorum )

Bu makale için yorum ekleyin: "ÇANAKKALE İÇİNDE VURDULAR BENİ" ...

İsim (gerekli)

E-Posta (gerekli)
E-Posta adresiniz sitede görüntülenmeyecektir
Web Siteniz

Yorum

Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
Makaleler: 2757
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 31405819
Syndicate
 
left
Top! Top!
right